tartı ile cümle
tartı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
5
ORT. KELİME
Bu figürleri benimle tartışacak bir dakikan var mı?Do you have a moment to discuss these figures with me?
Tartışma sona erer ermez, ben hemen ofisten ayrıldım.As soon as the argument ended, I left the office forthwith.
Tom ve Mary kötü bir tartışma yaptı.Tom and Mary had a nasty argument.
Tom ve Mary tartışmaya girdi.Tom and Mary got into an argument.
Tom hemen hemen her zaman tartışmaları kazanır.Tom almost always wins arguments.
Cehennemde yaşarsan, o zaman şeytanla tartışma!If you live in hell, then don't argue with the devil!
Hâlâ tartışacak başka bir sürü şeylerimiz var.We still have many other things to discuss.
Açıkçası, bu tür tartışmalar çok saçma.Obviously, such arguments are preposterous.
Tartışmalar hep yapıcıydı.The discussions were always constructive.
O tartışmaları gerçekten yapmadık.We haven't really had those discussions.
Tartışmalar çok yapıcıydı.The discussions were very constructive.
Kapanış tartışmaları pazartesi günü devam edecek.Closing arguments will continue Monday.
Bu tartışmayı yapmak istemiyorum.I don't want to have this discussion.
Tartışmayı sürdürmek zorundayız.We have to keep the debate going.
Tom iddiaları tartışmazdı.Tom wouldn't discuss the allegation.
Şimdi bu tartışmayı bitirelim.Let's end this debate right now.
Onunla gerçekten tartışamıyorum.I can't really argue with that.
Tartışılan şey budur.That's what's being discussed.
Tom bile hakimle tartıştı.Tom even argued with the judge.
Umarım bu tartışma sona ermez.I hope this debate isn't over.
Bu saçmalığı tartışmak için zamanım yok.I do not have the time to discuss this nonsense.
Seçimlerinizi dikkatlice tartın.Weigh your choices carefully.
Tom tartışmayı kesinlikle kazandı.Tom definitely won the debate.
Şemalar tartışılıyor.Schemes have been discussed.
Tasarılar tartışılıyor.Schemes have been discussed.
Ben buraya tartışmak için gelmedim.I didn't come here to argue.
Bazı tartışmalarımız oldu.We've had some discussions.
Bu tartışılabilir bir konu değil.It's not a debatable issue.
Tartışma olacak.There will be controversy.
Tom'la hiç tartışma yok.There's no arguing with Tom.
Tartışmalar başlasın.Let the discussions begin.
Tom parayı tartışmazdı.Tom wouldn't discuss money.
Adil bir tartışmaydı.It was a fair argument.
TV'deki tartışmayı gördüm.I saw the debate on TV.
Davayı ben tartışayım.Let me argue the case.
Konu hakkında canlı bir tartışma yaptık.We had a lively debate about the issue.
Bunu tartışabilirsin.You could argue that.
O tartışılmadı.That wasn't discussed.
Hala tartışılacak çok şeyimiz var.We still have a lot to discuss.
Tom'la tartışmak zordu.It was hard to argue with Tom.
Tom ile Mary arasındaki tartışma yoğunlaşmaya başladı.The argument between Tom and Mary began to intensify.
Biz sık sık siyaseti tartışırız.We often discuss politics.
Tom'la biraz tartıştım.I argued with Tom a little bit.
Bunu tartışmak zorundayız.We have to discuss it.
Tartışmamız gereken bazı şeyler var.There are some things we need to discuss.
Onu Tom'la tartışmak istemiyorum.I don't want to discuss that with Tom.
Tom, Mary ile tartışıyor.Tom has been arguing with Mary.
Bu tartışmalı bir konudur.This is a controversial issue.
Sen ve ben çok tartışıyor gibi görünüyoruz.You and I seem to argue a lot.
Keşke Tom ile Mary tartışmayı bıraksa.I do wish Tom and Mary would quit arguing.
Bu konuyu tartışırken ne kadar zaman harcadınız?How much time have you spent discussing this topic?
Fadıl ve Dania yüksek sesle tartışıyorlardı.Fadil and Dania were arguing loudly.
Tom ve Mary ne kadar süredir tartışıyorlar?How long have Tom and Mary been arguing?
Sık sık Tom'la tartışırım.I often have arguments with Tom.
Ben neredeyse hiç tartışma kazanamıyorum.I hardly ever win arguments.
Ben tartışmaları nadiren kazanırım.I seldom win arguments.
Öyle bir mantıkla nasıl tartışabilirsiniz?How can you argue with logic like that?
Planı Tom'la tartıştım.I discussed the plan with Tom.
Bunun bunu tartışmak için uygun bir zaman olduğunu düşünmüyorum.I don't think this is an appropriate time to discuss this.
Tom ve Mary yüksek sesle tartışıyorlardı.Tom and Mary were arguing loudly.