Ana içeriğe geç
Sözlük

tatmin ile cümle

tatmin kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
(Allah ona) “İnanmıyor musun?” deyince, “Hayır (inandım) ancak kalbimin tatmin olması için” demişti.Porém, ele confiava em seu talento e dizia: Meu tempo há de chegar!
Seçilen V bileşenleri denklemi tatmin etmek zorundadır.Então existe uma valoração v que satisfaz Γ.
Bu sonuç baya tatmin ediciydi.O resultado foi extremamente satisfatório.
20 yıldan fazla bir süre Erma isimli bir kadınla tatminkâr bir evlilik sürdürmüştür.Por mais de vinte anos, ele manteve um casamento estável e amoroso com uma mulher chamada Erma.
Bu ikinci yöntemde görüntü kalitesi çok tatminkar değildir.O uso da magia é menos importante nesta segunda série.
Maraj, grubun başarısından tatmin olmadığı için gruptan ayrıldı.Minaj deixou o grupo, insatisfeita com a falta de sucesso.
Yahudilerin günlük yaşamı oldukça tatmin ediciydi.A expansão econômica dos judeus foi muito importante.
Ticari açıdan başarı kazanan kitap, dönemim eleştirmenlerini tatmin etmedi.Grande sucesso de público à época da publicação, o livro não foi bem visto pela crítica.
Böylece dışlama ilkesi tatmin edici bir hal alır.Essa colocação fez do aborto, por exemplo, algo aceitável.
Ancak işçiler hala tatmin olmamıştı.De oprichters waren echter nog niet tevreden.
Sözsel olarak cinsel tatmin isteği işlenmiştir.Met eerbaarheid wordt hier de seksuele eerbaarheid bedoeld.
Bu sonuç baya tatmin ediciydi.Het resultaat was zeer teleurstellend.
Dünya ihtiyaçlarımızı tatmin edebilir ancak hırsımızı değil.De aarde kan voorzien in onze behoeften, maar niet in onze hebzucht.
Böylece herkes tatmin olur ve opera sona ererken düğün eğlenceleri başlar.Do ślubu dochodzi, zaś operę kończy scena finałowa, podczas której wszyscy tańczą hopaka.
Duman severlerini tatmin etmenin en kolay yolu buydu.Stanowi on najłatwiejszy sposób dotarcia do kotła.
İzlenimcilerin ilk sergileri olan bu sergi, onları çok tatmin etmese de karamsarlığa da itmedi.Przykra wrzawa wokół tych pierwszych piosenkarskich prób nie zraziła go jednak.
Bu romanların sonunun "duygusal tatmin edici ve iyimser biten" olması gerekmektedir.Dessutom måste en kärleksroman ha en känslomässigt tillfredsställande och optimistiskt slut."
Duman severlerini tatmin etmenin en kolay yolu buydu.Syftet med bruket var att blidka platsens ande.
Çocuk sürekli sorgulandığında sadece soru soranları tatmin etmek için hafızasını zorlayabilir.När jag betraktar min barndom ser jag endast mina reaktioner.
Ancak Catherine hiçbir zaman tatmin olmaz ve sevgili seçimi ile ilgili sürekli karar değiştirir.Але Катерина вічно незадоволена і постійно змінює свій вибір в любові.
Aslında Bruce'un özel yaşamında da birtakım tatminsizlikleri vardır.У особистому житті у Роберта теж усе непросто.
Duman severlerini tatmin etmenin en kolay yolu buydu.Це значно полегшило штурм Азова.
"Hadise, Kim Bu Tatminsiz Diva?".«То ти і є той самий Вано?»
O her zaman tatminsiz.Він завжди незадоволений.
Sonuç onu tatmin edecek.Результат його задовільнить.
Ancak bu çalışmalarda mayın hatları üzerinde tatminkar bir sonuç elde edilemedi.Nepodařilo se naopak nalézt dohodu přímo v oblasti snižování emisí.
Ancak işçiler hala tatmin olmamıştı.Ani se studenty nebyl spokojen.
Böylece analitik anlamlar gerekli durumlarda sonuç çıkarmada tatmin edici olmak zorunda.Analytik musí být tedy schopen správně předpovídat určité skutečnosti.
Bu toplantının amacı her iki taraf içinde tatminkar olabilecek bir uzlaşmaya varmaktı.Hledejte zastřešující cíl, jenž by umožňoval vyvážený úspěch obou stran.
Çalışmamak, çalışmaktan daha tatmin edici bir durum olarak kabul edilir.A nu munci este considerat drept o stare de lucruri mai satisfăcătoare decât a munci.
Bu romanların sonunun "duygusal tatmin edici ve iyimser biten" olması gerekmektedir.În plus, un roman de dragoste trebuie să aibă un „final satisfăcător emoțional și optimist”.
Bu anlaşma János Zsigmond Zápolya'yı tatmin etmedi.Acest tratat nu i-a mulțumit nici pe Ferdinand, nici pe Ioan Zapolya.
Bu romanların sonunun "duygusal tatmin edici ve iyimser biten" olması gerekmektedir.Ezen felül a romantikus regényeknek érzelmileg kielégítő és optimista befejezéssel kell rendelkezniük.
Bu ikinci yöntemde görüntü kalitesi çok tatminkar değildir.A második axióma már közel sem ilyen természetes.
Bu sonuç baya tatmin ediciydi.Ezek eredménye kielégítő volt.
Zevk almaya çalışmak ve zevklere tatmin elde edilene dek dalmak.Megvetették az élvezetek, a gyönyör hajszolását.
Lakin Arcanilerin varlığına dair tatmin edici bulgular ve kanıtlar mevcuttur.Az avarok ittlétét is igazolják régészeti feltárások és tárgyi bizonyítékok.
Ancak işçiler hala tatmin olmamıştı.Kaikki kansalaiset eivät olleet kuitenkaan tyytyväisiä.
Çok yorulduğu ancak tatmin olmadığı söylenir.Me kelattiin et se on vähän tylsää.
Politikamız müşterilerimizi tatmin etmektir.Meidän toimintaperiaatteemme on asiakkaan tyytyväisyys.
Ancak yine de tatmin olmadı ve son olarak American Life adında karar kıldı.Όμως, δεν ήταν ικανοποιημένοι ούτε με αυτό το όνομα και οριστικοποιήθηκε ως "American Life".
Temiz (clean) ses tatmin edici değildir.Η θεωρία Θ δεν είναι πλήρης (είναι μη πλήρης).
Enteresan teorilere karşın gondol kelimesinin kaynağı hakkında tatmin edici bir açıklama yoktur.Δεν υπάρχει καμμία ικανοποιητική θεωρία για την προέλευσή τους.
Genelkurmay Başkanlığı'ndan kamuoyunu tatmin edici bir açıklama bekliyoruz." dedi.Η διοίκηση του σταθμού τον ευχαριστεί για την άψογη συνεργασία».
Ancak işçiler hala tatmin olmamıştı.Η σχέση τους όμως δεν ήταν ευτυχισμένη.
Tatmin olmuş, doyuma ulaşmış.Op med humøret – prekæriatet kommer.
Bu toplantının amacı her iki taraf içinde tatminkar olabilecek bir uzlaşmaya varmaktı.Denne debat endte med en konsensus om, at begge instrumenter generelt kan spille en rolle.
Aspasia, özellikle Perikles’in sapıklıklarını tatmin edebilmek için Atinalı kadınları ayartmakla suçlandı.Aspasia ble særlig anklaget for å korrumpere kvinnene i Athen, for å tilfredsstille Perikles' perversjoner.
Ancak işçiler hala tatmin olmamıştı.Noen fans var dog ikke fornøyd.
Bütün tarafları tatmin edebilecek çözümler üretilmeye çalışıldı fakat bunlar sonuçsuz kaldı.Det ble gjort flere forsøk på å løse situasjonen og tilfredsstille alle parter, men disse var mislykkede.
Duman severlerini tatmin etmenin en kolay yolu buydu.Formålet med vegen var å gjøre det lettere å komme inn til jaktterrenget.
Fakat o insanı daha aç yapar/En çok tatmin ettiği zaman."Bila berjumpa dengan manusia, maka ia sangat ceria dan menghadapkan wajahnya kepadanya.
(Allah ona) “İnanmıyor musun?” deyince, “Hayır (inandım) ancak kalbimin tatmin olması için” demişti.Isa menjawab, "Maha Suci Engkau, tidaklah patut bagiku mengatakan apa yang bukan hakku (mengatakannya).
Böylece güçsüzlerin bu eylemlerle tatmin olup acılarını unutmalarını sağlar.Dengan cara ini mereka bisa merasa bahagia dan melupakan kesedihan.
Genelkurmay Başkanlığı'ndan kamuoyunu tatmin edici bir açıklama bekliyoruz." dedi."Sidang Pemimpin Syiah Sampang Minta Dipindahkan".
Temel cebir teoreminin ve ikinci dereceden karşıtlık yasasının ilk tatmin edici ispatlarını sundu.Ông đã đưa ra chứng minh đầu tiên của định lý cơ bản của đại số và của luật tương hỗ bậc hai.
Daha sonra Storm heel oldu ve seyircileri tatmin etmekten sıkıldığını söyledi.Các khán giả đang buồn chán sau đó thức dậy và ngây người ra.
Bütün tarafları tatmin edebilecek çözümler üretilmeye çalışıldı fakat bunlar sonuçsuz kaldı.すべての当事者が満足いくようにこの状況を解決しようとする試みがなされたが、失敗に終わった。
Çok yorulduğu ancak tatmin olmadığı söylenir.疲れていたというのは、言わされた。
Temel cebir teoreminin ve ikinci dereceden karşıtlık yasasının ilk tatmin edici ispatlarını sundu.彼は代数学の基本定理と平方剰余の相互法則に、最初の満足できる証明を与えた。
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod