Ana içeriğe geç
Sözlük

tapınak ile cümle

tapınak kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
10
ORT. KELİME
Üç gün sonra Onu tapınakta buldular. Din öğretmenleri arasında oturmuş, onları dinliyor, sorular soruyordu.Через три дня нашли Его в храме, сидящего посреди учителей, слушающего их и спрашивающего их;
Üç gün sonra Onu tapınakta buldular. Din öğretmenleri arasında oturmuş, onları dinliyor, sorular soruyordu.ויהי אחרי שלשת ימים וימצאהו במקדש ישב בתוך המורים שמע אליהם ושאל אתם׃
Üç gün sonra Onu tapınakta buldular. Din öğretmenleri arasında oturmuş, onları dinliyor, sorular soruyordu.وبعد ثلاثة ايام وجداه في الهيكل جالسا في وسط المعلمين يسمعهم ويسألهم.
Üç gün sonra Onu tapınakta buldular. Din öğretmenleri arasında oturmuş, onları dinliyor, sorular soruyordu.過 了 三 天 、 就 遇 見 他 在 殿 裡 、 坐 在 教 師 中 間 、 一 面 聽 、 一 面 問
Üç gün sonra Onu tapınakta buldular. Din öğretmenleri arasında oturmuş, onları dinliyor, sorular soruyordu.過 了 三 天 、 就 遇見 他 在 殿裡 、 坐在 教師 中間 、 一面聽 、 一面問
Uruk geniş su yollarına, Ziggurat diye bilinen heybetli tapınaklara ve surlara sahip bir devletti.우릭은 운하 시스템이 고도로 발달된 도시국가였습니다. '지거랏'이라고하는 거대한 신전도 있죠.
Uruk geniş su yollarına, Ziggurat diye bilinen heybetli tapınaklara ve surlara sahip bir devletti.Uruk var en opmuret by med et stort kanalsystem og mange store templer, kaldet Ziggurater.
Uruk geniş su yollarına, Ziggurat diye bilinen heybetli tapınaklara ve surlara sahip bir devletti.אורוק הייתה עיר מפורזת עם מערכת תעלות נרחבת ומספר מקדשים מרשימים, שנקראו זיגוראטים.
Ve bu Budist rahipler için Japonya'da bir tapınak.A to jest świątynia w Japonii dla buddyjskiego mnicha.
Ve bu Budist rahipler için Japonya'da bir tapınak.Còn đây là một ngôi đền ở Nhật Bản. của một vị sư.
Ve bu Budist rahipler için Japonya'da bir tapınak.Ez pedig egy templom Japánban egy buddhista szerzetes számára.
Ve bu Budist rahipler için Japonya'da bir tapınak.Ini kuil di Jepang untuk biksu Budha.
Ve bu Budist rahipler için Japonya'da bir tapınak.Isto é um templo, no Japão, para um monge budista.
Ve bu Budist rahipler için Japonya'da bir tapınak.Questo è un tempio in Giappone per un monaco Buddista.
Ve bu Budist rahipler için Japonya'da bir tapınak.Şi acesta este un templu din Japonia pentru un călugăr budist.
Ve bu Budist rahipler için Japonya'da bir tapınak.To je tempelj na Japonskem za nekega budističnega meniha.
Ve bu Budist rahipler için Japonya'da bir tapınak.Toto je chrám v Japonsku pre budhistického mnícha.
Ve bu Budist rahipler için Japonya'da bir tapınak.Und dies ist ein Tempel in Japan für einen buddhistischen Mönch.
Ve bu Budist rahipler için Japonya'da bir tapınak.Voici un temple au Japon pour un moine bouddhiste.
Ve bu Budist rahipler için Japonya'da bir tapınak.Και αυτός είναι ένας ναός στην Ιαπωνία για ένα Βουδιστή μοναχό.
Ve bu Budist rahipler için Japonya'da bir tapınak.А це храм у Японії для монаха-буддиста
Ve bu Budist rahipler için Japonya'da bir tapınak.А это церковь в Японии для монаха-буддиста.
Ve şu an heykeli tıpkı tapınaktaymış gibi görebilirizEstamos mirando desde la forma en que habría sido visto en el templo.
Ve şu an heykeli tıpkı tapınaktaymış gibi görebilirizنحن نراها كما كان من المفترض أن تكون معروضة في المعبد
Vidyo bizi, yol üstünde mabet ve tapınaklara uğrayarak Yokota ve Kanaya mahallelerine taşıyor.De video neemt ons mee op een wandeling door de Yokota en Kanaya buurten .
Vidyo bizi, yol üstünde mabet ve tapınaklara uğrayarak Yokota ve Kanaya mahallelerine taşıyor.El vídeo nos lleva de paseo por los barrios de Yokota y Kanaya, pasando en el camino por santuarios y templos.
Vidyo bizi, yol üstünde mabet ve tapınaklara uğrayarak Yokota ve Kanaya mahallelerine taşıyor.Видео приглашает нас на прогулку по районам Йокота и Канайа с посещением святынь и храмов по пути.
Ya handa ya da tapınakta kalacağız.Hoặc là nhà trọ, hoặc là vào đền.
Ya handa ya da tapınakta kalacağız.Iremos al templo.
Ya handa ya da tapınakta kalacağız.On ira dans une auberge ou un temple.
Ya handa ya da tapınakta kalacağız.Либо гостиница, либо храм.
Ya handa ya da tapınakta kalacağız.Ще бъде или в кръчмата или в храма.
Yahuda gitti, başkâhinler ve tapınak koruyucularının komutanlarıyla İsayı nasıl ele verebileceğini görüştü.a odišiel a dohovoril sa s najvyššími kňazmi a náčelníkmi chrámovej stráže o tom, ako im ho zradí.
Yahuda gitti, başkâhinler ve tapınak koruyucularının komutanlarıyla İsayı nasıl ele verebileceğini görüştü.A on odšed, mluvil s předními kněžími, a s úředníky nad chrámem, kterak by ho jim zradil.
Yahuda gitti, başkâhinler ve tapınak koruyucularının komutanlarıyla İsayı nasıl ele verebileceğini görüştü.Ed egli andò a discutere con i sommi sacerdoti e i capi delle guardie sul modo di consegnarlo nelle loro mani
Yahuda gitti, başkâhinler ve tapınak koruyucularının komutanlarıyla İsayı nasıl ele verebileceğini görüştü.e foi ele tratar com os principais sacerdotes e com os capitães de como lho entregaria.
Yahuda gitti, başkâhinler ve tapınak koruyucularının komutanlarıyla İsayı nasıl ele verebileceğini görüştü.Él fue y habló con los principales sacerdotes y con los magistrados acerca de cómo entregarle
Yahuda gitti, başkâhinler ve tapınak koruyucularının komutanlarıyla İsayı nasıl ele verebileceğini görüştü.És elmenvén, megbeszélé a fõpapokkal és a vezérekkel, mimódon adja õt nékik kezökbe.
Yahuda gitti, başkâhinler ve tapınak koruyucularının komutanlarıyla İsayı nasıl ele verebileceğini görüştü.In odide in se dogovori z višjimi duhovniki in glavarji templja, kako jim ga izda.
Yahuda gitti, başkâhinler ve tapınak koruyucularının komutanlarıyla İsayı nasıl ele verebileceğini görüştü.이에 유다가 대제사장들과 군관들에게 가서 예수를 넘겨 줄 방책을 의논하매
Yahuda gitti, başkâhinler ve tapınak koruyucularının komutanlarıyla İsayı nasıl ele verebileceğini görüştü.nó đi kiếm các thầy tế lễ cả và các thầy đội, để đồng mưu dùng cách nào nộp Ngài cho họ.
Yahuda gitti, başkâhinler ve tapınak koruyucularının komutanlarıyla İsayı nasıl ele verebileceğini görüştü.nó đi kiếm các thầy tế_lễ cả và các thầy đội , để đồng_mưu dùng cách nào nộp Ngài cho họ .
Yahuda gitti, başkâhinler ve tapınak koruyucularının komutanlarıyla İsayı nasıl ele verebileceğini görüştü.Og han gik hen og talte med Ypperstepræsterne og Høvedsmændene om, hvorledes han vilde forråde ham til dem.
Yahuda gitti, başkâhinler ve tapınak koruyucularının komutanlarıyla İsayı nasıl ele verebileceğini görüştü.og han gikk bort og talte med yppersteprestene og høvedsmennene om hvorledes han skulde forråde ham til dem.
Yahuda gitti, başkâhinler ve tapınak koruyucularının komutanlarıyla İsayı nasıl ele verebileceğini görüştü.Ten tedy odszedłszy, zmówił się z przedniejszymi kapłanami, i z przełożonymi kościoła, jakoby go im wydał.
Yahuda gitti, başkâhinler ve tapınak koruyucularının komutanlarıyla İsayı nasıl ele verebileceğini görüştü.Und er ging hin und redete mit den Hohenpriestern und Hauptleuten, wie er ihn wollte ihnen überantworten.
Yahuda gitti, başkâhinler ve tapınak koruyucularının komutanlarıyla İsayı nasıl ele verebileceğini görüştü.και υπηγε και συνελαλησε μετα των αρχιερεων και των στρατηγων το πως να παραδωση αυτον εις αυτους.
Yahuda gitti, başkâhinler ve tapınak koruyucularının komutanlarıyla İsayı nasıl ele verebileceğini görüştü.и он пошел, и говорил с первосвященниками и начальниками, как Его предать им.
Yahuda gitti, başkâhinler ve tapınak koruyucularının komutanlarıyla İsayı nasıl ele verebileceğini görüştü.І пійшовши говорив з архиєреями та воєводами, як Його зрадити їм.
Yahuda gitti, başkâhinler ve tapınak koruyucularının komutanlarıyla İsayı nasıl ele verebileceğini görüştü.Тогава влезе Сатаната в Юда, наречен Искариот, който беше от числото на дванадесетте;
Yahuda gitti, başkâhinler ve tapınak koruyucularının komutanlarıyla İsayı nasıl ele verebileceğini görüştü.וילך וידבר עם ראשי הכהנים ושרי החיל איך ימסרנו אל ידם׃
Yahuda gitti, başkâhinler ve tapınak koruyucularının komutanlarıyla İsayı nasıl ele verebileceğini görüştü.فمضى وتكلم مع رؤساء الكهنة وقواد الجند كيف يسلمه اليهم.
Yahuda gitti, başkâhinler ve tapınak koruyucularının komutanlarıyla İsayı nasıl ele verebileceğini görüştü.他 去 和 祭 司 長 並 守 殿 官 商 量 、 怎 麼 可 以 把 耶 穌 交 給 他 們
Yahuda gitti, başkâhinler ve tapınak koruyucularının komutanlarıyla İsayı nasıl ele verebileceğini görüştü.他 去 和 祭司 長並 守 殿官 商量 、 怎 麼 可以 把 耶穌交給 他們
Yahudilerin beni tapınakta yakalayıp öldürmeye kalkmalarının nedeni buydu.A causa de esto, los judíos me prendieron en el templo e intentaron matarme
Yahudilerin beni tapınakta yakalayıp öldürmeye kalkmalarının nedeni buydu.A pro tu příčinu Židé javše mne v chrámě, pokoušeli se rukama svýma zamordovati.
Yahudilerin beni tapınakta yakalayıp öldürmeye kalkmalarının nedeni buydu.Dat was de reden waarom de Joden mij in de tempel gevangen namen en daarna probeerden te vermoorden.
Yahudilerin beni tapınakta yakalayıp öldürmeye kalkmalarının nedeni buydu.Dla tych rzeczy Żydowie w kościele mię pojmawszy, chcieli mię zabić.
Yahudilerin beni tapınakta yakalayıp öldürmeye kalkmalarının nedeni buydu.Ezekért akartak engem megölni a zsidók, megfogván a templomban.
Yahudilerin beni tapınakta yakalayıp öldürmeye kalkmalarının nedeni buydu.För denna saks skull var det som judarna grepo mig i helgedomen och försökte att döda mig.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod