tanık ile cümle

tanık kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Ayrıca yayalar tanık olduğu suç olaylarını cep telefonlarıyla polise bildirebilmektedir.Nødmeldinger kan også innrapporteres til politiet på telefon.
Fakat o da iyi tanıklık yapamaz.Han kan dermed ikke ha vært vitne til mordet.
Seyirci giderek bu üç öykünün birbirine dolaşmasına tanık olur.Slik spinner regissøren tre historier inn i hverandre.
Çılgın olayın sonunda tanık köyüne geri döner.Deretter dukker befolkningen på mystisk vis tilbake i landsbyen.
Görgü tanıkları, çok kararlı olduğunu kaydetmişlerdir.Veddemålsbyråene skulle vise seg å ha helt rett.
Mahkeme aşamasında beş tanık katili teşhis etti.Det var 50 vitner mot henne i rettssaken.
Olay tanıkları da kayıt altına alınabilmektedir.Men vitner ble allikevel hørt under saken.
Ancak, aldığı habere göre suikastı gören bir tanık vardır ve onun da temizlenmesi istenmiştir.Er saken allerede erklært fritt tilgjengelig, vil dette bare bli opplyst overfor de som søker om innsyn.
Bir buçuk yıl beklediğimiz tanıklar oldu.Han og noen få vitner ble forhørt i fire og en halv måned.
Bu görgü tanıklarının geminin su üzerinde ikiye ayrıldığı ifadelerini doğruluyordu.Det ble sagt av overlevende at han to ganger avslo å ta plass i livbåter selv.
Görgü tanıkları bazı saldırganların Mısır Ordusu Üniforması giydiğini belirttiler .Saksi mata menyatakan bahwa beberapa penyerang kemungkinan mengenakan pakaian seragam Tentara Mesir.
Bu olaya tanık olan kimse yoktur ve olaydan 30 saat sonra ölmüştür.Tidak ada saksi mata pada saat kejadian berlangsung, dan ia wafat 30 jam kemudian.
Meymûn dedi ki: Ömer'e hançerlediği sırada tanık oldum.Abu Dzar berkata: "Aku telah menanyainya, kemudian dia jawab: 'Aku telah melihat cahaya'."
Üretim hacminde büyüme 2000-2006 döneminde gemi inşa sanayi işletmelerine tanık olmuştur.Pertumbuhan jumlah produksi dialami oleh perusahaan pembuat kapal selama 2000-2006.
Arşiv ve Tanık) IV.1.IV (edisi ke-1).
Muhtemelen bu olaya tanıklık etmişti.Hal itu akan menjadi kesempatan untuk bersaksi.
Kisame, tanık olduğumuz savaşları sırasında, çok şaşırtıcı derecelerde hız ve fiziksel kuvvet sergilemiştir.Kisame telah memperlihatkan kecepatan yang sangat mengagumkan kekuatan fisik yang luar biasa.
Erkeklerinizden iki kişiyi de tanık tutun."Sesungguhnya telah ada tanda bagi kamu pada dua golongan yang telah bertemu (bertempur).
Büyükbabası 1906 San Francisco depremine tanık olmuştur.Film tersebut mendokumentasikan akibat gempa bumi San Francisco 1906.
Tanıklık: Tanıklıklar alakalı veya alakasız alıntılardır.Nga-Bandung-an artinya menyaksikan atau bersaksi.
Çılgın olayın sonunda tanık köyüne geri döner.Setelah pengembaraan panjangnya, dia bermaksud untuk kembali ke desanya.
Allah yüceliğini ebedi kılsın; güzel huyları, olgunluğuna tanıktır.Allah melihat bahwa apa yang diciptakan-Nya baik dan sungguh amat baik (Kej.
1 Şubat 2008'de erişilmiştir. ^ "13 Ekim, Cuma, Shawna Vela'nın tanıklığı".Truy cập 1 tháng 2 năm 2008. ^ "Friday, October 13, testimony of Shawna Vela".
Arşiv ve Tanık) IV.1.Volume IV (ấn bản 1).
Çılgın olayın sonunda tanık köyüne geri döner.Sau khi Nam Phố tịch, Sư trở về quê nhà tu học khổ hạnh.
Mekan, tarihteki birçok popüler ismin performansına tanık oldu.Nơi đây đã được chứng kiến nhiều sự kiện lịch sử hào hùng của nhân dân Tuyên Quang.
Bununla birlikte aynı kökten gelen "şahit" sözcüğü "tanık" anlamında kullanılmaya devam eder.Hầu như hiện nay mọi người đều dùng "nhân chứng" để chỉ "người làm chứng".
George Orwell bunlara tanık olanlardan biriydi.George Dewey là người duy nhất từng giữ cấp bậc này.
Himmler ile 1941 yılında Minsk'teki Yahudi esirleri arasında bir infaza tanık olduğunu söyledi.Vào tháng 8 năm 1941, Himmler có mặt trong đợt xử bắn 100 người Do Thái tại Minsk.
Büyükbabası 1906 San Francisco depremine tanık olmuştur.Ông nội của ông di cư tới Mỹ theo chương trình dọn dẹp hậu quả của trận động đất 1906 tại San Francisco.
Tanıklar doğruyu söyleyeceklerine yemin ederler.あらゆる陪審員は証拠に従って真実の評決を行うことを誓う。
George Orwell bunlara tanık olanlardan biriydi.これに目をつけたのがジョージ・ソロスである。
Büyükbabası 1906 San Francisco depremine tanık olmuştur.1906年、サンフランシスコ地震。
Bazı Amerikalı tanıklar, 12-13 yaşlarında kız çocuklarının da idam edildiğini bildirmiştir.2000年、BBCは12,13歳の少女がアメリカ人の目の前で処刑されたと報じた。
Kilise çok sayıda tarihî olaylara tanık oldu.教会は恐ろしい試練を経験するでしょう。
Özellikle otelin ikinci katı pek çok ünlü ziyaretçiye tanıklık etmiştir.ブラウンズ・ホテルは幾人もの著名な宿泊客を迎えた。
Olaylara tanık olan hayatta tek kişi kalmıştır.彼の説には証人となる人物が1人しかいなかった。
Fakat o da iyi tanıklık yapamaz.こいつも本領は発揮できない。
İkilinin konuşmalarına tanıklık eden sessiz, çok güzel bir kadın vardır: Hakikat.絢爛たる美貌に相応しい傲然とした物言いをする妖艶な二十後半の女性。
Görgü tanıklarına göre yanan uçaktan kaçabilmek için ölümüne atlamışlardır.目撃情報では事故機は炎上しながら地面に落下した。
Tanıkların daha sonra baskı altında yönlendirilerek ifade verdiği ortaya çıkmıştır." dedi.但隨後有同謀者前來告密,其敘述的事情與信中相同。
Her imanlı, dünya çapındaki bu tanıklığa kişisel olarak katılması için çağrılır.”他寄信至全境每一個角落,邀請他們守逾越節,舉國百姓的信仰因而復興。
İddia makamı kırk tane şahiti tanık kürsüsüne davet etti.檢方總共傳喚了34名證人為檢方出庭作證。
Meymûn dedi ki: Ömer'e hançerlediği sırada tanık oldum.有人向相國勸說:「我看蕭氏距離滅族不久了。
Büyükbabası 1906 San Francisco depremine tanık olmuştur.他的父親於1906年三藩市大地震期間到過舊金山。
Kilise çok sayıda tarihî olaylara tanık oldu.车站见证了许多历史事件。
Tarihe Tanıklık.参见证明论。
1998-2006 dönemi Somali sınırları içinde birkaç özerk yönetimin ortaya çıkmasına tanıklık etmiştir.1998年至2006年間,索馬里境內有不少地區发表獨立宣言。
Muhtemelen bu olaya tanıklık etmişti.他已经证明这一点。
Tanıkların hepsinin dürüst olduğuna ve gerçeği söylediklerine de inanır.他們拒絕接受所有的證據與真理。
Ne var ki, kurduğu tetrarşi sistemi ölümünden önce tanık olacağı gibi iç savaşa yolaçmıştı.然而,其創立的四帝共治制卻為日後內戰埋下伏線,並且在其死前已出現。
Görgü tanıklarına göre yanan uçaktan kaçabilmek için ölümüne atlamışlardır.目击者称他们看到飞机坠落过程中起火。
Örnek: İncil'de açıkça "yanlış tanıklık yapmamalısın" der.慈運理的主張是「凡聖經沒有說的就不要去做」 。
Ben sizi böyle görüyorum ve size böyle tanıklık ediyorum, siz de bana böyle tanıklık ediyorsunuz.이것은 너희를 위하여 주는 내 몸이니 나를 기억하여 이 예를 행하라."
Çünkü uyandıkları zaman kendilerine verilen bazı mesajların gerçekleşmesine tanık olduklarını iddia ederler.주나라 무왕(武王)이 기자(箕子)에게 선정(善政)의 방법을 물었을 때 기자가 홍범구주로 교시하였다고 전해지기도 한다.
Knut'un ölümüne yaklaşık 600 ila 700 hayvanat bahçesi ziyaretçisi tanık oldu.당시 약 600~700명 가량의 관객들이 크누트의 죽음을 목격하였다.
Görgü tanıklarına göre silahlı saldırganın sınıflarda ve koridorlarda rastgele ateş açtığını belirttiler.목격자들은 범인이 무차별적으로 교실과 복도에 대고 총을 쏴댔다고 진술했다.
İddia makamı kırk tane şahiti tanık kürsüsüne davet etti.상원 위원회는 32명의 증인에게서 증언을 채록했다.
Olayı görmeyene tanık (şahit) denilemez.견(見)이면서 지(智)가 아닌 것을 인(忍)이라고 한다.
Kendi vatandaşlarının Fransız askerlerine boyun eğdiğine tanık oluyordu.프랑스군에 의해 포위될 것이라고 느끼게 된 것이다.
İlgili Sayfalar