Bu sadece Tom'un tarzı.That's just the way Tom is.
Tom Mary'nin okuldaki davranma tarzını görmezlikten gelmeye devam etmeyi reddetti.Tom refused to continue to ignore the way Mary was behaving at school.
Tom Mary'nin bakış tarzını seviyor.Tom likes the way Mary looks.
Tom, Mary'nin köpeğine davranma tarzını sevmiyor.Tom doesn't like the way Mary treats her dog.
Tom Mary'nin konuşma tarzını sevmez.Tom doesn't like the way Mary talks.
Tom Mary'nin gülme tarzını sevmiyor.Tom doesn't like the way Mary laughs.
Tom Mary'nin onunla konuşma tarzından hoşlanmadı.Tom didn't like the way Mary spoke to him.
Tom, John'un Mary'ye bakış tarzını sevmiyor.Tom doesn't like the way John looks at Mary.
Yeni bir şiir tarzını belirleyen büyük çağdaş şair "Nima Youshij" idi.The great contemporary poet who established a new style of poem was “Nima Youshij.”
Yazarın iyi bir tarzı var.The author has a good style.
Tom'un sağlıklı bir yaşam tarzı vardır.Tom has a healthy lifestyle.
Tom'un şeyleri komik bir söyleme tarzı var.Tom has a funny way of saying things.
Tom, Mary'nin John'a davranma tarzından hoşlanmıyor.Tom doesn't like the way Mary treats John.
Tom Mary'nin ona davranma tarzını sevmiyor.Tom doesn't like the way Mary treats him.
Tom Mary'nin ona bakma tarzını sevmiyor.Tom doesn't like the way Mary looks at him.
Tom işleri kendi tarzıyla yapar.Tom does things in his own way.
Tom onu senin tarzınla yaptı.Tom did it your way.
Tom ve Mary aynı tarzdalar.Tom and Mary were on the same wavelength.
Sanırım Tom sonunda insanların ona davranma tarzıyla başetmeyi öğrenecek.I imagine that Tom will eventually learn to deal with the way people treat him.
Son zamanlarda Tom muhtemelen Mary'nin davranma tarzından bıktı.Tom's probably sick and tired of the way Mary's been behaving lately.
Tom Mary'nin giyinme tarzı hakkında basit bir şey söyledi.Tom said something crude about the way Mary was dressed.
Herkesin kendi tarzı vardır.Everyone has their own style.
Jane düşünme tarzını anlar.Jane understands how you think.
Bunu sevme tarzı tam budur.That's just the way he likes it.
Resmi savaş beyanları 1942 yılından bu yana ABD tarzı değildir.Formal declarations of war haven't been the United States's style since 1942.
Bu tarz işi daha önce de yaptığım için işi kolay buldum.I found the work easy, since I had done that kind of work before.
Tom'un savurgan bir yaşam tarzı var.Tom has an extravagant lifestyle.
Eldivenli adamın daha fazla tarzı vardı.The guy with the gloves has more style.
Bu dergide Juliana giyme tarzından bahsediyor.In this magazine Juliana talks about the way she dresses.
Mary görünme tarzı hakkında endişeli.Mary is anxious about the way she looks.
O benim tarzım değil.It's not my style.
O senin tarzın değil.It's not your style.
Onun tarzı değil.It's not his style.
Mary dengeli bir yaşam tarzına sahip olmak istiyor.Mary wants to have a balanced lifestyle.
Ben onun insanlarla konuşma tarzını sevmiyorum.I didn't like the way she talked to people.
"Tom'un şarkı söyleme tarzını seviyor musun?" "Evet. Sen sevmiyor musun?""Do you like the way Tom sings?" "Sure. Don't you?"
Tom Mary'nin ona davranma tarzını çok sevmedi.Tom didn't much like the way Mary treated him.
Tom'un davranma tarzından nefret etmiyor musun?Don't you just hate the way Tom behaves?
Tom'un düşünme tarzını beğeniyorum.I like how Tom thinks.
Tom'un Mary'ye davranma tarzından hâlâ hoşlanmıyorum.I still don't like the way Tom treats Mary.
Tom'un şarkı söyleme tarzına katlanamayan tek kişi ben değilim.I'm not the only one who can't stand the way Tom sings.
Durumu ele alma tarzım için özür dilemek istiyorum.I'd like to apologize for the way I handled the situation.
Konuşma tarzın bir gün senin başını belaya sokacak.The way you talk is going to get you in trouble someday.
Tom'un her zaman iltifat bekleme tarzını sevmiyorum.I don't like the way Tom is always fishing for a compliment.
Profesyonellerin bunu yapma tarzı budur.That's how the pros do it.
Dün geceki davranma tarzım için özür dilemek istiyorum.I want to apologize for the way I acted last night.
Son karşılaştığımızda seninle konuşma tarzı için özür dilemek istiyorum.I want to apologize for the way I talked to you the last time we met.
Tom Mary'nin onun yumurtalarını pişirme tarzından mutlu değildi.Tom wasn't happy with the way Mary cooked his eggs.
Bunu yapma tarzımla ilgili hatalı bir şey var mı?Is something wrong with the way I'm doing this?
Onun sana bakma tarzını sevmiyorum.I don't like the way he looks at you.
Düşünme tarzın hoşuma gidiyor.I like the way you think.
Ben ciddi bir tarzda konuşurken benimle alay etme.Don't make fun of me when I'm talking seriously.
Ben ciddi bir tarzda konuşurken benimle alay etmeyin.Don't make fun of me when I'm talking seriously.
Bu tarz bir insana karşı kibar olmaya gerek yok.There's no need to be polite with this kind of person.
Onun davranma tarzından memnun olmadığımı Tom'a bildirdim.I let Tom know that I wasn't happy with the way he was behaving.
O Çin tarzı giysiler giyer.He wears Chinese-style clothes.
Onun tarzı gibi görünüyor.It seems like her style.
Ben işleri kendi tarzımla yaparım.I do things in my own way.
Ne tarz mobilya istiyorsunuz?What style of furniture would you like?
Herkesin tepki verme tarzına inanamıyorum.I can't believe the way everyone is reacting.