Almanya'daki diğer tüm dini topluluklar 50.000'den az sayıda (veya %0,05'ten) taraftara sahiptir.Các cộng đồng tôn giáo còn lại tại Đức có ít hơn 50.000 tín đồ mỗi tôn giáo.
Utah Jazz taraftarını seviyorum ve onların çok çılgın bir taraftar olduklarını biliyorum.Cô là người hâm mộ Jonas điên cuồng và cho rằng mình là 1 fan bự của họ.
Kendisi sıkı bir Beşiktaş taraftarıdır.Bà là một người ủng hộ mạnh mẽ bình đẳng giới.
Kemerin adı WWE'nin taraftarının adı olan WWE Universe'ün onuruna verilmiştir.Chức vô địch được đặt theo tên của WWE Universe.
“Beşiktaş taraftarının hava limanında karşılaması harikaydı.“Cận cảnh loạt đồ quý nhà Quang Thắng tại Hải Phòng”.
Fakat ertesi gün yaptığı açıklamayla taraftarlardan özür diledi.〆切の日に編集者に謝るほどの苦労人でもある。
Vatanseverliğin klasik anlamının en önemli taraftarlarından biri Jean Jacques Rousseau'ydu.愛国心の古典的概念の最も有力な支持者の1人はジャン=ジャック・ルソーであった。
Kısa sürede taraftarın sevgilisi oldu.一時は将軍の愛人だった。
Taraftarlarımızın önüne çıkmayı sabırsızlıkla bekliyorum.相手の模様に打ち込んで生きる。
Los Angeles Lakers taraftarları da şampiyonluk için en azından biraz daha umutlandı.だが、カンファレンスファイナルでロサンゼルス・レイカーズに敗れ、またしても連覇の夢が打ち砕かれた。
Part İmparatorluğu taraftarları ve Roma Cumhuriyeti taraftarları çatışmaya başladı.共和国 大公国と帝国の連合が戦争を続けている相手国。
Taraftarımız bizim 12. adamımız gibi.父は第12世准如。
"Et-Tâyyîb" taraftarları daha sonra onun adıyla anılan Tâyyîb’îyye fırkasını oluşturdular.また「大和」の鳥羽駅行きの編成が分離され、「伊勢」と命名された。
Golubkina önceleri 1917 Ekim Rus Devrimi'nin büyük bir hevesle taraftarıydı.ニヤージーは1917年の十月革命を熱心に支援した。
Poşulular, Bucaspor taraftarının eskiden beri maçlara poşuyla gelmesinden türemiştir.パンサーの尾形と昔付き合っていたことを告白している。
Onun yeteneklerini taraftarlarımıza anlatmamıza gerek yok.相手のために交渉をする必要はない。
İki takım taraftarları, geçmişten gelen nedenlerle birbirlerinden haz etmemektedir.その再会によって、ふたりは自分たちの過去に直面せざるをえなくなる。
Beni sahiplendikleri için taraftarlarımıza teşekkür ediyorum.われわれの組織を体を張って応援してくれた彼女に、心から感謝している。
Yılmaz ise taraftarlara destekler için teşekkür etmiştir.上曰『命給助同宿者』。
Taraftarlara layık olmaya çalışacağım.積極的に特命係に協力する。
Alkollü İngiliz taraftarlar, Galatasaraylı taraftarlara saldırınca olaylar büyüdü.イギリス人のワイン仲買人とポルトガル人のワイン業者の間では、衝突が起こるようになった。
Devlet ileri gelenleri arasında da taraftarları çoktu.民主党員の中にも反対する者がいた。
Bu imzadan sonra iki kulüp taraftarları arasında dostluk mesajları verilmeye başlandı.これが両クラブのサポーター間における友好関係の始まりだった 。
Erkekler de taraftar toplamaya başladı./(25,1,6-8).門人たちが集い労わる。
Ölümü sonucunda, çoğu Renly taraftarı Stannis'i desteklemeye başlarlar, ama Tyrell Hanedanı bunu yapmaz.タイレル(ティレル)家を除き、レンリーの支持者の多くはスタニスの側につく。
Aynı zamanda NBA takımlarından New Jersey Nets taraftarıdır.NBAのニュージャージー・ネッツなどに所属した。
Taraftarların yürüyerek çok rahat bir şekilde gidecekleri bir konuma sahiptir.人魚たちは足で歩くことが難しいため、移動用に常備している。
Taraftarlarının takıma olan bağlılığı ile oldukça ün kazanmıştır.彼は私たちの忠誠の価値を全てとった。
Taraftarlara destekleri için teşekkür ederim.同盟国の支援。
Yalnız erkek çocuğunun olamayışı nedeniyle fazla taraftar toplayamamıştı.さらに息子は一人では足りないとすることも多かった。
Beşiktaş kulübünün 'Çarşı Kadın' adında bir kadın taraftar grubu vardır.「パーティー荒らし子」という恋人がいるらしい。
Chelsea FC taraftarıdır.チェルシーFCのサポーター。
Taraftarlarımızın bizi desteklemesini bekliyorum.ヒロインたちは応援してくれる。
Polisler Sivas taraftarının tepkisini çekmemek için müdahalede bulunmadı.スコットランド警察はショーを中断させる措置は行わなかった。
Beşiktaş JK taraftarı olan Demirkubuz'un en sevdiği futbolcu İlhan Mansız'dır.ディープインパクトの他に好きな競走馬はウオッカ。
Galatasaray taraftarını hiç unutmayacağım.ガレリウスの外孫にあたる。
Fakat ertesi gün yaptığı açıklamayla taraftarlardan özür diledi.同日,慈禧召開御前會議後,發出解散拳民的上諭。
Taraftarlara layık olmaya çalışacağım.其君惑之,卒皆受禍。
Takım ligde yükseldikçe kendisine bir taraftar kitlesi de yaratmayı başardı.而在他畢業的時候,他以權利法案為藍本創作了一部戲劇。
Bu sırada kendi taraftarlarını önemli işlere yerleştirme ile uğraştı.他的朋友們在關鍵時刻對他生出了援手。
Shirley, yanında 25 İngilizle Mayıs 1599'da Venedik'ten gelmişti ve Şah Abbas'ın taraftarıydı.舍里與25位英國人在1599年5月從威尼斯乘船航行到波斯,受到阿拔斯一世的歡迎。
Almanya'daki diğer tüm dini topluluklar 50.000'den az sayıda (veya %0,05'ten) taraftara sahiptir.德国其他的教派都非常小(不足0.5%)。
Yılmaz ise taraftarlara destekler için teşekkür etmiştir.基於慈善捐贈的眾籌是個人幫助慈善事業的集體努力。
Kitabın adı yayımcının önerisiydi ve Bauer Kardeşler ve taraftarlarına aşağılayıcı bir göndermeydi.该书的名称是由出版商提议取的,并用作讽刺鲍威尔兄弟及其支持者。
Chelsea Futbol Kulübü'nün bir taraftarıdır.他是切爾西足球俱樂部的支持者。
Ne ilginçtir ki, Chievo taraftarları bu takma adı bir onur simgesi haline getirmişlerdir.波里尼西亞酋長們以展現他們在浪上的特技來作為其威信的象徵。
Taraftarımız bizim 12. adamımız gibi.片名為《相棒12》。
Beşiktaş taraftarını çok yakından biliyorum.半平太的親戚。
Meymûn ibn-i Hâlid el-Acrâd'ın taraftarları tarafından kurulmuştur.穆斯林傳統中,易卜劣斯亦可以指人們之間的挑撥離間者。
Onun taraftarları Karatağlık (Karadağ) olarak bilirler.』既稱為我,則知是龍樹自言。
Ayrıca taraftarların, yaşadıkları sevinci görmeleri için Instagram'da bir fotoğraf paylaştı.在专辑制作的同时,她也在Instagram上分享了制作过程中的一些照片,展示了她所用的设备。
Takımın dört taraftar grubu vardır.手下有一支四人小隊。
Galatasaray taraftarını hiç unutmayacağım.己未陞廣東參政。
Binlerce Galatasaray taraftarı Taksim'de protesto yürüyüşü yaptı.数千名抗议者滞留在塔克西姆。
Liglerdeki En Ateşli ve Çok Taraftarı Olan Kulüpler Arasında Sayılmaktadır.以及對自己的最具火力的巢穴和最強大的成員而自豪。
222-223 Alıntı: Vahdettin taraftarları, Cumhuriyet'ten önce karşı ihtilal hazırlıklarına başlamışlardı.:810 七·二〇事件后,造反派开始迫害他们单位的前保守派。
Zebaniler olmak üzere taraftar grubu bulunmaktadır.並將該匪黨羽按名弋獲。
Taraftarlar, bu nedenden dolayı Korsika bayrağına ve Korsika diline sonsuza kadar sahip çıkmaktadır.因為在那裏有繁榮的古希臘文明和古羅馬帝國悲慘命運的生動紀錄。
Bunun üzerine Ali taraftarları bu uydurma süfyan karakterinin aleyhine hadisler uydurarak yaydılar.於是其他民族異想天開地捏造了關於這種令人難以置信的織物來源的各種各樣傳聞。
2006'da düzenlenen Dünya Kupası'nın aksine, bu kupada taraftar topluluklarının eksikliği hissedilmekteydi.2006年世界杯他更因球會表現不佳,而被剔出國家隊名單。