Ana içeriğe geç
Sözlük

tatmin ile cümle

tatmin kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
11
ORT. KELİME
İş: anlamlı ve tatmin edici çalışmaların içinde olmak.Munka: olyan tevékenységekben részt vállalni, amelyek számunkra értelmesnek és kielégítőnek számítanak.
İş: anlamlı ve tatmin edici çalışmaların içinde olmak.Pekerjaan: terlibat dalam aktifitas yang bermakna dan memuaskan.
İş: anlamlı ve tatmin edici çalışmaların içinde olmak.Praca: angażowanie się w aktywności, które mają znaczenie i są satysfakcjonujące.
İş: anlamlı ve tatmin edici çalışmaların içinde olmak.Práca: zapájanie sa do aktivít, ktoré sú zmysluplné a uspokojujúce.
İş: anlamlı ve tatmin edici çalışmaların içinde olmak.Práce: účast v činnostech, které jsou smysluplné a uspokojující.
İş: anlamlı ve tatmin edici çalışmaların içinde olmak.Trabajo: participar en actividades significativas y gratificantes.
İş: anlamlı ve tatmin edici çalışmaların içinde olmak.Trabalho: participar em atividades significativas e gratificantes.
İş: anlamlı ve tatmin edici çalışmaların içinde olmak.Werk: deelnemen aan activiteiten die zinvol zijn en tevreden stellen.
İş: anlamlı ve tatmin edici çalışmaların içinde olmak.Εργασία: Η ενασχόληση με δραστηριότητες που έχουν νόημα και προσφέρουν ικανοποίηση.
İş: anlamlı ve tatmin edici çalışmaların içinde olmak.Работа: принятие участия в деятельности, которая имеет смысл и приносит удовлетворение.
İş: anlamlı ve tatmin edici çalışmaların içinde olmak.Работа: участие в дейности, които са значими и удовлетворяващи.
İş: anlamlı ve tatmin edici çalışmaların içinde olmak.אהבה: ניהול מוצלח של קשרים עם האנשים הקרובים אלינו ועם הקהילות שאנחנו חלק מהן.
İş: anlamlı ve tatmin edici çalışmaların içinde olmak.والعمل : يعني الانخراط بمهام مرضية وذات مغزى
İş: anlamlı ve tatmin edici çalışmaların içinde olmak.満足をもたらす活動に従事することです もし周囲の人との関係がうまくいっていて
İşin aslı şu ki bizler dünya tarafından farklı şekillerde tatmin edilmek üzere geliştik.A lényeg igazán az, hogy úgy fejlődtünk ki, hogy a világ bizonyos módokon elégít ki bennünket.
İşin aslı şu ki bizler dünya tarafından farklı şekillerde tatmin edilmek üzere geliştik.A questão é, na verdade que evoluímos de forma a ser satisfeitos pelo mundo de formas particulares.
İşin aslı şu ki bizler dünya tarafından farklı şekillerde tatmin edilmek üzere geliştik.Concluzia e că noi am evoluat ca să fim satisfăcuţi de lume în diferite feluri.
İşin aslı şu ki bizler dünya tarafından farklı şekillerde tatmin edilmek üzere geliştik.E il punto è che ci siamo evoluti per essere soddisfatti dal mondo in modi particolari.
İşin aslı şu ki bizler dünya tarafından farklı şekillerde tatmin edilmek üzere geliştik.En het punt is eigenlijk dat we geëvolueerd zijn om bevredigd te worden door de wereld op een bepaalde manier.
İşin aslı şu ki bizler dünya tarafından farklı şekillerde tatmin edilmek üzere geliştik.Intinya adalah Kita berkembang menjadi mahluk yang dipuaskan oleh dunia kita dalam hal-hal tertentu.
İşin aslı şu ki bizler dünya tarafından farklı şekillerde tatmin edilmek üzere geliştik.그리고 중요한 것은 우리는 특정한 방법으로 세상에 의해서 만족하기 위해 진화한다는 것입니다.
İşin aslı şu ki bizler dünya tarafından farklı şekillerde tatmin edilmek üzere geliştik.Le fait est vraiment que nous avons évolué pour être satisfaits par le monde de manière particulière.
İşin aslı şu ki bizler dünya tarafından farklı şekillerde tatmin edilmek üzere geliştik.Och poängen är att vi har utvecklats för att stimuleras av den här världen på särskilda sätt.
İşin aslı şu ki bizler dünya tarafından farklı şekillerde tatmin edilmek üzere geliştik.Og pointen er virkelig at vi udviklede os til at være tilfredse med verden på bestemte måder.
İşin aslı şu ki bizler dünya tarafından farklı şekillerde tatmin edilmek üzere geliştik.Và mục đích chính chính là chúng ta đã phát triển để trở nên thỏa mãn với thế giới qua nhiều cách khác nhau.
İşin aslı şu ki bizler dünya tarafından farklı şekillerde tatmin edilmek üzere geliştik.Vtip je v tom, že jsme si zvykli být uspokojeni určitým způsobem.
İşin aslı şu ki bizler dünya tarafından farklı şekillerde tatmin edilmek üzere geliştik.Wyewoluowaliśmy tak, by świat nas zaspokajał w konkretny sposób.
İşin aslı şu ki bizler dünya tarafından farklı şekillerde tatmin edilmek üzere geliştik.Y la idea es en verdad que evolucionamos para que el mundo nos satisfaga de maneras particulares.
İşin aslı şu ki bizler dünya tarafından farklı şekillerde tatmin edilmek üzere geliştik.Въпросът е в това, че ние сме еволюирали да бъдем задоволени от света по определени начини.
İşin aslı şu ki bizler dünya tarafından farklı şekillerde tatmin edilmek üzere geliştik.И дело в том, что мы эволюционировали так, что бы мир мог удовлетворить нас определёнными путями.
İşin aslı şu ki bizler dünya tarafından farklı şekillerde tatmin edilmek üzere geliştik.והנקודה היא באמת שאנחנו מתפתחים להיות מסופקים על ידי העולם בדרכים מסוימות
İşin aslı şu ki bizler dünya tarafından farklı şekillerde tatmin edilmek üzere geliştik.و النقطة المهمة هي حقاً أننا تطورنا ليتم إرضاؤنا بواسطة العالم بطرق معينة.
İşin aslı şu ki bizler dünya tarafından farklı şekillerde tatmin edilmek üzere geliştik.進化と通じて 限られた方法でしか 充足感を感じないようになりました 幾千年を経て
İyi hissetmeye, entelektüel olarak tatmin olmaya çalışıyordum.あらゆるものを仕事で得ていたわ
"Kemiklerim sızlıyor. Doğumdan ölüme gidiyorum. Asla tatmin olmadım.Człowiek rodzi się i umiera nie będąc nigdy zadowolonym.
"Kemiklerim sızlıyor. Doğumdan ölüme gidiyorum. Asla tatmin olmadım.삭신은 쑤시고. 영원히 살 것도 아닌 데 죽기 전에 원 없이 가져야지.
"Kemiklerim sızlıyor. Doğumdan ölüme gidiyorum. Asla tatmin olmadım.Tulang-tulang saya sakit. saya beranjak dari lahir hingga mati. saya tidak pernah puas.
"Kemiklerim sızlıyor. Doğumdan ölüme gidiyorum. Asla tatmin olmadım.עצמותיי כואבות, אני נע מלידה למוות. אני אף פעם לא מרוצה.
"Kemiklerim sızlıyor. Doğumdan ölüme gidiyorum. Asla tatmin olmadım.عظامي تؤلمني . واعيش من مولدي حتى مماتي . لا اشعر أبدا بالرضا
"Kemiklerim sızlıyor. Doğumdan ölüme gidiyorum. Asla tatmin olmadım.まだ足りない、私は億万長者だけれどまだ足りない。
Keyif arayışının hayattan tatmin olmakla neredeyse hiç bağlantısı olmadığı sonucu çıktı.A reieşit că urmărirea plăcerii nu contribuie aproape deloc la satisfacţia vieţii.
Keyif arayışının hayattan tatmin olmakla neredeyse hiç bağlantısı olmadığı sonucu çıktı.Det visade sig att sökandet efter njutning nästan inte bidrar alls till livstillfredsställelsen.
Keyif arayışının hayattan tatmin olmakla neredeyse hiç bağlantısı olmadığı sonucu çıktı.Det viser sig at jagten på glæde næsten ikke har nogen indvirkning på livstilfredshed.
Keyif arayışının hayattan tatmin olmakla neredeyse hiç bağlantısı olmadığı sonucu çıktı.E' risultato che la ricerca del piacere non da alcuna soddisfazione alla vita.
Keyif arayışının hayattan tatmin olmakla neredeyse hiç bağlantısı olmadığı sonucu çıktı.Het blijkt dat het nastreven van plezier bijna geen bijdrage levert aan levensgeluk.
Keyif arayışının hayattan tatmin olmakla neredeyse hiç bağlantısı olmadığı sonucu çıktı.Hóa ra những lạc thú gần như không đóng góp cho sự thỏa mãn với cuộc sống.
Keyif arayışının hayattan tatmin olmakla neredeyse hiç bağlantısı olmadığı sonucu çıktı.Izkazalo se je, da prizadevanje za užitek skoraj nič ne pripomore k višjemu zadovoljstvu z življenjem.
Keyif arayışının hayattan tatmin olmakla neredeyse hiç bağlantısı olmadığı sonucu çıktı.Kiderült, hogy az élvezetek hajhászásának szinte semmilyen hatása nincs az elégedettség érzésére.
Keyif arayışının hayattan tatmin olmakla neredeyse hiç bağlantısı olmadığı sonucu çıktı.즐거움의 추구는 삶의 만족도의 거의 공헌하지 못하는 것으로 나타났습니다.
Keyif arayışının hayattan tatmin olmakla neredeyse hiç bağlantısı olmadığı sonucu çıktı.Okazuje się, że pogoń za przyjemnością prawie nie ma wpływu na zadowolenie z życia.
Keyif arayışının hayattan tatmin olmakla neredeyse hiç bağlantısı olmadığı sonucu çıktı.Osoittautuu, että nautintojen tavoittelu ei vaikuta melkein ollenkaan tyytyväisyyteen elämästä.
Keyif arayışının hayattan tatmin olmakla neredeyse hiç bağlantısı olmadığı sonucu çıktı.Resulta que la búsqueda de placer casi no contribuye a la satisfacción de vida.
Keyif arayışının hayattan tatmin olmakla neredeyse hiç bağlantısı olmadığı sonucu çıktı.Stellt sich heraus, dass Streben nach Vergnügen fast gar nichts zur Lebenszufriedenheit beiträgt.
Keyif arayışının hayattan tatmin olmakla neredeyse hiç bağlantısı olmadığı sonucu çıktı.Ternyata, pencarian kesenangan hampir tidak memiliki kontribusi apa pun terhadap kepuasan hidup.
Keyif arayışının hayattan tatmin olmakla neredeyse hiç bağlantısı olmadığı sonucu çıktı.Ukázalo se, že snaha o dosažení potěšení nemá skoro žádné přispění k životní spokojenosti.
Keyif arayışının hayattan tatmin olmakla neredeyse hiç bağlantısı olmadığı sonucu çıktı.Виявилося, що прагнення задоволення не має абсолютно ніякого впливу на те, наскільки людина задоволена життям.
Keyif arayışının hayattan tatmin olmakla neredeyse hiç bağlantısı olmadığı sonucu çıktı.Оказалось, стремление к удовольствию практически не влияет на удовлетворённость жизнью.
Keyif arayışının hayattan tatmin olmakla neredeyse hiç bağlantısı olmadığı sonucu çıktı.Оказва се, че стремежът към удоволствие няма почти никакъв принос за удовлетворението от живота.
Keyif arayışının hayattan tatmin olmakla neredeyse hiç bağlantısı olmadığı sonucu çıktı.התברר שהמרדף אחר הנאות כמעט ולא תורם לסיפוק בחיים.
Keyif arayışının hayattan tatmin olmakla neredeyse hiç bağlantısı olmadığı sonucu çıktı.تبيّن لنا أن السعي وراء السعادة -تقريبا - لا يساهم في درجة الرضاء عن الحياة.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod