Aklında belirli bir tarzın var mı?Do you have any particular style in mind?
Ben her zaman onun kızlarla konuşma tarzına şaşırırım.I'm always surprised at the way he talks to girls.
Onun şarkı söyleme tarzını gerçekten çok beğendim.I really liked his style of singing.
Onun konuşma tarzını anlamıyorum.I don't understand the way that he thinks.
Onun düşünme tarzı çok çocukça.His way of thinking is very childish.
Onun düşünme tarzı benimkine çok benzer.His way of thinking is very similar to mine.
Onun çocuklarına davranma tarzı bir suçtur.It's a crime the way he treats his children.
Onun yürüme tarzı babasını bana çok hatırlatıyor.The way he walks reminds me very much of his father.
Onun kendi tarzı vardı.He would have his own way.
Bana onun her zaman davranış tarzı budur.That is how he always treats me.
O her zaman işleri yapma tarzım hakkında şikayet ediyor.He is always complaining about the way I do things.
Onun kendine özgü bir düşünme tarzı yok.He doesn't have a mind of his own.
Yeni yaşam tarzına alıştı.He got accustomed to the new way of living.
Yaşam tarzını değiştirmesi gerektiğini düşünüyorum.I think he needs to alter his lifestyle.
O onların resepsiyon tarzından memnun değil.He is displeased with their way of reception.
Onun konuşma tarzını sevmedi.He did not like her manner of speech.
Onların ona davranış tarzı hakkında söylendi.He grumbled about the way they treated him.
Onların mobilyaları, tarz yerine yarar için seçildi.Their furniture was chosen for utility rather than style.
Çocuklarını yetiştirme tarzları oldukça farklı.Their manner of bringing up their children is extremely unusual.
Onların geleneksel yaşam tarzı artık yok.Their traditional life style no longer exists.
Onu benim düşünce tarzıma ikna edebildim.I managed to bring him around to my way of thinking.
Onun konuşma tarzı benim sinirlerimi bozuyor.Her manner of speaking gets on my nerves.
Onun düşünme tarzı mantıklı.Her way of thinking was rational.
Onun gülüş tarzını seviyorum.I like the way she smiles.
O eli ağzının üzerinde okul kızlarının yapma tarzına güldü.She laughed the way schoolgirls do, with her hand over her mouth.
Kısa sürede yaşam tarzına alıştı.She soon adjusted to his way of life.
O pahalı bir tarzda yaşıyor.She lives in an expensive style.
O, onu kendi tarzıyla yaptı.She did it in her own way.
O, saçını yapma tarzını değiştirdi.She has altered the way she does her hair.
Her şeyi kendi tarzıyla yapmış olmalı.She must have everything her own way.
Onun kişisel bir konuşma tarzı vardı.She had an individual style of speaking.
O, hep işleri yapma tarzımla ilgili hata bulur.She always finds fault with the way I do things.
Onun ekmeği özel bir şekilde yapma tarzı var.She has a special way of making bread.
Yaşlı bir insanın düşünme tarzını değiştirmesi zor.It is hard for an old man to change his way of thinking.
Ebeveynlerimin konserde benim hakkımda övünme tarzı can sıkıcıydı.It was embarrassing the way my parents bragged about me at the concert.
O, giyinme tarzı hakkında dikkatsizdir.She is careless about the way she dresses.
Onun iyi bir tarzı var, bu yüzden giydiği her şey iyi görünüyor.She has good style, so she looks good in anything she wears.
Senin gülme tarzından hoşlanıyorum.I like your way of smiling.
Onun davranma tarzına katlanabiliyor musun?Can you put up with the way he behaves?
Ben samuray tarzıyla yaşıyorum.I live by the way of the samurai.
Daire Victorian tarzı döşenmişti.The flat was furnished in the Victorian style.
Onun düşünme tarzını hiç anlamıyorum.I don't understand his way of thinking at all.
Bu yaşam tarzına alışkınım.I am accustoming to this life style.
Çok mantıklı bir düşünme tarzın var.You have a very logical way of thinking.
Yaşam tarzlarından vazgeçmeyi reddettiler.They refused to give up their way of life.
Onlar onun rakiplerini tehdit etme tarzını beğenmediler.They did not like the way he threatened his opponents.
Onlar eski yaşam tarzlarından vazgeçmek istemiyordu.They did not want to give up their old ways of living.
Fasulye pişirmek için favori tarzın nedir?What's your favorite way to cook beans?
Patates pişirmek için favori tarzınız nedir?What's your favorite way to cook potatoes?
Alabalık pişirmek için favori tarzın nedir?What's your favorite way to cook trout?
Gezmek için favori tarzın nedir?What's your favorite way to get around?
Favori egzersiz yapma tarzın nedir?What's your favorite way to get exercise?
Favori dinlenme tarzın nedir?What's your favorite way to relax?
Favori seyahat tarzın nedir?What's your favorite way to travel?
Hep aynı tarzda olmaktan bıktınız mı?Tired of always having the same style?
Hâlâ bana tebessüm etme tarzını seviyorum.I still love the way you smile at me.
Bana bağırma tarzından bıktım usandım.I'm sick and tired of the way you yell at me.
Bir kişinin bir şeye bakma tarzı onun durumuna bağlıdır.One's point of view depends on the point where one sits.
Onun konuşma tarzı benim sinirimi bozuyor.The way she talks gets on my nerves.
Tom onu kendi tarzında yaptı.Tom did it in his own way.