Tavırları coşkulu değildi.Njegov način ni bil Ponesen.
Tavırları coşkulu değildi.Sa manière n'était pas expansif.
Tavırları coşkulu değildi.Sein Benehmen war nicht überschwenglich.
Tavırları coşkulu değildi.Sikapnya tidak berlebihan.
Tavırları coşkulu değildi.Zijn manier was niet uitbundig.
Tavırları coşkulu değildi.Ο τρόπος του δεν ήταν διαχυτικός.
Tavırları coşkulu değildi.Его манера была не экспансивный.
Tavırları coşkulu değildi.Його манера була не експансивний.
Tavırları coşkulu değildi.Неговият начин, който не е прочувствен.
Tavırları coşkulu değildi.התנהגותו לא היתה משתפכת.
Tavırları coşkulu değildi.وكان أسلوبه ليس بشكل مفرط.
Tavırları coşkulu değildi.これは、ほとんどだった。しかし、彼は喜んでいた、私が思うに、し
Tavırlarınıza hala hakim değilim.Eu ainda não aprendi totalmente suas boas maneiras.
Tavırlarınıza hala hakim değilim.Ik heb uw goede manieren nog niet onder de knie.
Tavırlarınıza hala hakim değilim.Je n'ai pas encore maîtrisé vos manières.
Tavırlarınıza hala hakim değilim.Ještě jsem se nenaučila vašim způsobům.
Tavırlarınıza hala hakim değilim.Non ho ancora la padronanza delle vostre maniere.
Tavırlarınıza hala hakim değilim.Todavía no domino sus modales.
Tavırlarınıza hala hakim değilim.Δεν έχω ακόμα εξοικειωθεί με τα ήθη σας.
Tavırlarınıza hala hakim değilim.Я еще не научилась вашим манерам.
Tavır şudur, 'Benim için farketmez neyin geldiği.'la actitud es: 'No me importa lo que venga'
Tavır şudur, 'Benim için farketmez neyin geldiği.'Состояние: "Я не возражаю против того, что приходит".
Tavır takınmaktan korkmuyorumJa sa nebojím , Aby zaujali stanovisko
Tavır takınmaktan korkmuyorumJe me sens bien et je n'ai pas peur De prendre position
Tavır takınmaktan korkmuyorumJe n'ai pas peur De prendre position
Tavır takınmaktan korkmuyorumNu-mi este frica sa ma impotrivesc
Tavır takınmaktan korkmuyorumNu-mi este frica Sa ma impotrivesc
Tavır takınmaktan korkmuyorumSub realizata de : Teodorovici89
Tüm o bencil, kendini beğenmiş tavırlarıyla beraber bu adam ne yaptığını biliyordu.Ano, byl egoistický, samolibý, ale dobře věděl, co dělá.
Tüm o bencil, kendini beğenmiş tavırlarıyla beraber bu adam ne yaptığını biliyordu.Era desde luego un egotista, narcisista, pero el tipo sabía lo que hacía.
Tüm o bencil, kendini beğenmiş tavırlarıyla beraber bu adam ne yaptığını biliyordu.Era sopra ogni modo egoista, era narcisista, ma quel ragazzo sapeva cosa stava facendo.
Tüm o bencil, kendini beğenmiş tavırlarıyla beraber bu adam ne yaptığını biliyordu.Er war aussderdem sehr egoistisch, er war narzistisch, aber der Typ wusste, was er tat.
Tüm o bencil, kendini beğenmiş tavırlarıyla beraber bu adam ne yaptığını biliyordu.확실히 그는 자기중심적이고, 자기도취적이었지만, 자신이 뭘 하는지 아는 놈이었습니다
Tüm o bencil, kendini beğenmiş tavırlarıyla beraber bu adam ne yaptığını biliyordu.Por todos os parâmetros ele era muito egoísta, narcisista, mas, o cara sabia o que estava fazendo.
Tüm o bencil, kendini beğenmiş tavırlarıyla beraber bu adam ne yaptığını biliyordu.Wedle wszelkich standartów był on narcystycznym egoistą, ale gość wiedział, co robi.
Tüm o bencil, kendini beğenmiş tavırlarıyla beraber bu adam ne yaptığını biliyordu.Он был эгоистичным, нарцистичным, но знал, что делал.
Tüm o bencil, kendini beğenmiş tavırlarıyla beraber bu adam ne yaptığını biliyordu.По всички критерии бил изключително егоцентричен и нарцистичен, но поне знаел какво прави.
Tüm o bencil, kendini beğenmiş tavırlarıyla beraber bu adam ne yaptığını biliyordu.وبكل المقاييس فقد كان مغروراً جداً، وكان نرجسي، ولكنه كان يعرف جيداً ماذا يفعل.
Tüm o bencil, kendini beğenmiş tavırlarıyla beraber bu adam ne yaptığını biliyordu.けど、みんな、彼のことを信頼していた。 そして、ナポレオンはさらに有名になった。
Uygurlara ve Tibetlilere karşı tavırlarındaki gibi.Aşa se explică atitudinea lor, de exemplu, faţă de uiguri şi tibetani.
Uygurlara ve Tibetlilere karşı tavırlarındaki gibi.Assim se compreende a sua atitude, por exemplo, com os uigures e com os tibetanos.
Uygurlara ve Tibetlilere karşı tavırlarındaki gibi.Da qui il loro atteggiamento, per esempio, nei confronti degli Uyghurs o dei Tibetani.
Uygurlara ve Tibetlilere karşı tavırlarındaki gibi.De ahí su actitud, por ejemplo, hacia los uigures y los tibetanos.
Uygurlara ve Tibetlilere karşı tavırlarındaki gibi.Derfor deres attitude for eksempel over for uighurerne og tibetanerne.
Uygurlara ve Tibetlilere karşı tavırlarındaki gibi.D'où par exemple leur attitude envers les Ouïghours et les Tibétains.
Uygurlara ve Tibetlilere karşı tavırlarındaki gibi.Entsprechend zum Beispiel ihr Verhalten gegenüber den Uiguren und den Tibetern.
Uygurlara ve Tibetlilere karşı tavırlarındaki gibi.Ezért olyan a hozzáállásuk például az ujgurokhoz és a tibetiekhez, amilyen.
Uygurlara ve Tibetlilere karşı tavırlarındaki gibi.따라서 그들의 태도는 예를 들자면 우굴이나 티베트에게 하는 것과 같은 것입니다.
Uygurlara ve Tibetlilere karşı tavırlarındaki gibi.Nên thái độ của họ, ví dụ đối với những người Uyghurs và Tibetans.
Uygurlara ve Tibetlilere karşı tavırlarındaki gibi.Oleh karena itu sikap mereka, misalnya, terhadap orang Uighur dan orang Tibet.
Uygurlara ve Tibetlilere karşı tavırlarındaki gibi.Pomislite, na primer, na njihov odnos do Ujgurov in Tibetancev.
Uygurlara ve Tibetlilere karşı tavırlarındaki gibi.Stąd ich nastawienie do, choćby, Ujgurów czy Tybetańczyków.
Uygurlara ve Tibetlilere karşı tavırlarındaki gibi.Tästä johtuu esimerkiksi heidän suhtautumisensa uiguureihin ja tiibettiläisiin.
Uygurlara ve Tibetlilere karşı tavırlarındaki gibi.Vandaar hun houding, bijvoorbeeld, tegenover de Oeigoeren en de Tibetanen.
Uygurlara ve Tibetlilere karşı tavırlarındaki gibi.Z toho pramení jejich přístup například k Ujgurům a Tibeťanům.
Uygurlara ve Tibetlilere karşı tavırlarındaki gibi.Εξ ου και η στάση τους, για παράδειγμα, απέναντι στους Ουιγούρους και τους Θιβετιανούς.
Uygurlara ve Tibetlilere karşı tavırlarındaki gibi.Звідси їх ставлення, наприклад, до уйгурів та тибетців.
Uygurlara ve Tibetlilere karşı tavırlarındaki gibi.Оттам идва и тяхното отношение, например, към Уйгурите и Тибетците.
Uygurlara ve Tibetlilere karşı tavırlarındaki gibi.Этим объясняется их отношение, например, к уйгурам и тибетцам.