tarla ile cümle

tarla kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
11
ORT. KELİME
Babama baktım, ve o kuru tarlalara baktım.הסתכלתי על אבא שלי, והסתכלתי על השדות היבשים.
Babama baktım, ve o kuru tarlalara baktım.لقد فكرت في والدي، وفكرت في تلك الحقول الجافة.
Babama baktım, ve o kuru tarlalara baktım.乾ききった畑を眺めました そこには受け入れられない将来がありました
‹‹Babanın büyük oğlu ise tarladaydı. Gelip eve yaklaştığında çalgı ve oyun seslerini duydu.Aber der älteste Sohn war auf dem Felde. Und als er nahe zum Hause kam, hörte er das Gesänge und den Reigen;
‹‹Babanın büyük oğlu ise tarladaydı. Gelip eve yaklaştığında çalgı ve oyun seslerini duydu.A jeho starší syn bol na poli. A jako tak išiel a priblížil sa domu, počul hudbu a kolotanec.
‹‹Babanın büyük oğlu ise tarladaydı. Gelip eve yaklaştığında çalgı ve oyun seslerini duydu.Ale starszy syn jego był na polu; a gdy przychodząc przybliżył się ku domowi, usłyszał muzykę i taóce;
‹‹Babanın büyük oğlu ise tarladaydı. Gelip eve yaklaştığında çalgı ve oyun seslerini duydu.A starejši sin njegov je bil na polju; in ko se gredoč približa hiši, zasliši godbo in ples
‹‹Babanın büyük oğlu ise tarladaydı. Gelip eve yaklaştığında çalgı ve oyun seslerini duydu.Byl pak syn jeho starší na poli. A jda, když se přibližoval k domu, uslyšel zpívání a hluk veselících se.
‹‹Babanın büyük oğlu ise tarladaydı. Gelip eve yaklaştığında çalgı ve oyun seslerini duydu.Fiul cel mai mare era la ogor. Cînd a venit şi s'a apropiat de casă, a auzit muzică şi jocuri.
‹‹Babanın büyük oğlu ise tarladaydı. Gelip eve yaklaştığında çalgı ve oyun seslerini duydu.Il figlio maggiore si trovava nei campi. Al ritorno, quando fu vicino a casa, udì la musica e le danze
‹‹Babanın büyük oğlu ise tarladaydı. Gelip eve yaklaştığında çalgı ve oyun seslerini duydu.맏아들은 밭에 있다가 돌아와 집에 가까왔을 때에 풍류와 춤추는 소리를 듣고
‹‹Babanın büyük oğlu ise tarladaydı. Gelip eve yaklaştığında çalgı ve oyun seslerini duydu.Men hans ældste Søn var på Marken, og da han kom og nærmede sig Huset, hørte han Musik og Dans.
‹‹Babanın büyük oğlu ise tarladaydı. Gelip eve yaklaştığında çalgı ve oyun seslerini duydu.Men hans eldste sønn var ute på marken, og da han gikk hjemover og kom nær til huset, hørte han spill og dans;
‹‹Babanın büyük oğlu ise tarladaydı. Gelip eve yaklaştığında çalgı ve oyun seslerini duydu.Mutta hänen vanhempi poikansa oli pellolla. Ja kun hän tuli ja lähestyi kotia, kuuli hän laulun ja karkelon.
‹‹Babanın büyük oğlu ise tarladaydı. Gelip eve yaklaştığında çalgı ve oyun seslerini duydu.õ nagyobbik fia pedig a mezõn vala: és mikor [haza]jövén, közelgetett a házhoz, hallá a zenét és tánczot.
‹‹Babanın büyük oğlu ise tarladaydı. Gelip eve yaklaştığında çalgı ve oyun seslerini duydu.Ondertussen was de oudste zoon op het land aan het werk. Toen hij thuiskwam, hoorde hij dansmuziek.
‹‹Babanın büyük oğlu ise tarladaydı. Gelip eve yaklaştığında çalgı ve oyun seslerini duydu.Su hijo mayor estaba en el campo. Cuando vino, se acercó a la casa y oyó la música y las danzas
‹‹Babanın büyük oğlu ise tarladaydı. Gelip eve yaklaştığında çalgı ve oyun seslerini duydu.Vả , con_trai cả đương ở ngoài đồng . Khi trở_về gần đến nhà , nghe tiếng đờn ca nhảy_múa ,
‹‹Babanın büyük oğlu ise tarladaydı. Gelip eve yaklaştığında çalgı ve oyun seslerini duydu.Vả, con trai cả đương ở ngoài đồng. Khi trở về gần đến nhà, nghe tiếng đờn ca nhảy múa,
‹‹Babanın büyük oğlu ise tarladaydı. Gelip eve yaklaştığında çalgı ve oyun seslerini duydu.А по-старият му син беше на нивата; и като си идеше и се приближи до къщата, чу песни и игри.
‹‹Babanın büyük oğlu ise tarladaydı. Gelip eve yaklaştığında çalgı ve oyun seslerini duydu.Був же син його старший на полі, і, як ідучи зближавсь до господи, почув сьпіви да танцї.
‹‹Babanın büyük oğlu ise tarladaydı. Gelip eve yaklaştığında çalgı ve oyun seslerini duydu.Старший же сын его был на поле; и возвращаясь, когда приблизился к дому, услышал пение и ликование;
‹‹Babanın büyük oğlu ise tarladaydı. Gelip eve yaklaştığında çalgı ve oyun seslerini duydu.ובנו הגדול היה בשדה ויהי כאשר בא ויקרב אל הבית וישמע קול זמרה ומחלות׃
‹‹Babanın büyük oğlu ise tarladaydı. Gelip eve yaklaştığında çalgı ve oyun seslerini duydu.وكان ابنه الاكبر في الحقل. فلما جاء وقرب من البيت سمع صوت آلات طرب ورقصا.
‹‹Babanın büyük oğlu ise tarladaydı. Gelip eve yaklaştığında çalgı ve oyun seslerini duydu.那 時 、 大 兒 子 正 在 田 裡 . 他 回 來 離 家 不 遠 、 聽 見 作 樂 跳 舞 的 聲 音
‹‹Babanın büyük oğlu ise tarladaydı. Gelip eve yaklaştığında çalgı ve oyun seslerini duydu.那時 、 大 兒子 正在 田裡 . 他 回來離 家 不遠 、 聽見 作 樂 跳舞 的 聲音
Bazıları da, ‹‹Kıtlıkta buğday almak için tarlalarımızı, bağlarımızı, evlerimizi ipotek ediyoruz›› diyordu.Alţii ziceau: ,,Punem zălog ogoarele, viile şi casele noastre, ca să avem grîu în timpul foametei.``
Bazıları da, ‹‹Kıtlıkta buğday almak için tarlalarımızı, bağlarımızı, evlerimizi ipotek ediyoruz›› diyordu.Anderen hadden hun akkers, wijngaarden of huizen moeten verpanden om aan geld voor voedsel te komen.
Bazıları da, ‹‹Kıtlıkta buğday almak için tarlalarımızı, bağlarımızı, evlerimizi ipotek ediyoruz›› diyordu.Andre sagde: "Vore Marker, Vingårde og Huse må vi give i Pant for at få Korn under Hungersnøden!"
Bazıları da, ‹‹Kıtlıkta buğday almak için tarlalarımızı, bağlarımızı, evlerimizi ipotek ediyoruz›› diyordu.Andre sa: Våre marker og vingårder og hus må vi sette i pant; la oss få korn til å stille vår hunger!
Bazıları da, ‹‹Kıtlıkta buğday almak için tarlalarımızı, bağlarımızı, evlerimizi ipotek ediyoruz›› diyordu.D`autres disaient: Nous engageons nos champs, nos vignes, et nos maisons, pour avoir du blé pendant la famine.
Bazıları da, ‹‹Kıtlıkta buğday almak için tarlalarımızı, bağlarımızı, evlerimizi ipotek ediyoruz›› diyordu.혹은 말하기를 우리의 밭과 포도원과 집이라도 전당 잡히고 이 흉년을 위하여 곡식을 얻자 하고
Bazıları da, ‹‹Kıtlıkta buğday almak için tarlalarımızı, bağlarımızı, evlerimizi ipotek ediyoruz›› diyordu.Och några sade: »Våra åkrar, vingårdar och hus måste vi pantsätta; låt oss få säd till att stilla vår hunger.»
Bazıları da, ‹‹Kıtlıkta buğday almak için tarlalarımızı, bağlarımızı, evlerimizi ipotek ediyoruz›› diyordu.Toiset sanoivat: "Peltomme, viinitarhamme ja talomme meidän täytyy pantata saadaksemme viljaa nälkäämme".
Bazıları da, ‹‹Kıtlıkta buğday almak için tarlalarımızı, bağlarımızı, evlerimizi ipotek ediyoruz›› diyordu.ויש אשר אמרים שדתינו וכרמינו ובתינו אנחנו ערבים ונקחה דגן ברעב׃
Bazıları da, ‹‹Kıtlıkta buğday almak için tarlalarımızı, bağlarımızı, evlerimizi ipotek ediyoruz›› diyordu.وكان من يقول حقولنا وكرومنا وبيوتنا نحن راهنوها حتى نأخذ قمحا في الجوع.
Bazıları da, ‹‹Kıtlıkta buğday almak için tarlalarımızı, bağlarımızı, evlerimizi ipotek ediyoruz›› diyordu.有 的 說 、 我 們 典 了 田 地 、 葡 萄 園 、 房 屋 . 要 得 糧 食 充 飢
Bazıları da, ‹‹Kıtlıkta buğday almak için tarlalarımızı, bağlarımızı, evlerimizi ipotek ediyoruz›› diyordu.有的 說 、 我們典 了 田地 、 葡萄園 、 房屋 . 要得 糧食 充飢
‹Ben peygamber değilim, çiftçiyim. Gençliğimden beri hep tarlada çalıştım› diyecek.Ale dí každý: Nejsem já prorok. Muž, kterýž zemi dělá, jsem já; nebo mne učil tomu člověk od dětinství mého.
‹Ben peygamber değilim, çiftçiyim. Gençliğimden beri hep tarlada çalıştım› diyecek.Ale každý povie: Ja nie som prorok; som človek, ktorý obrába zem, lebo človek si ma kúpil od mojej mladosti.
‹Ben peygamber değilim, çiftçiyim. Gençliğimden beri hep tarlada çalıştım› diyecek.Ale każdy rzecze: Nie jestem ja prorokiem, ale rolnikiem; bo mię tego nauczono od dziecióstwa mego.
‹Ben peygamber değilim, çiftçiyim. Gençliğimden beri hep tarlada çalıştım› diyecek.Chacun d`eux dira: Je ne suis pas prophète, Je suis laboureur, Car on m`a acheté dès ma jeunesse.
‹Ben peygamber değilim, çiftçiyim. Gençliğimden beri hep tarlada çalıştım› diyecek.Ci fiecare din ei va zice: ...Eu nu sînt prooroc, ci sînt plugar, căci am fost cumpărat din tinereţa mea!...
‹Ben peygamber değilim, çiftçiyim. Gençliğimden beri hep tarlada çalıştım› diyecek.Hän sanoo: "En ole profeetta, vaan peltomies, sillä eräs mies on ostanut minut orjaksi jo nuoruudessani".
‹Ben peygamber değilim, çiftçiyim. Gençliğimden beri hep tarlada çalıştım› diyecek.말하기를 나는 선지자가 아니요 나는 농부라 내가 어려서부터 사람의 종이 되었노라 할 것이요
‹Ben peygamber değilim, çiftçiyim. Gençliğimden beri hep tarlada çalıştım› diyecek.mas dirão: Não sou profeta, sou lavrador da terra; porque tenho sido escravo desde a minha mocidade.
‹Ben peygamber değilim, çiftçiyim. Gençliğimden beri hep tarlada çalıştım› diyecek.men sige: "Jeg er ingen Profet; jeg er Bonde og har dyrket Jord fra min Ungdom."
‹Ben peygamber değilim, çiftçiyim. Gençliğimden beri hep tarlada çalıştım› diyecek.Nhưng nó sẽ nói rằng : Ta không phải là tiên_tri , bèn là kẻ cày ruộng ; vì ta đã làm tôi_mọi từ thuở nhỏ .
‹Ben peygamber değilim, çiftçiyim. Gençliğimden beri hep tarlada çalıştım› diyecek.Nhưng nó sẽ nói rằng: Ta không phải là tiên tri, bèn là kẻ cày ruộng; vì ta đã làm tôi mọi từ thuở nhỏ.
‹Ben peygamber değilim, çiftçiyim. Gençliğimden beri hep tarlada çalıştım› diyecek.temuč vsak poreče: Nisem prorok, kmetovalec sem; kajti v last si me je kupil človek od mladosti moje.
‹Ben peygamber değilim, çiftçiyim. Gençliğimden beri hep tarlada çalıştım› diyecek.Και θελει ειπει, Εγω δεν ειμαι προφητης ειμαι ανθρωπος γεωργος διοτι ανθρωπος με εμισθωσεν εκ νεοτητος μου.
‹Ben peygamber değilim, çiftçiyim. Gençliğimden beri hep tarlada çalıştım› diyecek.И каждый скажет: я не пророк, я земледелец, потому что некто сделал меня рабом от детства моего.
‹Ben peygamber değilim, çiftçiyim. Gençliğimden beri hep tarlada çalıştım› diyecek.Но такъв ще рече: Не съм пророк; Аз съм земеделец; Защото човек ме е хванал за роб от младостта ми.
‹Ben peygamber değilim, çiftçiyim. Gençliğimden beri hep tarlada çalıştım› diyecek.ואמר לא נביא אנכי איש עבד אדמה אנכי כי אדם הקנני מנעורי׃
‹Ben peygamber değilim, çiftçiyim. Gençliğimden beri hep tarlada çalıştım› diyecek.بل يقول لست انا نبيا. انا انسان فالح الارض لان انسانا اقتناني من صباي.
‹Ben peygamber değilim, çiftçiyim. Gençliğimden beri hep tarlada çalıştım› diyecek.他 必 說 、 我 不 是 先 知 、 我 是 耕 地 的 . 我 從 幼 年 作 人 的 奴 僕
‹Ben peygamber değilim, çiftçiyim. Gençliğimden beri hep tarlada çalıştım› diyecek.他 必說 、 我 不 是 先知 、 我 是 耕地 的 . 我 從幼年 作人 的 奴僕
Binlerce dönüm pamuk tarlasının tam sınırında duruyorduk.100人位の黒人たちが綿花を摘んでいた
Binlerce dönüm pamuk tarlasının tam sınırında duruyorduk.A többezernyi hektár gyapotültetvény szélén álltunk.
Binlerce dönüm pamuk tarlasının tam sınırında duruyorduk.Chúng tôi đứng giữa cánh đồng bông.

İlgili Sayfalar