tarafsız ile cümle
tarafsız kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Ombudsman, tarafsız ve bağımsızdır.A instituição é autônoma e independente.
İsviçre askeri bakımdan tarafsızdır.Apenas a Suiça se mantém neutra.
İspanya, Birinci Dünya Savaşı'nda tarafsızdı.A Espanha permaneceu neutra durante a Primeira Guerra Mundial.
Bu tür devlet başkanlarının partili siyaset konusunda tarafsız kalmaları beklenir.Espera-se que tais chefes de estado permaneçam neutros na política partidária.
Umman ve Kuveyt dahil olmak üzere birçok Basra Körfezi ülkesi de jure tarafsızdır.Muitos países do Golfo Pérsico , incluindo Omã e Cuaite, são neutros de jure.
Tamamen tarafsız.Ik ben onpartijdig.
Bu dostluk, Britanya'nın Avrupa'daki tarafsızlığının sonunun habercisidir.Door de Entente kwam er een einde aan de Britse neutraliteit in Europa.
Tarafsız olmak zorundadırlar.Ze zijn politiek neutraal.
Godoy, bir süre boyunca Aranda kontunun Fransa'ya karşı olan tarafsızlık politikasını devam ettirdi.Godoy zette het Spaanse beleid van neutraliteit tegenover de Franse republiek voort.
Birinci Dünya Savaşı patlak verdiğinde ülkesinin tarafsız kalmasını savunmuştur.Nadat de Eerste Wereldoorlog uitbrak wilde de koning het land neutraal houden.
Norveç I. Dünya Savaşı'nda tarafsız kaldı.Noorwegen was in de Eerste Wereldoorlog neutraal.
1861 - Amerikan İç Savaşı: Kentucky eyaleti iç savaşta tarafsız olduğunu ilan etti.1861 - Kentucky verklaart zich neutraal in het conflict dat de Amerikaanse Burgeroorlog zou gaan heten.
Tarafsız bir Norveç Almanya için en uygun durumdur.Duitsland valt het neutrale Noorwegen aan.
II. Dünya Savaşı'nın ilk aylarında Romanya resmi olarak tarafsızdı.De eerste twee jaar van de Eerste Wereldoorlog bleef Roemenië neutraal.
Triadlar ve Da Nang Boys arasındaki savaşta tarafsızdır.Ze schijnen neutraal te zijn jegens de lokale Chinese Triads en de Da Nang Boys.
Bu anlaşma aynı zamanda Belçika'nın tarafsızlığını da kabul ediyordu.Duitsland verklaarde anderzijds de neutraliteit van België te willen eerbiedigen.
Dio daha tarafsızdır ancak görünüşe göre Tacitus ve Suetonius'u kaynak olarak kullanmıştır.Maar dat is speculatie, die wat te veel naar het werk van Suetonius en Tacitus neigt.
Hollanda ve Belçika ise tarafsız kalmayı seçti.Nederland en België werden door de scheiding concurrenten van elkaar.
Ancak Yunanistan'daki birçok kent devleti ya tarafsız kaldı ya da Serhas'a boyun eğdi.Veel steden in het oosten van het land en zelfs Utrecht hadden zich zonder slag of stoot overgegeven.
Tarafsız olmak zorundadırlar.Chcemy być niepodległe!
Hollanda ve Belçika ise tarafsız kalmayı seçti.Belgia, Holandia i Luksemburg pozostawały neutralne.
II. Dünya Savaşı sırasında tarafsız kaldılar.W czasie II wojny światowej zachował neutralność.
23 Ağustos - Almanya ve Sovyetler Birliği, Moskova'da bir tarafsızlık anlaşması imzaladı.25 lipca – Polska i ZSRR podpisały w Moskwie pakt o nieagresji.
Rex Brown bu tartışmalarda tarafsızdı.Ricardo Berna był rezerwowym w tych spotkaniach.
1983'te İtalya ile tarafsızlığının garantisi bir anlaşmayla garantilenmiştir.We wrześniu 1980 zostało zawarte porozumienie z Włochami, gwarantujące neutralność Malty.
Bunun için tarafsız bir milletvekili aranmaya başlandı.W tej sytuacji zaczęto zastanawiać się nad kandydatem neutralnym.
Bu anlaşma aynı zamanda Belçika'nın tarafsızlığını da kabul ediyordu.Dążył on do zapewnienia Belgii neutralności.
İsviçre 1815'ten beri tarafsızlık politikasını resmi olarak uygulayan en eski ülkedir.Towarzystwo Patriotyczne było pierwszą, polską stricte niepodległościową organizacją powstałą po 1815 r.
İsveç I. ve II. Dünya Savaşlarında tarafsız olarak kalmıştır.Podczas I i II wojny światowej Szwajcaria zachowała neutralność.
İnsan Hakları İzleme Örgütü ve Uluslararası Af Örgütü cinayetle ilgili tarafsız bir soruşturma istemişlerdir.Rada Bezpieczeństwa ONZ zażądała niezależnego śledztwa w sprawie tego zamachu terrorystycznego.
Okurun gözünde, onun acımasız eleştirileri tarafsızlığıyla dengelenir.Na szczęście dla naszych bohaterów jego okrucieństwo idzie w parze z jego głupotą.
Tamamen tarafsız.Neutralt balanserad.
II. Dünya Savaşı'nın ilk aylarında Romanya resmi olarak tarafsızdı.Under de första månaderna av andra världskriget var Rumänien officiellt ett neutralt land.
Sonucunda Sovyet-Japon Tarafsızlık Anlaşması imzalandı.Den 13 april skrevs ett japansk-sovjetiskt neutralitetsfördrag under.
Anna Seghers'in ilk dönem eserleri tarafsız eserler kategorisine girer.Anna Seghers tidiga verk kan räknas till den nya sakligheten.
Okurun gözünde, onun acımasız eleştirileri tarafsızlığıyla dengelenir.Han besvarar deras förakt med brutalitet och godtyckliga bestraffningar.
İsveç, hem I. Dünya Savaşı, hem de II. Dünya Savaşı'nda resmen tarafsız olduğunu bildirdi.Det är därför tveksamt om man kan hävda att Sverige verkligen var neutralt under andra världskriget.
Bunun yanında karşı birlik oyuncularının birbirlerine saldıramayacakları tarafsız şehirler de mevcuttur.Två av städerna är också Säkra Städer vilket innebär att spelare som står där ej kan mördas för tillfället.
23 Ağustos - Almanya ve Sovyetler Birliği, Moskova'da bir tarafsızlık anlaşması imzaladı.23 augusti – I Moskva ingår Sovjetunionen och Tyskland en icke-angreppspakt.
Vatikan Kamboçya Moldova, 1994'ten bu yana ülke tarafsızdır.Gagauzien är en autonom region i södra Moldavien sedan 1994.
"Ağ Tarafsızlığı".Logistik för konkurrenskraft.
Tarafsız olarak hazırlanan inceleme raporları bağlayıcı doküman olarak kabul edilmiyor.Den oberoende rapporteringen om kriser ingår formellt inte i beredskapsuppdraget.
Hollanda ve Belçika ise tarafsız kalmayı seçti.Nederländerna och Belgien kunde inte bjuda mycket motstånd.
İsviçre askeri bakımdan tarafsızdır.Serbien är ett militärt neutralt land.
Bu tarihten beri İsviçre dış politikasında tarafsızlığın izleri görülür.Efter världskrigen höll Schweiz fast vid neutraliteten i utrikespolitiken.
Merkez Parti ve Liberal Parti ise tarafsız yönde oy kullandılar. [2]Förslaget är idag ute på remiss hos bland annat Hyresgästföreningen och Fastighetsägarna.
Kosta Rika, 1949 yılında orduyu kaldırmasından bu yana tarafsızdır.Коста-Рика — нейтральна країна починаючи з 1949 р. після розпуску її військ.
Tarafsız olmak zorundadırlar.Гарнітура має бути нейтральною.
Yarı final maçları tarafsız sahada oynanır ve seçim genellikle Hampden Park'tır.Півфінальні матчі грають на нейтральних полях, а фінал — зазвичай на арені «Віндзор Парк».
Amerika ise tarafsız konumdaydı.США займали нейтральну позицію.
Tamamen tarafsız.Цілковитий нейтралітет.
X-Men savaşta tarafsız kalacaklarını ilan ederler.Швеція прагне мати можливість залишатися нейтральною в разі війни.
Forum bundan kısa zaman sonra, siyasi liderler tarafından tarafsız bir platform olarak kullanılmaya başlandı.Політичні лідери незабаром почали використовувати річні збори як нейтральну платформу.
II. Dünya Savaşı sırasında tarafsız kaldılar.Залишалася нейтральною під час Другої Світової війни.
Tarafsız Bölge.Рівненський район.
Dünya savaşlarından sonra Danimarka tarafsızlık siyasetine son verdi.Після Другої Світової війни Данія завершила свою двохсотлітню політику нейтралітету.
Yugoslavya tarafsız kaldı.Фініш югославів був маловиразним.
II. Dünya Savaşı 1939'da patlak verdiğinde, Yugoslavya'nın tarafsızlığını ilan etti.З початком Другої світової війни восени 1939 Королівство Югославія оголосило про свій нейтралітет.
Ombudsman, tarafsız ve bağımsızdır.У своїй роботі він автономний і незалежний.
Danimarka I. Dünya Savaşı'nda tarafsız kaldı.Данія дотримувалась нейтралітету у Першій світовій війні.