Cannibal Corpse 1988'de New York'ta kurulan Death Metal tarzında müzik yapan amerikalı grup.Cannibal Corpse este o formație americană de death metal fondată în 1988.
Bu takma isimle azmış olduğu kitapları daha çok çağdaş fantastik kurgu tarzındadır.Ficțiunile scrise sub acest pseudonim sunt, în marea lor majoritate, lucrări de fantasy contemporan.
Daha sonra Bolluca olarak geçmeye başlamış. daha sonra söyleyiş tarzından dolayı Buluca olmuş.Ulterior, el a devenit o simplă dependință, fiind folosit ca depozit.
17. yüzyılda, Rönesans tarzında yeniden inşa edilmiştir.În secolul al XVII-lea a fost modificată în stil renascentist.
Art nouveau tarzındaki yapının inşasına 1905 yılında başlandı.În turn a funcționat în perioada 1905-1911 o capelă în stil Art Nouveau.
Bunlar Afrika tarzı hafif piyade, milis, süvari ve savaş filleri şeklinde tertiplenmişlerdir.Armata era alcătuită din mercenari, infanteriști africani, miltie, cavareti și elefanți.
Tom Mary'nin ona bakma tarzını sevmiyor.Lui Tom nu-i place felul în care Mary se uită la el.
Tom'un iş yapma tarzını sevmiyorum.Nu-mi place stilul lui Tom de a face afaceri.
Tom'un iş yapma tarzını sevmiyorum.Nu-mi place modul în care Tom face afaceri.
Tom'un Fransızca konuşma tarzından etkilendim.Am fost impresionat de modul în care Tom a vorbit în franceză.
Tom evinin boyandığı tarzdan memnun değildi.Tom nu a fost mulțumit de modul în care casa sa a fost vopsită.
Senin beni güldürme tarzını seviyorum.Îmi place felul în care mă faci să râd.
Sanırım Tom bu odayı dekore etme tarzını sevecek.Cred că lui Tom îi va plăcea stilul în care ai decorat această cameră.
Sanırım Tom bu odayı dekore etme tarzını sevecek.Cred că lui Tom îi va plăcea cum ai decorat această cameră.
Yaşam tarzında iki veya daha fazla değişikliğin birlikte yapılması ise daha iyi sonuçlar verebilir.Két vagy több életmódbeli változtatás kombinálásával még jobb eredményeket lehet elérni.
Sandbank, Kafka'nın yaygınlığına rağmen, esrarengiz tarzının henüz taklit edilmediğini savunmuştur.Sandbank szerint Kafka elterjedtsége ellenére titokzatos stílusa máig feltáratlan.
Los Angeles’taki diğer glam metal gruplarına göre daha vahşi ve tehlikeli bir tarz benimsemişlerdir.Los Angeles-i glam metal kortársaikkal ellentétben ők sokkal nyersebbnek és veszélyesebbnek tűntek.
Lipa, müzik tarzını "Dark Pop" olarak tanımlar.Lipa úgy véli, hogy az ő zenei stílusa "sötét pop".
Herkesin bu yaşam tarzının bir parçası olmasını bekliyorum."Azt akarom, hogy az emberek érezhessék ennek az életmódnak egy részét.”
Maddi hayatın üretim tarzı, genel olarak toplumsal, siyasal ve entelektüel hayat sürecini koşullandırır.Az anyagi élet termelési módja határozza meg a társadalmi, politikai és szellemi életfolyamatot általában.
Çok parıltılı ve o diğer sarışın kızlar gibi kendini ovan bir tarza sahip olsun istemedim.Nem akarok valami elbűvölő fotót, mint akármelyik szőke lány.
Deep house, house müziğin bir alt tarzıdır.A deep house a house zene egyik alműfaja.
Son yıllarda daha spor bir tarzı benimsemiştir.Utolsó éveiben új stílust alakított ki.
Çocukluğumdan beri caz söylüyorum ve bu tarzın gerçek yüzünü göstermek istedim."Gyermekkorom óta éneklek dzsesszt, és igazán meg akartam mutatni a műfaj hiteles oldalát.
İnsanlar ona garip tarzda baktı.A város lakói furcsának tartják.
1979'da Cohen hayranlarının karşısına geleneksel Cohen tarzındaki Recent Songs albümü ile çıktı.1979-ben Cohen a hagyományosabb hangvételű Recent Songsszal tért vissza.
Termopylae Geçidi, taktik açıdan Grek savaş tarzı yönünden ideal bir durum sunmaktadır.A Thermopülai-szoros taktikailag is kiváló hely a görög harcászati módnak.
Uluslararası tarzda dizayn edilen yeni bir terminal binası 1990 yılında tamamlanmıştır.Az új terminálépületet 1990-ben fejezték be, nemzetközi stílusban.
Kişide havlar tarzda öksürük ve boğukluk olabilse de dinlenmede stridor (hırıltı) olmaz.Az illetőnél lehet ugató köhögés és rekedtség, de nyugalmi állapotban nincs stridor (sipoló légzés).
Eserlerinde sembolizm ile art nouveau arasında bir tarz kullanmıştır.Művészete átmenetet képez a szimbolizmus és az Art Nouveau között.
Ressamın bu yeni tarzı Ruskin tarafından "felaket" olarak nitelendirildi.A stílusváltást Ruskin "katasztrófaként" értékelte.
Saf ve duru hayat tarzı "haniflik" olup Allah'a şirk koşmanın zıddıdır.A zarándok (háddzs) a haddzs alatt világi életét felfüggesztve csak Istennek (Allah) él.
İlk baş rolü ise Warner Bros.'un hazırladğı Tarzan dizisinde "Detective Jane Porter"'dır.Első fontosabb szerepe Jane Porter detektív volt a Tarzan című rövid életű Warner Bros. tv-sorozatban.
Bu durum, müzik tarzına ve şarkı sözlerine de yansır.Ez most egész más lesz a stílust, és a dalokat nézve.
Sporcular, günümüzdeki silkme tarzına benzer bir kaldırma gerçekleştirmişti.Feltételezik, hogy a párzás a mai orrszarvúakhoz hasonló módon folyt le.
Kilise geç barok unsurlarıyla klasisizm tarzında inşa edilmiştir.A templom késő barokk stílusban épült klasszicista elemekkel.
Nasyonal sosyalistler kendilerine özgü mimari bir tarz yaratma yoluna gitmişlerdi.A nemzetiszocialisták igyekeztek magukhoz kötni őt.
Ürkek bir kuş değildirler ama ağaçlardaki yaşam tarzları yüzünden zor gözlemlenirler.A madár nem fél az embertől, de lombközeli életstílusa miatt megfigyelni nehéz.
Herbert Spencer’ın felsefe tarzının etkileri.Spencer Herbert synthetikus philosophiájának kivonata.
Tatami (Japonca: 畳), geleneksel Japon tarzı odalarda zemin malzemesi olarak kullanılan bir minder türüdür.A tatami (japánul: 畳) szőnyeg a hagyományos japán stílusú házaknál használt padlóburkolati anyag.
Moda ve tarz özellikle glam metal türünde ön plana çıkmıştır.A divat és az egyéni stílus különösen fontos volt a korszak glam metal együtteseinél.
Bu, Blind Guardian'ın tarzının belirlenmesinde önemli rol oynamıştır.Felléptek már a jól ismert Blind Guardiannel is.
Narezuşi (olgun suşi) mayalanmış, geleneksel tarzda bir suşi’dir.A narezusi (熟れ寿司, 'érett szusi') a hagyományos erjesztett szusi.
Romalılar da Mısır'dan Mısır tarzı yapılar kurmak için inşaat malzemesi ithal ettiler.A rómaiak is az egyiptomiaktól vették át a szövés technikáját.
İbn Arabi'ye göre Kuran-ı Kerim'i bu tarzda tefsir eden hiç olmamıştır.Ez a magyarázat arra, hogy kyrtet egyetlen más világon sem sikerült eddig termeszteni.
Suburra, 2015 yapımı Neo-noir tarzı İtalyan film.A Suburra 2015-ös olasz-francia gengszterfilm.
Bu giyim tarzı, çeşitli ülkelerde farklı yasal ve kültürel statüye sahiptir.Egyes államokban azonban ez az archaikus állapot és jogszolgáltatás különböző variációkban ma is fennáll.
Bazı yazarların sadece bu tarz dergilere öykü yazarak geçiniyordu.A szerzők közül néhányan tovább folytatják a hasonló stílusú újságírást.
Fin grup Eläkeläiset humppa tarzında yorumladıkları popüler müziklerle bilinir.Közöttük inkább a népszerű zenék humppa változatai ismertek.
Evet, Adil Şirin, serbest tarzda yazmaktadır.A kérge fehéres, papírszerű.
Bob Marley reggae tarzının kilit noktası olan Rastafari hareketindendi.A reggae Elvisének tartott Bob Marley hazája.
Çünkü o tarzı duymuşsanız, zaten pop müziğin aynısı, değil mi?Az ő zenéjük már sokkal jobban hasonlít a mai J-pop zenéhez.
Müzik tarzı Electro House ve Progressive House.House-t, progresszív house-t, electro house-t készít.
Bu yerleşimin gömü tarzında yerleşim içinde az sayıda toprak ve küp gömüt olduğu görülmektedir.A hazai és külföldi párhuzamok alapján kisebb halmok és temetkezések lehetnek még a területen.
Diğer bölgelerde bu tarz bir göçe rastlanmamıştır.Máshol nem találunk ilyen jellegű ábrázolást.
Tek bir tarz olsun istemedim.A nem egyetlen faja volt.
Burada sanatçı kentsel siluetin önünde kendini soğuk bir tarzda betimlemiştir.Itt rideg, városi látképek előtt állította be önmagát.
100 dakikalık bu siyah-beyaz TV filmi müzikal tarzdaydı.Egyperces fekete-fehér reklámfilmeket forgalmazott a helyi moziban.
Türün yaşam tarzı çok az bilinir.A legtöbb faj életmódját kevéssé ismerjük.
Krup semptomları şunlardır: "havlar tarzda" öksürük, stridor (tiz ve hırıltılı bir ses), ve boğukluk.A krupp tünetei: az „ugató” köhögés, a stridor (sípoló légzés), és a rekedtség.