Ana içeriğe geç
Sözlük

tapınma ile cümle

tapınma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
11
ORT. KELİME
Ne var ki, halk tapınma yerlerinde kurban sunmayı sürdürdü; ancak yalnız Tanrıları RABbe kurban sunuyorlardı.Bo zebrawszy pieniądze, które się znalazły w domu Pańskim, oddali je w ręce przystawów i w ręce robotników.
Ne var ki, halk tapınma yerlerinde kurban sunmayı sürdürdü; ancak yalnız Tanrıları RABbe kurban sunuyorlardı.Contudo o povo ainda sacrificava nos altos, mas somente ao Senhor seu Deus.
Ne var ki, halk tapınma yerlerinde kurban sunmayı sürdürdü; ancak yalnız Tanrıları RABbe kurban sunuyorlardı.Dầu vậy , dân_sự còn tế_lễ cho Giê-hô-va Ðức_Chúa_Trời của mình mà thôi .
Ne var ki, halk tapınma yerlerinde kurban sunmayı sürdürdü; ancak yalnız Tanrıları RABbe kurban sunuyorlardı.Dầu vậy, dân sự còn tế lễ cho Giê-hô-va Ðức Chúa Trời của mình mà thôi.
Ne var ki, halk tapınma yerlerinde kurban sunmayı sürdürdü; ancak yalnız Tanrıları RABbe kurban sunuyorlardı.Doch opferte das Volk noch auf den Höhen, wiewohl dem HERRN, ihrem Gott.
Ne var ki, halk tapınma yerlerinde kurban sunmayı sürdürdü; ancak yalnız Tanrıları RABbe kurban sunuyorlardı.Dog ofret folket ennu på haugene, men bare til Herren sin Gud.
Ne var ki, halk tapınma yerlerinde kurban sunmayı sürdürdü; ancak yalnız Tanrıları RABbe kurban sunuyorlardı.백성이 그 하나님 여호와께만 제사를 드렸으나 오히려 산당에서 제사를 드렸더라
Ne var ki, halk tapınma yerlerinde kurban sunmayı sürdürdü; ancak yalnız Tanrıları RABbe kurban sunuyorlardı.Le peuple sacrifiait bien encore sur les hauts lieux, mais seulement à l`Éternel, son Dieu.
Ne var ki, halk tapınma yerlerinde kurban sunmayı sürdürdü; ancak yalnız Tanrıları RABbe kurban sunuyorlardı.Men folket offrade ännu på höjderna, dock allenast åt HERREN, sin Gud.
Ne var ki, halk tapınma yerlerinde kurban sunmayı sürdürdü; ancak yalnız Tanrıları RABbe kurban sunuyorlardı.Men Folket vedblev at ofre på Offerhøjene, dog kun til HERREN deres Gutd.
Ne var ki, halk tapınma yerlerinde kurban sunmayı sürdürdü; ancak yalnız Tanrıları RABbe kurban sunuyorlardı.Mindazáltal még akkor a nép áldozik vala a magaslatokon; de csak az Úrnak, az õ Istenének.
Ne var ki, halk tapınma yerlerinde kurban sunmayı sürdürdü; ancak yalnız Tanrıları RABbe kurban sunuyorlardı.Mutta kansa uhrasi edelleen uhrikukkuloilla, kuitenkin ainoastaan Herralle, Jumalallensa.
Ne var ki, halk tapınma yerlerinde kurban sunmayı sürdürdü; ancak yalnız Tanrıları RABbe kurban sunuyorlardı.Poporul jertfea tot pe înălţimi, dar numai Domnului Dumnezeului său.
Ne var ki, halk tapınma yerlerinde kurban sunmayı sürdürdü; ancak yalnız Tanrıları RABbe kurban sunuyorlardı.Sin embargo, el pueblo seguía ofreciendo sacrificios en los lugares altos, aunque sólo a Jehovah su Dios
Ne var ki, halk tapınma yerlerinde kurban sunmayı sürdürdü; ancak yalnız Tanrıları RABbe kurban sunuyorlardı.Tuttavia il popolo continuava a sacrificare sulle alture, anche se lo faceva per il Signore
Ne var ki, halk tapınma yerlerinde kurban sunmayı sürdürdü; ancak yalnız Tanrıları RABbe kurban sunuyorlardı.Vendar pa je ljudstvo še darovalo po višavah, dasi le GOSPODU, Bogu svojemu.
Ne var ki, halk tapınma yerlerinde kurban sunmayı sürdürdü; ancak yalnız Tanrıları RABbe kurban sunuyorlardı.Ο λαος ομως εθυσιαζεν ετι επι τους υψηλους τοπους, πλην μονον εις Κυριον τον Θεον αυτων.
Ne var ki, halk tapınma yerlerinde kurban sunmayı sürdürdü; ancak yalnız Tanrıları RABbe kurban sunuyorlardı.Но людете още жертвуваха по високите места, обаче, само на Господа своя Бог.
Ne var ki, halk tapınma yerlerinde kurban sunmayı sürdürdü; ancak yalnız Tanrıları RABbe kurban sunuyorlardı.Но народ еще приносил жертвы на высотах, хотя и Господу Богу своему.
Ne var ki, halk tapınma yerlerinde kurban sunmayı sürdürdü; ancak yalnız Tanrıları RABbe kurban sunuyorlardı.אבל עוד העם זבחים בבמות רק ליהוה אלהיהם׃
Ne var ki, halk tapınma yerlerinde kurban sunmayı sürdürdü; ancak yalnız Tanrıları RABbe kurban sunuyorlardı.الا ان الشعب كانوا بعد يذبحون على المرتفعات انما للرب الههم.
Ne var ki, halk tapınma yerlerinde kurban sunmayı sürdürdü; ancak yalnız Tanrıları RABbe kurban sunuyorlardı.百 姓 卻 仍 在 邱 壇 上 獻 祭 、 只 獻 給 耶 和 華 他 們 的 神
Ne var ki, halk tapınma yerlerinde kurban sunmayı sürdürdü; ancak yalnız Tanrıları RABbe kurban sunuyorlardı.百姓 卻 仍 在 邱壇 上 獻祭 、 只 獻給 耶和華 他 們的神
Oralara ilk yerleştiklerinde RABbe tapınmadılar. Bu yüzden RAB aslanlar göndererek bazılarını öldürttü.A v začetku, ko so prebivali ondi, se niso bali GOSPODA; zato je GOSPOD poslal mednje leve, ki so jih morili.
Oralara ilk yerleştiklerinde RABbe tapınmadılar. Bu yüzden RAB aslanlar göndererek bazılarını öldürttü.I stalo se, když tam bydliti počali, a nesloužili Hospodinu, že poslal na ně Hospodin lvy, kteříž je dávili.
Oralara ilk yerleştiklerinde RABbe tapınmadılar. Bu yüzden RAB aslanlar göndererek bazılarını öldürttü.저희가 처음으로 거기 거할 때에 여호와를 경외치 아니한고로 여호와께서 사자들을 그 가운데 보내시매 몇 사람을 죽인지라
Oralara ilk yerleştiklerinde RABbe tapınmadılar. Bu yüzden RAB aslanlar göndererek bazılarını öldürttü.ויהי בתחלת שבתם שם לא יראו את יהוה וישלח יהוה בהם את האריות ויהיו הרגים בהם׃
Oralara ilk yerleştiklerinde RABbe tapınmadılar. Bu yüzden RAB aslanlar göndererek bazılarını öldürttü.وكان في ابتداء سكنهم هناك انهم لم يتقوا الرب فارسل الرب عليهم السباع فكانت تقتل منهم.
Oralara ilk yerleştiklerinde RABbe tapınmadılar. Bu yüzden RAB aslanlar göndererek bazılarını öldürttü.他 們 纔 住 那 裡 的 時 候 、 不 敬 畏 耶 和 華 . 所 以 耶 和 華 叫 獅 子 進 入 他 們 中 間 、 咬 死 了 些 人
Oralara ilk yerleştiklerinde RABbe tapınmadılar. Bu yüzden RAB aslanlar göndererek bazılarını öldürttü.他 們纔 住 那裡 的 時候 、 不 敬畏 耶和華 . 所以 耶和華 叫 獅子 進入 他 們中間 、 咬死 了 些 人
Saul peygamberlikte bulunduktan sonra tapınma yerine çıktı.A keď prestal prorokovať, prišiel na výšinu.
Saul peygamberlikte bulunduktan sonra tapınma yerine çıktı.A přestav prorokovati, přišel na horu.
Saul peygamberlikte bulunduktan sonra tapınma yerine çıktı.Cînd a sfîrşit de proorocit, s'a dus pe înălţime.
Saul peygamberlikte bulunduktan sonra tapınma yerine çıktı.Da hans profetiske henrykkelse hadde hørt op, kom han til offerhaugen,
Saul peygamberlikte bulunduktan sonra tapınma yerine çıktı.Da hans profetiske Henrykkelse var ovre, gik han til Gibea.
Saul peygamberlikte bulunduktan sonra tapınma yerine çıktı.És mikor elvégezé a prófétálást, felment a hegyre.
Saul peygamberlikte bulunduktan sonra tapınma yerine çıktı.In neha prorokovati in pride na višavo.
Saul peygamberlikte bulunduktan sonra tapınma yerine çıktı.I przestał prorokować, a przyszedł na górę.
Saul peygamberlikte bulunduktan sonra tapınma yerine çıktı.Khi Sau-lơ thôi nói tiên tri, thì đi lên nơi cao.
Saul peygamberlikte bulunduktan sonra tapınma yerine çıktı.Khi_Sau - lơ thôi nói tiên_tri , thì đi lên nơi cao .
Saul peygamberlikte bulunduktan sonra tapınma yerine çıktı.사울이 예언하기를 마치고 산당으로 가니라
Saul peygamberlikte bulunduktan sonra tapınma yerine çıktı.Lorsqu`il eut fini de prophétiser, il se rendit au haut lieu.
Saul peygamberlikte bulunduktan sonra tapınma yerine çıktı.Men när hans profetiska hänryckning hade upphört, gick han upp på offerhöjden.
Saul peygamberlikte bulunduktan sonra tapınma yerine çıktı.Päästyään hurmoksista hän meni uhrikukkulalle.
Saul peygamberlikte bulunduktan sonra tapınma yerine çıktı.Quando ebbe terminato di profetare andò sull'altura
Saul peygamberlikte bulunduktan sonra tapınma yerine çıktı.Saúl cesó de profetizar y llegó al lugar alto
Saul peygamberlikte bulunduktan sonra tapınma yerine çıktı.Setelah Saul selesai menari-nari dan berteriak-teriak, pergilah ia ke mezbah di atas bukit
Saul peygamberlikte bulunduktan sonra tapınma yerine çıktı.Tendo ele acabado de profetizar, foi ao alto.
Saul peygamberlikte bulunduktan sonra tapınma yerine çıktı.Toen Saul was opgehouden te profeteren, klom hij verder de heuvel op.
Saul peygamberlikte bulunduktan sonra tapınma yerine çıktı.Und da er ausgeweisagt hatte, kam er auf die Höhe.
Saul peygamberlikte bulunduktan sonra tapınma yerine çıktı.Και αφου ετελειωσε προφητευων, ηλθεν εις τον υψηλον τοπον.
Saul peygamberlikte bulunduktan sonra tapınma yerine çıktı.И като свърши пророкуването си, дойде на високото място.
Saul peygamberlikte bulunduktan sonra tapınma yerine çıktı.И перестал он пророчествовать, и пошел на высоту.
Saul peygamberlikte bulunduktan sonra tapınma yerine çıktı.ויכל מהתנבות ויבא הבמה׃
Saul peygamberlikte bulunduktan sonra tapınma yerine çıktı.ولما انتهى من التنبي جاء الى المرتفعة.
Saul peygamberlikte bulunduktan sonra tapınma yerine çıktı.掃 羅 受 感 說 話 已 畢 、 就 上 邱 壇 去 了
Saul peygamberlikte bulunduktan sonra tapınma yerine çıktı.掃羅 受 感說話 已 畢 、 就 上 邱壇去了
Sen kendin de öğrenebilirsin, tapınmak amacıyla Yeruşalime gidişimden bu yana sadece on iki gün geçti.da du kan forvisse dig om, at det er ikke mere end tolv Dage, siden jeg kom op for at tilbede i Jerusalem.
Sen kendin de öğrenebilirsin, tapınmak amacıyla Yeruşalime gidişimden bu yana sadece on iki gün geçti.Il n`y a pas plus de douze jours, tu peux t`en assurer, que je suis monté à Jérusalem pour adorer.
Sen kendin de öğrenebilirsin, tapınmak amacıyla Yeruşalime gidişimden bu yana sadece on iki gün geçti.당신이 아실 수 있는 바와 같이 내가 예루살렘에 예배하러 올라간지 열 이틀 밖에 못되었고
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod