tanık ile cümle

tanık kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Olay sırasında birçok tanık şüpheliyi duymuştur ancak hangi dili konuştuğunu anlayamamıştır.Numeroși martori au auzit un suspect, deși nimeni nu este de acord cu privire la limba vorbită de acesta.
Arşiv ve Tanık) IV.1.IV și Preistorie).
Görgü tanıklarının birçoğu 182 ve 257 arasında Texianın hayatını kaybettiğini bildirdi.Martorii oculari au numărat între 182–257 texani uciși.
2 Eylül 1945 tarihinde, Japonyanın teslim olmasına tanık oldu.La 2 septembrie 1945, Japonia a capitulat.
Amerikan Karşıtı Faaliyetleri İzleme Komitesi'nce tanıklığına başvuruldu.S-a spus că Comitetul parlamentar pentru Activități Antiamericane l-a omorât pe Joe.
Ayrıca, 1968-1969 yılları arasında ODTÜ'de meydana gelen birçok eyleme ODTÜ rektörü olarak tanık oldu.Ediția 1968-69 vine și cu unele modificări de regulament.
Fakat burada bir büyücünün safkan bir iblise yükselmesine tanık olur.Toate merg bine până când un magician rival își face apariția.
Bu olaya tanık olan kimse yoktur ve olaydan 30 saat sonra ölmüştür.El/Ea spun că nimeni nu a murit la spectacolul acesta.. în ultima oră.
Daniel Nugent: Cinayet davasında Victor'a karşı bir tanık.Dan - este un avocat care lucrează la un caz împotriva lui Thomas Stubbs.
Aynı mahkemeye Amiral Milne de tanık sıfatıyla çağrıldı.De asemenea, Lady Milford Haven a apărut la proces ca martor.
Bazı tanıklar olduğunu umuyorum.Sper că au existat niște martori.
Herhangi bir tanık yoktu.Nu a existat niciun martor.
Görgü tanıkları yoktu.Nu au existat martori oculari.
Bir tanık mevcuttu.Un martor a fost prezent.
Bazı tanıkların belirttiğine göre Klaus Mann daha on iki yaşında iken her gün bir kitap bitiriyordu.A tizenkét éves Klaus Mann saját bevallása szerint naponta egy könyvet kiolvasott.
Olay sırasında birçok tanık şüpheliyi duymuştur ancak hangi dili konuştuğunu anlayamamıştır.Bár rengeteg tanú hallotta a gyanúsítottat, egyikük elmondása sem egyezik abban, milyen nyelven beszélt.
Çocukla yürürken, araştırmacılara, katilin ayrıntılı açıklamasını veren birkaç tanık tarafından görüldü.Néhány szemtanú, akik látták amint a fiúval sétált, elég részletes leírást adott róla a rendőrségnek.
Bölgedeki tanıklar, ordu saldırısına başladığı zaman kentin neredeyse boş olduğunu söyledi.Szemtanúk szerint azonban mire a hadsereg megkezdte a támadását, a város szinte teljesen kiürült.
1995 yılı My Dying Bride'ın bir sonraki albümüne tanıklık etti: The Angel and the Dark River.A következő nagylemez 1995-ben jelent meg The Angel and the Dark River címmel.
11 Eylül 2001 tarihinde kent Amerika tarihinin en büyük terör olayına tanık oldu.A 2001. szeptember 11-ei eseményeket megelőzően ez volt az USA történetének legsúlyosabb terrorcselekménye.
Bu bölümlerde onun dünyasına ve başından geçenlere tanık oluyoruz, olayları onun açısından görüyoruz.Megszoktuk, hogy a világot a dolgok terének lássuk, és a dolgok szemszögéből nézzük.
Savaştan sonra Nürnberg mahkemelerinde tanıklık yaptı.A háború végén Nürnbergben bíróság elé állították.
Şarm El-Şeyh hiç ölüme olayına tanıklık etmemişti ve orada çok az sorun çıkmıştı.Sarm es-Sejkben a tüntetéseknek nem volt halálos áldozata, csak kisebb összetűzések alakultak ki.
Ardından Düşes'in aşçısı ikinci tanık olarak davet edilir ve çöreklerin neyden yapıldığını anlatmaya başlar.Eközben Joe feleségét túszként fogva tartják, hogy minden úgy történjen, ahogy megbeszélték.
Görgü tanıklarına göre yanan uçaktan kaçabilmek için ölümüne atlamışlardır.Szemtanúk arról számoltak be, hogy a gép lezuhanása előtt kigyulladt.
Büyükbabası 1906 San Francisco depremine tanık olmuştur.A helyszínen élte át az 1906-os San Franciscó-i földrengést is.
Arşiv ve Tanık) IV.1.1. század Xeniadész (i. e.
Tanıklar doğruyu söyleyeceklerine yemin ederler.Todistajat vannovat valan, jonka mukaan he todistavat totuudenmukaisesti.
19. yüzyıl İsveç ile Norveç'in birleşmesine tanıklık etti.1800-luvulla Norja oli unionissa Ruotsin kanssa.
75. doğum gününde Hindistan'ın bağımsızlığına tanık olur.Valinta liittyi Suomen itsenäisyyden 75-vuotisjuhlavuoteen 1992.
Willow aynı sahnenin pek çok kez yaşandığına tanık olur.Starly esiintyy sarjassa lukuisia kertoja.
Halk öyküleri toplumların sosyal konumlarına göre değişik yapılanma evrelerine tanık olmuştur.Näyttelijät ovat muuttuneet selvästi yhteiskunnan yleisten trendien mukaisesti.
2008 yılında yayımlanan "Der Letzte Zeuge" ("Son Tanık") isimli anılarını yazdı.Misch kirjoitti muistelmistaan kirjan Der letzte Zeuge (The Last Witness), joka julkaistiin vuonna 2008.
Sıklıkla gözlemleri, olaylara kendi tanıklığı olarak deneyimlerine dayanır.Hänen kirjoituksensa perustuivat useimmiten hänen omiin silminnäkijähavaintoihin eri tapahtumista.
Sabra ve Şatilla Katliamı'na bizzat tanıklık etti.Myöhemmin hän oli osoittamassa mieltään Sabran ja Shatilan verilöylyjä vastaan.
Görgü tanıklarına göre yanan uçaktan kaçabilmek için ölümüne atlamışlardır.Tykkimies sai surmansa juostessaan pakoon lentokoneen rynnäköidessä tielle.
Görgü tanıklarına göre silahlı saldırganın sınıflarda ve koridorlarda rastgele ateş açtığını belirttiler.Poliisiasiakirjojen mukaan ampuja alkoi sattumanvaraisesti tulittamaan läheisiä rakennuksia ja ihmisiä.
Çılgın olayın sonunda tanık köyüne geri döner.Paluumatkallaan hän joutuu erään kolarin todistajaksi poliisiasemalle.
Tanıklar doğruyu söyleyeceklerine yemin ederler.Με τον όρκο αυτό πιστοποιούσαν ότι θα έλεγαν την αλήθεια.
Duruşmalarda tanıklık yapması için Nürnberg'e getirildi ve Kasım 1946'da serbest bırakıldı.Στάλθηκαν στην Νυρεμβέργη για να δικαστούν και αφέθηκαν ελεύθερες τον Νοέμβριο του 1946.
Muhtemelen bu olaya tanıklık etmişti.Ίσως πρόκειται για μάρτυρα ο οποίος μιλάει.
Tanıklık gönüllü ya da yasa zoruyla yapılabilmektedir.Η συμμετοχή στη διαμεσολάβηση μπορεί να είναι εκούσια ή υποχρεωτική από το νόμο.
İtalya, anarşistler ile faşistler arasındaki ilk çatışmalara tanık oldu.Οι πρώτες συγκρούσεις μεταξύ αναρχικών και φασιστών σημειώθηκαν στην Ιταλία.
Tanık olarak konuşan bir doktor Emily'nin epilepsi ve psikoz rahatsızlığının olduğunu söyler.Ένας ψυχιατρικός νοσηλευτής ρωτά την Έμιλυ πως αισθάνεται.
Gandalf'ın balrog ile karşılaşmasına tanık oldu.Στην φυγή τους συναντάν τον Μπάλρογκ.
Çılgın olayın sonunda tanık köyüne geri döner.Το βιβλίο τελειώνει με την ομάδα των φοιτητών να επιστρέφει στα σπίτια τους.
Bu ölüme tanık olanlar için olağanüstü bir durumdur.Αυτή είναι πολλή προώθηση για ένα νεκρό άνδρα.
Askeriyede geçirdiği kısa zamanında çok şey deneyimledi ve savaşın sarsıcı etkilerine tanıklık etti.I sin korte tid i militæret oplevede han meget og var vidne til krigens konsekvenser.
Tanık uzaylıların yoğun şiveli bir Çince konuştuğunu fark eder.I filmen tales sproget af en art rumvæsener kaldet klingonere.
Bununla birlikte, onun için tanıklık etmesine yardımcı olanların çoğu serbest bırakıldılar.I de fleste sager er de tiltalte blevet frifundet.
Mahkeme aşamasında beş tanık katili teşhis etti.50 vidnede mod hende i retssagen.
Güvenlik güçleri protestoculara saldıran vatandaşların bu iş için günlük ücret aldıklarına tanık olmuştur.Kvinderne, der deltog i demonstrationen, kæmpede for lige løn.
Görgü tanıkları denize dökülen bahriyelilere Rusların merhamet etmediğini söylüyorlardı.Og der blev holdt skarpt øje med de russiske servitricer, der serverede for søfolkene.
Birkaç tanık, Lisbet tarafından yapılan tedaviden sonra daha iyi olduklarını iddia etti.Flere av vitnene hevdet at de var blitt bedre av Lisbets behandling.
Ben sizi böyle görüyorum ve size böyle tanıklık ediyorum, siz de bana böyle tanıklık ediyorsunuz.Den skal være vitne mellom meg og deg.»
Görgü tanıkları bir suça tanıklık ettikten sonra olay sonrası bilgileriyle karşılaşabilirler.Etter partene føres eventuelle vitner.
Lisbet, tanıkların ifadesine göre, 1640'lardan beri şifacı olarak ün yapmıştı.Ifølge vitneutsagnene hadde Lisbet hatt ry som helbreder helt fra 1640-årene.
Görgü tanıkları da polisin bazı geçiş noktalarını kapattığını anlattı.Vitner påpekte for politiet at hun hadde en noe vrikkende gange.
Birleşmiş Milletlerin bir raporuna göre ise tanık olunan en küçük yaş 7'dir.Sistnevnte var med sine 17 år ekspedisjonens yngstemann.
Arşiv ve Tanık) IV.1.Typografi og skrift (1. utg.).
İlgili Sayfalar