tartışmak ile cümle

tartışmak kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Gerçekte yaşanan şeyleri tartışmaktan korkmadıklarını da belirtmiştir.Ela deixou igualmente claro que não se preocupava com o que as pessoas pensavam.
Chris Taylor ise suçsuz insanlara zarar veren askerlerle tartışmaktadır.Para Adam Smith, o Estado é quem atrapalhava a liberdade dos indivíduos.
Gerçekte yaşanan şeyleri tartışmaktan korkmadıklarını da belirtmiştir.Ook bleek Videla niet specifiek te ontkennen dat de vraaggesprekken hadden plaatsgevonden.
İkincisi ise Hindiçin'de barışı sağlamanın olasılığını tartışmaktı.Vertegenwoordigers discussieerden over de mogelijkheid om de vrede te herstellen in Indochina.
Sizinle bir şey tartışmak istiyordum.Ik wou iets met u bespreken.
Bu konuda tartışmak istemiyorum.Ik wil hierover niet discussiëren.
Bu konuda tartışmak istemiyorum.Ik heb geen zin om hierover te discussiëren.
Bazıları Herold'ın tahminlerini tartışmaktadırlar.Potwierdzały się przewidywania Harolda.
Gerçekte yaşanan şeyleri tartışmaktan korkmadıklarını da belirtmiştir.Znany jest również z tego, że nie boi się powiedzieć tego co myśli.
Düzenli bir şekilde Derneğin aktiviteleri ve gelişimini tartışmak için buluşurlar.De träffas regelbundet för att diskutera aktiviteterna och utvecklingen av föreningen.
21 Haziran 2005'te, konuyu tartışmak için uzmanlar Senato'ya getirildi.21. června 2005 se na tuto problematiku konala v Senátu diskuse s odbornou veřejností.
Ağustos 1684'te Cambridge Üniversitesi'nde Isaac Newton ile bunu tartışmak üzere buluştu.V srpnu 1684 odjel do Cambridge aby to prodiskutoval s Isaacem Newtonem.
Aynı zaman diliminde sanatçı Oprah Winfrey’in programına bu konunun önemini tartışmak için katıldı.Objevila se v show Oprah Winfrey,aby zde pohovořila o tom, jak je důležité volit.
Tanrı'nın varlığı konusunu tartışmak, birçok felsefi problemi beraberinde getirir.Čerpáno z knihy Bytí Jeho filosofie Bytí zahrnuje širokou škálu filozoficko-náboženských jevů.
1914'te onun görüşlerini tartışmak, günaha girmekle eş anlamlı kabul edilmiştir.Až v roce 1954 připustil, že jeho kritika byla nespravedlivá.
Basit konuları tartışmak saatler alıyor ve anlaşmaya varılamıyordu."Oni na mě můžou beztrestně dvě hodiny křičet a já nemůžu nic?".
Böylece Konfüçyüsçülük'ün gerçek "din" olup olmadığını tartışmak mümkündür.Velké debaty dodnes vzbuzuje otázka, zda konfucianismus je náboženství či ne.
21 Haziran 2005'te, konuyu tartışmak için uzmanlar Senato'ya getirildi.Pe 21 iunie 2005 o serie de experți au fost chemați la Senat pentru a dezbate legea.
Bilim insanları fillerin ne derecede duyguları olduğunu tartışmaktadır.Oamenii de știință dezbat măsura în care elefanții simt emoții.
Ağustos 1684'te Cambridge Üniversitesi'nde Isaac Newton ile bunu tartışmak üzere buluştu.În 1684, el a fost chemat la Cambridge de către Isaac Newton, pentru a discuta despre acest lucru.
İspanyol İç Savaşı'nı tartışmak üzere çeşitli İtalyan istihbarat yetkilileri bir araya geldi.Gruparea se inspiră din Brigăzile Internaționale care au luptat în Războiul Civil Spaniol.
Feynman, baş başa tartışmak için fizikçi Niels Bohr tarafından çağrıldı.El a fost denumit în cinstea fizicianului danez Niels Bohr.
Bazıları tartışmaktan nefret ederler.Unii oameni urăsc să se certe.
Bazıları tartışmaktan nefret ederler.Unii urăsc să se certe.
Eve geri dönerken Peter ve Brian tartışmaktadır ve tartışma sonucunda Brian arabadan iner.Hazafelé menet a kocsiban Peter és Brian addig veszekszik, míg Brian kiszáll a kocsiból.
Bazıları Herold'ın tahminlerini tartışmaktadırlar.Vannak, akik vitatják Schmidt feltevését.
İspanyol İç Savaşı'nı tartışmak üzere çeşitli İtalyan istihbarat yetkilileri bir araya geldi.Ismert, hogy számos bilicei harcolt a spanyol polgárháborúban.
21 Haziran 2005'te, konuyu tartışmak için uzmanlar Senato'ya getirildi.21. kesäkuuta 2005 asijantuntijoita kutsuttiin senaattiin keskustelemaan aiheesta.
İkisi de daha sonra arsa gelişmelerini tartışmak için bir olabilirdi.Myöhemmin molemmat olivat ilmatorjuntaan sopivia.
Tanrı'nın varlığı konusunu tartışmak, birçok felsefi problemi beraberinde getirir.Jumalan olemassaolon kysymyksiä tutkitaan uskonnonfilosofiassa.
Diğer âlimlerle tartışmaktan büyük haz duyan Mercator dindardı ve ölümüne kadar çalışkandı.Merwin, ο οποίος θαύμασε τη δουλειά τους και παρέμεινε δια βίου φίλος.
Başka yorumcular nomokrasinin bu yorumu konusunda tartışmak konusudur.Andre oppositionsgrupper betvivlede legaliteten af en sådan overgangsregering.
Tanrı'nın varlığı konusunu tartışmak, birçok felsefi problemi beraberinde getirir.Diskusjonen om eksistensen om Gud fremmer mange filosofiske spørsmål.
Ancak aceleci Flaminius ile tartışmak olanaksızdı.Men det viste seg umulig å argumentere med den hissige Flaminius.
Bilim insanları fillerin ne derecede duyguları olduğunu tartışmaktadır.Ilmuwan masih memperdebatkan sejauh mana gajah dapat merasakan emosi.
Gerçekte yaşanan şeyleri tartışmaktan korkmadıklarını da belirtmiştir.Ia pun mengatakan bahwa tidak berminat berdebat dengan mereka.
21 Haziran 2005'te, konuyu tartışmak için uzmanlar Senato'ya getirildi.Ngày 21 tháng 6 năm 2005, những chuyên gia được gọi tới Thượng viện để tham gia tranh luận về vấn đề này.
Toplantının ana nedeni “Avrupa’daki Yahudi problemine” çözüm bulmak için tartışmaktı.そこでは「ヨーロッパのユダヤ人問題の最終的解決」について討議された。
Ağustos 1684'te Cambridge Üniversitesi'nde Isaac Newton ile bunu tartışmak üzere buluştu.1684年8月に彼はケンブリッジ大学にアイザック・ニュートンを訪ねて議論を行なった。
Örneğin, Immanuel Kant tanıma ve tanımanın öğelerini tartışmak için sadece tanımlama kullanmıştır.例えば、イマヌエル・カントは認識やその構成要素を議論するために純粋説明を用いた。
Buda bu örnekle Dörtlü Zinciri (Urteilsvierkant) tartışmaktadır.山口はこの企画においても四角フェチぶりを発揮する。
Hatta bu teklifleri görüşmek, tartışmak için bir toplantı yapılmış bile değildir.しかし、会議の招集それ自体に議論がないわけではない。
Gerçekte yaşanan şeyleri tartışmaktan korkmadıklarını da belirtmiştir.また、人間を恐れなかったと伝えられている。
21 Haziran 2005'te, konuyu tartışmak için uzmanlar Senato'ya getirildi.学生達は6月2日、この提案について話し合うために教育省に集まった。
21 Haziran 2005'te, konuyu tartışmak için uzmanlar Senato'ya getirildi.在2005年6月21日參議院傳喚專家參與辯論這個議題。
Toplantının ana nedeni “Avrupa’daki Yahudi problemine” çözüm bulmak için tartışmaktı.会议最初的目的是讨论“欧洲犹太人问题”的彻底解决方案。
Düzenli bir şekilde Derneğin aktiviteleri ve gelişimini tartışmak için buluşurlar.他們定期開會討論活動和協會的發展。
Ancak aceleci Flaminius ile tartışmak olanaksızdı.然而,這卻證明了不能輕易的與弗拉米尼爭論。
Gerçekte yaşanan şeyleri tartışmaktan korkmadıklarını da belirtmiştir.还声称他一点也不在乎这些话所带来的后果。
Tanrı'nın varlığı konusunu tartışmak, birçok felsefi problemi beraberinde getirir.叙事的存在引起了哲学问题。
Bilim insanları fillerin ne derecede duyguları olduğunu tartışmaktadır.조조는 코끼리의 몸무게가 얼마나 되는지 궁금했다.
İkisi de daha sonra arsa gelişmelerini tartışmak için bir olabilirdi.שניהם עלולים להגביל את יכולתו של הגבר לפתח זיקפה לאחר מכן.
Toplantının ana nedeni “Avrupa’daki Yahudi problemine” çözüm bulmak için tartışmaktı.הנושא היה "הפתרון הסופי (בגרמנית: Endlösung) של הבעיה היהודית".
Tanrı'nın varlığı konusunu tartışmak, birçok felsefi problemi beraberinde getirir.השאלה סביב הימצאותו של האל תמיד העסיקה פילוסופים רבים.
Gerçekte yaşanan şeyleri tartışmaktan korkmadıklarını da belirtmiştir.Всъщност те абсолютно не се страхуват от това да бъдат хванати в лъжа.
Feynman, baş başa tartışmak için fizikçi Niels Bohr tarafından çağrıldı.Slávny fyzik Niels Bohr si vyhľadal Feynmana pre diskusiu jeden na jedného.
Bazıları Herold'ın tahminlerini tartışmaktadırlar.Iné zdroje vyvracajú Harrisove tvrdenie.
Ağustos 1684'te Cambridge Üniversitesi'nde Isaac Newton ile bunu tartışmak üzere buluştu.Tak v auguste 1684 odišiel za Newtonom, aby o tom s ním diskutoval.
Sol kapı daha gizemlidir ve sanat tarihçileri doğru tanımlaması üzerinde hâlâ tartışmaktadır.Levi portal je bolj skrivnosten in umetnostni zgodovinarji se še vedno prepirajo o pravilni identifikaciji.
Ağustos 1684'te Cambridge Üniversitesi'nde Isaac Newton ile bunu tartışmak üzere buluştu.Avgusta 1684 je odšel v Cambridge, da bi se o tem pogovoril z Newtonom.

İlgili Sayfalar