tanık ile cümle
tanık kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
10
ORT. KELİME
Kendim için tanıklık eden bir ben varım, bir de beni gönderen Baba benim için tanıklık ediyor.››Minä olen se, joka todistan itsestäni, ja minusta todistaa myös Isä, joka on minut lähettänyt."
Kendim için tanıklık eden bir ben varım, bir de beni gönderen Baba benim için tanıklık ediyor.››orbene, sono io che do testimonianza di me stesso, ma anche il Padre, che mi ha mandato, mi dà testimonianza»
Kendim için tanıklık eden bir ben varım, bir de beni gönderen Baba benim için tanıklık ediyor.››Sou eu que dou testemunho de mim mesmo, e o Pai que me enviou, também dá testemunho de mim.
Kendim için tanıklık eden bir ben varım, bir de beni gönderen Baba benim için tanıklık ediyor.››ta tự làm chứng cho ta, và Cha là Ðấng đã sai ta đến cũng làm chứng cho ta.
Kendim için tanıklık eden bir ben varım, bir de beni gönderen Baba benim için tanıklık ediyor.››ta tự làm_chứng cho ta , và Cha là Ðấng đã sai ta đến cũng làm_chứng cho ta .
Kendim için tanıklık eden bir ben varım, bir de beni gönderen Baba benim için tanıklık ediyor.››Yang memberi kesaksian tentang diri-Ku ada dua--Aku dan Bapa yang mengutus Aku.
Kendim için tanıklık eden bir ben varım, bir de beni gönderen Baba benim için tanıklık ediyor.››Yo soy el que doy testimonio de mí mismo, y el Padre que me envió también da testimonio de mí
Kendim için tanıklık eden bir ben varım, bir de beni gönderen Baba benim için tanıklık ediyor.››Εγω ειμαι ο μαρτυρων περι εμαυτου, και ο πεμψας με Πατηρ μαρτυρει περι εμου.
Kendim için tanıklık eden bir ben varım, bir de beni gönderen Baba benim için tanıklık ediyor.››И пак влезе в преторията и каза на Исуса: Ти от къде си? А Исус не му даде отговор.
Kendim için tanıklık eden bir ben varım, bir de beni gönderen Baba benim için tanıklık ediyor.››Я Сам свидетельствую о Себе, и свидетельствует о Мне Отец, пославший Меня.
Kendim için tanıklık eden bir ben varım, bir de beni gönderen Baba benim için tanıklık ediyor.››Я сьвідкую про себе, й сьвідкує про мене пославший мене Отець.
Kendim için tanıklık eden bir ben varım, bir de beni gönderen Baba benim için tanıklık ediyor.››אני הוא המעיד עלי וגם האב אשר שלחני יעידני׃
Kendim için tanıklık eden bir ben varım, bir de beni gönderen Baba benim için tanıklık ediyor.››انا هو الشاهد لنفسي ويشهد لي الآب الذي ارسلني.
Kendim için tanıklık eden bir ben varım, bir de beni gönderen Baba benim için tanıklık ediyor.››我 是 為 自 己 作 見 證 、 還 有 差 我 來 的 父 、 也 是 為 我 作 見 證
Kendim için tanıklık eden bir ben varım, bir de beni gönderen Baba benim için tanıklık ediyor.››我 是 為 自己 作 見證 、 還有差 我 來 的 父 、 也是 為 我 作 見證
Kendisi ışık değildi, ama ışığa tanıklık etmeye geldi.Chính người chẳng phải là sự sáng , song người phải làm_chứng về sự sáng .
Kendisi ışık değildi, ama ışığa tanıklık etmeye geldi.Chính người chẳng phải là sự sáng, song người phải làm chứng về sự sáng.
Kendisi ışık değildi, ama ışığa tanıklık etmeye geldi.Egli non era la luce, ma doveva render testimonianza alla luce
Kendisi ışık değildi, ama ışığa tanıklık etmeye geldi.Ei hän ollut se valkeus, mutta hän tuli valkeudesta todistamaan.
Kendisi ışık değildi, ama ışığa tanıklık etmeye geldi.Ele não era a luz, mas veio para dar testemunho da luz.
Kendisi ışık değildi, ama ışığa tanıklık etmeye geldi.Er war nicht das Licht, sondern daß er zeugte von dem Licht.
Kendisi ışık değildi, ama ışığa tanıklık etmeye geldi.Han var ikke Lyset, men han skulde vidne om Lyset.
Kendisi ışık değildi, ama ışığa tanıklık etmeye geldi.Han var ikke lyset, men han skulde vidne om lyset.
Kendisi ışık değildi, ama ışığa tanıklık etmeye geldi.Ia sendiri bukan terang itu, ia hanya mewartakannya
Kendisi ışık değildi, ama ışığa tanıklık etmeye geldi.Icke var han ljuset, men han skulle vittna om ljuset.
Kendisi ışık değildi, ama ışığa tanıklık etmeye geldi.Il n`était pas la lumière, mais il parut pour rendre témoignage à la lumière.
Kendisi ışık değildi, ama ışığa tanıklık etmeye geldi.Johannes was zelf niet het licht maar iemand die over het licht vertelde.
Kendisi ışık değildi, ama ışığa tanıklık etmeye geldi.그는 이 빛이 아니요 이 빛에 대하여 증거하러 온 자라
Kendisi ışık değildi, ama ışığa tanıklık etmeye geldi.m õ vala a világosság, hanem [jött,] hogy bizonyságot tegyen a világosságról.
Kendisi ışık değildi, ama ışığa tanıklık etmeye geldi.Nebol on tým svetlom, ale prišiel nato, aby svedčil o tom svetle.
Kendisi ışık değildi, ama ışığa tanıklık etmeye geldi.Nebyl on to Světlo, ale poslán byl, aby svědectví vydával o tom Světle.
Kendisi ışık değildi, ama ışığa tanıklık etmeye geldi.Nie byłci on tą światłością, ale przyszedł, aby świadczył o tej światłości.
Kendisi ışık değildi, ama ışığa tanıklık etmeye geldi.No era él la luz, sino que vino para dar testimonio de la luz
Kendisi ışık değildi, ama ışığa tanıklık etmeye geldi.Nu era el Lumina, ci el a venit ca să mărturisească despre Lumină.
Kendisi ışık değildi, ama ışığa tanıklık etmeye geldi.On ni bil Luč, ali prišel je, da priča za Luč.
Kendisi ışık değildi, ama ışığa tanıklık etmeye geldi.Δεν ητο εκεινος το φως, αλλα δια να μαρτυρηση περι του φωτος.
Kendisi ışık değildi, ama ışığa tanıklık etmeye geldi.Истинската светлина, която осветлява всеки човек, идеше на света.
Kendisi ışık değildi, ama ışığa tanıklık etmeye geldi.Не був він сьвітло, а щоб сьвідкувати про сьвітло.
Kendisi ışık değildi, ama ışığa tanıklık etmeye geldi.Он не был свет, но был послан , чтобы свидетельствовать о Свете.
Kendisi ışık değildi, ama ışığa tanıklık etmeye geldi.הוא לא היה האור כי אם להעיד על האור׃
Kendisi ışık değildi, ama ışığa tanıklık etmeye geldi.لم يكن هو النور بل ليشهد للنور.
Kendisi ışık değildi, ama ışığa tanıklık etmeye geldi.他 不 是 那 光 、 乃 是 要 為 光 作 見 證
Kendisi ışık değildi, ama ışığa tanıklık etmeye geldi.他 不 是 那光 、 乃是 要 為光 作 見證
Kıbrıs’taki uyuşturucu davalarında da Tanık Koruma Kanunu yaygın olarak uygulanmıştır.en el Parlamento Europeo y en el Consejo, con vistas a su adopción bajo el procedimiento de codecisión.
Kıbrıs’taki uyuşturucu davalarında da Tanık Koruma Kanunu yaygın olarak uygulanmıştır.Legea privind protec†ia martorilor a fost aplicat≤, de asemenea, în multe cazuri legate de droguri în Cipru.
Kıbrıs’taki uyuşturucu davalarında da Tanık Koruma Kanunu yaygın olarak uygulanmıştır.Ook in Cyprus is de wet ter bescherming van getuigen veelvuldig ingezet in drugszaken.
Kıbrıs’taki uyuşturucu davalarında da Tanık Koruma Kanunu yaygın olarak uygulanmıştır.Para o período de 2007 a 2013, este programa dispõe de um orçamento global de 21 milhões de euros.
Kıbrıs’taki uyuşturucu davalarında da Tanık Koruma Kanunu yaygın olarak uygulanmıştır.Ustawa o ochronie świadków była również szeroko stosowana w sprawach dotyczących narkotyków na Cyprze.
Kıbrıs’taki uyuşturucu davalarında da Tanık Koruma Kanunu yaygın olarak uygulanmıştır.Zákon o ochraně svědků také nachází hojné uplatnění v případech drogové kriminality na Kypru.
Kıbrıs’taki uyuşturucu davalarında da Tanık Koruma Kanunu yaygın olarak uygulanmıştır.Ο νόµος για την piροστασία µαρτύρων εφαρµόζεται εpiίσης ευρέως σε υpiοθέσεις ναρκωτικών στην Κύpiρο.
Kıbrıs’taki uyuşturucu davalarında da Tanık Koruma Kanunu yaygın olarak uygulanmıştır.За периода 2007—2013 г. тази програма има общ бюджет от 21 млн. евро.
‹‹ ‹Komşuna karşı yalan yere tanıklık etmeyeceksin.Älä sano väärää todistusta lähimmäisestäsi.
‹‹Komşuna karşı yalan yere tanıklık etmeyeceksin.Älä sano väärää todistusta lähimmäisestäsi.
‹‹ ‹Komşuna karşı yalan yere tanıklık etmeyeceksin.Du må ikke sige falsk Vidnesbyrd imod din Næste!
‹‹Komşuna karşı yalan yere tanıklık etmeyeceksin.Du må ikke sige falsk Vidnesbyrd imod din Næste!
‹‹Komşuna karşı yalan yere tanıklık etmeyeceksin.Du skal ikke si falskt vidnesbyrd mot din næste.
‹‹Komşuna karşı yalan yere tanıklık etmeyeceksin.Du skall icke bära falskt vittnesbörd mot din nästa.
‹‹ ‹Komşuna karşı yalan yere tanıklık etmeyeceksin.Du skall icke heller bära falsk vittnesbörd mot din nästa.
‹‹ ‹Komşuna karşı yalan yere tanıklık etmeyeceksin.Du sollst kein falsch Zeugnis reden wider deinen Nächsten.
‹‹Komşuna karşı yalan yere tanıklık etmeyeceksin.Du sollst kein falsch Zeugnis reden wider deinen Nächsten.
İlgili Sayfalar