tanıklık ile cümle
tanıklık kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
11
ORT. KELİME
Fakat o da iyi tanıklık yapamaz.Han kan dermed ikke ha vært vitne til mordet.
Muhtemelen bu olaya tanıklık etmişti.Hal itu akan menjadi kesempatan untuk bersaksi.
Tanıklık: Tanıklıklar alakalı veya alakasız alıntılardır.Nga-Bandung-an artinya menyaksikan atau bersaksi.
Özellikle otelin ikinci katı pek çok ünlü ziyaretçiye tanıklık etmiştir.ブラウンズ・ホテルは幾人もの著名な宿泊客を迎えた。
Fakat o da iyi tanıklık yapamaz.こいつも本領は発揮できない。
İkilinin konuşmalarına tanıklık eden sessiz, çok güzel bir kadın vardır: Hakikat.絢爛たる美貌に相応しい傲然とした物言いをする妖艶な二十後半の女性。
Tarihe Tanıklık.参见证明论。
1998-2006 dönemi Somali sınırları içinde birkaç özerk yönetimin ortaya çıkmasına tanıklık etmiştir.1998年至2006年間,索馬里境內有不少地區发表獨立宣言。
Muhtemelen bu olaya tanıklık etmişti.他已经证明这一点。
Örnek: İncil'de açıkça "yanlış tanıklık yapmamalısın" der.慈運理的主張是「凡聖經沒有說的就不要去做」 。
Ben sizi böyle görüyorum ve size böyle tanıklık ediyorum, siz de bana böyle tanıklık ediyorsunuz.이것은 너희를 위하여 주는 내 몸이니 나를 기억하여 이 예를 행하라."
Bu olayı özellikle ABD'de binlerce tanıklık izledi.특히 미국에 이 이름을 가진 지명이 상당히 많다.
Ve ayrıca "Yahya O’na tanıklık etti.“야훼께서 나에게 말씀을 내리셨다.
Roma'da kaldığı uzun süre boyunca neredeyse tüm artistik stillerle ve ana değişimlere tanıklık etti.로마에서 오랫동안 활동하며 미술의 흐름을 급격히 변화시켰다.
Lee Soon-ok, altı yıl orada hapsedildi ve Amerika Birleşik Devletleri Senatosu önünde tanıklık yaptı.לי סון אוק היה כלוא במשך 6 שנים במחנה ונתן את עדותו בפני הסנאט של ארצות הברית.
Duruşmalarda tanıklık yapması için Nürnberg'e getirildi ve Kasım 1946'da serbest bırakıldı.לאחר שהובאו להעיד במשפטי נירנברג, שוחררו בנובמבר 1946.
Barok dönemi ayrıca müzik teorisinin öneminin artışına tanıklık etmiştir.בתקופת הבארוק עלתה חשיבותה של תאוריית המוזיקה.
5 haftalık yargılama sonucunda savunma ve iddia makamı 100'den fazla kişiyi tanıklık etmeleri için çağırdı.За повече от 5 месеца комисията изслушва над 100 свидетели.
Karşı tarafın da aynı koşullar altında rasyonel davranarak tanıklık edeceği kaçınılmaz olacaktır.При това противоречащите си гледни точки са еднакво доказуеми по логичен път.
Galet, "tanıklık yığını" anlamına gelir.Веданта означава „заключението на Веда“.
Muhtemelen bu olaya tanıklık etmişti.Vjerojatno je bio svejed.
Livorno, 1921'de İtalyan Komünist Partisi'nin (PCI) doğuşuna da tanıklık etti.Bartini je postao član talijanske Komunističke partije u 1921.
Fakat o da iyi tanıklık yapamaz.Nemohli dediť ani svedčiť.
Tanıklık: Tanıklıklar alakalı veya alakasız alıntılardır.Používajú sa ako nepriame alebo podporné dôkazy.
Tarihe Tanıklık.Dejansko je Pričevanje.
Askeriyede geçirdiği kısa zamanında çok şey deneyimledi ve savaşın sarsıcı etkilerine tanıklık etti.V njegovem kratkem službovanju se je nagledal vojnih grozot.
İlk romanı Testimone inconsapevole (İstemeden Tanıklık) 2002’de yayımlanmıştır.Dekle, ne poizveduj (1994), besedilo neznano.
Tanıklık: Tanıklıklar alakalı veya alakasız alıntılardır.Nesvarbu, ar klaidos yra pastebėtos ar ne.
Kültün coğrafi genişlemesine tanıklık eden bu yapılardan bazıları günümüzde halen görülebilir durumdadır.Sellest annavad tunnistust veel tänaseni nähtavad kahjustused mõnedel hoonetel.
Fakat o da iyi tanıklık yapamaz.Ta ei andnud ühtki tunnistust.
Ama benim için tanıklık eden başka biri vardır. Onun benim için ettiği tanıklığın geçerli olduğunu bilirim.Có người khác làm chứng cho ta, và ta biết rằng chứng người đó làm cho ta là đáng tin.
Ama benim için tanıklık eden başka biri vardır. Onun benim için ettiği tanıklığın geçerli olduğunu bilirim.Có người khác làm_chứng cho ta , và ta biết rằng chứng người đó làm cho ta là đáng tin .
Ama benim için tanıklık eden başka biri vardır. Onun benim için ettiği tanıklığın geçerli olduğunu bilirim.Det er en anden, som vidner om mig, og jeg ved, at det Vidnesbyrd er sandt, som han vidner om mig.
Ama benim için tanıklık eden başka biri vardır. Onun benim için ettiği tanıklığın geçerli olduğunu bilirim.det er en annen som vidner om mig, og jeg vet at det vidnesbyrd han vidner om mig, er sant.
Ama benim için tanıklık eden başka biri vardır. Onun benim için ettiği tanıklığın geçerli olduğunu bilirim.Drugi je, ki pričuje zame, in vem, da je resnično pričevanje, ki ga daje zame.
Ama benim için tanıklık eden başka biri vardır. Onun benim için ettiği tanıklığın geçerli olduğunu bilirim.Ein anderer ist's, der von mir zeugt; und ich weiß, daß das Zeugnis wahr ist, das er von mir zeugt.
Ama benim için tanıklık eden başka biri vardır. Onun benim için ettiği tanıklığın geçerli olduğunu bilirim.El que da testimonio de mí es otro, y sé que el testimonio que da de mí es verdadero
Ama benim için tanıklık eden başka biri vardır. Onun benim için ettiği tanıklığın geçerli olduğunu bilirim.Il y en a un autre qui rend témoignage de moi, et je sais que le témoignage qu`il rend de moi est vrai.
Ama benim için tanıklık eden başka biri vardır. Onun benim için ettiği tanıklığın geçerli olduğunu bilirim.Inszy jest, co o mnie świadczy, i wiem, że prawdziwe jest świadectwo, które wydaje o mnie.
Ama benim için tanıklık eden başka biri vardır. Onun benim için ettiği tanıklığın geçerli olduğunu bilirim.Je iný, kto svedčí o mne, a viem, že je to pravdivé svedoctvo, ktoré svedčí o mne.
Ama benim için tanıklık eden başka biri vardır. Onun benim için ettiği tanıklığın geçerli olduğunu bilirim.Jinýť jest, kterýž svědectví vydává o mně, a vím, že pravé jest svědectví, kteréž vydává o mně.
Ama benim için tanıklık eden başka biri vardır. Onun benim için ettiği tanıklığın geçerli olduğunu bilirim.나를 위하여 증거하시는 이가 따로 있으니 나를 위하여 증거하시는 그 증거가 참인줄 아노라
Ama benim için tanıklık eden başka biri vardır. Onun benim için ettiği tanıklığın geçerli olduğunu bilirim.Maar God getuigt van Mij dat Ik de waarheid spreek. Ik weet dat Hij gelijk heeft.
Ama benim için tanıklık eden başka biri vardır. Onun benim için ettiği tanıklığın geçerli olduğunu bilirim.ma c'è un altro che mi rende testimonianza, e so che la testimonianza che egli mi rende è verace
Ama benim için tanıklık eden başka biri vardır. Onun benim için ettiği tanıklığın geçerli olduğunu bilirim.Men det är en annan som vittnar om mig, och jag vet att hans vittnesbörd om mig är sant.
Ama benim için tanıklık eden başka biri vardır. Onun benim için ettiği tanıklığın geçerli olduğunu bilirim.On toinen, joka todistaa minusta, ja minä tiedän, että se todistus, jonka hän minusta todistaa, on pätevä.
Ama benim için tanıklık eden başka biri vardır. Onun benim için ettiği tanıklığın geçerli olduğunu bilirim.Outro é quem dá testemunho de mim; e sei que o testemunho que ele dá de mim é verdadeiro.
Ama benim için tanıklık eden başka biri vardır. Onun benim için ettiği tanıklığın geçerli olduğunu bilirim.Tetapi ada orang lain yang memberi kesaksian tentang Aku, dan Aku tahu bahwa kesaksiannya itu benar
Ama benim için tanıklık eden başka biri vardır. Onun benim için ettiği tanıklığın geçerli olduğunu bilirim.Αλλος ειναι ο μαρτυρων περι εμου, και εξευρω οτι ειναι αληθης η μαρτυρια, την οποιαν μαρτυρει περι εμου.
Ama benim için tanıklık eden başka biri vardır. Onun benim için ettiği tanıklığın geçerli olduğunu bilirim.Вие пратихте до Иоана; и той засвидетелствува за истината.
Ama benim için tanıklık eden başka biri vardır. Onun benim için ettiği tanıklığın geçerli olduğunu bilirim.Инший єсть, хто сьвідкує про мене; і я знаю, що правдиве сьвідченне, котре про мене сьвідкує.
Ama benim için tanıklık eden başka biri vardır. Onun benim için ettiği tanıklığın geçerli olduğunu bilirim.יש אחר המעיד עלי וידעתי כי עדותו אשר הוא מעיד עלי נאמנה היא׃
Ama benim için tanıklık eden başka biri vardır. Onun benim için ettiği tanıklığın geçerli olduğunu bilirim.الذي يشهد لي هو آخر وانا اعلم ان شهادته التي يشهدها لي هي حق.
Ama benim için tanıklık eden başka biri vardır. Onun benim için ettiği tanıklığın geçerli olduğunu bilirim.另 有 一 位 給 我 作 見 證 . 我 也 知 道 他 給 我 作 的 見 證 是 真 的
Ama benim için tanıklık eden başka biri vardır. Onun benim için ettiği tanıklığın geçerli olduğunu bilirim.另 有 一 位 給 我 作 見證 . 我 也 知道 他 給 我 作 的 見證 是 真的
Ama bu noktada bile tanıklıkları birbirini tutmadı.Aber ihr Zeugnis stimmte noch nicht überein.
Ama bu noktada bile tanıklıkları birbirini tutmadı.Ale ani takto nebolo ich svedoctvo rovnaké.
Ama bu noktada bile tanıklıkları birbirini tutmadı.Ale ani to jejich svědectví nebylo jednostejné.
Ama bu noktada bile tanıklıkları birbirini tutmadı.Ali tudi to njih pričevanje ni bilo enako.
Ama bu noktada bile tanıklıkları birbirini tutmadı.De még így sem vala egyezõ az õ bizonyságtételük.