tarla ile cümle

tarla kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
11
ORT. KELİME
Onu çıplak ayakla engebeli tarlalarda, bazen bataklığa benzer yerlerde yürürken görebilirsiniz.U ziet dat hij blootsvoets loopt, op ongelijk, soms moerasachtig land. Enzovoort, enzovoort.
Onu çıplak ayakla engebeli tarlalarda, bazen bataklığa benzer yerlerde yürürken görebilirsiniz.Виждате, човекът ходи бос по неудобна, а понякога и в блатиста земя. И така нататък и така нататък.
Onu çıplak ayakla engebeli tarlalarda, bazen bataklığa benzer yerlerde yürürken görebilirsiniz.תוכלו לראות אותו הולך יחף על אדמה מסורבלת, לפעמים בביצות, וכדומה.
Onu çıplak ayakla engebeli tarlalarda, bazen bataklığa benzer yerlerde yürürken görebilirsiniz.فانت ترأه يمشي حافياً علي ارضاً غير مستوية ,وربما في المستنقعات حتي , وما الى ذلك
Onu çıplak ayakla engebeli tarlalarda, bazen bataklığa benzer yerlerde yürürken görebilirsiniz.足場の悪い道やぬかるんだ道を 歩いています より重要なことに
Özgürlük yılında tarla ilk sahibine geri verilecektir.Aber im Halljahr soll er wieder gelangen an den, von dem er ihn gekauft hat, daß sein Erbgut im Lande sei.
Özgürlük yılında tarla ilk sahibine geri verilecektir.A kürtölésnek esztendejében visszaszáll a mezõ arra, a kitõl vette azt, a kinek birtoka volt az a föld.
Özgürlük yılında tarla ilk sahibine geri verilecektir.A w miłościwe lato wróci się rola od tego, od kogo ją kupiono, do tego, który dziedzicznie trzymał rolą onę.
Özgürlük yılında tarla ilk sahibine geri verilecektir.Dalam Tahun Pengembalian, ladang itu harus dikembalikan kepada pemiliknya yang semula atau kepada keturunannya
Özgürlük yılında tarla ilk sahibine geri verilecektir.El año del jubileo ese campo volverá a aquel de quien él lo compró, a quien pertenece la posesión de la tierra
Özgürlük yılında tarla ilk sahibine geri verilecektir.i Jubelåret går Jorden så tilbage til den Mand, han købte den af, hvis Arvejord den var.
Özgürlük yılında tarla ilk sahibine geri verilecektir.I jubelåret skal jorden komme tilbake til den han har kjøpt den av, til hvis arvejord i lander har hørt.
Özgürlük yılında tarla ilk sahibine geri verilecektir.În anul de veselie, ogorul să se întoarcă la acela dela care fusese cumpărat şi din moşia căruia făcea parte.
Özgürlük yılında tarla ilk sahibine geri verilecektir.그 밭은 희년에 판 사람 곧 그 기업의 본주에게로 돌아갈지니라
Özgürlük yılında tarla ilk sahibine geri verilecektir.Men på jubelåret skall åkern återgå till den av vilken den har blivit köpt, och vilkens arvejord den är.
Özgürlük yılında tarla ilk sahibine geri verilecektir.Năm hân hỉ , ruộng đó sẽ trở_về chủ bán , tức_là trở_về nguyên_chủ .
Özgürlük yılında tarla ilk sahibine geri verilecektir.Năm hân hỉ, ruộng đó sẽ trở về chủ bán, tức là trở về nguyên chủ.
Özgürlük yılında tarla ilk sahibine geri verilecektir.Nell'anno del giubileo la terra tornerà a colui da cui fu comprata e del cui patrimonio faceva parte
Özgürlük yılında tarla ilk sahibine geri verilecektir.Riemuvuotena pelto palautukoon sille, jolta se on ostettu ja jonka perintömaata se on.
Özgürlük yılında tarla ilk sahibine geri verilecektir.V létě milostivém navrátí se pole k tomu, od kohož bylo koupeno, jehož dědictví jest pole to.
Özgürlük yılında tarla ilk sahibine geri verilecektir.V milostnem letu naj se povrne njiva spet tistemu, od kogar je bila kupljena, ki mu tudi gre kot posest.
Özgürlük yılında tarla ilk sahibine geri verilecektir.V roku plesania sa navráti pole k tomu, od koho bolo kúpené, k tomu, komu je državím zeme.
Özgürlük yılında tarla ilk sahibine geri verilecektir.поле же в юбилейный год перейдет опять к тому, укого куплено, кому принадлежит владение той земли.
Özgürlük yılında tarla ilk sahibine geri verilecektir.בשנת היובל ישוב השדה לאשר קנהו מאתו לאשר לו אחזת הארץ׃
Özgürlük yılında tarla ilk sahibine geri verilecektir.وفي سنة اليوبيل يرجع الحقل الى الذي اشتراه منه الى الذي له ملك الارض.
Özgürlük yılında tarla ilk sahibine geri verilecektir.到 了 禧 年 、 那 地 要 歸 賣 主 、 就 是 那 承 受 為 業 的 原 主
Özgürlük yılında tarla ilk sahibine geri verilecektir.到了 禧年 、 那 地 要 歸賣 主 、 就是 那 承受 為業 的 原主
Pek çok çoban bağımı bozdu, Tarlamı çiğnedi, Güzelim tarlamı ıssız çöle döndürdü.Hyrder i Mængde ødelægger min Vingård, nedtramper min Arvelod, min yndige Arvelod gør de til øde Ørk;
Pek çok çoban bağımı bozdu, Tarlamı çiğnedi, Güzelim tarlamı ıssız çöle döndürdü.많은 목자가 내 포도원을 훼파하며 내 분깃을 유린하여 나의 낙토로 황무지를 만들었도다
Pek çok çoban bağımı bozdu, Tarlamı çiğnedi, Güzelim tarlamı ıssız çöle döndürdü.Mnohí pastieri zkazili moju vinicu, pošliapali môj podiel, obrátili môj vzácny podiel na hroznú púšť.
Pek çok çoban bağımı bozdu, Tarlamı çiğnedi, Güzelim tarlamı ıssız çöle döndürdü.Mnozí pastýři zkazí vinici mou, pošlapají podíl můj, podíl mně velmi milý obrátí v poušť nejhroznější,
Pek çok çoban bağımı bozdu, Tarlamı çiğnedi, Güzelim tarlamı ıssız çöle döndürdü.Wiele pasterzy popsuje winnicę moję, podepczą dział mój; dział mój bardzo miły obrócą w pustynię srogą.
Pek çok çoban bağımı bozdu, Tarlamı çiğnedi, Güzelim tarlamı ıssız çöle döndürdü.Много овчари развалиха лозето Ми, Потъпкаха Моя дял, Обърнаха любимия Ми дял в непроходима пустиня.
Pek çok çoban bağımı bozdu, Tarlamı çiğnedi, Güzelim tarlamı ıssız çöle döndürdü.רעים רבים שחתו כרמי בססו את חלקתי נתנו את חלקת חמדתי למדבר שממה׃
Pek çok çoban bağımı bozdu, Tarlamı çiğnedi, Güzelim tarlamı ıssız çöle döndürdü.رعاة كثيرون افسدوا كرمي داسوا نصيبي جعلوا نصيبي المشتهى برية خربة.
Pek çok çoban bağımı bozdu, Tarlamı çiğnedi, Güzelim tarlamı ıssız çöle döndürdü.許 多 牧 人 毀 壞 我 的 葡 萄 園 、 踐 踏 我 的 分 、 使 我 美 好 的 分 變 為 荒 涼 的 曠 野
Pek çok çoban bağımı bozdu, Tarlamı çiğnedi, Güzelim tarlamı ıssız çöle döndürdü.許多 牧人 毀壞 我 的 葡萄園 、 踐踏 我 的 分 、 使我 美好 的 分變為 荒涼 的 曠野
Pencereden dışarı bakıyorduk. Binlerce dönüm pamuk tarlasıyla çevriliydik.Guardavamo fuori dalla finestra. circondati da acri di campi di cotone.
Penguen Mayın Tarlasıפינגווין שולה המוקשים
Petrus, ‹‹Söyle bana, tarlayı bu fiyata mı sattınız?›› diye sordu. ‹‹Evet, bu fiyata›› dedi Safira.Aber Petrus antwortete ihr: Sage mir: Habt ihr den Acker so teuer verkauft? Sie sprach: Ja, so teuer.
Petrus, ‹‹Söyle bana, tarlayı bu fiyata mı sattınız?›› diye sordu. ‹‹Evet, bu fiyata›› dedi Safira.A Peter jej odpovedal: Povedz mi, či ste za toľko predali to pole? A ona odpovedala: Áno, za toľko.
Petrus, ‹‹Söyle bana, tarlayı bu fiyata mı sattınız?›› diye sordu. ‹‹Evet, bu fiyata›› dedi Safira.Da sagde Peter til hende: "Sig mig, om I solgte Jordstykket til den Pris?" Og hun sagde: "Ja, til den Pris."
Petrus, ‹‹Söyle bana, tarlayı bu fiyata mı sattınız?›› diye sordu. ‹‹Evet, bu fiyata›› dedi Safira.Entonces Pedro le preguntó: --Dime, ¿vendisteis en tanto el campo? Ella dijo: --Sí, en tanto
Petrus, ‹‹Söyle bana, tarlayı bu fiyata mı sattınız?›› diye sordu. ‹‹Evet, bu fiyata›› dedi Safira.E perguntou-lhe Pedro: Dize-me vendestes por tanto aquele terreno? E ela respondeu: Sim, por tanto.
Petrus, ‹‹Söyle bana, tarlayı bu fiyata mı sattınız?›› diye sordu. ‹‹Evet, bu fiyata›› dedi Safira.I řekl k ní Petr: Pověz mi, za toliko-li jste pole své prodali? A ona řekla: Ano, za tolik.
Petrus, ‹‹Söyle bana, tarlayı bu fiyata mı sattınız?›› diye sordu. ‹‹Evet, bu fiyata›› dedi Safira.I rzekł jej Piotr: Powiedz mi, jeźliście za tyle tę rolę sprzedali? A ona rzekła: Tak jest, za tyle.
Petrus, ‹‹Söyle bana, tarlayı bu fiyata mı sattınız?›› diye sordu. ‹‹Evet, bu fiyata›› dedi Safira.베드로가 가로되 그 땅 판 값이 이것 뿐이냐 내게 말하라 하니 가로되 예 이뿐이로라
Petrus, ‹‹Söyle bana, tarlayı bu fiyata mı sattınız?›› diye sordu. ‹‹Evet, bu fiyata›› dedi Safira.Monda pedig néki Péter: Mondd meg nékem, vajjon ennyiért adtátok-é el a földet? Õ pedig monda: Igen, ennyiért.
Petrus, ‹‹Söyle bana, tarlayı bu fiyata mı sattınız?›› diye sordu. ‹‹Evet, bu fiyata›› dedi Safira.Peter pa jo ogovori: Povej mi, ali sta za toliko prodala njivo? Ona pa reče: Da, za toliko.
Petrus, ‹‹Söyle bana, tarlayı bu fiyata mı sattınız?›› diye sordu. ‹‹Evet, bu fiyata›› dedi Safira.Petru i -a zis: ,,Spune-mi, cu atît aţi vîndut moşioara?`` ,,Da``, a răspuns ea, ,,cu atîta.``
Petrus, ‹‹Söyle bana, tarlayı bu fiyata mı sattınız?›› diye sordu. ‹‹Evet, bu fiyata›› dedi Safira.Pietro le chiese: «Dimmi: avete venduto il campo a tal prezzo?». Ed essa: «Sì, a tanto»
Petrus, ‹‹Söyle bana, tarlayı bu fiyata mı sattınız?›› diye sordu. ‹‹Evet, bu fiyata›› dedi Safira.Και απεκριθη προς αυτην ο Πετρος Ειπε μοι, δια τοσον επωλησατε τον αγρον; Και εκεινη ειπε Ναι, δια τοσον.
Petrus, ‹‹Söyle bana, tarlayı bu fiyata mı sattınız?›› diye sordu. ‹‹Evet, bu fiyata›› dedi Safira.Озвав ся ж до неї Петр: Скажи мені, чи за стільки віддали землю? Вона ж каже: Так, за стільки.
Petrus, ‹‹Söyle bana, tarlayı bu fiyata mı sattınız?›› diye sordu. ‹‹Evet, bu fiyata›› dedi Safira.Петр же спросил ее: скажи мне, за столько ли продали вы землю? Она сказала: да, застолько.
Petrus, ‹‹Söyle bana, tarlayı bu fiyata mı sattınız?›› diye sordu. ‹‹Evet, bu fiyata›› dedi Safira.ויען פטרוס ויאמר אליה אמרי לי הבמחיר הזה מכרתם את השדה ותאמר כן במחיר הזה׃
Petrus, ‹‹Söyle bana, tarlayı bu fiyata mı sattınız?›› diye sordu. ‹‹Evet, bu fiyata›› dedi Safira.‎فاجابها بطرس قولي لي أبهذا المقدار بعتما الحقل. فقالت نعم بهذا المقدار‎.
Petrus, ‹‹Söyle bana, tarlayı bu fiyata mı sattınız?›› diye sordu. ‹‹Evet, bu fiyata›› dedi Safira.彼 得 對 他 說 、 你 告 訴 我 、 你 們 賣 田 地 的 價 銀 、 就 是 這 些 麼 。 他 說 、 就 是 這 些
Petrus, ‹‹Söyle bana, tarlayı bu fiyata mı sattınız?›› diye sordu. ‹‹Evet, bu fiyata›› dedi Safira.彼得對 他 說 、 你 告訴 我 、 你 們賣 田地 的 價銀 、 就 是 這些麼 。 他說 、 就是 這些
RABbin uyarısını önemsemeyenler ise köleleriyle hayvanlarını tarlada bıraktı.A ki pedig nem törõdék az Úr beszédével, szolgáit és barmát a mezõn hagyá.
RABbin uyarısını önemsemeyenler ise köleleriyle hayvanlarını tarlada bıraktı.Ale kdož nepřiložil srdce svého k slovu Hospodinovu, nechal služebníků svých a dobytka svého na poli.

İlgili Sayfalar