tartışmak ile cümle
tartışmak kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
3
HECE
10
ORT. KELİME
Sadece seninle tartışmak için bunu söylediler. Onlar gerçekte, kavgacı bir toplumdur.They did not say this to you except to unjustly argue; in fact they are a quarrelsome people.
Allah'ın tuzağı (cezası) pek çetin olduğu halde, onlar hala O'nun hakkında tartışmaktadırlar.And they dispute concerning Allah, and He is strong in prowess.
Bu konuda bizimle tartışmaktan vazgeç.Indeed, the Commandment of your Lord has gone forth.
Rabbin, tartışmakta oldukları şey hakkında, onlar arasında kıyamet günü hüküm verecektir.Your Lord will judge between them on the Day of Resurrection regarding their differences.
Onunla tartışmak zordu, çünkü hiç pes etmezdi”, dedi."He was difficult to argue with because he never gave up."
BM Güvenlik Konseyi Kosova'daki mevcut durum hakkında tartışmak üzere 22 Ocak Cuma günü toplandı.The UN Security Council met on Friday (January 22nd) to discuss the current situation in Kosovo.
Şimdi, mecliste bütçeyi tartışmak için bir süreç yaşanacak ve nasıl gittiğini göreceğiz.There will now be a process in the assembly to discuss the budget and we'll see how that goes.
BM Güvenlik Konseyi 13 Eylül Çarşamba günü Kosova konusunu tartışmak için toplandı.The UN Security Council met on Wednesday (13 September) to discuss Kosovo.
Bilim ve Teknoloji: Bilimadamları e-bilim ağını tartışmak için toplandılarScience and Technology: Scientists meet to discuss the e-science Grid
600'ün üzerinde bilimadamı, Grid bilgisayar altyapısını tartışmak üzere İstanbul'da toplandı.Over 600 scientists are gathering in Istanbul to discuss the Grid computing infrastructure.
Miloseviç döneminde Sırplar'ın tartışmaktan asla bıkmadıkları ortak bir meseleleri vardı.In the Milosevic years, Serbs felt they had one common problem, which everyone discussed tirelessly.
Türkiye Büyük Millet Meclisi, yasayı tartışmak üzere Pazar günü olağanüstü toplanacak.The Turkish Parliament will convene an extraordinary session on Sunday to debate the legislation.
Bu hafta ayrıca: bilim insanları çölleşme tehdidini tartışmak üzere Hırvatistan'da toplandılar.Also this week: scientists meet in Crete to discuss the threat of desertification.
Bakan, "Bu, nezih bir şekilde tartışmak ve konuşmak için iyi fir fırsat."That is a good opportunity to debate and talk in a decent manner.
Angelina Jolie mülteci sorunları ve eğitimi tartışmak üzere BH'ye geldi.Angelina Jolie was in BiH to discuss refugee issues and education.
Sırbistan ve Kosovalı Gazeteciler Medya Sorunlarını Tartışmak Üzere Bir Araya GeldiJournalists From Serbia, Kosovo Meet to Discuss Media Issues
Genel Kurul, BM mahkemesinin kararı konusunda onu tartışmaktan fazla bir şey yapamaz.The General Assembly can do little about the UN court's verdict other than discuss it.
Hükümet stratejiyi tartışmak için Cuma günü acil bir toplantı düzenledi.The government called an emergency session Friday to discuss strategy.
Bilim adamları, güç elektroniği konusunu tartışmak için Makedonya'da toplandı. [AFP]Scientists gathered in Macedonia to discuss power electronics. [AFP]
Feynman, baş başa tartışmak için fizikçi Niels Bohr tarafından çağrıldı.Feynman was sought out by physicist Niels Bohr for one-on-one discussions.
Bu makale yalnızca hatip Aniphon'un biyografisini ve hitabet çalışmalarını tartışmaktadır.This article only discusses Antiphon the Orator's biography and oratorical works.
Politikadan dine ve hobilere kadar her şeyi tartışmak için çalışma çemberi oluşturulabilir.Study circles may be formed to discuss anything from politics to religion to hobbies.
LGBTIQ+ sorunlarını tartışmak için bir araya gelen bir grup öğrenciye katıldı.She joined a group of students who met to discuss LGBTIQ issues.
Akademisyenler ve analistler, SSMP'nin ideolojisinin nasıl tanımlanması gerektiğini tartışmaktalar.Scholars and analysts have debated how the SSNP's ideology should be described.
Maddeyi tartışmak üzere tanıttıktan sonra uzun bir sessizlik oldu.After introducing the item for discussion, there was a prolonged silence.
Bir grup insan, tüm üyelik adına tartışmak ve kararlar almak için toplanır.A group of people meets to discuss and make decisions on behalf of the entire membership.
Bu makale fizik alanına önemli katkılarda bulunan kadınları tartışmaktadır.This article discusses women who have made an important contribution to the field of physics.
Bu makalenin sınırları içerisinde Marx'ın yöntemini bütünüyle tartışmak niyetinde değilim.I do not intend to discuss Marx's method in its entirety within the confines of this article.
Vilar, kitabı tartışmak için 21 Şubat 1973 tarihinde The Tonight Show'a çıktı.Vilar appeared on The Tonight Show on February 21, 1973, to discuss the book.
Seninle tartışmak faydasız.Es ist nutzlos, mit dir zu diskutieren.
Susan her zaman haksız değildir. Sadece bazen canı aptallarla tartışmak istemez.Wer schweigt, hat nicht immer unrecht. Er hat nur manchmal keine Lust, mit Idioten zu diskutieren.
Düzenli bir şekilde Derneğin aktiviteleri ve gelişimini tartışmak için buluşurlar.Sie treffen sich regelmäßig, um die Aktivitäten und Entwicklung der Assoziation zu erörtern.
Araştırmacılar Cao'nun tam doğum yılı hakkında hâlâ tartışmaktadır.Über die genaue Datierung von Ramas Geburtsjahr streiten sich Hindu-Gelehrte.
İnsanla şempanzenin akrabalığını tartışmak üzere başta davranışlar olmak üzere incelemeler başlatıldı.Danach begannen Verhandlungen zur Teilung des väterlichen Erbes.
Sizinle bir şey tartışmak istiyordum.Je voudrais discuter de quelque chose avec vous.
Seninle tartışmaktan memnun oldum.J'ai été ravie de discuter avec toi.
Düzenli bir şekilde Derneğin aktiviteleri ve gelişimini tartışmak için buluşurlar.Ils se rencontrent de manière régulière pour débattre des activités et du développement de l’association.
Gerçekte yaşanan şeyleri tartışmaktan korkmadıklarını da belirtmiştir.Elle a continué, « Nous n'avons pas peur de discuter de choses qui se produisent réellement ».
Toplantının ana nedeni “Avrupa’daki Yahudi problemine” çözüm bulmak için tartışmaktı.Le sujet à l'ordre du jour est la « Solution finale de la question juive européenne ».
Tanrı'nın varlığı konusunu tartışmak, birçok felsefi problemi beraberinde getirir.La relation entre l'être humain et le cheval entraîne de nombreux questionnements philosophiques.
Sizinle bir şey tartışmak istiyordum.Quisiera discutir una cosa con usted.
Bunun hakkında tartışmak ister misin?¿Quieres discutirlo?
Feynman, baş başa tartışmak için fizikçi Niels Bohr tarafından çağrıldı.Feynman fue buscado por el físico Niels Bohr para las discusiones de uno-a-uno.
Tartışmak için mi buraya geldin?Sei venuto qui per litigare?
Seninle tartışmak için vaktim yok.Non ho tempo per discutere con te.
Bazıları Herold'ın tahminlerini tartışmaktadırlar.Alcune persone, comunque, contestano le stime di Herold.
Ön şartları tartışmak için her iki taraf Mesembria'ya heyet yolladılar.Entrambe le parti inviarono delegazioni a Mesembria per discutere i termini preliminari.
Eve geri dönerken Peter ve Brian tartışmaktadır ve tartışma sonucunda Brian arabadan iner.На обратном пути Питер с Брайаном ссорятся до такой степени, что пёс выходит из машины.
Bilim insanları fillerin ne derecede duyguları olduğunu tartışmaktadır.Учёные говорят, что слоны очень эмоциональны.
Baldızı ile asla geçinememekte sürekli tartışmaktadır.Часто препирается с супругой по поводу и без него.
21 Haziran 2005'te, konuyu tartışmak için uzmanlar Senato'ya getirildi.في 21 يونيو 2005 تم إستدعاء الخبراء إلي مجلس الشيوخ من أجل مناقشة الموضوع.
Tanrı'nın varlığı konusunu tartışmak, birçok felsefi problemi beraberinde getirir.يثير النقاش حول وجود الله قضايا فلسفية عديدة.
Ek olarak NATO, pek çok NATO üyesi olmayan ülkeyle iş birliği yapmakta ve çalışmalarını tartışmaktadır.بالإضافة إلى ذلك، تتعاون المنظمة وتناقش أنشطتها مع العديد من الأعضاء الآخرين من خارج الحلف.
İspanyol İç Savaşı'nı tartışmak üzere çeşitli İtalyan istihbarat yetkilileri bir araya geldi.زار العديد من مواقع المعارك حول مدريد ليشهد المقاومة الأسبانية.
21 Haziran 2005'te, konuyu tartışmak için uzmanlar Senato'ya getirildi.Em 21 de junho de 2005, especialistas foram chamados para debater a questão no Senado.
Ön şartları tartışmak için her iki taraf Mesembria'ya heyet yolladılar.Ambos os lados enviados delegações à Mesembria para discutir os termos preliminares.
Eve geri dönerken Peter ve Brian tartışmaktadır ve tartışma sonucunda Brian arabadan iner.No caminho para casa, Peter e Brian discutem até que Brian sai do carro.
Ek olarak NATO, pek çok NATO üyesi olmayan ülkeyle iş birliği yapmakta ve çalışmalarını tartışmaktadır.Além disso, a OTAN coopera e discute suas atividades com vários outros não membros da aliança militar.
Roy, Nathan ile tartışmaktadır.Niki esbarra em Nathan.
Aynı zaman diliminde sanatçı Oprah Winfrey’in programına bu konunun önemini tartışmak için katıldı.Em seguida, ela apareceu no The Oprah Winfrey Show para discutir a importância do voto.