tartı ile cümle
tartı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
5
ORT. KELİME
Bazıları tartışmak istemedi.Some didn't want to discuss.
Seninle tartışmak üzere değilim - sen sarhoşsun.I'm not about to argue with you - you're drunk.
Onlar para üzerine tartışmaya başladı.They began arguing over money.
Biz birçok olasılıkları tartıştık.We discussed many possibilities.
Onların tartıştığını duyabiliyordum.I could hear them arguing.
Tom ve Mary'nin tartıştıklarını duyabiliyordum.I could hear Tom and Mary arguing.
Tom, Mary ve John'un tartıştıklarını duyabildiğini söyledi.Tom said he could hear Mary and John arguing.
Bunu şimdi tartışıyor olmamalıyız.We shouldn't be discussing this now.
Onunla tartışmayı sevdim.I liked the discussion with him.
Bu tartışılmaz bir gerçektir.This is an indisputable fact.
Bütün ayrıntılar bugün tartışılacak.All the details will be discussed today.
Medya son birkaç ay içinde sadece bir şey tartışmıştır; ekonomik kriz.The media has only discussed one thing in the last few months; the economic crisis.
O tartışmayı kazanmak zorundasın.You gotta win that debate!
Ne tartışılması gerekiyor?What needs to be discussed?
Onlar ara sıra farkları üzerinde tartışırlar.Every now and then they clash over their differences.
Bizim birçok şeyi tartışmamız gerekiyor.We need to discuss many things.
Tartışma iptal ediliyordu.The discussion was being cancelled.
Keşke kalabilsem ve bunu daha fazla tartışabilsem ama gitmek zorundayım.I wish I could stay and discuss this more, but I've got to go.
Onlar oldukça sık tartışır.They argue quite often.
Onlar Tom'un becerilerini ya da bunların eksikliğini tartıştı.They discussed Tom's skills, or lack thereof.
Bu konuda tartışmayalım.Let's not argue about this.
Tom ve Mary oldukça sık tartışırlar.Tom and Mary argue quite often.
Bu fikir seks hakkında daha fazla tartışmalar için bir sıçrama tahtasıydı.That idea was a springboard for further discussions about sex.
Tom ve Mary bütün gün tartışırlar.Tom and Mary bicker all day long.
Satıcı bakır ölçeklerde peynir tartıyor.The seller weighs the cheese on the copper scales.
Biz bu konuda tartışmadık.We didn't argue about it.
Bunu henüz tartışmadık.We haven't discussed it yet.
Onlar eşcinsel evlilik hakkında tartışıyorlardı.They were arguing about same-sex marriage.
Biz henüz onu tartışmadık.We haven't discussed that yet.
Tartışmaktan nefret ederim.I hate arguing.
Tartışmalardan nefret ederim.I hate arguments.
Ben siyaset hakkında tartışmayı sevmem.I don't like to argue about politics.
Bu tartışma bizi hiçbir yere getirmeyecek.This debate won't get us anywhere.
Boston'da ne olduğunu tartışalım.Let's discuss what happened in Boston.
O tartışmalı bir teori.That's a controversial theory.
Tom ve Mary tekrar tartışıyor.Tom and Mary are arguing again.
Dün gece ne olduğunu tartışalım.Let's discuss what happened last night.
Ben tartışmaya devam edilmesi gerektiğine inanıyorum.I believe that the debate should be carried on.
Tom ve Mary bütün gece tartıştı.Tom and Mary argued all night.
Tom'a ne olduğunu tartışalım.Let's discuss what happened to Tom.
Tom tartışmayı sever.Tom likes to argue.
Gerçekten tartışmanın bir anlamı yok.There's really no point in arguing.
Sadece tartışmak için tartışıyorsun.You're arguing just to argue.
Bu tartışmasız bir biçimde şimdiye kadar yediğim en kötü yemek.This is unequivocally the worst meal I have ever had.
Biz her gün tartışıyoruz.We argue every day.
Bu tartışmaya yarın devam edelim.Let's continue this discussion tomorrow.
Politik doğruluk fikrinin yararlı mı yoksa zararlı mı olup olmadığını tartışın.Discuss whether the idea of political correctness is beneficial or harmful.
Biz onu zaten tartıştık.We've already discussed it.
Biz çok şey tartıştık.We've discussed a lot of things.
Bu teori çok tartışmalı.This theory is very controversial.
Hatta biz onu henüz tartışmadık.We haven't even discussed that yet.
Biz henüz o tartışmayı yapmadık.We haven't had that discussion yet.
Tom'la tartışmak zordur.It's hard to argue with Tom.
Tartışmak için daha acil şeylerimiz var.We have more pressing things to discuss.
Tom'la tartışmanın faydası yok.It's no use arguing with Tom.
Bunu tartışmaktan memnun olurum.I'd be happy to discuss it.
Komşularla iyi tartıştım.I had good discussion with the neighbors.
Seninle tartışmam gereken başka bir şey var.There's something else I need to discuss with you.
Tom ve Mary her zaman tartışıyor gibi görünüyorTom and Mary always seem to be arguing.
Tom ve Mary her zaman tartışıyor gibi görünüyor.Tom and Mary always seem to be arguing.