tarla ile cümle

tarla kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Yerleşimciler de pamuk tarlaları kurmak amacıyla arazi bulmaya geldiler.Settlers also came, looking for land on which to establish cotton plantations.
Aynı zamanda Tarlati’den Arezzo’nun koruyuculuğunu on yıllığına ele aldılar.Zur selben Zeit erwarben sie von den Tarlati für zehn Jahre das Protektorat über Arezzo.
Ya da λιβάδι (tarla) kelimesi Lazcaya da livadi (Lazcası; Ont̆ule) şeklinde girecekti.Als Genus des Wortes Riff wird im Duden Maskulinum (der Riff) oder Neutrum (das Riff) angegeben.
Küçük yaşlarda tarlalarda çalışmaya başladı.Seit frühester Kindheit mussten sie auf den Feldern arbeiten.
Gezdiribilen Bir Yeşillik, Tarla.Schäm' dich, Lotte!
Bir sabah tarlalarına giden köylüler çan sesleri duyarlar.Die Männchen sind schon in den frühen Morgenstunden zu hören, wie sie von Singwarten aus rufen.
Filipinler'de çiftçiler bambu sırıklarını şans getirsinler diye tarlalarının etrafına dikerler.Auf den Philippinen werden Bambuskreuze von Landwirten als Glücksbringer aufgestellt.
Çavdar Tarlasında Çocuklar.Kommt, ihr lieben Kinderlein.
Yaz mevsiminde kadınlar tarla ve bahçelerde çalışır.Da man die Zuarbeit der Kinder im Sommer für Arbeiten im Hof und auf dem Feld brauchte.
Ekili tarlaları korur.Ackerwildkräuter schützen.
Tarlalardaki ürünleri de yerler.Zudem lagern sie Nahrung in ihre Baue ein.
Yeşil tarla eski haline döner.Die hellgraue Borke wird im Alter rissig.
Ayçiçeği tarlasındaki kadın Glauco Onorato ...Die Stimme lieh ihm Glauco Onorato.
Bu tür tarlalar genelde eğimli yamaçlara kurulmuştu.Meist waren diese Brunnen an Kreuzungen positioniert.
“Tarla Bekçisi” olarak da adlandırılır.Sie wird auch „Dom der Wachau“ genannt.
Ahlatlariçi tarlalarında hiç ahlat ağacı yoktu.Es befanden sich keine bäuerlichen Untertanen am Hof.
Her üye kendine ayrılmış bulunan tarlada çalışmak zorundaydı.Jedes Werk stand auf einer eigenen, ungeteilten Windlade.
Tarla - bahçe işlerinde kadın erkek beraber çalışır.Gert Gröning: Wer die Frauen hat, hat den Garten .
Daha sonra domuz Kent yakınlarında bir çiftçinin tarlasında bulunmuştur.Am nächsten Tag wird sie von Bauern neben einem Feld gefunden.
St.Albans yakınlarında kırlık tarlalar.St. Albans ist von der Town St. Albans umgeben.
2008'de karadaki tarlalar aynı tabanda %29,4 idi.Diese Einheiten führten im Jahr 2008 24,9 % aller Einsätze durch.
Bazen yiyeceğini tarlalarda arar.Er sucht häufig am Boden nach Nahrung.
Şimdilerde fındık tarlaları yaygınlaşmıştır.Die vorhandenen Felsenkeller wurden erweitert.
Ya da λιβάδι (tarla) kelimesi Lazcaya da livadi (Lazcası; Ont̆ule) şeklinde girecekti.Le terme sossé (ou socé ou saussai) est égal au terme mandingue.
Çavdar Tarlasında Çocuklar.Au camp des Guelfes.
Mayın tarlası üzerine, Ian StewartPour les articles homonymes, voir Ian Stewart.
Tarla ve bahçe ile ilgileniyor.Il s'occupe du domaine et du jardin.
Mevsim kıştı ve tarlalarda yapacak çok az iş vardı.C'était à la fin de l'hiver et il y avait très peu à manger dans le village.
Bir çiftliğin avlusu Suzel çiftçilerin tarlalarına gitmesiyle birlikte kiraz seçmek için hazırlanmaktadır.Cour d'une ferme Alors que les fermiers vont aux champs, Suzel s'apprête à cueillir des cerises.
27 Temmuz 1890 günü van Gogh'un tarlalarda iken kendini tabanca ile vurduğuna genel olarak inanılmaktadır.Le dimanche 27 juillet 1890, Van Gogh se tire une balle de revolver dans la poitrine, en plein champ.
Birçok zeytin tarlası bulunmaktadır.On y constate la présence de nombreuses oliveraies.
En büyük ayçiçeği tarlası Toskana'da bulunmaktadır.L'institut est surtout présent en Toscane.
Tarlacık, Trabzon ilinin Vakfıkebir ilçesine bağlı bir mahalledir.En entrant à Trabzon, il est le premier district qui vous accueille.
Devedikenleri genellikle yol kenarlarında ve ekili olmayan tarlalarda yetişir.L’élevage se pratique généralement de manière extensive dans les marais et les zones non défrichées.
Ayrıca rüzgâr tarlaları denizde, karada, ve sahilde yapılabilir.Ces sports peuvent se pratiquer sur mer, dans le ciel ou sur terre.
Ukrayna bayrağı, buğday tarlalarının (refah) üzerindeki mavi gök (barış) olarak ifade edilebilen bayraktır.Le drapeau d'Ukraine symbolise un ciel bleu et des champs tapissés de blé.
Mahalleliler arsalarının, tarlalarının çoğunu elden çıkarmış durumdadırlar.Les vaches tiennent là aussi une place majeure, réalisant la plupart des travaux des champs.
Tarım alanlarının %47,7'sinde tarla ürünleri yetiştirilir.Cette part monte à 7,9 % en ce qui concerne les fruits.
İsmail ve İshak onu Hitit'li Efron'un tarlasındaki Makpela mağarasına gömdü.Isaac et Ismaël l'enterrent dans la grotte de Makpéla, à côté de Sarah.
Adada bulunan tarlalarda, hububat ve meyve-sebze tarımı yapılmaktadır.Dans la cuisine réunionnaise, les plantes et les fruits de l'île sont très utilisés.
Peter orada filmin makarasını mısır tarlasına gömer.Daniel couche dans la paille de la grange.
Belediye alanının yarısı su yolları, parklar, tarlalar, korular ve yeşil alanlar ile kaplıdır.Près de la moitié de la ville est couverte d’espaces verts : parcs, jardins publics ou réserves naturelles.
Oğlum şimdi tarlada sıkı çalışıyor.Mi hijo está trabajando duro en el campo ahora mismo.
Bol miktarda Gündendi(Ayçiçeğinin trakyacası:) ve Buyday (Buğday) ekilir tarlalara.Como castigo a éste, numerosos azotes y días de cepo le fueron dados.
Bunu yaptığı sırada râhipler, bir uçak ile tarlanın üzerinden uçarak Lois'i kaçırırlar.Mientras lo hace, los curas aparecen en un avión y secuestran a Lois.
Çavdar Tarlasında Çocuklar.Los chicos de la maraña.
Bir sabah tarlalarına giden köylüler çan sesleri duyarlar.Las personas que van a los campos de noche, escuchan a una mujer llorar.
Küçük yaşlarda tarlalarda çalışmaya başladı.En una edad temprana, trabajaba en los campos.
Rüzgâr tarlalarının yeri ile ilgili anlaşmazlık çok büyük sorundur.El contraste con la actividad sísmica de sus vecinos es grande.
Eskiden bir karış tarla kalmazdı ekilmedik, ancak 15 yıldır kimse tarımla uğraşmıyor.Nunca le he tenido miedo a nadie: desde los 15 años peleó como profesional.
Köydeki bütün sığırları tarlaya sürerler.Cada tipo de ganadería tiene asignada una zona en la cuadra.
“Efendiler vatan bir tarla mıdır ki onu taksim edelim?Soy el rey Pórtate bien ¿Para qué fingir?
19:10 Tarlanı, sınırlara kadar biçme Lev.22:00 Pasacalles con la Charanga hasta los bares.
En çok bilinen tabloları, tarlalarda çalışan köylüleri betimlemektedir.Todo esto dicho y constatado por los mismo campesinos que trabajan estas tierras.
Gelinin babası damada bir hediye vadeder (bu genellikle tarla veya hayvan olur).Su padre le hace un regalo valioso (en las zonas rurales suele ser una vaca).
1925 Tassel Hawaii'de ilk ticari amaçlı Makademya tarlasını kurdu.Poco después, en 1925, la compañía estableció en Milán su primera fábrica en el extranjero.
Murat Sofu, yine bir gün tarlaya çalışmaya gider, ancak geç saate kadar eve dönmez.Sherlock sale del departamento y no vuelve hasta tarde.
Ayrıca rüzgâr tarlaları denizde, karada, ve sahilde yapılabilir.También es posible hacer cabalgatas por el bosque o a las playas.
Savaştan kaçınmak için deli taklidi yapar ve tarlasına tuz eker.Odiseo para evitar ir a la guerra, se fingió loco y sembró sus campos con sal.
Buğday yok, tarlalar kuru, hiçbir yiyecek kalmadı" diyordu.Habla de cultivados, nunca de silvestres."

İlgili Sayfalar