Pişirme tarzına göre ekmekler ikiye ayrılır: Ev ekmeği, fırın ekmeği.Kétszersült (cibak): mint a neve is mutatja, kétszer sütött kenyér.
1984'te bu tarz desenler yarı kristallerin içerisinde bulunan atomların diziliminde gözlemlendi .1984-ben hasonló mintákat fedeztek fel kvázikristályok atomjainak elrendeződésében.
Büyük Britanya ile özdeşleşmiş bir tarzdır.Avagy keserű ale, mely Nagy-Britanniából származik.
Bunun yerine, batı tarzı elbiseler giydiler.A tengerészeti ruha helyett minden bizonnyal aranyos nyugati stílusú ruhát láttak benne.
Oksidasyon derecesi, çeşitliliğe ve üretim tarzına bağlı olarak %8 ila %85 arasında değişebilmektedir.A széntartalom a korom minőségétől és a felhasználási módjától függően 80% és 99,5% között változik.
Grand Theft Auto IV, açık uçlu aksiyon-macera tarzı video oyunu.A Grand Theft Auto (rövidítve GTA) egy nyílt világú akció-kaland videojáték-sorozat.
Bahçe, Karesansui tarzında tasarlanmıştır.A kert kareszanszui stílusban épült.
Edimsöz tarzı; soru.Szövegválogatás; vál.
Shōhei Maru (昇平丸) (1854, Satsuma-han) - Japonya'nın ilk post-seclusion Batı tarzı yelkenli savaş gemisi.Sóhei Maru (1854) – Japán első bezárkózás utáni, nyugati mintájú vitorlás hadihajója (まる - maru, azaz „hajó”).
Bu tarz bu yöreye ait orijinal tek örnektir.A program egyedülálló kezdeményezés hazánkban.
Szilárd, bu tarz bir bombayla dünya üzerindeki tüm yaşamın yok edilebileceğini öne sürmüştür.Szilárd szerint néhány ilyen bomba akár az egész élővilágot elpusztíthatná a Földön.
Filmin geneli slapstick tarzdaki esprilerle örülüdür.A humor főleg a "slapstick" stílusra épül.
Heykeldeki tarzı klasisizm ve romantizmden bütünleşmiş öğeler içerir.Stílusa a klasszicizmustól a romantikáig terjedt.
Programlama paradigması, bilgisayar programlamanın temel bir tarzıdır.A számítógép-programozásban a generációs szakadék egy programtervezési minta.
Çoğunlukla gazel tarzında manzumeler yazdı.Többnyire dohánylevél formájú lávacafrang.
17. yüzyılda, Rönesans tarzında yeniden inşa edilmiştir.A 17. század közepén reneszánsz stílusban építették át.
Chicago blues tarzı müziğin kurucularından biri olarak kabul edilmektedir.A Chicago blues a városi blues egy fajtája.
Glam rock tarzındadır.Ez volt a glam rock csúcsa.
Bu "Spaghetti Western" olarak bilinen bir alt tarzdı.Ez a spagettiwestern virágkorát jelentette.
Albüm farklı tarzlardan beş şarkı içermektedir.Az album öt különböző remixet tartalmaz.
Müzikâl tarzları çok farklı olmuştur.Igen változatos a művészetem.
Çin tarzı giysiler giyer.A kínai vörösgárdisták viseltek hasonlót.
Tarzan dünyadaki en çok bilinen edebi karakterlerden birisidir.Tarzan egyike a legtöbbet megfilmesített kitalált személyeknek.
Bu tarz sistemlerde büyük ölçekli vektör yok oluşu, neredeyse imkansızdır.Ekkora gőznyomás észlelése csaknem lehetetlen.
St. Helen Kilisesi, neogotik tarzda inşa edildi.Az evangélikus templom neogótikus stílusban épült.
Grup tarz olarak Death Grind Metal yapmaktaydı.A csapat death metalt játszott.
Şiiri tarz olarak Amerikan Beat kuşağı şiirleriyle benzerlikler gösterir.Az indoklás szerint új költői kifejezésekkel gazdagította az amerikai dalkincset.
Natüralist ve klasik tarzda eserler veren bir sanatçıdır.A tradicionális, természetelvű művészet képviselője.
Pop, Country ve Adult contemporary müzik tarzlarında şarkı söylemektedir.Soft rock, pop és "adult contemporary music" műfajokban játszanak.
Romanlarındaki mekân unsuru sosyal seviye ve yaşam tarzlarını da yansıtmaktadır.Ezek az állat ivari állapotáról vagy szociális helyzetéről tájékoztatnak.
Ayrıca parçada Rock ve Anadolu rock tarzlarından da esinlenilmiştir.Szintén megjelent körükben a soul és a rocksteady irányzat.
Özgün şiir tarzı ile dikkat çeker.Természetes költői hajlammal bírt.
İki katlı inşa edilen bina, Art Nouveau tarzının örneklerinden biridir.A három, eltérő magasságú szék az újbirodalmi művészet gyönyörű példái.
Albüm tarzı genel olarak elektropoptur.A szám leginkább elektro stílusú.
Morrison, albüme başlarken niyetinin tamamen country tarzında bir albüm yapmak olduğunu açıkladı.Morrison eredetileg country albumnak szánta.
1991 yılında Kalkandelen İslam Cemiyeti, caminin etrafına Osmanlı tarzında duvar yaptırmıştır.1991-ben a tetovói iszlám közösség falat emelt a mecset körül, jellegzetes ottomán stílusban.
Formda oyun tarzını sürdürdü ve bu sayede beklentileri karşıladı.Az egészet úgy alakította át, hogy elvárásainak megfeleljen.
Zamanla kaybolan birçok özellik gibi yöreye ait giyim tarzı da maalesef tarihe karışmıştır.A városban hasonló időben felvonuló különböző menetek az egyenruháikról jól felismerhetők.
İki albüm tarz olarak neredeyse aynıdır.Logikus álláspontból nézve, a két album dátumai igen hasonlók.
Ama Şah’ın tarzı işe şakaymış gibi yaklaşmak.’”Olyannak tűnt, mint az értelmiségiekre jellemző egyetemi vicc.”
2007'de Pictures of You isimli country tarzda bir albüm yapmıştır.1994-ben All You Need is Luv’ címmel új albumot készítettek.
Ama daha uzun süre yaşayacak olan İtalyan tarzı tasarımdır.Ez lett az addigi legsikeresebb olasz progresszív rock alkotás.
Tarzan Edgar Rice Burroughs tarafından yaratılmış bir öykü karakteridir.Ez egy Edgar Rice Burroughs paródia volt.
Art Deco, 1920'lerde ve 1930'lardaki popüler tarz ve tasarımları ifade etmek için kullanılan terimdir.Az art déco az 1920-as és az 1930-as évek építészeti és iparművészeti stílusa volt.
Öyle ki bu dönemde inşa edilen binalar genel olarak Avrupa tarzıyla Ortadoğu tarzını birleştirmekteydi.A források környékét azután az európai ízlésnek megfelelően építették ki.
Sanatçının bu alanda en sevdiği türün barok tarzı olduğu bilinmektedir.Gyakran fantáziál arról, hogy ő lesz főnöke kedvenc macskája.
Önemli olan idare tarzının monarşi olmasıdır.A monarchia alapelve a becsület.
"Hem tarzımda tekim hem de iktidardayım".Minden tempóban és stílusban előadták már.”
Arabistan tarzı doğal kumaşlarla giyinmeyi sever.Nagyon szereti az ázsiai virágmintás ruhákat.
Bu tarzdaki resimlerinde Renoir etkisi görülebilir.A későbbi építményeken már a reneszánsz hatás látható.
Bu tarz bir insana karşı kibar olmaya gerek yok.Az ilyen fajta személlyel nem kell udvariaskodni.
Bu tarz bir insana karşı kibar olmaya gerek yok.Az ilyen fajta személlyel nem kell udvariasnak lenni.
Bennett bana bir keresinde şöyle demişti: ‘Bu işte değişik tarzlar vardır.Bennett sanoi minulle kerran: 'On erilaisia tapoja tehdä työtä.
Maddi hayatın üretim tarzı, genel olarak toplumsal, siyasal ve entelektüel hayat sürecini koşullandırır.Aineellisen elämän tuotantotapa on ylipäätään yhteiskunnallisen, poliittisen ja henkisen elämän ehtona.
Lana Del Rey, tarzını "kendine özgü gangster Nancy Sinatra" olarak tanımlamıştır.Lana Del Reyta on kuvailtu ”niin kutsutuksi gangsta-Nancy Sinatraksi”.
Katedral kilisesi 1010 ve 1020 yılları arasında Romanesk tarzında inşa edilmiştir.Tuomiokirkko rakennettiin vuosien 1010 ja 1020 välisenä aikana romaaniseen tyyliin.
Modernist bir tarza sahip olan binanın mimarı Augusto H. Álvarez'dir.Rakennuksen arkkitehtina toimi Augusto H. Alvarez.
Hardcore tarzı genel olarak normal punk rock'tan daha hızlı ve ağırdır..Hardcore on iskevämpää, raskaampaa ja nopeampaa kuin punk rock.
Deep house, house müziğin bir alt tarzıdır.Deep house on house-musiikin lajityyppi.
Tarzı İsveç için oldukça sıra dışıydı.Runsaus tuntui oudolta Suomeen verrattuna.