Bu geçici tapınak için her bir yetişkin oturduğunda yeniden ayaklanan unutmaya yüz tutmuş anılarımız vardır.Zbyly nám blednoucí vzpomínky na ten provizorní chrám vztyčený pokaždé, když se nějaký dospělý posadil.
Bu geçici tapınak için her bir yetişkin oturduğunda yeniden ayaklanan unutmaya yüz tutmuş anılarımız vardır.Έχουμε χαμένες μνήμες αυτού του προσωρινού ναού, που στήνονταν κάθε φορά που ένας ενήλικος καθόταν κάτω.
Bu geçici tapınak için her bir yetişkin oturduğunda yeniden ayaklanan unutmaya yüz tutmuş anılarımız vardır.Имаме избледняващи спомени за този временен храм, издиган всеки път, когато някой възрастен е сядал.
Bu geçici tapınak için her bir yetişkin oturduğunda yeniden ayaklanan unutmaya yüz tutmuş anılarımız vardır.יש לנו זכרונות מעומעמים של המקדש הזמני, שעלה והתרומם בכל פעם שמבוגר התיישב.
Bu geçici tapınak için her bir yetişkin oturduğunda yeniden ayaklanan unutmaya yüz tutmuş anılarımız vardır.ولدنا كم من الذكريات عن ذلك المعبد الانساني " الشخصي " والتي تقفز الى مخيلتنا كلما جلس البالغ الى كرسي
Bu geçici tapınak için her bir yetişkin oturduğunda yeniden ayaklanan unutmaya yüz tutmuş anılarımız vardır.大人が座る度に建てられた 膝の上のはかない神殿の思い出 混んでいるバスでは必ず誰かが膝に座らせてくれた
Buraya getirdiğiniz bu adamlar, ne tapınakları yağma ettiler, ne de tanrıçamıza sövdüler.Přivedli jste zajisté lidi tyto, kteříž nejsou ani svatokrádce ani ruhači bohyně vaší.
Buraya getirdiğiniz bu adamlar, ne tapınakları yağma ettiler, ne de tanrıçamıza sövdüler.Albowiemeście przywiedli tych mężów, którzy nie są ani świętokradcami, ani bluźniercami boginii waszej.
Buraya getirdiğiniz bu adamlar, ne tapınakları yağma ettiler, ne de tanrıçamıza sövdüler.Car vous avez amené ces hommes, qui ne sont coupables ni de sacrilège, ni de blasphème envers notre déesse.
Buraya getirdiğiniz bu adamlar, ne tapınakları yağma ettiler, ne de tanrıçamıza sövdüler.De mannen die u hier hebt gebracht, zijn geen tempelrovers en hebben niets lelijks over onze godin gezegd.
Buraya getirdiğiniz bu adamlar, ne tapınakları yağma ettiler, ne de tanrıçamıza sövdüler.Emellertid haven I dragit fram dessa män, som icke äro helgerånare, ej heller smäda vår gudinna,
Buraya getirdiğiniz bu adamlar, ne tapınakları yağma ettiler, ne de tanrıçamıza sövdüler.For I har ført hit disse mennesker, som hverken er tempelranere eller spotter eders gudinne.
Buraya getirdiğiniz bu adamlar, ne tapınakları yağma ettiler, ne de tanrıçamıza sövdüler.Ihr habt diese Menschen hergeführt, die weder Tempelräuber noch Lästerer eurer Göttin sind.
Buraya getirdiğiniz bu adamlar, ne tapınakları yağma ettiler, ne de tanrıçamıza sövdüler.Kajti pripeljali ste sem ta moža, ki nista ne svetišča oropala, ne boginje naše preklinjala.
Buraya getirdiğiniz bu adamlar, ne tapınakları yağma ettiler, ne de tanrıçamıza sövdüler.전각의 물건을 도적질하지도 아니하였고 우리 여신을 훼방하지도 아니한 이 사람들을 너희가 잡아 왔으니
Buraya getirdiğiniz bu adamlar, ne tapınakları yağma ettiler, ne de tanrıçamıza sövdüler.Lebo ste doviedli týchto ľudí, ktorí nie sú ani svätokrádežníkmi ani sa nerúhajú vašej bohyni.
Buraya getirdiğiniz bu adamlar, ne tapınakları yağma ettiler, ne de tanrıçamıza sövdüler.Porque estes homens que aqui trouxestes, nem são sacrílegos nem blasfemadores da nossa deusa.
Buraya getirdiğiniz bu adamlar, ne tapınakları yağma ettiler, ne de tanrıçamıza sövdüler.Pues habéis traído a estos hombres que ni han cometido sacrilegio ni han blasfemado a nuestra diosa
Buraya getirdiğiniz bu adamlar, ne tapınakları yağma ettiler, ne de tanrıçamıza sövdüler.Thi I have ført disse Mænd hid, som hverken er Tempelranere eller bespotte eders Gudinde.
Buraya getirdiğiniz bu adamlar, ne tapınakları yağma ettiler, ne de tanrıçamıza sövdüler.Voi avete condotto qui questi uomini che non hanno profanato il tempio, né hanno bestemmiato la nostra dea
Buraya getirdiğiniz bu adamlar, ne tapınakları yağma ettiler, ne de tanrıçamıza sövdüler.Διοτι εφερετε τους ανδρας τουτους, οιτινες ουτε ιεροσυλοι ειναι ουτε την θεαν σας βλασφημουσιν.
Buraya getirdiğiniz bu adamlar, ne tapınakları yağma ettiler, ne de tanrıçamıza sövdüler.А вы привели этих мужей, которые ни храма Артемидина не обокрали, ни богини вашей не хулили.
Buraya getirdiğiniz bu adamlar, ne tapınakları yağma ettiler, ne de tanrıçamıza sövdüler.Но ако търсите нещо друго, то ще се реши в редовното събрание.
Buraya getirdiğiniz bu adamlar, ne tapınakları yağma ettiler, ne de tanrıçamıza sövdüler.Привели бо ви чоловіків сих, що ні сьвятого не крали, нї богинї вашої не хулили.
Buraya getirdiğiniz bu adamlar, ne tapınakları yağma ettiler, ne de tanrıçamıza sövdüler.כי הבאתם את האנשים האלה אשר אינם גזלי מקדש גם אינם מגדפי מלכתכם׃
Buraya getirdiğiniz bu adamlar, ne tapınakları yağma ettiler, ne de tanrıçamıza sövdüler.لانكم أتيتم بهذين الرجلين وهما ليسا سارقي هياكل ولا مجدفين على الهتكم.
Buraya getirdiğiniz bu adamlar, ne tapınakları yağma ettiler, ne de tanrıçamıza sövdüler.你 們 把 這 些 人 帶 來 、 他 們 並 沒 有 偷 竊 廟 中 之 物 、 也 沒 有 謗 讟 我 們 的 女 神
Buraya getirdiğiniz bu adamlar, ne tapınakları yağma ettiler, ne de tanrıçamıza sövdüler.你 們 把 這些 人 帶來 、 他 們並沒 有 偷竊廟 中 之 物 、 也沒 有 謗讟 我 們 的 女神
Bu tapınakta karadan kıyıya doğru esen hakim rüzgarlar heykelin dokusunu oldukça ilginç kılardı.Wieją tam silne wiatry, dlatego jej suknia wydaje się tak potargana.
Bu tapınak uzun bir süre yanlış adlandırıldı, Fortuna Virilis dendi. .Перед нами древнеримский храм, который долгое время ошибочно называли Фортуна Вирилис Ж: Храм Мужской Фортуны.
‹‹Bu tapınak yıkık durumdayken, sizin ağaç kaplamalı evlerinizde oturmanızın sırası mı?››Aber eure Zeit ist da, daß ihr in getäfelten Häusern wohnt, und dies Haus muß wüst stehen?
‹‹Bu tapınak yıkık durumdayken, sizin ağaç kaplamalı evlerinizde oturmanızın sırası mı?››"¿Acaso es tiempo de que vosotros habitéis en vuestras casas enmaderadas mientras que esta casa está en ruinas
‹‹Bu tapınak yıkık durumdayken, sizin ağaç kaplamalı evlerinizde oturmanızın sırası mı?››Acaso é tempo de habitardes nas vossas casas forradas, enquanto esta casa fica desolada?
‹‹Bu tapınak yıkık durumdayken, sizin ağaç kaplamalı evlerinizde oturmanızın sırası mı?››Är då tiden kommen för eder att själva bo i panelade hus, medan detta hus ligger öde?
‹‹Bu tapınak yıkık durumdayken, sizin ağaç kaplamalı evlerinizde oturmanızın sırası mı?››Či je čas pre vás, aby ste vy bývali vo svojich vykladaných domoch, kým je tento dom pustý?
‹‹Bu tapınak yıkık durumdayken, sizin ağaç kaplamalı evlerinizde oturmanızın sırası mı?››,,Dar pentru voi a venit oare vremea să locuiţi în case căptuşite cu tavan, cînd Casa aceasta este dărîmată?``
‹‹Bu tapınak yıkık durumdayken, sizin ağaç kaplamalı evlerinizde oturmanızın sırası mı?››Er det da Tid for eder at bo i Huse med træklædte Vægge, når dette Hus ligger øde?
‹‹Bu tapınak yıkık durumdayken, sizin ağaç kaplamalı evlerinizde oturmanızın sırası mı?››Er det tid for eder til å bo i eders bordklædde hus, mens dette hus ligger øde?
‹‹Bu tapınak yıkık durumdayken, sizin ağaç kaplamalı evlerinizde oturmanızın sırası mı?››Est-ce le temps pour vous d`habiter vos demeures lambrissées, Quand cette maison est détruite?
‹‹Bu tapınak yıkık durumdayken, sizin ağaç kaplamalı evlerinizde oturmanızın sırası mı?››Ideje-é néktek, hogy ti mennyezetes házakban lakozzatok, holott ez a ház romban áll?
‹‹Bu tapınak yıkık durumdayken, sizin ağaç kaplamalı evlerinizde oturmanızın sırası mı?››Izali wam jest czas, abyście mieszkali w domach waszych listwowanych, a dom ten aby pusty stał?
‹‹Bu tapınak yıkık durumdayken, sizin ağaç kaplamalı evlerinizde oturmanızın sırası mı?››Jest-liž vám čas, abyste vy seděli v domích svých taflovaných, a dům tento pustý stál?
‹‹Bu tapınak yıkık durumdayken, sizin ağaç kaplamalı evlerinizde oturmanızın sırası mı?››이 전이 황무하였거늘 너희가 이 때에 판벽한 집에 거하는 것이 가하냐
‹‹Bu tapınak yıkık durumdayken, sizin ağaç kaplamalı evlerinizde oturmanızın sırası mı?››Nay có phải là thì giờ các ngươi ở trong nhà có trần ván, khi nhà nầy hoang vu sao?
‹‹Bu tapınak yıkık durumdayken, sizin ağaç kaplamalı evlerinizde oturmanızın sırası mı?››Nay có phải là thì_giờ các ngươi ở trong nhà có trần ván , khi nhà nầy hoang_vu sao ?
‹‹Bu tapınak yıkık durumdayken, sizin ağaç kaplamalı evlerinizde oturmanızın sırası mı?››"Onko sitten aika teidän asua panelilla kaunistetuissa huoneissanne, kun tämä huone on rauniona?
‹‹Bu tapınak yıkık durumdayken, sizin ağaç kaplamalı evlerinizde oturmanızın sırası mı?››Za vas same pa je čas, da prebivate v svojih z deskami obitih hišah, hiša ta pa bodi pusta?
‹‹Bu tapınak yıkık durumdayken, sizin ağaç kaplamalı evlerinizde oturmanızın sırası mı?››Ειναι καιρος εις εσας, να κατοικητε σεις εν τοις φατνωτοις οικοις σας, ο δε οικος ουτος να ηναι ερημος;
‹‹Bu tapınak yıkık durumdayken, sizin ağaç kaplamalı evlerinizde oturmanızın sırası mı?››а вам самим время жить в домах ваших украшенных, тогда как дом сей в запустении?
‹‹Bu tapınak yıkık durumdayken, sizin ağaç kaplamalı evlerinizde oturmanızın sırası mı?››Време ли е сами вие Да живеете в своите с дъски обковани къщи, Докато тоя дом остава пуст?
‹‹Bu tapınak yıkık durumdayken, sizin ağaç kaplamalı evlerinizde oturmanızın sırası mı?››העת לכם אתם לשבת בבתיכם ספונים והבית הזה חרב׃
‹‹Bu tapınak yıkık durumdayken, sizin ağaç kaplamalı evlerinizde oturmanızın sırası mı?››هل الوقت لكم انتم ان تسكنوا في بيوتكم المغشّاة وهذا البيت خراب.
‹‹Bu tapınak yıkık durumdayken, sizin ağaç kaplamalı evlerinizde oturmanızın sırası mı?››這 殿 仍 然 荒 涼 、 你 們 自 己 還 住 天 花 板 的 房 屋 麼
‹‹Bu tapınak yıkık durumdayken, sizin ağaç kaplamalı evlerinizde oturmanızın sırası mı?››這殿 仍然 荒涼 、 你 們 自己 還 住 天花板 的 房屋麼
Bütün yapı Rabbe ait kutsal bir tapınak olmak üzere Onda kenetlenip yükseliyor.A kiben az egész épület szép renddel rakattatván, nevekedik szent templommá az Úrban;
Bütün yapı Rabbe ait kutsal bir tapınak olmak üzere Onda kenetlenip yükseliyor.auf welchem der ganze Bau ineinandergefügt wächst zu einem heiligen Tempel in dem HERRN,
Bütün yapı Rabbe ait kutsal bir tapınak olmak üzere Onda kenetlenip yükseliyor.cả cái nhà đã dựng lên trên đá đó , sắp_đặt cách hẳn_hoi , để làm_nên một đền thờ thánh trong Chúa .
Bütün yapı Rabbe ait kutsal bir tapınak olmak üzere Onda kenetlenip yükseliyor.cả cái nhà đã dựng lên trên đá đó, sắp đặt cách hẳn hoi, để làm nên một đền thờ thánh trong Chúa.
Bütün yapı Rabbe ait kutsal bir tapınak olmak üzere Onda kenetlenip yükseliyor.En él todo el edificio, bien ensamblado, va creciendo hasta ser un templo santo en el Señor
Bütün yapı Rabbe ait kutsal bir tapınak olmak üzere Onda kenetlenip yükseliyor.En lui tout l`édifice, bien coordonné, s`élève pour être un temple saint dans le Seigneur.