Düzlemsellik meselesi de aynı tarzda çözülebilir.Данное злоупотребление тоже разрешимо.
Neoklasik tarzda inşa edilen bina, üç katlıdır.Выдержанное в неоклассическом стиле здание структурировано тремя ризалитами.
Klasik modern tarzda tasarımlar üretmiştir.Проектировал в стиле модерн.
Genellikle lirik tarzda olan ve aaaa şeklinde kafiyelenen tuyuğlara "Musarra Tuyuğ" denir.غالبًا ما يكون من يجيبون أجوبة سلبية أشخاصًا مزعجين، ويبدؤون كلامهم بكلمة "ولكن" ردًا على كلام الآخرين.
1937 yılından sonra ise hem Kanık hem de Anday ve Horozcu yeni tarzda şiirlerini yayınlamaya başladılar.وبعد عام 1937 بدأ كلاً من قانيق وأنضاي وهوروزجو في نشر أشعارهم بهذا الأسلوب الجديد.
(Ekmek ve Sokak) Bir çocuğun saldırgan bir köpekle karşılaşmasını anlatan yeni gerçekçi tarzda bir filmdir.هذا الفيلم يحكى قصة طفل مع كلب يواجهون العدوان بأسلوب واقعى جديد.
Tenzîhen mekrûh: Şeriatın bağlayıcı ve kesin olmayan bir tarzda yapılmamasını istediği fiildir.مَالِكُ ٱلْمُلْكِ: هو المتصرف في ملكه كيف يشاء لا راد لحكمه، ولا معقب لأمره.
İnsanlar ona garip tarzda baktı.وبذرتها ذات شكل غريب.
Uluslararası tarzda dizayn edilen yeni bir terminal binası 1990 yılında tamamlanmıştır.Um novo edifício do terminal foi concluída em 1990, projetado no estilo internacional.
Neogotik tarzdandır.Interior neogótico.
St. Helen Kilisesi, neogotik tarzda inşa edildi.A igreja de Eksjö, construída em estilo neoclássico.
Neo-gotik tarzda bir yapıdır.Gozen-sama Uma espécie de entidade.
"What'd I Say"in üstü birçok farklı tarzda birçok sanatçı tarafından örtülmüştür."I will Survive" já foi regravada diversas vezes por diversos artistas.
Avangard tarzdaki Piaget Polo saati 1979’da piyasaya sunulur ve markanın ikon modeli haline gelir.O relógio Piaget Polo, com seu estilo arrojado, é lançado em 1979, tornando-se um ícone da marca.
Eski tarzda, fırfırlı, dantelli ve katlı giymeyi seviyor.Ela usa óculos, dentadura e gosta de chocolate.
Fakat bu, Aydınlanma dönemine kadar farklı bir tarzda ortaya çıkmadı.Desta vez ela não aparece de visual diferente, da última vez que apareceu.
Düzlemsellik meselesi de aynı tarzda çözülebilir.O mesmo problema pode ser resolvido de outra forma.
Şarkı bir hikâye şeklinde anlatıldığından dolayı, farklı tarzda olaylara yer vermektedir.Cada vez que alguém conta a história, ela é contada de forma diferente.
Her insandan her evrende farklı tarzda ve farklı işte olan kendilerinden vardır.Acredito que todo mundo possui diversos aspectos diferentes de si mesmo.
Ressam da tıpkı resimdekine benzer bir banliyöde oturdu ve adamlarla çok benzer tarzda giyindi.Fazia festas em sua casa quando se vestia de palhaço tendo ficado conhecido desta forma por muitos.
Uluslararası tarzda dizayn edilen yeni bir terminal binası 1990 yılında tamamlanmıştır.Een nieuw terminalgebouwd werd in 1990 afgewerkt, ontworpen in de internationale stijl.
İnsanlar ona garip tarzda baktı.De wezens kijken hem vreemd aan.
Neo-gotik tarzda bir yapıdır.Neo-gotiek was toen sterk in de mode.
Neoklasik tarzda inşa edilen başkonsolosluk binasının cephesi simetrik özellikler göstermektedir.De zuidelijke voorgevel van het witgepleisterde huis kent een symmetrische vorm.
St. Helen Kilisesi, neogotik tarzda inşa edildi.De kerk werd in neogotische stijl gebouwd.
Bu tarzda bir hikaye.Tot daar het verhaal.
"What'd I Say"in üstü birçok farklı tarzda birçok sanatçı tarafından örtülmüştür."I Feel Free" werd door meerdere artiesten gecoverd.
Tenzîhen mekrûh: Şeriatın bağlayıcı ve kesin olmayan bir tarzda yapılmamasını istediği fiildir.Hij wordt kwaad en vertelt dat hij geen enkele rondslingerende (gebruikte) batterijen wil tegenkomen.
Ders verir tarzda önermeler de yoktur.Het was geen tijd om les te geven.
Bu tarzda anlatıcı genelde birinci şahıs anlatıcıdır.Meestal zal met name het eerste gesprek een dergelijk karakter hebben.
Neogotik tarzdandır.Neogotische stijl.
Bu tarzda ilk filmi No Regrets for Our Youth oldu.Innym schematem utworu jest żal za występki młodości.
Neogotik tarzdandır.Wyposażenie neogotyckie.
Şarkının vokalleri Elvis-benzeri bir tarzda söylenmiştir.Większa część partii tekstu jest śpiewana głosem podobnym do głosu Elvisa.
Tenzîhen mekrûh: Şeriatın bağlayıcı ve kesin olmayan bir tarzda yapılmamasını istediği fiildir.Ty dajesz zaopatrzenie, komu chcesz; bez rachunku! Ta sekcja jest niekompletna.
Otomobil sahneleri burlesk tarzda çekilmektedir.Niektóre filmowe sceny mają burleskowy charakter.
Cinsel anlamda uygunsuz provokatif davranışlar sergileyebilir, duygularını etkileyici tarzda dışavururlar.Mogą czuć się niekomfortowo, wyrażając swoje emocje.
St. Helen Kilisesi, neogotik tarzda inşa edildi.Kościół zbudowano w stylu neogotyckim.
Ama bu tarzda ilk kez kullanımı Fransa Seferi sırasında olmuştu.Pierwszy raz wprowadzono taką klasyfikację we Francji.
İnsanlar ona garip tarzda baktı.Wizerunki mężczyzn były w tym aspekcie bardzo rzadkie.
Gotik tarzda inşa edilen kent katedrali, Kuzey Avrupa'daki en büyük katedrallerden biridir.Obok katedry w Kolonii jedna z największych katedr gotyckich w Europie Północnej.
Bina 1694/98 yıllarında barok tarzda yapılmıştır.Jego wykwintna, wklęsła fasada została zbudowana w latach 1694–1698.
Düka Sarayı (Palazzo Ducale), Gotik tarzda yapılmış ve Venedik dükaları tarafından kullanılmış saraydır.Pałac Dożów (wł. Palazzo Ducale) – gotycka siedziba władców i rządu Wenecji.
Daha çok küçük suçlar (midelerini doyurmaya yönelik veya eğlencevi tarzda) işlerler.Mohuor (Mohouidae) är en liten familj av ordningen tättingar.
Uluslararası tarzda dizayn edilen yeni bir terminal binası 1990 yılında tamamlanmıştır.En ny terminalbyggnad stod färdig år 1990, designad i International style.
Bu tarzda bir hikaye.En sådan är berättelsen.
İnsanlar ona garip tarzda baktı.Teknikerna finner detta högst märkligt.
Samba, Brezilya'daki Afrika kökenlilerden ortaya çıkan değişik tarzdaki müziklerin en ünlülerinden biridir.Samba är den mest berömda musikstilen av de olika musikstilar med afrikanska rötter i Brasilien.
Bu tarzda kullanılan rampalar sadece halfpipe'lardan ibaret değildir.Men den är inte halverad jämfört med PAL.
Bu tarzda ilk filmi No Regrets for Our Youth oldu.Kampanjen återupptogs som ett led i kampen mot ungdomsvåldet.
Ayrıca günümüzde de halen Barok tarzda eserler veren müzisyenler vardır.Än idag finns artister som håller bänkelsångstraditionen vid liv.
Bir sonraki akşam Komarovka köyü, benzer bir tarzda alındı.Ett år senare ockuperades Villa Villekulla i Sollentuna kommun av samma orsaker.
Krup semptomları şunlardır: "havlar tarzda" öksürük, stridor (tiz ve hırıltılı bir ses), ve boğukluk.Kruppsymptomen är skrällhosta, stridor (väsande och pipande andningsljud) och heshet.
Kilise, 1891 yılında neo-Gotik tarzda kırmızı tuğladan inşa edilmiştir.Kyrkan byggdes av rött tegel 1891 i nygotisk stil. Kyrkan är en korskyrka med torn och tresidigt kor.
Bu tarzda bir modele örnek TITAN2D'dir.Прикладом такого матеріалу є титанат диспрозію Dy2Ti2O7.
Pabuçcu daha sonra bu tarzdaki resimlerini dünyanın birçok yerinde sergiledi.Барт часто малює карикатури на нього по всьому місту.
İnsanlar ona garip tarzda baktı.У цьому стані чоловік набуває незвичайний погляд на речі.
Klasik modern tarzda tasarımlar üretmiştir.В оформленні використана сучасна інтерпретація класичного дизайну.
St. Helen Kilisesi, neogotik tarzda inşa edildi.Церква Михайла Архангела була побудована в неовізантійському стилі.
K'NEX kendisiyle aynı tarzda oyuncaklar olan Lego, Fischertechnik ve Meccano ile rekabet içerisindedir.K'NEX — це дитячий конструктор такого ж типу як відомі Meccano, Lego, Ігротеко, Fischertechnik.