tanıklık ile cümle

tanıklık kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
12
ORT. KELİME
Benden ötürü valilerin, kralların önüne çıkarılacak, böylece onlara ve uluslara tanıklık edeceksiniz.и поведут вас к правителям и царям за Меня, для свидетельства перед ними и язычниками.
Benden ötürü valilerin, kralların önüne çıkarılacak, böylece onlara ve uluslara tanıklık edeceksiniz.і водити муть вас перед старших та перед царів за мене, на сьвідкуваннє їм і поганам.
Benden ötürü valilerin, kralların önüne çıkarılacak, böylece onlara ve uluslara tanıklık edeceksiniz.ולפני משלים ומלכים תובאו למעני לעדות להם ולגוים׃
Benden ötürü valilerin, kralların önüne çıkarılacak, böylece onlara ve uluslara tanıklık edeceksiniz.وتساقون امام ولاة وملوك من اجلي شهادة لهم وللامم.
Benden ötürü valilerin, kralların önüne çıkarılacak, böylece onlara ve uluslara tanıklık edeceksiniz.並 且 你 們 要 為 我 的 緣 故 、 被 送 到 諸 候 君 王 面 前 、 對 他 們 和 外 邦 人 作 見 證
Benden ötürü valilerin, kralların önüne çıkarılacak, böylece onlara ve uluslara tanıklık edeceksiniz.並且 你 們要 為 我 的 緣故 、 被 送到 諸候 君王 面前 、 對他們 和 外邦人 作 見證
Beni sıkıp buruşturdun, bana karşı tanık oldu bu; Zayıflığım kalkmış tanıklık ediyor bana karşı.a svraštil si ma, čo mi je za svedka, a moja vychudlosť povstala proti mne; svedčí do mojej tvári.
Beni sıkıp buruşturdun, bana karşı tanık oldu bu; Zayıflığım kalkmış tanıklık ediyor bana karşı.at du greb mig, gælder som Vidnesbyrd mod mig, min Magerhed vidner imod mig.
Beni sıkıp buruşturdun, bana karşı tanık oldu bu; Zayıflığım kalkmış tanıklık ediyor bana karşı.A vrásky jsi mi zdělal; což mám za svědka, ano patrná na mně hubenost má na tváři mé to osvědčuje.
Beni sıkıp buruşturdun, bana karşı tanık oldu bu; Zayıflığım kalkmış tanıklık ediyor bana karşı.주께서 나를 시들게 하셨으니 이는 나를 향하여 증거를 삼으심이라 나의 파리한 모양이 일어나서 대면하여 나의 죄를 증거하나이다
Beni sıkıp buruşturdun, bana karşı tanık oldu bu; Zayıflığım kalkmış tanıklık ediyor bana karşı.M'ai apucat, ca pe un vinovat; dovadă slăbiciunea mea, care se ridică şi mă învinuie în faţă.
Beni sıkıp buruşturdun, bana karşı tanık oldu bu; Zayıflığım kalkmış tanıklık ediyor bana karşı.Och att du har hemsökt mig, det gäller såsom vittnesbörd; min sjukdom får träda upp och tala mot mig.
Beni sıkıp buruşturdun, bana karşı tanık oldu bu; Zayıflığım kalkmış tanıklık ediyor bana karşı.si è costituito testimone ed è insorto contro di me: il mio calunniatore mi accusa in faccia
Beni sıkıp buruşturdun, bana karşı tanık oldu bu; Zayıflığım kalkmış tanıklık ediyor bana karşı.Trdo si me zgrabil, za pričo zoper mene; in postavila se je proti meni moja shiranost, pričujoč zoper mene.
Beni sıkıp buruşturdun, bana karşı tanık oldu bu; Zayıflığım kalkmış tanıklık ediyor bana karşı.Tu m`as saisi, pour témoigner contre moi; Ma maigreur se lève, et m`accuse en face.
Beni sıkıp buruşturdun, bana karşı tanık oldu bu; Zayıflığım kalkmış tanıklık ediyor bana karşı.U hebt mij gegrepen en vernederd; als bewijs van mijn zonden, zeggen zij. Mijn eigen ellende klaagt mij aan.
Beni sıkıp buruşturdun, bana karşı tanık oldu bu; Zayıflığım kalkmış tanıklık ediyor bana karşı.Набръчкал си ме в свидетелство против мене; И мършавостта ми се издига срещу мене И заявява в лицето ми.
Beni sıkıp buruşturdun, bana karşı tanık oldu bu; Zayıflığım kalkmış tanıklık ediyor bana karşı.ותקמטני לעד היה ויקם בי כחשי בפני יענה׃
Beni sıkıp buruşturdun, bana karşı tanık oldu bu; Zayıflığım kalkmış tanıklık ediyor bana karşı.قبضت عليّ. وجد شاهد. قام عليّ هزالي يجاوب في وجهي.
Beni sıkıp buruşturdun, bana karşı tanık oldu bu; Zayıflığım kalkmış tanıklık ediyor bana karşı.又 抓 住 我 、 作 見 證 攻 擊 我 . 我 身 體 的 枯 瘦 也 當 面 見 證 我 的 不 是
Beni sıkıp buruşturdun, bana karşı tanık oldu bu; Zayıflığım kalkmış tanıklık ediyor bana karşı.又 抓住 我 、 作見證 攻擊 我 . 我 身體 的 枯瘦 也 當面 見證 我 的 不是
Bilgi bile senden sonra geldi çünkü bilgiye tanıklık eden sensin. Bilginin ve cehaletin bileni sensin.Dokonca aj poznanie prišlo až po tebe, pretože ty si svedkom poznania, si pozorovateľ poznania a neznalosti.
Bilgi bile senden sonra geldi çünkü bilgiye tanıklık eden sensin.Incluso el conocimiento llegó después de ti porque eres el testigo del conocimiento.
Bilgi bile senden sonra geldi çünkü bilgiye tanıklık eden sensin.Même la connaissance est venue après toi parce que tu es celle qui,en est le témoin.
Bilgi bile senden sonra geldi çünkü bilgiye tanıklık eden sensin.Даже знания пришли после тебя, ты свидетель этих знаний
Bilgi bile senden sonra geldi çünkü bilgiye tanıklık eden sensin.何故なら君が知識の目撃者で また理解者だからだ
Birçok kişi Ona karşı yalan yere tanıklık ettiyse de, tanıklıkları birbirini tutmadı.Albowiem ich wiele fałszywie świadczyli przeciwko niemu; ale świadectwa ich nie były zgodne.
Birçok kişi Ona karşı yalan yere tanıklık ettiyse de, tanıklıkları birbirini tutmadı.car plusieurs rendaient de faux témoignages contre lui, mais les témoignages ne s`accordaient pas.
Birçok kişi Ona karşı yalan yere tanıklık ettiyse de, tanıklıkları birbirini tutmadı.For mange vidnet falsk mot ham, men deres vidnesbyrd stemte ikke overens.
Birçok kişi Ona karşı yalan yere tanıklık ettiyse de, tanıklıkları birbirini tutmadı.Kajti mnogi so pričali po krivem zoper njega, ali njih izpovedbe niso bile enake.
Birçok kişi Ona karşı yalan yere tanıklık ettiyse de, tanıklıkları birbirini tutmadı.이는 예수를 쳐서 거짓 증거하는 자가 많으나 그 증거가 서로 합하지 못함이라
Birçok kişi Ona karşı yalan yere tanıklık ettiyse de, tanıklıkları birbirini tutmadı.Lebo mnohí lživo svedčili proti nemu, ale tie ich svedoctvá neboly rovnaké.
Birçok kişi Ona karşı yalan yere tanıklık ettiyse de, tanıklıkları birbirini tutmadı.Molti infatti attestavano il falso contro di lui e così le loro testimonianze non erano concordi
Birçok kişi Ona karşı yalan yere tanıklık ettiyse de, tanıklıkları birbirini tutmadı.Nebo ač mnozí křivé svědectví mluvili proti němu, ale svědectví jejich nebyla jednostejná.
Birçok kişi Ona karşı yalan yere tanıklık ettiyse de, tanıklıkları birbirini tutmadı.Pentrucă mulţi făceau mărturisiri mincinoase împotriva Lui, dar mărturisirile lor nu se potriveau.
Birçok kişi Ona karşı yalan yere tanıklık ettiyse de, tanıklıkları birbirini tutmadı.Porque contra ele muitos depunham falsamente, mas os testemunhos não concordavam.
Birçok kişi Ona karşı yalan yere tanıklık ettiyse de, tanıklıkları birbirini tutmadı.Porque muchos daban falso testimonio contra Jesús, pero sus testimonios no concordaban
Birçok kişi Ona karşı yalan yere tanıklık ettiyse de, tanıklıkları birbirini tutmadı.rt sokan tesznek vala [ugyan] hamis tanúbizonyságot ellene, de a bizonyságtételek nem valának megegyezõk.
Birçok kişi Ona karşı yalan yere tanıklık ettiyse de, tanıklıkları birbirini tutmadı.Thi mange sagde falsk Vidnesbyrd imod ham, men Vidnesbyrdene stemte ikke overens.
Birçok kişi Ona karşı yalan yere tanıklık ettiyse de, tanıklıkları birbirini tutmadı.Ty väl vittnade många falskt mot honom, men vittnesbörden stämde icke överens.
Birçok kişi Ona karşı yalan yere tanıklık ettiyse de, tanıklıkları birbirini tutmadı.Useat kyllä todistivat väärin häntä vastaan, mutta todistukset eivät olleet yhtäpitäviä.
Birçok kişi Ona karşı yalan yere tanıklık ettiyse de, tanıklıkları birbirini tutmadı.Vì có nhiều kẻ làm chứng dối nghịch cùng Ngài; nhưng lời họ khai chẳng hiệp nhau.
Birçok kişi Ona karşı yalan yere tanıklık ettiyse de, tanıklıkları birbirini tutmadı.Vì có nhiều kẻ làm_chứng dối nghịch cùng Ngài ; nhưng lời họ khai chẳng hiệp nhau .
Birçok kişi Ona karşı yalan yere tanıklık ettiyse de, tanıklıkları birbirini tutmadı.Viele gaben falsch Zeugnis wider ihn; aber ihr Zeugnis stimmte nicht überein.
Birçok kişi Ona karşı yalan yere tanıklık ettiyse de, tanıklıkları birbirini tutmadı.Διοτι πολλοι εψευδομαρτυρουν κατ' αυτου, αλλ' αι μαρτυριαι δεν ησαν συμφωνοι.
Birçok kişi Ona karşı yalan yere tanıklık ettiyse de, tanıklıkları birbirini tutmadı.Защото мнозина лъжесвидетелствуваха против Него, но свидетелствата им не бяха съгласни.
Birçok kişi Ona karşı yalan yere tanıklık ettiyse de, tanıklıkları birbirini tutmadı.Ибо многие лжесвидетельствовали на Него, но свидетельства сии не были достаточны.
Birçok kişi Ona karşı yalan yere tanıklık ettiyse de, tanıklıkları birbirini tutmadı.Многі бо криво сьвідкували проти Него, й не сходились сьвідчення їх.
Birçok kişi Ona karşı yalan yere tanıklık ettiyse de, tanıklıkları birbirini tutmadı.כי רבים ענו בו עדות שקר אך העדיות לא היו שות׃
Birçok kişi Ona karşı yalan yere tanıklık ettiyse de, tanıklıkları birbirini tutmadı.لان كثيرين شهدوا عليه زورا ولم تتفق شهاداتهم.
Birçok kişi Ona karşı yalan yere tanıklık ettiyse de, tanıklıkları birbirini tutmadı.因 為 有 好 些 人 作 假 見 證 告 他 、 只 是 他 們 的 見 證 、 各 不 相 合
Birçok kişi Ona karşı yalan yere tanıklık ettiyse de, tanıklıkları birbirini tutmadı.因 為 有 好些 人 作假 見證 告 他 、 只是 他 們的見證 、 各 不 相合
Birinde ölümlü insanlar ondalık alıyor, ötekinde yaşadığına tanıklık edilen biri alıyor.A tu berú desiatky ľudia, ktorí mrú, ale tamto ten, ktorému sa dáva svedoctvo, že žije.
Birinde ölümlü insanlar ondalık alıyor, ötekinde yaşadığına tanıklık edilen biri alıyor.A tuć dziesięciny biorą ludzie, którzy umierają; tam zasię on, o którym świadczono, iż żyje.
Birinde ölümlü insanlar ondalık alıyor, ötekinde yaşadığına tanıklık edilen biri alıyor.A tuto desátky berou smrtelní lidé, ale tamto ten, o němž se vysvědčuje, že jest živ.
Birinde ölümlü insanlar ondalık alıyor, ötekinde yaşadığına tanıklık edilen biri alıyor.És itt halandó emberek szednek tizedet, ott ellenben az, a ki bizonyság szerint él:
Birinde ölümlü insanlar ondalık alıyor, ötekinde yaşadığına tanıklık edilen biri alıyor.Inoltre, qui riscuotono le decime uomini mortali; là invece le riscuote uno di cui si attesta che vive
Birinde ölümlü insanlar ondalık alıyor, ötekinde yaşadığına tanıklık edilen biri alıyor.In tukaj jemljejo desetine umrjoči ljudje, tam pa on, o katerem se priča, da živi.
Birinde ölümlü insanlar ondalık alıyor, ötekinde yaşadığına tanıklık edilen biri alıyor.Ja täällä kuolevaiset ihmiset ottavat kymmenyksiä, mutta siellä se, jonka todistetaan elävän.
Birinde ölümlü insanlar ondalık alıyor, ötekinde yaşadığına tanıklık edilen biri alıyor.또 여기는 죽을 자들이 십분의 일을 받으나 저기는 산다고 증거를 얻은 자가 받았느니라

İlgili Sayfalar