Ana içeriğe geç
Sözlük

tapınma ile cümle

tapınma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
10
ORT. KELİME
Tüm heykelcikler birer tapınma nesnesi olarak görülmektedir.Mások szolgálatát egyfajta istentiszteletnek tekintik.
Ancak yerel tanrılara tapınmanın yerine yabancı tanrılara tapınma geçmemiştir.Ne legyenek néked idegen isteneid én előttem.
Doğuda Onun yıldızını gördük ve Ona tapınmaya geldik. ^ 1910For vi har set hans stjerne gå op og er kommet for at tilbede ham.« (Bibeloversættelsen fra 1992).
Ona tapınma Mısır'ın sınırlarının çok ötesinde İngiltere'ye bile yayılmıştır.Hans velfortjente anseelse nåede langt ud over Frankrigs grænser.
Doğuda O'nun yıldızını gördük ve O'na tapınmaya geldik.››Vi har sett hans stjerne gå opp, og vi er kommet for å hylle ham.»
Namaz, bireysel yapılan bir tapınmadır ve toplu namaz yoktur.Bønnen blir fulgt av en preken (khutba) som man ikke er pålagt å høre.
Bu putçuklar genellikle kişisel tapınmalarda kullanılan ilahlar idi.På grunn av dette er det oftest de ville gudinnene som tilbedes.
Doğuda O'nun yıldızını gördük ve O'na tapınmaya geldik.››Kami telah melihat bintang-Nya di Timur dan kami datang untuk menyembah Dia."
Namaz, bireysel yapılan bir tapınmadır ve toplu namaz yoktur.Doa adalah ibadah yang harus ditujukan kepada Allah dan tidak boleh ditujukan kepada selain-Nya.
Süslemeli bu sarnıçta Hindu tanrılarını içeren on iki küçük tapınma yeri bulunur.Tangki memiliki 12 kuil kecil yang didalamnya terdapat dewa Hindu.
Doğuda Onun yıldızını gördük ve Ona tapınmaya geldik. ^ 1910我々は東方でその星を見たので、そのお方を礼拝しに来ました」。
Levililer: Harun'un oğullarının kâhin atanmasını ve eski İsrail'in tapınma düzenini anlatır.神林 果歩(かんばやし かほ) 神林剛三と佳代の孫娘。
İo'ya tanrıça İsis olarak tapınmalar başlanır.雨乞いの神として信仰される。
Doğuda O'nun yıldızını gördük ve O'na tapınmaya geldik.››我決定不顧後果、仗義執言,首先指責張聞天的謬論。
Namaz, bireysel yapılan bir tapınmadır ve toplu namaz yoktur.所以召廻欲驗言者之,不誣也。
Doğuda Onun yıldızını gördük ve Ona tapınmaya geldik. ^ 1910우리는 동방에서 그분의 별을 보고 그분에게 경배하러 왔습니다."
Doğuda O'nun yıldızını gördük ve O'na tapınmaya geldik.››처음에는 광주(廣州)에 있는 혜목산(惠目山) 고달원(高達院)에 주하면서 선풍을 대자(大慈)하였다.
Ba'l tapınması da bu surede tartışılan konulardandır. ^ Karşılaştırmalı Kuran Mealleri그러나 고광헌 사장은 사장 선임 과정에서부터 "청와대 낙하산" 논란이 있었다.
Namaz, bireysel yapılan bir tapınmadır ve toplu namaz yoktur.또한 그를 우후(右侯)라 불렀고, 결코 그의 이름을 함부로 부르지 않았다.
Doğuda Onun yıldızını gördük ve Ona tapınmaya geldik. ^ 1910כי ראינו את כוכבו במזרח ובאנו להשתחוות לו.
Alevî geleneğinde Cemevleri, salt tapınma (ibâdet) maksadı ile kullanılmamış ve kullanılmamaktadır."אִם אַחֶרֶת יִקַּח לוֹ, שְׁאֵרָהּ כְּסוּתָהּ וְעֹנָתָהּ לֹא יִגְרָע:" (שמות, כ"א י').
Özel ve kişisel tapınma, dini uygulamaların önemli bir yanıydı.צורה מעשית וחשובה נוספת לדת היא הפולחן.
Tapınmalar, tanrı yere inene kadar sürerdi.In Bog mi je dovolil, da se povzpnem na goro.
"24 saatlik bir tapınma zamanı" diyorlar buna."24hodinový svatostánek v čase," jak to nazývají.
"24 saatlik bir tapınma zamanı" diyorlar buna."성스러운 24시간" 이라고 불리웁니다.
"24 saatlik bir tapınma zamanı" diyorlar buna."24 שעות מפלט" כפי שהם קוראים לזה.
"24 saatlik bir tapınma zamanı" diyorlar buna.Ei il numesc, un "sanctuar in timp de 24 de ore".
"24 saatlik bir tapınma zamanı" diyorlar buna.Ein "24-Stunden-Heiligtum in der Zeit", nennen sie es.
"24 saatlik bir tapınma zamanı" diyorlar buna.En "24-timmars fristad i tiden," kallar de det.
"24 saatlik bir tapınma zamanı" diyorlar buna.Et "24-timers tilflugtssted i tid" kalder de det.
"24 saatlik bir tapınma zamanı" diyorlar buna.Họ gọi đó là 1 "nơi trú ẩn 24 giờ"
"24 saatlik bir tapınma zamanı" diyorlar buna.Lo chiamano 'un santuario della durata di 24 ore'.
"24 saatlik bir tapınma zamanı" diyorlar buna.Mereka menyebutnya "24 jam waktu istirahat."
"24 saatlik bir tapınma zamanı" diyorlar buna.Nazywają to "Świętą Dobą".
"24 saatlik bir tapınma zamanı" diyorlar buna.Úgy hívják: egy "24 órás szentély az időben."
"24 saatlik bir tapınma zamanı" diyorlar buna.Un "refugio de 24 horas en el tiempo", lo llaman.
"24 saatlik bir tapınma zamanı" diyorlar buna."Un sanctuaire de 24 heures dans le temps", l'appellent-ils.
"24 saatlik bir tapınma zamanı" diyorlar buna.Ze noemen dat een "24-urige schuilplaats in de tijd."
"24 saatlik bir tapınma zamanı" diyorlar buna.Το αποκαλούν " ένα 24ωρο άσυλο στο χρόνο. "
"24 saatlik bir tapınma zamanı" diyorlar buna.Вони називають ці 24 години "святим часом".
"24 saatlik bir tapınma zamanı" diyorlar buna.Они называют эти 24 часа "неприкосновенным временем".
"24 saatlik bir tapınma zamanı" diyorlar buna.Те го наричат "24-часово светилище във времето".
"24 saatlik bir tapınma zamanı" diyorlar buna.يسمونه " 24 ساعه للعبادة,"
"24 saatlik bir tapınma zamanı" diyorlar buna.彼らは五つの小さな習慣に従い
Ama bizi kurtarmasa bile bil ki, ey kral, ilahlarına kulluk etmeyiz, diktiğin altın heykele tapınmayız.››그리 아니하실지라도 왕이여 우리가 왕의 신들을 섬기지도 아니하고 왕의 세우신 금 신상에게 절하지도 아니할 줄을 아옵소서
Ama bizi kurtarmasa bile bil ki, ey kral, ilahlarına kulluk etmeyiz, diktiğin altın heykele tapınmayız.››והן לא ידיע להוא לך מלכא די לאלהיך לא איתנא פלחין ולצלם דהבא די הקימת לא נסגד׃
Ama bizi kurtarmasa bile bil ki, ey kral, ilahlarına kulluk etmeyiz, diktiğin altın heykele tapınmayız.››والا فليكن معلوما لك ايها الملك اننا لا نعبد آلهتك ولا نسجد لتمثال الذهب الذي نصبته
Ama bizi kurtarmasa bile bil ki, ey kral, ilahlarına kulluk etmeyiz, diktiğin altın heykele tapınmayız.››即 或 不 然 、 王 阿 、 你 當 知 道 我 們 決 不 事 奉 你 的 神 、 也 不 敬 拜 你 所 立 的 金 像
Ama bizi kurtarmasa bile bil ki, ey kral, ilahlarına kulluk etmeyiz, diktiğin altın heykele tapınmayız.››即或 不然 、 王阿 、 你 當 知道 我 們決 不 事 奉 你 的 神 、 也 不 敬拜 你 所立 的 金像
Ancak alışılagelen tapınma yerleri henüz kaldırılmamıştı ve halk oralarda hâlâ kurban kesip buhur yakıyordu.A však výsostí nezkazili, ještě lid obětoval a kadil na výsostech.
Ancak alışılagelen tapınma yerleri henüz kaldırılmamıştı ve halk oralarda hâlâ kurban kesip buhur yakıyordu.Contudo os altos não foram tirados; o povo ainda sacrificava e queimava incenso neles.
Ancak alışılagelen tapınma yerleri henüz kaldırılmamıştı ve halk oralarda hâlâ kurban kesip buhur yakıyordu.Csakhogy a magaslatok nem rontattak le, a nép még ott áldozott és tömjénezett a magaslatokon.
Ancak alışılagelen tapınma yerleri henüz kaldırılmamıştı ve halk oralarda hâlâ kurban kesip buhur yakıyordu.Dầu vậy , người không dỡ các nơi cao đi ; dân_sự cứ tế_lễ và xông hương trên các nơi cao ấy .
Ancak alışılagelen tapınma yerleri henüz kaldırılmamıştı ve halk oralarda hâlâ kurban kesip buhur yakıyordu.Dầu vậy, người không dỡ các nơi cao đi; dân sự cứ tế lễ và xông hương trên các nơi cao ấy.
Ancak alışılagelen tapınma yerleri henüz kaldırılmamıştı ve halk oralarda hâlâ kurban kesip buhur yakıyordu.Denn die Höhen wurden nicht abgetan; sondern das Volk opferte und räucherte noch auf den Höhen.
Ancak alışılagelen tapınma yerleri henüz kaldırılmamıştı ve halk oralarda hâlâ kurban kesip buhur yakıyordu.Dog blev offerhaugene ikke nedlagt; folket blev ved å ofre og brenne røkelse på haugene.
Ancak alışılagelen tapınma yerleri henüz kaldırılmamıştı ve halk oralarda hâlâ kurban kesip buhur yakıyordu.Hun forsvandt Offerhøjene ikke. men Folket blev ved med at ofre og tænde Offerild på Højene.
Ancak alışılagelen tapınma yerleri henüz kaldırılmamıştı ve halk oralarda hâlâ kurban kesip buhur yakıyordu.산당을 제하지 아니하였으므로 백성이 오히려 산당에서 제사를 드리며 분향하였더라
Ancak alışılagelen tapınma yerleri henüz kaldırılmamıştı ve halk oralarda hâlâ kurban kesip buhur yakıyordu.오직 산당은 제하지 아니하였으므로 백성이 오히려 그 산당에서 제사를 드리며 분향하였고
Ancak alışılagelen tapınma yerleri henüz kaldırılmamıştı ve halk oralarda hâlâ kurban kesip buhur yakıyordu.Kuitenkaan eivät uhrikukkulat hävinneet, vaan kansa uhrasi ja suitsutti yhä edelleen uhrikukkuloilla.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod