Her adımda kişisel ve finansal tatmin ve her adımda özel bir destek sunuyoruzOfrecemos realización personal y financiera y apoyo dedicado en cada paso del camino.
Her adımda kişisel ve finansal tatmin ve her adımda özel bir destek sunuyoruzنحن نقدم الاكتفاء الشخصي والمالي والدعم المتفاني في كل خطوة تخطوها في طريقك.
Herhangi bir karbon icerigine sahip degiller. Tatmin edilmeleri icin maddesel seylere gereksinimleri yok.Sie setzen kein CO2 frei, sie brauchen zur Umsetzung nicht viel materielle Güter.
Her nasılsa. Yine de, ilk zamanlar pek tatminkâr değildi.Ну и, в общем, конечно, в первый раз было нелегко...
Her neyse, umarım tatmin edici olmuştur. Bir dahaki videoda görüşmek üzere. "Tak czy owak, mam nadzieję, że to spełniło Wasze oczekiwania.
Her neyse, umarım tatmin edici olmuştur.De todos modos, esperemos que encontraste ese cumplimiento.
Her neyse, umarım tatmin edici olmuştur.Doufám, že se vám důkaz líbil.
Her neyse, umarım tatmin edici olmuştur.على اي حال، اتمنى انكم وجدتم ذلك وافياً
Hiçbir uyanık insan politikacı olamaz, çünkü egolarını tatmin emek için hiç arzuları kalmamıştır.Geen ontwaakte zal politicus worden, omdat hij er niet naar verlangt zijn ego te vervullen.
Hiçbir uyanık insan politikacı olamaz, çünkü egolarını tatmin emek için hiç arzuları kalmamıştır.Ingen uppvaknad person kommer att bli politiker, därför han har ingen önskan att tillfredsställa sitt ego.
Hiçbir uyanık insan politikacı olamaz, çünkü egolarını tatmin emek için hiç arzuları kalmamıştır.Kein erwachter Mensch wird ein Politiker, weil er kein Verlangen hat, sein Ego zu befriedigen.
Hiçbir uyanık insan politikacı olamaz, çünkü egolarını tatmin emek için hiç arzuları kalmamıştır.Ninguna persona despierta será un político, porque él no tiene el deseo de satisfacer su ego.
Hiçbir uyanık insan politikacı olamaz, çünkü egolarını tatmin emek için hiç arzuları kalmamıştır.Κανένα αφυπνισμένο άτομο δεν θα γινόταν πολιτικός , επειδή δεν έχει καμία επιθυμία να εκπληρώσει το εγώ του.
Hiçbir uyanık insan politikacı olamaz, çünkü egolarını tatmin emek için hiç arzuları kalmamıştır.政治家にはならない なぜなら 彼には自分のエゴを 満たそうという欲がない
Hikâyeyi anlatmak isteyen kişi... ...ve dinlemek isteyen kişi, tatmin oldunuz mu?Αυτός που ήθελε να πει την ιστορία και αυτός που ήθελε να την ακούσει, είστε ευχαριστημένοι;
Hikâyeyi anlatmak isteyen kişi... ...ve dinlemek isteyen kişi, tatmin oldunuz mu?الاشخاص الذي ارادوا حكاية القصة والاشخاص الذين اراد سماع القصة هل انتم راضون الان؟
Hırsınızı tatmin ediyorsunuz ama bu çok güzel.Ambisi Anda terpenuhi, tapi juga sangat cantik.
Hırsınızı tatmin ediyorsunuz ama bu çok güzel.Ambiţia ta este satisfăcută, este minunat.
Hırsınızı tatmin ediyorsunuz ama bu çok güzel.Dein Ehrgeiz wird befriedigt, aber es ist sehr schön.
Hırsınızı tatmin ediyorsunuz ama bu çok güzel.Din ambition blir uppfylld, men det är också väldigt vackert.
Hırsınızı tatmin ediyorsunuz ama bu çok güzel.Ens ambition er tilfredsstillet, men det er meget smukt.
Hırsınızı tatmin ediyorsunuz ama bu çok güzel.Je ambitie is bevredigd, maar het is erg mooi.
Hırsınızı tatmin ediyorsunuz ama bu çok güzel.Kielégíti az ambíciód, de nagyon szép is.
Hırsınızı tatmin ediyorsunuz ama bu çok güzel.열정이 충족될 뿐만 아니라, 매우 아름답죠.
Hırsınızı tatmin ediyorsunuz ama bu çok güzel.La tua ambizione è soddisfatta, e inoltre è estremamente bello.
Hırsınızı tatmin ediyorsunuz ama bu çok güzel.Satisfazemos a nossa ambição, mas é muito belo.
Hırsınızı tatmin ediyorsunuz ama bu çok güzel.Se satisface la ambición; es muy hermoso.
Hırsınızı tatmin ediyorsunuz ama bu çok güzel.Tham vọng của các bạn được thõa mãn, nó rất đẹp.
Hırsınızı tatmin ediyorsunuz ama bu çok güzel.Vaše ambice je naplněna a je to velmi hezké.
Hırsınızı tatmin ediyorsunuz ama bu çok güzel.Votre ambition est satisfaite, mais c'est très beau.
Hırsınızı tatmin ediyorsunuz ama bu çok güzel.Zaspokajają ambicję, ale są też piękne.
Hırsınızı tatmin ediyorsunuz ama bu çok güzel.Η φιλοδοξίες σου καλύπτονται, μα είναι και πολύ όμορφο.
Hırsınızı tatmin ediyorsunuz ama bu çok güzel.Амбициите ти са постигнати, но е и много красиво.
Hırsınızı tatmin ediyorsunuz ama bu çok güzel.Хоть ваши амбиции и удовлетворены, всё же, это прекрасно.
Hırsınızı tatmin ediyorsunuz ama bu çok güzel.השאפתנות שלהם מסופקת, אבל זה מאד יפה
Hırsınızı tatmin ediyorsunuz ama bu çok güzel.طموحكم يتم إرضاؤه, لكنها جميلة جداً.
Hırsınızı tatmin ediyorsunuz ama bu çok güzel.飛び回ることは非常に大きな快楽です
İki farklı biyosferde yaşamış olmanın benzersiz tatminine sahibim.היה לי העונג לחיות בתוך שתי ביוספירות.
İki farklı biyosferde yaşamış olmanın benzersiz tatminine sahibim.لقد كان من دواعي سروري البالغ أن أعيش داخل محيطين حيويين اثنين.
İki farklı biyosferde yaşamış olmanın benzersiz tatminine sahibim.めったにない喜びを得ました この部屋にいる我々は皆バイオスフィア1に住んでいますが
İki farklı biyosferde yaşamış olmanın benzersiz tatminine sahibim.Am avut plăcerea deosebită de a trăi în două biosfere.
İki farklı biyosferde yaşamış olmanın benzersiz tatminine sahibim.Dostalo se mi zvláštní výsady žít ve dvou biosférách.
İki farklı biyosferde yaşamış olmanın benzersiz tatminine sahibim.저는 두 개의 바이오스피어 안에서 살아가는 것에 특별한 만족감을 갖고 있습니다. (삭제할코멘트: have the pleasure of ~ing = 만족하다...)
İki farklı biyosferde yaşamış olmanın benzersiz tatminine sahibim.He tenido el especial placer de vivir dentro de dos biosferas.
İki farklı biyosferde yaşamış olmanın benzersiz tatminine sahibim.Ho avuto il distinto piacere di vivere in due biosfere.
İki farklı biyosferde yaşamış olmanın benzersiz tatminine sahibim.Ich hatte das außerordentliche Glück, dass ich in zwei Biosphären leben durfte.
İki farklı biyosferde yaşamış olmanın benzersiz tatminine sahibim.Ik had de eer om te leven in 2 biosferen.
İki farklı biyosferde yaşamış olmanın benzersiz tatminine sahibim.J'ai eu le privilège de vivre au sein de 2 biosphères.
İki farklı biyosferde yaşamış olmanın benzersiz tatminine sahibim.Miałam rzadką przyjemność mieszkać w dwu biosferach.
İki farklı biyosferde yaşamış olmanın benzersiz tatminine sahibim.Saya telah merasakan kenikmatan nyata dari tinggal di dalam 2 biosfer.
İki farklı biyosferde yaşamış olmanın benzersiz tatminine sahibim.Tôi có một sự thỏa mãn hơi khác biệt về việc được sống trên cả 2 sinh quyển.
İki farklı biyosferde yaşamış olmanın benzersiz tatminine sahibim.Имам неимоверното удоволствие, да съм живяла в две биосфери.
İki farklı biyosferde yaşamış olmanın benzersiz tatminine sahibim.Я пережила особое удовольствие жизни внутри двух биосфер.
İş: anlamlı ve tatmin edici çalışmaların içinde olmak.Arbeit: Sich mit Tätigkeiten beschäftigen, die bedeutsam und befriedigend sind.
İş: anlamlı ve tatmin edici çalışmaların içinde olmak.Arbejde: at deltage i aktiviteter der er meningsfyldte og tilfredsstillende.
İş: anlamlı ve tatmin edici çalışmaların içinde olmak.Công viêc là tham gia các hoạt động có ý nghĩa và tạo ra sự thỏa mãn.
İş: anlamlı ve tatmin edici çalışmaların içinde olmak.일: 의미있고 만족스러운 활동에 참여하는 것.
İş: anlamlı ve tatmin edici çalışmaların içinde olmak.Lavoro: impegnarsi in attività che abbiano un significato e che diano soddisfazione.
İş: anlamlı ve tatmin edici çalışmaların içinde olmak.Le travail : s'engager dans des activités qui ont un sens et sont satisfaisantes.
İş: anlamlı ve tatmin edici çalışmaların içinde olmak.Munca: angajarea în activități semnificative și satisfăcătoare.