1990 yılında, farklı bir tarzda müzik yapmak istedikleri için, Mortem ismini Arcturus olarak değiştirirler.У 1990 році музиканти поміняли назву на Arcturus, щоб писати музику в іншому стилі.
100 dakikalık bu siyah-beyaz TV filmi müzikal tarzdaydı.Фільм стилізований під німі чорно-білі фільми 20-х років.
Evet, Adil Şirin, serbest tarzda yazmaktadır.Вони написані жваво, мальовничо, вільним стилем.
100 dakikalık bu siyah-beyaz TV filmi müzikal tarzdaydı.Цей 100-хвилинний чорно-білий телефільм був музичним.
Kent günümüzde halen bu Jugend tarzda tasarlanmış formundadır.V dnešní době jsou tyto lesy obhospodařovány způsobem výmladkovým.
Bu tarzda bir hikaye.Dnes to zní jako pohádka.
Avangard tarzdaki Piaget Polo saati 1979’da piyasaya sunulur ve markanın ikon modeli haline gelir.Hodinky Piaget Polo v avantgardním stylu přicházejí v roce 1979 a stávají se ikonou značky.
Gotik tarzda inşa edilen kent katedrali, Kuzey Avrupa'daki en büyük katedrallerden biridir.V centru města stojí Yorská katedrála, jedna z největších gotických katedrál v severní Evropě.
"Anons hiç alışık olmadığımız bir tarzda yapıldı.Jde však o Antonína úplně jiného, než na jakého jsme byli zvyklí z předcházejících dílů.
Kişide havlar tarzda öksürük ve boğukluk olabilse de dinlenmede stridor (hırıltı) olmaz.Může se vyskytovat štěkavý kašel a chrapot, pacient v klidu však nevykazuje stridor (hvízdání).
Yerleşmenin bu tarzda bölünmesinin toplumda hiyerarşik bir yapılanma olmasını zorunlu kılmaktadır.V zajetí je potřeba dodržet podobné složení.
Şarkı bir hikâye şeklinde anlatıldığından dolayı, farklı tarzda olaylara yer vermektedir.Vzhledem k tomu, že jde o lidovou píseň, existují různé varianty textu.
Bu cilt kapakları okurun kendisinin kolayca fasikülleri iliştirebileceği tarzda tasarlanmışlardı.Scénář byl napsán tak, aby se mohl s podobnými situacemi snadno vypořádat.
Avrupa'dan ise ABD'yi destekler tarzda tepkiler geldi.Zatím připlouvaly z Evropy posily.
Bu tarzda ilk filmi No Regrets for Our Youth oldu.Neúspěchem skončily pokusy obnovit činnost mládeže.
Sanatçının teklileri her tarzdan listeye girmeyi başarmıştır.Umělec v každé z postav zachytil její reakci na událost.
Avangard tarzdaki Piaget Polo saati 1979’da piyasaya sunulur ve markanın ikon modeli haline gelir.Ceasul Piaget Polo, de stil avangardist, iese pe piață în 1979 și devine un model imagine al mărcii.
St. Helen Kilisesi, neogotik tarzda inşa edildi.Biserica a fost construită în stil neogotic.
Bir sonraki akşam Komarovka köyü, benzer bir tarzda alındı.În noaptea următoare, germanii au cucerit Komarovka în același fel.
Neoklasik tarzda inşa edilen bina, üç katlıdır.Clădirea concepută pentru o familie deosebit de bogată, are trei intrări.
Bu tarzda kullanılan rampalar sadece halfpipe'lardan ibaret değildir.Domeniile de management abordate în mediul PLM nu se limitează la cele menționate mai sus.
1710’da saray mimar Johann Lukas von Hildebrandt tarafından Barok tarzda yeniden inşa edildi.A fost reconstruit în stil baroc începând din 1710, după proiectul lui Johann Lukas von Hildebrandt.
Daha sonra mizahi bir tarzda polisiye romanlar ve casusluk romanları yazmıştır.A scris și publicat mai ales ficțiune de groază și romane polițiste.
Tom evinin boyandığı tarzdan memnun değildi.Tom nu a fost mulțumit de modul în care casa sa a fost vopsită.
İnsanlar ona garip tarzda baktı.A város lakói furcsának tartják.
Uluslararası tarzda dizayn edilen yeni bir terminal binası 1990 yılında tamamlanmıştır.Az új terminálépületet 1990-ben fejezték be, nemzetközi stílusban.
Kişide havlar tarzda öksürük ve boğukluk olabilse de dinlenmede stridor (hırıltı) olmaz.Az illetőnél lehet ugató köhögés és rekedtség, de nyugalmi állapotban nincs stridor (sipoló légzés).
Narezuşi (olgun suşi) mayalanmış, geleneksel tarzda bir suşi’dir.A narezusi (熟れ寿司, 'érett szusi') a hagyományos erjesztett szusi.
İbn Arabi'ye göre Kuran-ı Kerim'i bu tarzda tefsir eden hiç olmamıştır.Ez a magyarázat arra, hogy kyrtet egyetlen más világon sem sikerült eddig termeszteni.
Evet, Adil Şirin, serbest tarzda yazmaktadır.A kérge fehéres, papírszerű.
Burada sanatçı kentsel siluetin önünde kendini soğuk bir tarzda betimlemiştir.Itt rideg, városi látképek előtt állította be önmagát.
100 dakikalık bu siyah-beyaz TV filmi müzikal tarzdaydı.Egyperces fekete-fehér reklámfilmeket forgalmazott a helyi moziban.
Krup semptomları şunlardır: "havlar tarzda" öksürük, stridor (tiz ve hırıltılı bir ses), ve boğukluk.A krupp tünetei: az „ugató” köhögés, a stridor (sípoló légzés), és a rekedtség.
Filmin geneli slapstick tarzdaki esprilerle örülüdür.A humor főleg a "slapstick" stílusra épül.
St. Helen Kilisesi, neogotik tarzda inşa edildi.Az evangélikus templom neogótikus stílusban épült.
Natüralist ve klasik tarzda eserler veren bir sanatçıdır.A tradicionális, természetelvű művészet képviselője.
2007'de Pictures of You isimli country tarzda bir albüm yapmıştır.1994-ben All You Need is Luv’ címmel új albumot készítettek.
Bu tarzdaki resimlerinde Renoir etkisi görülebilir.A későbbi építményeken már a reneszánsz hatás látható.
Bina 1694/98 yıllarında barok tarzda yapılmıştır.Se rakennettiin vuosina 1694–1698.
Burgos Katedrali (Catedral de Burgos), İspanya'nın Burgos şehrinde, Gotik tarzda yapılmıştır.Burgosin katedraali on goottilainen katedraali Burgosin kaupungissa Espanjassa.
İlk başta albüm "pek çok tarzdan birçok yapımcıya sahip" olarak nitelendirilmişti.Albumin nimeksi piti alun perin tulla Too Many Humans.
Realizm, konuların idealist bir tarzda ele alındığı Romantizm’e bir tepki olarak başladı.Realismi oli vastaus sitä edeltäneelle romantiikalle, jossa kohteita käsiteltiin ihannoivasti.
Thomas Jefferson, neoklasik tarzda bir malikane olan Monticello'nun inşaatına 1768 yılında başladı.Jefferson aloitti Monticellon rakentamisen vuonna 1768 omistamansa orjatyövoiman avulla.
İnsanlar ona garip tarzda baktı.Väkijoukko suhtautui Rustiin uteliaasti.
Üst ve alt kubbeler aynı tarzda eliptik şekle sahiptirler.Keski- ja kärkinivel ovat rakenteeltaan samanlaisia sarananiveliä.
Bu tarzdaki hareketler sokak tarzına göre biraz daha farklıdır.Näiden seikkojen painopiste kuitenkin vaihtelee hieman pelimuodon mukaan.
İnsanlar ona garip tarzda baktı.Οι άνθρωποι τον κοίταξαν με ένα διαφορετικό τρόπο.
Sanatçının teklileri her tarzdan listeye girmeyi başarmıştır.Ο καλλιτέχνης προσάρμοζε την τεχνική του στη φύση της εκάστοτε παραγγελίας.
Ama bu tarzda ilk kez kullanımı Fransa Seferi sırasında olmuştu.Αυτό συνέβαινε για πρώτη φορά στη γαλλική ιστορία.
Fakat bu, Aydınlanma dönemine kadar farklı bir tarzda ortaya çıkmadı.Δεν κάνει σημάντικες εμφανίσεις μέχρι την ημέρα της εκλείψεως.
1118'de Clairvauxlu Bernard tarafından kuruldu ve Romanesk tarzda inşa edildi.Ιδρύθηκε το 1118 από τον Άγιο Βερνάρδο του Κλαιρβώ, και είναι χτισμένο σε στιλ Ρομανικό.
İspanyol paça, dizden itibaren genişleyen pantolon paçası ve bu tarzdaki pantolonlara verilen addır.Η ράβδος αυτή είναι για το πέρασμα του παντελονιού που αντιστοιχεί στο σακκάκι.
Roman realist tarzda yazılmıştır.Denne tempera er udført i realistisk stil.
Pabuçcu daha sonra bu tarzdaki resimlerini dünyanın birçok yerinde sergiledi.Kaufman publiserte senere noen av disse bildene på sin egen webside.
St. Helen Kilisesi, neogotik tarzda inşa edildi.For det tredje er kirken bygget i nygotisk stil.
Batılılaşarak ailesinin önceki adını ve kendi adını batılı tarzda yazmaya başladı.Til å begynne skrev han sitt familienavn som Soon.
"What'd I Say"in üstü birçok farklı tarzda birçok sanatçı tarafından örtülmüştür.«Papa, Can You Hear Me?» har også blitt tolket av mange andre artister.
Birçok Alman ressam farklı artistik tarzdaki çalışmalarıyla uluslararası bir prestij kazanmıştır.Banyak pelukis-pelukis Jerman yang mendapatkan prestis internasional melalui karya-karya mereka.
Bina Leo von Klenze tarafından Neoklasik tarzda tasarlanmış olup 1816 - 1830 yılları arasında inşa edilmiştir.Museum ini didesain oleh Leo von Klenze dengan gaya neoklasik, dan dibangun dari tahun 1816 sampai tahun 1830.
Bu pugların daha kısa bacakları ve modern tarzda pug burunları vardır.Anjing-anjing pug ini memiliki kaki yang lebih pendek dengan hidung yang mirip dengan anjing pug modern.