tarafsız ile cümle
tarafsız kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
"Ağ Tarafsızlığı".«Equivalencia lógica».
Özellikle I. Dünya Savaşı döneminde İspanya tarafsız kalarak ekonomik olarak gelişmişti.Por ello, durante la Segunda Guerra Mundial, Portugal prefirió mantener la neutralidad junto a España.
İsviçre askeri bakımdan tarafsızdır.Suiza era neutral.
II. Dünya Savaşı 1939'da patlak verdiğinde, Yugoslavya'nın tarafsızlığını ilan etti.Al estallar la Segunda Guerra Mundial en 1939, declararon su neutralidad una vez más.
Partilere karşı ilk başlarda mesafeli bir tavır takındı ve dolayısıyla "tarafsız" kabul edildi.Al principio, la familia parece completamente fuera de su elemento y sorprendidos por esta "fiesta".
Bu anlaşma aynı zamanda Belçika'nın tarafsızlığını da kabul ediyordu.También se certificó la seguridad y estricta neutralidad de Bélgica.
Samba-Panza tarafsız ve klan çatışmalarından uzak durdu.Samba-Panza fu riconosciuta essere neutrale e lontana da scontri tra clan.
Messina'da yakıt ikmali, İtalya'nın 2 Ağustos'ta tarafsızlığını ilan etmesi sebebiyle karmaşık bir hal aldı.Il rifornimento a Messina fu complicato dalla dichiarazione di neutralità dell'Italia resa nota il 2 agosto.
Amerika ise tarafsız konumdaydı.L'America allora si era mantenuta ancora neutrale.
Ancak özellikle II. Dünya Savaşı'ndaki tarafsızlığı birçok kez tartışılmıştır.L'importanza di questo modello nella seconda guerra mondiale è spesso sottovalutato.
Böylece elektrofor bir elektriksel bütünlük olarak tarafsız kalmış oluyor.Un esempio è lo scenario in cui l'elettricità viene a mancare per un intero isolato.
Bu anlaşma aynı zamanda Belçika'nın tarafsızlığını da kabul ediyordu.Con lo stesso trattato venne anche riconosciuta l'indipendenza dell'Albania.
Tamamen tarafsız.Non neutrale.
Hemen arkasından Danimarka, İsveç ve Norveç bu konudaki tarafsızlıklarını ilan ettiler.Danimarca, Svezia e Norvegia proclamano fermamente la loro neutralità.
Dış politikada tarafsızlık politikası izlenildi.In campo internazionale, fu adottata ufficialmente una politica di neutralità.
"Ağ Tarafsızlığı".Conservazione della neutralità.
İsveç her iki dünya savaşındanda tarafsız olarak kalmıştır.I Paesi Bassi proclamarono la propria neutralità in entrambe le guerre mondiali.
İnsan Hakları İzleme Örgütü ve Uluslararası Af Örgütü cinayetle ilgili tarafsız bir soruşturma istemişlerdir.Human Rights Watch e Amnesty International invitarono le autorità a condurre un'indagine imparziale.
Norveç I. Dünya Savaşı'nda tarafsız kaldı.Durante la prima guerra mondiale la Norvegia rimase neutrale.
AP ve CGP tarafsız Naim Talu'nun başbakanlığında yeni ve olagan bir hükümet kurdular.I duchi plantageneti e capetingi introdussero in Bretagna un'amministrazione evoluta ed efficiente.
Sebepler yazılırken tarafsız davranmalı, fakat çözülebilir olmalarına özen gösterilmelidir.La vicenda lo condurrà a operare una scelta rischiosa ma che si rivelerà felice.
Tarafsız olmak zorundadırlar.Dovevano essere neutralizzati.
Ben tarafsızım.Я беспристрастный.
Ombudsman, tarafsız ve bağımsızdır.Нотариусы независимы и беспристрастны.
Tarafsız Bölge.Нейтральная территория.
Takımlar tarafsız sahada tek bir maç yaptı.Команды встречались в одном матче на нейтральном поле.
Play-off 1.,2. ve 3. turunda müsabakalar tek maç eleme usulüne göre tarafsız sahalarda oynanacak.Не смотря Dance Central 2 и 3, можно играть одному.
Rex Brown bu tartışmalarda tarafsızdı.Причём Рекс Лейн был в этом бою фаворитом.
Daha sonra Sovyet-Japon Tarafsızlık Paktı imzalandı.После советско-японской войны был разрушен.
Tarafsız ön değerlendirmeciler tecrübeli hukukçular olabileceği gibi konunun uzmanı kişiler de olabilirler.Нам нужны такие квалифицированные юристы, как вы.
1935'te Dostluk ve Tarafsızlık Antlaşması on yıl süreyle uzatıldı.В 1934 году договор о ненападении был продлён на 10 лет.
Hollanda ve Belçika ise tarafsız kalmayı seçti.Все жители Бельгии и Нидерландов имели право самостоятельно выбирать гражданство.
İnternet ilk günlerinden beri bu tarafsızlık ilkesine göre faaliyet göstermektedir.وقد عملت شبكة الإنترنت وفقًا لمبدأ الحيادية منذ أيامها الأولى...
Tamamen tarafsız.الحياد التام.
İsviçre'nin bütünlüğü ve tarafsızlığını sağlamak amacıyla bugüne kadar üç genel seferberlik ilan edildi.تم الإعلان عن ثلاثة تحركات عامة لضمان نزاهة وحيادية سويسرا.
Tarafsız olmak zorundadırlar.ولكنها ليست على الحياد .
Fotoğraf stili nedeniyle, tablo gerçek bir olayın tarafsız bir kaydı olarak kendini gösterir.بسبب طرازها الفوتوغرافي، كان يبدو أن اللوحة تقدم نفسها كسجل غير متحيز لحدث حقيقي.
İsviçre'nin tarafsızlık politikası uluslararası arenada 1815 yılında Viyana Kongresi ile de tanındı.واعترف بسياستها الحيادية دولياً في مؤتمر فيينا عام 1815.
Tarafsızlık ve doğruluk gibi problemler, gerçekle ilgili problemlerle yakından ilişkilidir.وترتبط مسائل الموضوعية والصدق بشكل وثيق مع مسائل الحقيقة.
Ombudsman, tarafsız ve bağımsızdır.النزاهة والاستقلالية والحياد.
Messina'da yakıt ikmali, İtalya'nın 2 Ağustos'ta tarafsızlığını ilan etmesi sebebiyle karmaşık bir hal aldı.وعندما رسيا هناك، أصبحت هناك حالة من الفوضى؛ بسبب إعلان إيطاليا في يوم 3 أغسطس الحياد.
Final Turu: ABD, İkinci Tur galibiyle tarafsız sahada tek bir maç yaptı.الدور الثالث: الولايات المتحدة تلعب ضد الفائز من الدور الثاني في مباراة وحيدة على أرض محايدة.
Önceleri Suriye muhalefetini destekleyen Mısır, 2013 Mısır askerî darbesi sonrasında tarafsız kalmıştır.غيرت مصر موقفها في هذا النزاع من دعم المعارضة للحياد بعد الانقلاب المصري عام 2013.
Buna karşın İsviçre'nin bu savaşta tarafsız kalmadığı da ileri sürüldü.يجب أن نتذكر أن إسبانيا ظلت محايدة طوال النزاع.
Tarafsız Bölge.جزيرة أشك.
Objektiflik ve tarafsızlık, doğruluk, temiz dil muhabirin ana ilkeleridir.أؤمن أن التفكير الواضح والبيانات الصريحة والدقة والنزاهة هي الجوانب الأساسية للوصول إلى مفهوم الصحافة الجيدة.
Ancak Yunanistan'daki birçok kent devleti ya tarafsız kaldı ya da Serhas'a boyun eğdi.حوالي عُشر المقاطعات اليونانية انضمت للتحالف بينما بقيت المقاطعات الباقية على الحياد أو خضعت لحكم زيركسيس.
Türkiye, II. Dünya Savaşı'nın sonuna kadar tarafsızlığını korumayı başarmıştı.ظلت تركيا محايدة حتى المراحل النهائية من الحرب العالمية الثانية.
Resmî tarafsızlık politikası Finlandiya'yı hem Batı hem de Comecon piyasaları ile ticarete teşvik etmiştir.مكنت تلك السياسة فنلندا من الحفاظ على الاستقلالية والتجارة مع كل من دول الناتو وحلف وارسو.
İnternet ilk günlerinden beri bu tarafsızlık ilkesine göre faaliyet göstermektedir.A Internet tem operado de acordo com este princípio de neutralidade desde seus primeiros dias...
Google ağ tarafsızlığının ünlü bir destekleyicisidir.O Google é um apoiante notável da neutralidade da rede.
Tamamen tarafsız.Completamente imparcial.
Endonezya, FIFA'nın İsrail'le tarafsız sahada oynamaları yönündeki kararını reddettiği için çekildi.A Indonésia desistiu após a FIFA ter rejeitado seu pedido de enfrentar Israel em campo neutro.
Kosta Rika, 1949 yılında orduyu kaldırmasından bu yana tarafsızdır.Costa Rica – país neutro desde 1949, após abolir seus militares.
Muhtarımız tarafsız olarak görevini yerine getirmektedir.Exerce as suas funções com total independência.
Temelde bu tarafsızlık ilkesi İnternet'e eşit erişim hakkındadır.Fundamentalmente, a neutralidade da rede é a igualdade de acesso à Internet.
İnsan Hakları İzleme Örgütü ve Uluslararası Af Örgütü cinayetle ilgili tarafsız bir soruşturma istemişlerdir."Peço que uma comissão internacional independente investigue esta tentativa de golpe de Estado.
Hergé savaş döneminde Belçika’nın tarafsızlığından yanadır.A escolha da sede levou em conta justamente a neutralidade da Suíça durante o conflito.
O yüzden gerçek anlamda tarafsız kalmak mümkün değildir.Na prática, a neutralidade era impossível.
Tarafsız olmak zorundadırlar.O Japão declara neutralidade.