İnşa ettikleri tapınakları biliyoruz - insanların gelip farklı bir gerçeklik deneyimledikleri yerleri.寺院とは 日常とは別の現実を経験するために訪れるところです 円形競技場をご存知でしょう
İsa gündüz tapınakta öğretiyor, geceleri ise kentten dışarı çıkıp Zeytin Dağında sabahlıyordu.A cez deň učieval v chráme a na noc chodieval von a nocúval na vrchu, zvanom Olivovom.
İsa gündüz tapınakta öğretiyor, geceleri ise kentten dışarı çıkıp Zeytin Dağında sabahlıyordu.Durante il giorno insegnava nel tempio, la notte usciva e pernottava all'aperto sul monte detto degli Ulivi
İsa gündüz tapınakta öğretiyor, geceleri ise kentten dışarı çıkıp Zeytin Dağında sabahlıyordu.I býval ve dne v chrámě, uče, ale v noci vycházeje, přebýval na hoře, kteráž slove Olivetská.
İsa gündüz tapınakta öğretiyor, geceleri ise kentten dışarı çıkıp Zeytin Dağında sabahlıyordu.I nauczał we dnie w kościele; ale w nocy wychodząc, przebywał na górze, którą zowią oliwną.
İsa gündüz tapınakta öğretiyor, geceleri ise kentten dışarı çıkıp Zeytin Dağında sabahlıyordu.Ja hän opetti päivät pyhäkössä, mutta öiksi hän lähti pois ja vietti ne vuorella, jota kutsutaan Öljymäeksi.
İsa gündüz tapınakta öğretiyor, geceleri ise kentten dışarı çıkıp Zeytin Dağında sabahlıyordu.예수께서 낮이면 성전에서 가르치시고 밤이면 나가 감람원이라 하는 산에서 쉬시니
İsa gündüz tapınakta öğretiyor, geceleri ise kentten dışarı çıkıp Zeytin Dağında sabahlıyordu.Ora, de dia ensinava no templo, e � noite, saindo, pousava no monte chamado das Oliveiras.
İsa gündüz tapınakta öğretiyor, geceleri ise kentten dışarı çıkıp Zeytin Dağında sabahlıyordu.Und er lehrte des Tages im Tempel; des Nachts aber ging er hinaus und blieb über Nacht am Ölberge.
İsa gündüz tapınakta öğretiyor, geceleri ise kentten dışarı çıkıp Zeytin Dağında sabahlıyordu.Yesus mengajar di Rumah Tuhan pada siang hari, dan malam harinya Ia pergi ke Bukit Zaitun dan tinggal di situ
İsa gündüz tapınakta öğretiyor, geceleri ise kentten dışarı çıkıp Zeytin Dağında sabahlıyordu.Днем Он учил в храме, а ночи, выходя, проводил на горе, называемой Елеонскою.
İsa gündüz tapınakta öğretiyor, geceleri ise kentten dışarı çıkıp Zeytin Dağında sabahlıyordu.И всеки ден Той поучаваше в храма; а всяка нощ излизаше и нощуваше на хълма, наречен Елеонски.
İsa gündüz tapınakta öğretiyor, geceleri ise kentten dışarı çıkıp Zeytin Dağında sabahlıyordu.Навчав же днями в церкві, ночами ж виходячи, пробував на горі, званій Оливною.
İsa gündüz tapınakta öğretiyor, geceleri ise kentten dışarı çıkıp Zeytin Dağında sabahlıyordu.ויהי מלמד יומם במקדש ובלילה יצא בהר הנקרא הר הזיתים ללון׃
İsa gündüz tapınakta öğretiyor, geceleri ise kentten dışarı çıkıp Zeytin Dağında sabahlıyordu.وكان في النهار يعلّم في الهيكل وفي الليل يخرج ويبيت في الجبل الذي يدعى جبل الزيتون.
İsa gündüz tapınakta öğretiyor, geceleri ise kentten dışarı çıkıp Zeytin Dağında sabahlıyordu.耶 穌 每 日 在 殿 裡 教 訓 人 . 每 夜 出 城 在 一 座 山 、 名 叫 橄 欖 山 住 宿
İsa gündüz tapınakta öğretiyor, geceleri ise kentten dışarı çıkıp Zeytin Dağında sabahlıyordu.耶穌 每 日 在 殿裡教訓人 . 每夜 出城 在 一 座 山 、 名叫 橄欖山 住宿
İsa tapınaktan çıkıp giderken, öğrencileri, tapınağın binalarını Ona göstermek için yanına geldiler.A vyšed Ježíš, bral se z chrámu; i přistoupili učedlníci jeho, aby ukázali jemu stavení chrámové.
İsa tapınaktan çıkıp giderken, öğrencileri, tapınağın binalarını Ona göstermek için yanına geldiler.A wyszedłszy Jezus z kościoła szedł; i przystąpili uczniowie jego, aby mu ukazali budowanie kościelne.
İsa tapınaktan çıkıp giderken, öğrencileri, tapınağın binalarını Ona göstermek için yanına geldiler.Cuando Jesús salió y se iba del templo, se le acercaron sus discípulos para mostrarle los edificios del templo
İsa tapınaktan çıkıp giderken, öğrencileri, tapınağın binalarını Ona göstermek için yanına geldiler.In Jezus izide in krene proč od templja. In pristopijo učenci njegovi, da mu pokažejo stavbe templja.
İsa tapınaktan çıkıp giderken, öğrencileri, tapınağın binalarını Ona göstermek için yanına geldiler.Khi Ðức Chúa Jêsus ra khỏi đền thờ, đương đi, thì môn đồ đến gần để chỉ cho Ngài xem các nhà thuộc về đền thờ.
İsa tapınaktan çıkıp giderken, öğrencileri, tapınağın binalarını Ona göstermek için yanına geldiler.예수께서 성전에서 나와서 가실 때에 제자들이 성전 건물들을 가리켜 보이려고 나아오니
İsa tapınaktan çıkıp giderken, öğrencileri, tapınağın binalarını Ona göstermek için yanına geldiler.Og Jesus gikk ut av templet og drog derfra, og hans disipler kom til ham for å vise ham templets bygninger.
İsa tapınaktan çıkıp giderken, öğrencileri, tapınağın binalarını Ona göstermek için yanına geldiler.Og Jesus gik ud, bort fra Helligdommen, og hans Disciple kom til ham for at vise ham Helligdommens Bygninger.
İsa tapınaktan çıkıp giderken, öğrencileri, tapınağın binalarını Ona göstermek için yanına geldiler.Potom vyšiel Ježiš z chrámu a išiel. A pristúpili jeho učeníci, aby mu ukázali stavby chrámu.
İsa tapınaktan çıkıp giderken, öğrencileri, tapınağın binalarını Ona göstermek için yanına geldiler.Und Jesus ging hinweg von dem Tempel, und seine Jünger traten zu ihm, daß sie ihm zeigten des Tempels Gebäude.
İsa tapınaktan çıkıp giderken, öğrencileri, tapınağın binalarını Ona göstermek için yanına geldiler.И выйдя, Иисус шел от храма; и приступили ученики Его, чтобы показать Ему здания храма.
İsa tapınaktan çıkıp giderken, öğrencileri, tapınağın binalarını Ona göstermek için yanına geldiler.И когато излезе Исус от храма и си отиваше, учениците Му се приближиха да Му покажат зданията на храма.
İsa tapınaktan çıkıp giderken, öğrencileri, tapınağın binalarını Ona göstermek için yanına geldiler.І, вийшовши Ісус, пійшов із церкви; і приступилиученикиЙого, показати Йому будівлю церковну.
İsa tapınaktan çıkıp giderken, öğrencileri, tapınağın binalarını Ona göstermek için yanına geldiler.ויצא ישוע מן המקדש ללכת לדרכו ויגשו תלמידיו להראותו את בניני המקדש׃
İsa tapınaktan çıkıp giderken, öğrencileri, tapınağın binalarını Ona göstermek için yanına geldiler.ثم خرج يسوع ومضى من الهيكل . فتقدم تلاميذه لكي يروه ابنية الهيكل.
İsa tapınaktan çıkıp giderken, öğrencileri, tapınağın binalarını Ona göstermek için yanına geldiler.耶 穌 出 了 聖 殿 、 正 走 的 時 候 、 門 徒 進 前 來 、 把 殿 宇 指 給 他 看
İsa tapınaktan çıkıp giderken, öğrencileri, tapınağın binalarını Ona göstermek için yanına geldiler.耶穌 出 了 聖殿 、 正 走 的 時候 、 門徒 進前來 、 把 殿宇 指給 他 看
İsa tapınakta öğretirken şunu sordu: ‹‹Nasıl oluyor da din bilginleri, ‹Mesih, Davutun Oğludur› diyorlar?A Ježiš odpovedal a riekol učiac v chráme: Jako to hovoria zákonníci, že je Kristus synom Dávidovým?
İsa tapınakta öğretirken şunu sordu: ‹‹Nasıl oluyor da din bilginleri, ‹Mesih, Davutun Oğludur› diyorlar?Gesù continuava a parlare, insegnando nel tempio: «Come mai dicono gli scribi che il Messia è figlio di Davide
İsa tapınakta öğretirken şunu sordu: ‹‹Nasıl oluyor da din bilginleri, ‹Mesih, Davutun Oğludur› diyorlar?In Jezus odgovori in reče, učeč v templju: Kako pravijo pismarji, da je Kristus sin Davidov?
İsa tapınakta öğretirken şunu sordu: ‹‹Nasıl oluyor da din bilginleri, ‹Mesih, Davutun Oğludur› diyorlar?I odpovídaje Ježíš, řekl, uče v chrámě: Kterak praví zákoníci, že Kristus jest syn Davidův?
İsa tapınakta öğretirken şunu sordu: ‹‹Nasıl oluyor da din bilginleri, ‹Mesih, Davutun Oğludur› diyorlar?예수께서 성전에서 가르치실쌔 대답하여 가라사대 어찌하여 서기관들이 그리스도를 다윗의 자손이라 하느뇨
İsa tapınakta öğretirken şunu sordu: ‹‹Nasıl oluyor da din bilginleri, ‹Mesih, Davutun Oğludur› diyorlar?Pe cînd învăţa pe norod în Templu, Isus a zis: ,,Cum zic cărturarii că Hristosul este fiul lui David?
İsa tapınakta öğretirken şunu sordu: ‹‹Nasıl oluyor da din bilginleri, ‹Mesih, Davutun Oğludur› diyorlar?И когато поучаваше в храма, Исус проговори казвайки: Как думат книжниците, че Христос е Давидов Син?
İsa tapınakta öğretirken şunu sordu: ‹‹Nasıl oluyor da din bilginleri, ‹Mesih, Davutun Oğludur› diyorlar?І озвавшись Ісус, глаголав, навчаючи в церкві: Як се кажуть письменники, що Христос син Давидів?
İsa tapınakta öğretirken şunu sordu: ‹‹Nasıl oluyor da din bilginleri, ‹Mesih, Davutun Oğludur› diyorlar?Продолжая учить в храме, Иисус говорил: как говорят книжники, что Христос есть Сын Давидов?
İsa tapınakta öğretirken şunu sordu: ‹‹Nasıl oluyor da din bilginleri, ‹Mesih, Davutun Oğludur› diyorlar?ויען ישוע בלמדו במקדש ויאמר איך יאמרו הסופרים כי המשיח הוא בן דוד׃
İsa tapınakta öğretirken şunu sordu: ‹‹Nasıl oluyor da din bilginleri, ‹Mesih, Davutun Oğludur› diyorlar?ثم اجاب يسوع وقال وهو يعلّم في الهيكل كيف يقول الكتبة ان المسيح ابن داود.
İsa tapınakta öğretirken şunu sordu: ‹‹Nasıl oluyor da din bilginleri, ‹Mesih, Davutun Oğludur› diyorlar?耶 穌 在 殿 裡 教 訓 人 、 就 問 他 說 、 文 士 怎 麼 說 、 基 督 是 大 衛 的 子 孫 呢
İsa tapınakta öğretirken şunu sordu: ‹‹Nasıl oluyor da din bilginleri, ‹Mesih, Davutun Oğludur› diyorlar?耶穌 在 殿裡 教 訓人 、 就 問 他 說 、 文士 怎 麼說 、 基督 是 大衛 的 子孫呢
İsa tapınaktayken kendisine gelen kör ve kötürümleri iyileştirdi.A pristúpili k nemu slepí a chromí v chráme, a uzdravil ich.
İsa tapınaktayken kendisine gelen kör ve kötürümleri iyileştirdi.Bấy giờ, những kẻ mù và què đến cùng Ngài trong đền thờ, thì Ngài chữa cho họ được lành.
İsa tapınaktayken kendisine gelen kör ve kötürümleri iyileştirdi.Bấy_giờ , những kẻ mù và què đến_cùng Ngài trong đền thờ , thì Ngài chữa cho họ được lành .
İsa tapınaktayken kendisine gelen kör ve kötürümleri iyileştirdi.Des aveugles et des boiteux s`approchèrent de lui dans le temple. Et il les guérit.
İsa tapınaktayken kendisine gelen kör ve kötürümleri iyileştirdi.E chegaram-se a ele no templo cegos e coxos, e ele os curou.
İsa tapınaktayken kendisine gelen kör ve kötürümleri iyileştirdi.Entonces ciegos y cojos vinieron a él en el templo, y él los sanó
İsa tapınaktayken kendisine gelen kör ve kötürümleri iyileştirdi.Er kwamen allemaal blinde en lamme mensen naar Hem toe en Hij genas hen.
İsa tapınaktayken kendisine gelen kör ve kötürümleri iyileştirdi.És menének hozzá vakok és sánták a templomban; és meggyógyítá õket.
İsa tapınaktayken kendisine gelen kör ve kötürümleri iyileştirdi.Gli si avvicinarono ciechi e storpi nel tempio ed egli li guarì
İsa tapınaktayken kendisine gelen kör ve kötürümleri iyileştirdi.In pristopijo k njemu v templju slepci in hromci, in jih ozdravi.
İsa tapınaktayken kendisine gelen kör ve kötürümleri iyileştirdi.I přistoupili k němu slepí a kulhaví v chrámě, i uzdravil je.
İsa tapınaktayken kendisine gelen kör ve kötürümleri iyileştirdi.Ja hänen tykönsä pyhäkössä tuli sokeita ja rampoja, ja hän paransi heidät.
İsa tapınaktayken kendisine gelen kör ve kötürümleri iyileştirdi.소경과 저는 자들이 성전에서 예수께 나아오매 고쳐주시니