tanıklık ile cümle
tanıklık kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
13
ORT. KELİME
Memleketi ilerleme, ancak bitme tutacaktır: sıcaklık, nefes, Sen livest tanıklık eder;Meg kell őriznie a hazai fejlődést, de véget ér: nincs meleg, nincs légzés, Igazolja élsz;
Memleketi ilerleme, ancak bitme tutacaktır: sıcaklık, nefes, Sen livest tanıklık eder;Musí vést rodné pokrok, ale ustat: žádné teplo, žádný dech, musí potvrdit ty živ;
Memleketi ilerleme, ancak bitme tutacaktır: sıcaklık, nefes, Sen livest tanıklık eder;Musí viesť rodné pokrok, ale prestať: žiadne teplo, žiadny dych, musí potvrdiť tie živý;
Memleketi ilerleme, ancak bitme tutacaktır: sıcaklık, nefes, Sen livest tanıklık eder;Pitää kotikaupunkinsa edistystä, mutta surcease: Ei lämpöä, ei hengitys, tulee todistaa sinä elät;
Memleketi ilerleme, ancak bitme tutacaktır: sıcaklık, nefes, Sen livest tanıklık eder;Prowadzi rodzinnej postęp, ale surcease: Brak ciepła, brak oddechu, zaświadczy żyjesz;
Memleketi ilerleme, ancak bitme tutacaktır: sıcaklık, nefes, Sen livest tanıklık eder;Skal holde sin fødeby fremskridt, men surcease: Ingen varme, ingen vejrtrækning, skal vidne du lever;
Memleketi ilerleme, ancak bitme tutacaktır: sıcaklık, nefes, Sen livest tanıklık eder;Skall hålla sitt hemland framsteg, men surcease: Ingen värme, ingen andning, ska vittna om du lever;
Memleketi ilerleme, ancak bitme tutacaktır: sıcaklık, nefes, Sen livest tanıklık eder;Soll seine Heimat Fortschritte, aber surcease halten: Keine Wärme, kein Odem, so bezeugen du lebst;
Memleketi ilerleme, ancak bitme tutacaktır: sıcaklık, nefes, Sen livest tanıklık eder;Tiene il suo progresso natale, ma tregua: No calore, senza respiro, si attestano tu vivi;
Memleketi ilerleme, ancak bitme tutacaktır: sıcaklık, nefes, Sen livest tanıklık eder;Trebuie să păstreze progresul său natal, dar stoparea: nr caldura, nici o suflare, va mărturisi mii livest;
Memleketi ilerleme, ancak bitme tutacaktır: sıcaklık, nefes, Sen livest tanıklık eder;Vodi rodno napredek, vendar surcease: No toplino, ne diha, se pričajo ti živiš;
Memleketi ilerleme, ancak bitme tutacaktır: sıcaklık, nefes, Sen livest tanıklık eder;Τηρεί μητρική πρόοδο του, αλλά παύση: Δεν ζεστασιά, χωρίς ανάσα, θα καταθέσουν ζης?
Memleketi ilerleme, ancak bitme tutacaktır: sıcaklık, nefes, Sen livest tanıklık eder;Води родния си напредък, но прекратявам: Няма топлина, без въздух, свидетелстват си жив;
Memleketi ilerleme, ancak bitme tutacaktır: sıcaklık, nefes, Sen livest tanıklık eder;Должны сохранить родной прогресса, но прекращаться: Нет тепла, нет дыхания, будет свидетельствовать ты жив;
Memleketi ilerleme, ancak bitme tutacaktır: sıcaklık, nefes, Sen livest tanıklık eder;ישמור התקדמות מולדתו, אבל הפוגה: אין חום, אין נשימה, יעיד אתה וחי;
Memleketi ilerleme, ancak bitme tutacaktır: sıcaklık, nefes, Sen livest tanıklık eder;يجب الحفاظ على التقدم وطنه ، ولكن surcease : لا الدفء ، لا التنفس ، وأنت تشهد livest ؛
Memleketi ilerleme, ancak bitme tutacaktır: sıcaklık, nefes, Sen livest tanıklık eder;汝の唇と頬のバラは、淡い灰にフェードしなければならない。汝の目"窓の秋、
Mrs. Hall tanıklık gibi o kapı ile çalıştı tüm öğleden sonra, kilitli ve부인은 홀가 증언대로 그는 문을 함께 일한 모든 오후에는 들어, 고정하고
Mrs. Hall tanıklık gibi o kapı ile çalıştı tüm öğleden sonra, kilitli veMinden délután dolgozott az ajtó zárva, és mint Mrs.
Mrs. Hall tanıklık gibi o kapı ile çalıştı tüm öğleden sonra, kilitli veكل مؤمن بعد الظهر كان يعمل مع الباب ، وكما يشهد السيدة هول ، من أجل
Mrs. Hall tanıklık gibi o kapı ile çalıştı tüm öğleden sonra, kilitli ve沈黙の大部分。
Musa, gelecekte söylenecek sözlere tanıklık etmek için Tanrının bütün evinde bir hizmetkâr olarak sadık kaldı.A byłci Mojżesz wiernym we wszystkim domu jego, jako sługa, na świadectwo tego, co potem miało być mówione.
Musa, gelecekte söylenecek sözlere tanıklık etmek için Tanrının bütün evinde bir hizmetkâr olarak sadık kaldı.A Mojžiš pravda bol verný v celom jeho dome, jako služobník, na svedoctvo toho, čo malo byť hovorené:
Musa, gelecekte söylenecek sözlere tanıklık etmek için Tanrının bütün evinde bir hizmetkâr olarak sadık kaldı.A Mojžíš zajisté věrný byl v celém domě jeho, jako služebník, na osvědčení toho, což potom mělo mluveno býti.
Musa, gelecekte söylenecek sözlere tanıklık etmek için Tanrının bütün evinde bir hizmetkâr olarak sadık kaldı.또한 모세는 장래의 말할 것을 증거하기 위하여 하나님의 온 집에서 사환으로 충성하였고
Musa, gelecekte söylenecek sözlere tanıklık etmek için Tanrının bütün evinde bir hizmetkâr olarak sadık kaldı.Moisés fue fiel como siervo en toda la casa de Dios, para dar testimonio de lo que se había de decir después
Musa, gelecekte söylenecek sözlere tanıklık etmek için Tanrının bütün evinde bir hizmetkâr olarak sadık kaldı.Mózes is hû volt ugyan az õ egész házában, mint szolga, a hirdetendõknek bizonyságára,
Musa, gelecekte söylenecek sözlere tanıklık etmek için Tanrının bütün evinde bir hizmetkâr olarak sadık kaldı.Og Moses var vel tro i hele hans Hus, som en Tjener, til Vidnesbyrd om, hvad der skulde tales;
Musa, gelecekte söylenecek sözlere tanıklık etmek için Tanrının bütün evinde bir hizmetkâr olarak sadık kaldı.og Moses var vel tro i hele hans hus som tjener til å vidne om det som skulde tales,
Musa, gelecekte söylenecek sözlere tanıklık etmek için Tanrının bütün evinde bir hizmetkâr olarak sadık kaldı.Und Mose war zwar treu in seinem ganzen Hause als ein Knecht, zum Zeugnis des, das gesagt sollte werden,
Musa, gelecekte söylenecek sözlere tanıklık etmek için Tanrının bütün evinde bir hizmetkâr olarak sadık kaldı.Και ο μεν Μωυσης υπηρξε πιστος εις ολον τον οικον αυτου ως θεραπων, εις μαρτυριαν των λαληθησομενων,
Musa, gelecekte söylenecek sözlere tanıklık etmek için Tanrının bütün evinde bir hizmetkâr olarak sadık kaldı.Защото ние участвуваме в Христа, ако удържим твърдо до край първоначалната си увереност:
Musa, gelecekte söylenecek sözlere tanıklık etmek için Tanrının bütün evinde bir hizmetkâr olarak sadık kaldı.И Моисей верен во всем доме Его, как служитель, для засвидетельствования того, что надлежало возвестить;
Musa, gelecekte söylenecek sözlere tanıklık etmek için Tanrının bütün evinde bir hizmetkâr olarak sadık kaldı.І Мойсей же вірен у всьому домі Його, яко слуга, на сьвідченнє тому, що мало глаголатись;
Musa, gelecekte söylenecek sözlere tanıklık etmek için Tanrının bütün evinde bir hizmetkâr olarak sadık kaldı.והן משה נאמן בכל ביתו כעבד לעדות העמדות להאמר׃
Musa, gelecekte söylenecek sözlere tanıklık etmek için Tanrının bütün evinde bir hizmetkâr olarak sadık kaldı.وموسى كان امينا في كل بيته كخادم شهادة للعتيد ان يتكلم به.
Musa, gelecekte söylenecek sözlere tanıklık etmek için Tanrının bütün evinde bir hizmetkâr olarak sadık kaldı.摩 西 為 僕 人 、 在 神 的 全 家 誠 然 盡 忠 、 為 要 證 明 將 來 必 傳 說 的 事
Musa, gelecekte söylenecek sözlere tanıklık etmek için Tanrının bütün evinde bir hizmetkâr olarak sadık kaldı.摩西 為 僕人 、 在 神 的 全 家 誠然盡忠 、 為要 證明 將來 必 傳說 的 事
Ne görmüş ne işitmişse ona tanıklık eder, ama tanıklığını kimse kabul etmez.a čo videl a počul, to svedčí, ale nikto neprijíma jeho svedoctva.
Ne görmüş ne işitmişse ona tanıklık eder, ama tanıklığını kimse kabul etmez.A co widział i słyszał, to świadczy, ale świadectwa jego żaden nie przyjmuje.
Ne görmüş ne işitmişse ona tanıklık eder, ama tanıklığını kimse kabul etmez.A což viděl a slyšel, toť svědčí, ale svědectví jeho žádný nepřijímá.
Ne görmüş ne işitmişse ona tanıklık eder, ama tanıklığını kimse kabul etmez.Aquilo que ele tem visto e ouvido, isso testifica; e ninguém aceita o seu testemunho.
Ne görmüş ne işitmişse ona tanıklık eder, ama tanıklığını kimse kabul etmez.det han har sett og hørt, det vidner han, og ingen tar imot hans vidnesbyrd;
Ne görmüş ne işitmişse ona tanıklık eder, ama tanıklığını kimse kabul etmez.Egli attesta ciò che ha visto e udito, eppure nessuno accetta la sua testimonianza
Ne görmüş ne işitmişse ona tanıklık eder, ama tanıklığını kimse kabul etmez.El mărturiseşte ce a văzut şi a auzit, şi totuş nimeni nu primeşte mărturia Lui.
Ne görmüş ne işitmişse ona tanıklık eder, ama tanıklığını kimse kabul etmez.És arról tesz bizonyságot, a mit látott és hallott; és az õ bizonyságtételét senki sem fogadja be.
Ne görmüş ne işitmişse ona tanıklık eder, ama tanıklığını kimse kabul etmez.Hij vertelt wat Hij gezien en gehoord heeft, maar niemand gelooft Hem.
Ne görmüş ne işitmişse ona tanıklık eder, ama tanıklığını kimse kabul etmez.il rend témoignage de ce qu`il a vu et entendu, et personne ne reçoit son témoignage.
Ne görmüş ne işitmişse ona tanıklık eder, ama tanıklığını kimse kabul etmez.in kar je videl in slišal, to priča: a njegovega pričevanja nihče ne sprejema.
Ne görmüş ne işitmişse ona tanıklık eder, ama tanıklığını kimse kabul etmez.Ja mitä hän on nähnyt ja kuullut, sitä hän todistaa; ja hänen todistustansa ei kukaan ota vastaan.
Ne görmüş ne işitmişse ona tanıklık eder, ama tanıklığını kimse kabul etmez.그가 그 보고 들은 것을 증거하되 그의 증거를 받는 이가 없도다
Ne görmüş ne işitmişse ona tanıklık eder, ama tanıklığını kimse kabul etmez.Ngài làm chứng về điều Ngài đã thấy và nghe; song không có ai nhận lấy lời chứng của Ngài.
Ne görmüş ne işitmişse ona tanıklık eder, ama tanıklığını kimse kabul etmez.Ngài làm_chứng về điều Ngài đã thấy và nghe ; song không có ai nhận lấy lời chứng của Ngài .
Ne görmüş ne işitmişse ona tanıklık eder, ama tanıklığını kimse kabul etmez.och vad han har sett och hört, det vittnar han om; och likväl tager ingen emot hans vittnesbörd.
Ne görmüş ne işitmişse ona tanıklık eder, ama tanıklığını kimse kabul etmez.Og det, som han har set og hørt, vidner han; og ingen modtager hans Vidnesbyrd.
Ne görmüş ne işitmişse ona tanıklık eder, ama tanıklığını kimse kabul etmez.Testifica de lo que ha visto y oído, y nadie recibe su testimonio
Ne görmüş ne işitmişse ona tanıklık eder, ama tanıklığını kimse kabul etmez.und zeugt, was er gesehen und gehört hat; und sein Zeugnis nimmt niemand an.
Ne görmüş ne işitmişse ona tanıklık eder, ama tanıklığını kimse kabul etmez.και εκεινο το οποιον ειδε και ηκουσε, τουτο μαρτυρει, και ουδεις δεχεται την μαρτυριαν αυτου.
Ne görmüş ne işitmişse ona tanıklık eder, ama tanıklığını kimse kabul etmez.и что Он видел и слышал, о том и свидетельствует; и никто не принимает свидетельства Его.
Ne görmüş ne işitmişse ona tanıklık eder, ama tanıklığını kimse kabul etmez.І що бачив і чув, про те й сьвідкує; і сьвідкування Його нїхто не приймає.