Karabağlıların yerleşik hayat tarzını benimsemişlerdir.Daniové žijí usedlým způsobem života.
Tarz olarak Marduk, Dark Funeral gibi isveç black metali icra etmektedir.Hraje rychlejší styl black metalu na způsob skupin Marduk nebo Dark Funeral.
"Anons hiç alışık olmadığımız bir tarzda yapıldı.Jde však o Antonína úplně jiného, než na jakého jsme byli zvyklí z předcházejících dílů.
İhtiyaçların belgelendirilmesinin geleneksel yolu, sözleşme tarzı gereksinim listeleridir.Jedním z tradičního způsobu dokumentování požadavků byl seznam požadavků.
Folk metalin tarzı heavy metal ile halk müziğinin birleşimidir.Folk metal je hudební styl kombinující metal s lidovou hudbou.
Mina, yeni şuh tarzını 1960'ta "Il cielo in una stanza" ile tanıttı.Svůj nový smyslný zjev představila u balady Il cielo in una stanza v r. 1960.
Zaman içinde bu tarz kabul görmeye başlamıştır.Již v této době se mu začíná líbit.
Bu durum, müzik tarzına ve şarkı sözlerine de yansır.A to platí i pro hudební styl i módu."
Kişide havlar tarzda öksürük ve boğukluk olabilse de dinlenmede stridor (hırıltı) olmaz.Může se vyskytovat štěkavý kašel a chrapot, pacient v klidu však nevykazuje stridor (hvízdání).
Yerleşmenin bu tarzda bölünmesinin toplumda hiyerarşik bir yapılanma olmasını zorunlu kılmaktadır.V zajetí je potřeba dodržet podobné složení.
Şarkı bir hikâye şeklinde anlatıldığından dolayı, farklı tarzda olaylara yer vermektedir.Vzhledem k tomu, že jde o lidovou píseň, existují různé varianty textu.
Ama bazı işler, bu tarz giydirmeye karşı çıkmaktadırlar.Přesto byly některé autority proti těmto kostýmům.
Bu süre zarfında 20 erotik tarzında filmde yer almıştır.Pod jeho vedením zde vzniklo 20 celovečerních filmů.
Anlatımı, mit ve fantaziyi gerçeklik ile iç içe geçiren bir tarzdır.A je celkem jedno, jestli má replikovat naši realitu nebo fantazii.
Üçüncü parça "Blue Jeans", hip hop tarzı etkisi altında kalan minimal bir altyapıya sahiptir.Třetí singl "Blue Jeans" byl inspirován hip hopem a má minimalistický beat.
Başlangıçta power metal tarzı ile çalışan grup, sonra senfonik power metal türünde eserler vermeye başladı.Zpočátku hrála technical death metal, později power metal.
FHM, aslında For Him Magazine Dergisi için yayımlanmış, uluslararası bir aylık erkek yaşam tarzı dergisi.Maxim byl mezinárodní pánský lifestylový časopis s měsíční periodicitou.
Sinemada da burlesk tarzı filmlere rastlanır.Ve filmu se objevují i záběry hostince.
Aile dizisi tarzındadır.Styly rodinné výchovy.
Tarz ve kelime Brezilya'dan geliyor.Pohled z Prahy a Bratislavy.
1908 yılında yerleştiği Berlin'de tarzı daha dışavurumcu hale gelmeye başladı.Poté, co přesídlil v roce 1908 do Berlína se začíná projevovat výrazná tendence k expresionismu.
Bu cilt kapakları okurun kendisinin kolayca fasikülleri iliştirebileceği tarzda tasarlanmışlardı.Scénář byl napsán tak, aby se mohl s podobnými situacemi snadno vypořádat.
Tarzları, çoğu kişi tarafından, post-rock olarak adlandırılır.Tento styl je ovlivněn hlavně post-rockem.
Neoklasisizm tarzında yapılmıştır.Vznikla v monumentálním neoklasicistním stylu.
Söyleşilerindeki tarzı nedeniyle, lafı fazla uzattığı ve kendisinin farkında olduğu söylendi.Podle svých slov moc dobře ví, o koho se jedná, a moc ji to mrzí.
Evet daha önce hiç denemediğim bir tarz.Nikdy předtím to nezkoušel.
Bazı şarkılar, örnekleme yoluyla oluşturulmuştur ve 70'li ve 80'li yılların tarzındadır.Zvuk desky je ovlivněn sedmdesátými a osmdesátými léty.
Çok saldırgan oyun tarzıyla ünlüdür.Získal pověst hráče agresivního stylu hry.
Amerikan müzik grubu Siddal bu tarzı şöyle tanımlıyor.Tento článek pojednává o americké hudební skupině.
Sert doğa ve iklim koşulları bu bölgenin insanlarının yaşam tarzlarını derinden etkilemiştir.Zároveň nástinem drsné přírody a nepřívětivého počasí podtrhuje drsné charaktery tamějších obyvatel.
Erken Rönesans döneminin dingin klasik tarzında eser vermiştir.Blížila se ke stylu raného klasicismu.
Bu Opeth'in temel tarzının oturmaya başladığı dönemlere denk gelir.Již se zde projevují vlivy typické pro tvorbu Opeth.
Bu albüm öncekilerden tamamen farklı bir tarza sahipti.Album je úplně o něčem jiném než všechny předchozí.
Avrupa'dan ise ABD'yi destekler tarzda tepkiler geldi.Zatím připlouvaly z Evropy posily.
Evler genelde beton yapı tarzında olup eskiden kalma kerpiç ve taş evlerde mevcuttur.Základy bývaly kamenné, dnes obvykle betonové a větší domy jsou podsklepené.
Formda oyun tarzını sürdürdü ve bu sayede beklentileri karşıladı.Přišel do hry a z našeho pohledu nám usmrtil všechny naděje.
Bu tarzda ilk filmi No Regrets for Our Youth oldu.Neúspěchem skončily pokusy obnovit činnost mládeže.
1989'dan sonra yayımladığı bütün kayıtlarda Danilo Rea'nın caz tarzında çaldığı piyanolar yer almaktadır.Od roku 1989 nechybělo v jejích nahrávkách jazzové piano Danilo Rea.
Sanatçının teklileri her tarzdan listeye girmeyi başarmıştır.Umělec v každé z postav zachytil její reakci na událost.
Tabi bu tarz bir yaklaşım, aynı zamanda büyük eleştirileri de getirmektedir.Jedná se o návrh, které vzbudil velkou pozornost, ale zároveň i rozsáhlou kritiku.
Ancak Palladyanizm, mimari bir tarz olarak popülerliğini sürdürerek evrilmeye devam etti.Nicméně jako architektonický styl si palladianismus dále udržoval své příznivce a vyvíjel se.
İstasyon, art deco mimari tarzıyla inşa edilmiştir.Budova byla postavena s prvky stylu art deco.
Arthur Baker, synthesizerleri bu tarzın yardımcısı olarak savundu.Peter Sauber zůstal u týmu jako poradce.
Ostrogotlar kendi hayat tarzlarına daha uygun yeni bir bölgede yerleşmek için çabalar göstermekte idiler.Vážky hledají nové vhodné lokality k životu.
Köyde Kafkas kültür ve yaşam tarzına ait bir faaliyet ve görünüm bulunmamaktadır.Neviděla v erotice základní a jediný projev životní.
Bu tarz yenilikler daha sonra diğer şehirlerin dini yapılarında da uygulanmıştır.Tyto principy byly však při plánování výstavby použity v pozdější době i v dalších městech.
Yüzyıllar boyunca asimilasyona direndiler ve geleneksel yaşam tarzlarını korudular.De-a lungul secolelor au rezistat asimilării, păstrându-și stilul de viață tradițional.
2011 senesinden bu yana müzik tarzını geliştirmeye de devam etmektedir.Din anul 2011, a continuat să-și dezvolte stilul muzical.
Herkesin bu yaşam tarzının bir parçası olmasını bekliyorum."Vreau ca oamenii să simtă că facă parte din acest stil de viață”.
Ama Şah’ın tarzı işe şakaymış gibi yaklaşmak.’”Dar metoda lui Shah era de a trata lucrarea ca pe o glumă.»”
Romalılar da Mısır'dan Mısır tarzı yapılar kurmak için inşaat malzemesi ithal ettiler.Romanii, de asemenea, importau materiale de construcții din Egipt pentru a ridica structuri în stil egiptean.
MTV yeni albümü urban tarzına doğru yönelmiş olarak tanımladı.MTV a descris noul album ca fiind o mișcare către o direcție urbană.
Sanatındaki art nouveau tarzı çoğunlukla taklit edilmiştir.Stilul său Art Nouveau a fost de multe ori imitat.
Tip 2 diyabet gelişimi, yaşam tarzı ve genetik faktörlerin bir kombinasyonundan kaynaklanır.Apariția diabetului de tip 2 este determinată de o combinație între stilul de viață și factorii genetici.
Bu durum, bazı etnik gruplarda Batılı yaşam tarzına karşı artan hassasiyetten kaynaklanıyor olabilir.Cauza o poate constitui sensibilitatea crescută a anumitor grupuri etnice la stilul de viață occidental.
Programlama paradigması, bilgisayar programlamanın temel bir tarzıdır.O paradigmă de programare este un stil fundamental de programare.
Sonuç olarak orijinal mimari tarz bugüne kadar korundu.Ca urmare, stilul arhitectural original a fost păstrat până astăzi.
Avangard tarzdaki Piaget Polo saati 1979’da piyasaya sunulur ve markanın ikon modeli haline gelir.Ceasul Piaget Polo, de stil avangardist, iese pe piață în 1979 și devine un model imagine al mărcii.
Hardcore tarzı genel olarak normal punk rock'tan daha hızlı ve ağırdır..Hardcore este, în general, mai rapid, mai gros, si mai greu decât punk rock-ul timpuriu.
Kendi tarzını beğensede, herkes onun kötü giyindiğini düşünüyor.Îi plăceau hainele și era întotdeauna îmbrăcat elegant.