tanık ile cümle
tanık kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Ama bu noktada bile tanıklıkları birbirini tutmadı.Ale ani to jejich svědectví nebylo jednostejné.
Ama bu noktada bile tanıklıkları birbirini tutmadı.Ali tudi to njih pričevanje ni bilo enako.
Ama bu noktada bile tanıklıkları birbirini tutmadı.De még így sem vala egyezõ az õ bizonyságtételük.
Ama bu noktada bile tanıklıkları birbirini tutmadı.E nem assim concordava o seu testemunho.
Ama bu noktada bile tanıklıkları birbirini tutmadı.오히려 그 증거도 서로 합하지 않더라
Ama bu noktada bile tanıklıkları birbirini tutmadı.Lecz i tak nie było zgodne świadectwo ich.
Ama bu noktada bile tanıklıkları birbirini tutmadı.Maar ook deze verhalen klopten niet.
Ama bu noktada bile tanıklıkları birbirini tutmadı.Ma nemmeno su questo punto la loro testimonianza era concorde
Ama bu noktada bile tanıklıkları birbirini tutmadı.Même sur ce point-là leur témoignage ne s`accordait pas.
Ama bu noktada bile tanıklıkları birbirini tutmadı.Men icke ens i det stycket stämde deras vittnesbörd överens.
Ama bu noktada bile tanıklıkları birbirini tutmadı.Mutta eivät näinkään heidän todistuksensa olleet yhtäpitäviä.
Ama bu noktada bile tanıklıkları birbirini tutmadı.Nici chiar în privinţa aceasta nu se potrivea mărturisirea lor.
Ama bu noktada bile tanıklıkları birbirini tutmadı.Og enda stemte ikke deres vidnesbyrd overens.
Ama bu noktada bile tanıklıkları birbirini tutmadı.Og end ikke således stemte deres Vidnesbyrd overens.
Ama bu noktada bile tanıklıkları birbirini tutmadı.Pero ni aun así concordaba el testimonio de ellos
Ama bu noktada bile tanıklıkları birbirini tutmadı.Song về điều nầy , lời chứng của họ cũng chẳng hiệp nhau nữa .
Ama bu noktada bile tanıklıkları birbirini tutmadı.Song về điều nầy, lời chứng của họ cũng chẳng hiệp nhau nữa.
Ama bu noktada bile tanıklıkları birbirini tutmadı.Tetapi kesaksian orang-orang itu pun bertentangan satu sama lain
Ama bu noktada bile tanıklıkları birbirini tutmadı.Πλην ουδε ουτως ητο συμφωνος μαρτυρια αυτων.
Ama bu noktada bile tanıklıkları birbirini tutmadı.Но и така свидетелствата им не бяха съгласни.
Ama bu noktada bile tanıklıkları birbirini tutmadı.Но и такое свидетельство их не былодостаточно.
Ama bu noktada bile tanıklıkları birbirini tutmadı.Та й так не сходились сьвідчення їх.
Ama bu noktada bile tanıklıkları birbirini tutmadı.וגם בזאת עדותם לא שותה׃
Ama bu noktada bile tanıklıkları birbirini tutmadı.ولا بهذا كانت شهادتهم تتفق.
Ama bu noktada bile tanıklıkları birbirini tutmadı.他 們 就 是 這 麼 作 見 證 、 也 是 各 不 相 合
Ama bu noktada bile tanıklıkları birbirini tutmadı.他 們就是 這麼 作 見證 、 也是 各 不 相合
Ama sen zaten özgürsün. Eğer gerçek yerini anlarsan. Yani sadece tanık olduğunu.Mais tu es déjà libre, sii tu comprends ta vraie place, que tu n'es que le témoin.
Ama sen zaten özgürsün. Eğer gerçek yerini anlarsan. Yani sadece tanık olduğunu.Pero tú ya eres libre, si entiendes cual es tu verdadero lugar, que eres solamente el testigo.
Ancak tanıklar vardı, karanlığın içinde devam edenler.Aber es gab Zeugen; Überlebende im Dunkel.
Ancak tanıklar vardı, karanlığın içinde devam edenler.Ale boli tam svedkovia, preživší v temnote.
Ancak tanıklar vardı, karanlığın içinde devam edenler.Byli jednak świadkowie, którzy przetrwali w ciemnościach.
Ancak tanıklar vardı, karanlığın içinde devam edenler.Dar martori au existat, supraviețuitori în întuneric.
Ancak tanıklar vardı, karanlığın içinde devam edenler.De mindig voltak tanúk és túlélők a sötétben.
Ancak tanıklar vardı, karanlığın içinde devam edenler.그러나 목격자가 있었고, 어둠 속에 생존자들이 있었습니다.
Ancak tanıklar vardı, karanlığın içinde devam edenler.Maar er waren getuigen, overlevenden in het duister.
Ancak tanıklar vardı, karanlığın içinde devam edenler.Ma ci furono testimoni, sopravvissuti nelle tenebre.
Ancak tanıklar vardı, karanlığın içinde devam edenler.Mais il est resté des témoins, survivant dans l'obscurité.
Ancak tanıklar vardı, karanlığın içinde devam edenler.Mas houve testemunhas, sobreviventes na escuridão.
Ancak tanıklar vardı, karanlığın içinde devam edenler.Mutta paikalla oli todistajia, selviytyjiä pimeässä.
Ancak tanıklar vardı, karanlığın içinde devam edenler.Pero quedaron testigos, supervivientes en la oscuridad.
Ancak tanıklar vardı, karanlığın içinde devam edenler.Tetapi ada saksi-saksi, mereka yang selamat di dalam kegelapan.
Ancak tanıklar vardı, karanlığın içinde devam edenler.Tuy nhiên đã có những nhân chứng, những kẻ sống sót trong bóng tối.
Ancak tanıklar vardı, karanlığın içinde devam edenler.Υπήρξαν όμως μάρτυρες, επιζώντες στο σκοτάδι.
Ancak tanıklar vardı, karanlığın içinde devam edenler.Но были очевидцы, выжившие в темноте.
Ancak tanıklar vardı, karanlığın içinde devam edenler.Но имало свидетели, оцелели в тъмното.
Ancak tanıklar vardı, karanlığın içinde devam edenler.אבל היו עדים, ניצולים בחשכה.
Ancak tanıklar vardı, karanlığın içinde devam edenler.ولكن كان هنالك شهود، ناجون فى الظلام.
‹‹Artık tanıklığa ne ihtiyacımız var?›› dediler. ‹‹İşte kendi ağzından duyduk!››Alors ils dirent: Qu`avons-nous encore besoin de témoignage? Nous l`avons entendu nous-mêmes de sa bouche.
‹‹Artık tanıklığa ne ihtiyacımız var?›› dediler. ‹‹İşte kendi ağzından duyduk!››A oni povedali: Čo ešte potrebujeme svedoctvo? Veď sami sme počuli z jeho úst.
‹‹Artık tanıklığa ne ihtiyacımız var?›› dediler. ‹‹İşte kendi ağzından duyduk!››A oni řekli: Což ještě potřebujeme svědectví? Však jsme sami slyšeli z úst jeho.
‹‹Artık tanıklığa ne ihtiyacımız var?›› dediler. ‹‹İşte kendi ağzından duyduk!››A oni reko: Kaj nam je še treba pričevanja? Saj smo sami slišali iz ust njegovih.
‹‹Artık tanıklığa ne ihtiyacımız var?›› dediler. ‹‹İşte kendi ağzından duyduk!››A oni rzekli: Cóż jeszcze potrzebujemy świadectwa? Wszakieśmy sami słyszeli z ust jego.
‹‹Artık tanıklığa ne ihtiyacımız var?›› dediler. ‹‹İşte kendi ağzından duyduk!››Atunci ei au zis: ,,Ce nevoie mai avem de mărturie? Noi înşine am auzit -o din gura Lui.``
‹‹Artık tanıklığa ne ihtiyacımız var?›› dediler. ‹‹İşte kendi ağzından duyduk!››Azok pedig mondának: Mi szükségünk van még bizonyságra? Hiszen mi magunk hallottuk az õ szájából.
‹‹Artık tanıklığa ne ihtiyacımız var?›› dediler. ‹‹İşte kendi ağzından duyduk!››Då sade de: »Vad behöva vi mer något vittnesbörd? Vi hava ju själva nu hört det av hans egen mun.»
‹‹Artık tanıklığa ne ihtiyacımız var?›› dediler. ‹‹İşte kendi ağzından duyduk!››Da sa de: Hvad skal vi mere med vidnesbyrd? Vi har jo selv hørt det av hans munn.
‹‹Artık tanıklığa ne ihtiyacımız var?›› dediler. ‹‹İşte kendi ağzından duyduk!››Então disseram: Por que ainda temos necessidade de testemunho? pois nós mesmos o ouvimos da sua própria boca.
‹‹Artık tanıklığa ne ihtiyacımız var?›› dediler. ‹‹İşte kendi ağzından duyduk!››Họ bèn nói rằng : Chúng_ta nào có cần chứng_cớ nữa làm_chi ? Chính chúng_ta đã nghe từ miệng nó nói ra rồi .
‹‹Artık tanıklığa ne ihtiyacımız var?›› dediler. ‹‹İşte kendi ağzından duyduk!››Họ bèn nói rằng: Chúng ta nào có cần chứng cớ nữa làm chi? Chính chúng ta đã nghe từ miệng nó nói ra rồi.
‹‹Artık tanıklığa ne ihtiyacımız var?›› dediler. ‹‹İşte kendi ağzından duyduk!››저희가 가로되 어찌 더 증거를 요구하리요 우리가 친히 그 입에서 들었노라 하더라
İlgili Sayfalar