Bunu yaparsanız, daha çok insan daha çok tasarruf edecek.Täte man dies, würden mehr Leute mehr sparen.
Bunu yaparsanız, daha çok insan daha çok tasarruf edecek.Εάν το κάνατε, περισσότερα άτομα θα αποταμίευαν περισσότερο.
Bunu yaparsanız, daha çok insan daha çok tasarruf edecek.Ако се правеше това, повече хора биха спестявали повече.
Bunu yaparsanız, daha çok insan daha çok tasarruf edecek.Если бы они были созданы, больше людей больше бы занималось сбережениями.
Bunu yaparsanız, daha çok insan daha çok tasarruf edecek.אם הייתם עושים את זה, יותר אנשים היו חוסכים יותר.
Bunu yaparsanız, daha çok insan daha çok tasarruf edecek.وإذا قمنا بذلك .. فالكثير من الأشخاص سوف يوفرون أكثر
Bunu yaparsanız, daha çok insan daha çok tasarruf edecek.人が決定を下すプロセスを
Bunu yapmanız sizi farklı bir tasarruf seviyesine taşır.Damit würde eine andere Art von Einsparungen.
Bunu yapmanız sizi farklı bir tasarruf seviyesine taşır.To by byl jiný typ spoření.
Bunu yapmanız sizi farklı bir tasarruf seviyesine taşır.Οπότε καταλήγεις με διαφορετικές οικονομίες.
Bunu yapmanız sizi farklı bir tasarruf seviyesine taşır.そして、取引がそこにあります。
Buradaki kişiler için de kimin birikimi, tasarrufu olduğunu bilmek çok zor.E' difficile per queste persone valutare chi ha risparmi.
Buradaki kişiler için de kimin birikimi, tasarrufu olduğunu bilmek çok zor.É difícil para estas pessoas para avaliar quem tem economias.
Buradaki kişiler için de kimin birikimi, tasarrufu olduğunu bilmek çok zor.Es difícil para estas personas evaluar quien tiene los ahorros.
Buradaki kişiler için de kimin birikimi, tasarrufu olduğunu bilmek çok zor.Este dificil pentru aceşti oameni să evalueze cine are economii.
Buradaki kişiler için de kimin birikimi, tasarrufu olduğunu bilmek çok zor.Il est difficile pour ces personnes d'évaluer qui a de l'épargne.
Buradaki kişiler için de kimin birikimi, tasarrufu olduğunu bilmek çok zor.Je těžké pro tyto lidi ohodnotit, kdo má úspory.
Buradaki kişiler için de kimin birikimi, tasarrufu olduğunu bilmek çok zor.Thật khó cho những người này để đánh giá những người có tiền tiết kiệm.
Buradaki kişiler için de kimin birikimi, tasarrufu olduğunu bilmek çok zor.Trudno jest ocenić tym ludziom kto ma oszczędności.
Buradaki kişiler için de kimin birikimi, tasarrufu olduğunu bilmek çok zor.Это трудно для этих людей оценить который сбережений.
Buradaki kişiler için de kimin birikimi, tasarrufu olduğunu bilmek çok zor.קשה לאנשים אלה להעריך למי יש חיסכון.
Buradaki kişiler için de kimin birikimi, tasarrufu olduğunu bilmek çok zor.أو معرفة من يمتلك مدخرات.
Buradaki kişiler için de kimin birikimi, tasarrufu olduğunu bilmek çok zor.もちろん、私に貯蓄があれば、それらは私の裏庭のマットの
Burada öncelik, para tasarrufu ya da en düşük... ..teklifi verenle ilgilenmekten ziyade, güvenliktir.De prioriteit is veiligheid in plaats van geld besparen of werken met de laagste bieder.
Burada öncelik, para tasarrufu ya da en düşük... ..teklifi verenle ilgilenmekten ziyade, güvenliktir.Die Priorität liegt auf der Sicherheit, nicht darauf Geld zu sparen, oder dem billigsten Anbieter.
Burada öncelik, para tasarrufu ya da en düşük... ..teklifi verenle ilgilenmekten ziyade, güvenliktir.La priorità è la sicurezza anziché il risparmio di denaro o dover competere col minor offerente.
Burada öncelik, para tasarrufu ya da en düşük... ..teklifi verenle ilgilenmekten ziyade, güvenliktir.La priorité est la sécurité et non l'économie d'argent ou l'attribution de contrats au moins-disant.
Burada öncelik, para tasarrufu ya da en düşük... ..teklifi verenle ilgilenmekten ziyade, güvenliktir.Man prioriterar säkerheten före pengabesparingar eller att förhandla med den som budar lägst.
Burada öncelik, para tasarrufu ya da en düşük... ..teklifi verenle ilgilenmekten ziyade, güvenliktir.Najpomembnejša je varnost, bolj kot varčevanje z denarjem ali poslovanje z najcenejšim ponudnikom.
Burada öncelik, para tasarrufu ya da en düşük... ..teklifi verenle ilgilenmekten ziyade, güvenliktir.Prioritu má bezpečnost spíše než ušetření peněz nebo zabývání se, kdo dal nejnižší nabídku.
Burada öncelik, para tasarrufu ya da en düşük... ..teklifi verenle ilgilenmekten ziyade, güvenliktir.Priorytetem będzie bezpieczeństwo a nie oszczędzanie pieniędzy czy szukanie najtańszego dostawcy.
Burada öncelik, para tasarrufu ya da en düşük... ..teklifi verenle ilgilenmekten ziyade, güvenliktir.Turvallisuus on tärkeämpää kuin rahan säästäminen tai halvimman tarjouksen etsiminen.
Burada öncelik, para tasarrufu ya da en düşük... ..teklifi verenle ilgilenmekten ziyade, güvenliktir.Πρώτη προτεραιότητα είναι η ασφάλεια και όχι η εξοικονόμηση χρημάτων ή η εξεύρεση της χαμηλότερης προσφοράς.
Burada öncelik, para tasarrufu ya da en düşük... ..teklifi verenle ilgilenmekten ziyade, güvenliktir.Безопасността е приоритет, а не спестяването на пари или търсенето на най-ниски разходи.
Burada öncelik, para tasarrufu ya da en düşük... ..teklifi verenle ilgilenmekten ziyade, güvenliktir.Приоритет отдается безопасности, а не экономии средств или поиску дешевых решений.
Burada öncelik, para tasarrufu ya da en düşük... ..teklifi verenle ilgilenmekten ziyade, güvenliktir.الأولوية هي للسلامة بدلا من توفير المال أو الوصول إلى أرخص صفقة.
Burada tasarruf oranımızda artış olduğunu görüyoruz.Ce que nous voyons est une captation du taux d'épargne.
Burada tasarruf oranımızda artış olduğunu görüyoruz.Ce vedem este un aflux al ratei economisirii.
Burada tasarruf oranımızda artış olduğunu görüyoruz.저축율이 상승하고 있습니다.
Burada tasarruf oranımızda artış olduğunu görüyoruz.Lo que estamos viendo es una subida en el índice de ahorro.
Burada tasarruf oranımızda artış olduğunu görüyoruz.Możemy obecnie zauważyć wzrost stopy oszczędności.
Burada tasarruf oranımızda artış olduğunu görüyoruz.Quello che stiamo vedendo è un aumento dei livelli di risparmio.
Burada tasarruf oranımızda artış olduğunu görüyoruz.Was wir beobachten ist ein Anstieg der Sparquote.
Burada tasarruf oranımızda artış olduğunu görüyoruz.Wat we zien is een stijging van het spaarpercentage.
Burada tasarruf oranımızda artış olduğunu görüyoruz.Αυτό που βλέπουμε είναι μια αντιστροφή στο ποσοστό αποταμίευσης.
Burada tasarruf oranımızda artış olduğunu görüyoruz.Виждаме повишаване нивото на спестяванията.
Burada tasarruf oranımızda artış olduğunu görüyoruz.Мы видим подъем уровня накоплений.
Burada tasarruf oranımızda artış olduğunu görüyoruz.אנו רואים כאן עליה בשיעור החסכונות.
Burada tasarruf oranımızda artış olduğunu görüyoruz.والان نحن نري امتصاص في معدل الإدخار.
Burada tasarruf oranımızda artış olduğunu görüyoruz.貯蓄率は
Bu şimdiki zaman önyargı sorunu tasarruf hakkında düşünmemize neden oluyor, ama harcama ile son buluyor.Această problemă a înclinaţiei prezente ne face să ne gândim la economisire, dar sfârşim prin a cheltui.
Bu şimdiki zaman önyargı sorunu tasarruf hakkında düşünmemize neden oluyor, ama harcama ile son buluyor.Así que este tema del sesgo del presente nos hace pensar sobre ahorrar, pero terminamos gastando.
Bu şimdiki zaman önyargı sorunu tasarruf hakkında düşünmemize neden oluyor, ama harcama ile son buluyor.Donc, cette question de partialité présente nous amène à réfléchir sur l'épargne, mais à finir par dépenser.
Bu şimdiki zaman önyargı sorunu tasarruf hakkında düşünmemize neden oluyor, ama harcama ile son buluyor.Dus deze kwestie van huidige voorkeur laat ons denken over sparen, maar we gaan geld uitgeven.
Bu şimdiki zaman önyargı sorunu tasarruf hakkında düşünmemize neden oluyor, ama harcama ile son buluyor.E così il problema dello stimolo del momento ci fa sì pensare al risparmio, ma poi finiamo per spendere.
Bu şimdiki zaman önyargı sorunu tasarruf hakkında düşünmemize neden oluyor, ama harcama ile son buluyor.그러니 이 현재 편향의 문제는 우리가 저축에 대해 생각하게는 만들지만 결국은 써버리게 됩니다.
Bu şimdiki zaman önyargı sorunu tasarruf hakkında düşünmemize neden oluyor, ama harcama ile son buluyor.Như vậy vấn đề về sự thiên vị hiện tại làm chúng ta suy ngĩ về tiết kiệm và dẫn đến ngừng tiêu.
Bu şimdiki zaman önyargı sorunu tasarruf hakkında düşünmemize neden oluyor, ama harcama ile son buluyor.Portanto, este assunto da tendência presente faz-nos pensar em poupar, mas acabamos por gastar.
Bu şimdiki zaman önyargı sorunu tasarruf hakkında düşünmemize neden oluyor, ama harcama ile son buluyor.Problem teraźniejszości powoduje, że myślimy o oszczędzaniu, ale ostatecznie wydajemy.
Bu şimdiki zaman önyargı sorunu tasarruf hakkında düşünmemize neden oluyor, ama harcama ile son buluyor.Så dette emne om nutidig partiskhed får os til at tænke på at spare op, men ender med at bruge.