tarla ile cümle
tarla kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Yemlerini tarlalardan topluyor, Kötülerin bağındaki artıkları eşeliyorlar.收 割 別 人 田 間 的 禾 稼 . 摘 取 惡 人 餘 剩 的 葡 萄
Yemlerini tarlalardan topluyor, Kötülerin bağındaki artıkları eşeliyorlar.收割 別 人 田間 的 禾稼 . 摘取 惡 人 餘剩 的 葡萄
Yeryüzüne yağmur yağdırır, Tarlalara sular gönderir.A ki esõt ad a földnek színére, és a mezõkre vizet bocsát.
Yeryüzüne yağmur yağdırır, Tarlalara sular gönderir.åt honom som låter regnet falla på jorden och sänder vatten ned över markerna,
Yeryüzüne yağmur yağdırır, Tarlalara sular gönderir.che dà la pioggia alla terra e manda le acque sulle campagne
Yeryüzüne yağmur yağdırır, Tarlalara sular gönderir.der den Regen aufs Land gibt und läßt Wasser kommen auf die Gefilde;
Yeryüzüne yağmur yağdırır, Tarlalara sular gönderir.Él da la lluvia sobre la faz de la tierra y envía las aguas sobre la faz de los campos
Yeryüzüne yağmur yağdırır, Tarlalara sular gönderir.Ele derrama a chuva sobre a terra, e envia águas sobre os campos.
Yeryüzüne yağmur yağdırır, Tarlalara sular gönderir.El varsă ploaia pe pămînt, şi trimete apă pe cîmpii.
Yeryüzüne yağmur yağdırır, Tarlalara sular gönderir.Hij geeft regen op de aarde en voorziet de velden van water.
Yeryüzüne yağmur yağdırır, Tarlalara sular gönderir.Ia menurunkan hujan ke atas bumi, hingga ladang dan padang basah tersirami
Yeryüzüne yağmur yağdırır, Tarlalara sular gönderir.Il répand la pluie sur la terre, Et envoie l`eau sur les campagnes;
Yeryüzüne yağmur yağdırır, Tarlalara sular gönderir.joka antaa sateen maan päälle ja lähettää vettä vainioille,
Yeryüzüne yağmur yağdırır, Tarlalara sular gönderir.ki daje dežja na površje zemlje in vode pošilja na površino poljan,
Yeryüzüne yağmur yağdırır, Tarlalara sular gönderir.비를 땅에 내리시고 물을 밭에 보내시며
Yeryüzüne yağmur yağdırır, Tarlalara sular gönderir.Kterýž dává déšť na zemi, a spouští vody na pole,
Yeryüzüne yağmur yağdırır, Tarlalara sular gönderir.Który daje deszcz na ziemię, i spuszcza wody na pola;
Yeryüzüne yağmur yağdırır, Tarlalara sular gönderir.ktorý dáva dážď na tvár zeme a posiela vodu na polia
Yeryüzüne yağmur yağdırır, Tarlalara sular gönderir.Ngài ban mưa xuống mặt đất, Cho nước tràn đồng ruộng,
Yeryüzüne yağmur yağdırır, Tarlalara sular gönderir.Ngài ban mưa xuống mặt_đất , Cho nước tràn đồng_ruộng ,
Yeryüzüne yağmur yağdırır, Tarlalara sular gönderir.som giver Regn på Jorden og nedsender Vand over Marken
Yeryüzüne yağmur yağdırır, Tarlalara sular gönderir.som sender regn utover jorden og lar vann strømme utover markene,
Yeryüzüne yağmur yağdırır, Tarlalara sular gönderir.οστις διδει βροχην επι το προσωπον της γης, και πεμπει υδατα επι το προσωπον των αγρων
Yeryüzüne yağmur yağdırır, Tarlalara sular gönderir.дает дождь на лице земли и посылает воды на лице полей;
Yeryüzüne yağmur yağdırır, Tarlalara sular gönderir.Който дава дъжд по лицето на земята, И праща води по нивите;
Yeryüzüne yağmur yağdırır, Tarlalara sular gönderir.הנתן מטר על פני ארץ ושלח מים על פני חוצות׃
Yeryüzüne yağmur yağdırır, Tarlalara sular gönderir.المنزل مطرا على وجه الارض والمرسل المياه على البراري.
Yeryüzüne yağmur yağdırır, Tarlalara sular gönderir.降 雨 在 地 上 、 賜 水 於 田 裡
Yeryüzüne yağmur yağdırır, Tarlalara sular gönderir.降雨 在 地上 、 賜水 於 田裡
Yoav kalkıp Avşalomun evine gitti. ‹‹Kulların neden tarlamı ateşe verdi?›› diye sordu.A vstav Joáb, přišel k Absolonovi do domu jeho, a řekl jemu: Proč jsou služebníci tvoji zapálili dědinu mou?
Yoav kalkıp Avşalomun evine gitti. ‹‹Kulların neden tarlamı ateşe verdi?›› diye sordu.Da begav Joab sig ind til Absalon og sagde til ham: "Hvorfor har dine Folk stukket Ild på min Mark?"
Yoav kalkıp Avşalomun evine gitti. ‹‹Kulların neden tarlamı ateşe verdi?›› diye sordu.Ioab s'a sculat şi s'a dus la Absalom acasă. Şi i -a zis: ,,Pentruce au pus slujitorii tăi foc cîmpului meu?``
Yoav kalkıp Avşalomun evine gitti. ‹‹Kulların neden tarlamı ateşe verdi?›› diye sordu.요압이 일어나 압살롬의 집으로 와서 압살롬에게 이르되 어찌하여 네 종들이 내 밭에 불을 놓았느냐
Yoav kalkıp Avşalomun evine gitti. ‹‹Kulların neden tarlamı ateşe verdi?›› diye sordu.Maka Yoab datang ke rumah Absalom dan bertanya, "Mengapa budak-budakmu membakar ladangku?
Yoav kalkıp Avşalomun evine gitti. ‹‹Kulların neden tarlamı ateşe verdi?›› diye sordu.Nato vstane Joab in pride na dom k Absalomu ter mu reče: Zakaj so požgali hlapci tvoji mojo njivo?
Yoav kalkıp Avşalomun evine gitti. ‹‹Kulların neden tarlamı ateşe verdi?›› diye sordu.И встал Иоав, и пришел к Авессалому в дом, и сказал ему: зачем слуги твои выжгли мой участок огнем?
Yoav kalkıp Avşalomun evine gitti. ‹‹Kulların neden tarlamı ateşe verdi?›› diye sordu.Тогава Иоав стана та отиде при Авесалома в къщата му и му каза: Защо са запалили слугите ти нивата ми?
Yoav kalkıp Avşalomun evine gitti. ‹‹Kulların neden tarlamı ateşe verdi?›› diye sordu.ויקם יואב ויבא אל אבשלום הביתה ויאמר אליו למה הציתו עבדך את החלקה אשר לי באש׃
Yoav kalkıp Avşalomun evine gitti. ‹‹Kulların neden tarlamı ateşe verdi?›› diye sordu.فقام يوآب وجاء الى ابشالوم الى البيت وقال له لماذا احرق عبيدك حقلتي بالنار.
Yoav kalkıp Avşalomun evine gitti. ‹‹Kulların neden tarlamı ateşe verdi?›› diye sordu.於 是 約 押 起 來 、 到 了 押 沙 龍 家 裡 、 問 他 說 、 你 的 僕 人 為 何 放 火 燒 了 我 的 田 呢
Yoav kalkıp Avşalomun evine gitti. ‹‹Kulların neden tarlamı ateşe verdi?›› diye sordu.於是 約押 起來 、 到 了 押 沙龍家裡 、 問他說 、 你 的 僕人 為何 放火 燒 了 我 的 田呢
Yoksulun tarlası bol ürün verebilir, Ama haksızlık bunu alıp götürür.Abundância de mantimento há, na lavoura do pobre; mas se perde por falta de juízo.
Yoksulun tarlası bol ürün verebilir, Ama haksızlık bunu alıp götürür.Bõ étele lesz a szegényeknek az új törésen; de van olyan, a ki igazságtalansága által vész el.
Yoksulun tarlası bol ürün verebilir, Ama haksızlık bunu alıp götürür.Chỗ người nghèo khai phá sanh nhiều lương thực; Nhưng có kẻ bị tiêu mất tại vì thiếu sự công bình;
Yoksulun tarlası bol ürün verebilir, Ama haksızlık bunu alıp götürür.Chỗ người nghèo khai_phá sanh nhiều lương_thực ; Nhưng có kẻ bị tiêu mất tại vì thiếu sự công_bình ;
Yoksulun tarlası bol ürün verebilir, Ama haksızlık bunu alıp götürür.De fattigas nyodling giver riklig föda, men mången förgås genom sin orättrådighet.
Yoksulun tarlası bol ürün verebilir, Ama haksızlık bunu alıp götürür.De fattiges nyland gir meget føde; men mangen rykkes bort fordi han ikke gjør det som rett er.
Yoksulun tarlası bol ürün verebilir, Ama haksızlık bunu alıp götürür.En el campo arado de los pobres hay abundancia de comida, pero es arrasada cuando no hay derecho
Yoksulun tarlası bol ürün verebilir, Ama haksızlık bunu alıp götürür.Es ist viel Speise in den Furchen der Armen; aber die Unrecht tun, verderben.
Yoksulun tarlası bol ürün verebilir, Ama haksızlık bunu alıp götürür.Het werk van de armen levert veel voedsel op, maar er zijn sommigen die door gebrek aan inzicht tekort komen.
Yoksulun tarlası bol ürün verebilir, Ama haksızlık bunu alıp götürür.Hojnost jest pokrmů na rolí chudých, někdo pak hyne skrze nerozšafnost.
Yoksulun tarlası bol ürün verebilir, Ama haksızlık bunu alıp götürür.Il potente distrugge il podere dei poveri e c'è chi è eliminato senza processo
Yoksulun tarlası bol ürün verebilir, Ama haksızlık bunu alıp götürür.가난한 자는 밭을 경작하므로 양식이 많아지거늘 혹 불의로 인하여 가산을 탕패하는 자가 있느니라
Yoksulun tarlası bol ürün verebilir, Ama haksızlık bunu alıp götürür.Köyhien uudiskyntö antaa runsaan ruuan; mutta moni tuhoutuu, joka ei oikeudessa pysy.
Yoksulun tarlası bol ürün verebilir, Ama haksızlık bunu alıp götürür.Le champ que défriche le pauvre donne une nourriture abondante, Mais tel périt par défaut de justice.
Yoksulun tarlası bol ürün verebilir, Ama haksızlık bunu alıp götürür.Mnogo kruha imajo ubogi, ki orjejo ledino, mnogi pa pride na nič, ker mu ni pravice.
Yoksulun tarlası bol ürün verebilir, Ama haksızlık bunu alıp götürür.Mnoho pokrmu je na čerstvo zoranej roli chudobných, a niekto hynie pre neporiadok.
Yoksulun tarlası bol ürün verebilir, Ama haksızlık bunu alıp götürür.Obfita żywność na roli ubogich, a drugi ginie przez nieroztropność.
Yoksulun tarlası bol ürün verebilir, Ama haksızlık bunu alıp götürür.Ogorul pe care -l desţelineşte săracul dă o hrană îmbelşugată, dar mulţi pier din pricina nedreptăţii lor. -
Yoksulun tarlası bol ürün verebilir, Ama haksızlık bunu alıp götürür.På Fattigfolks Nyjord er rigelig Føde, mens mangen rives bort ved Uret.