tanık ile cümle

tanık kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Gandalf'ın balrog ile karşılaşmasına tanık oldu.Gandalf wist de Balrog te verslaan.
Görgü tanıkları da polisin bazı geçiş noktalarını kapattığını anlattı.Zijn vriend stelt dat het tijd werd dat de politie ook eens iets deed.
Savaş sonrası Japonya büyük bir ekonomik mucizeye tanıklık etti.In de naoorlogse decennia kende Mexico een stabiele economische ontwikkeling.
Ve aynı zamanda çok zırvalıklar ve çok kötü şeylere de tanık oldum.Tevens komen er ook veel actie en duistere thema's voor.
Kazanın tanıklarıydık.Wij waren getuigen van het ongeluk.
Bennett Şah ile ilk karşılaşmasından Tanık (1974) adlı otobiyografisinde bahseder: Başlangıçta ihtiyatlıydım.Swoje pierwsze spotkanie z Shahem Bennett opisał w autobiografii Witness (1974): „Na początku byłem nieufny.
Allah yüceliğini ebedi kılsın; güzel huyları, olgunluğuna tanıktır.Ukazywanie przez Boga oblicza było znakiem jego łaskawości, przychylności i błogosławieństwa.
Kilise çok sayıda tarihî olaylara tanık oldu.Zamek był świadkiem wielu wydarzeń historycznych.
75. doğum gününde Hindistan'ın bağımsızlığına tanık olur.Zbliża się 50. rocznica uzyskania niepodległości przez Indie.
Sandeep'in annesi buna tanık olmuştur.Dowiaduje się o tym matka Mirka.
Görgü tanıkları bazı saldırganların Mısır Ordusu Üniforması giydiğini belirttiler .Według świadków napastnicy byli ubrani w wojskowe mundury.
Amerikan Karşıtı Faaliyetleri İzleme Komitesi'nce tanıklığına başvuruldu.Zostaje za to postawiony przed Komisją ds. Badania Działalności Antyamerkańskiej.
Akademik bir araştırmadan çok tanıklık ettiği olaylar ve duyduğu bazı şeyleri anlatıyor.Zostawiają zawsze jednego żywego świadka, aby opowiedział o tym, co zobaczył.
Olay tanıkları da kayıt altına alınabilmektedir.Dokument podpisują także świadkowie.
Atasözleri, bir düşünce açıklanırken ya da savunulurken tanık olarak da gösterilirler.Może to być irytujące, gdy podczas wystąpienia mówca coś prezentuje lub pokazuje.
11 Eylül 2001 tarihinde kent Amerika tarihinin en büyük terör olayına tanık oldu.11 września 2001 roku miał miejsce największy jak do tej pory zamach terrorystyczny w historii świata.
"Bu yıl bir dizi korkunç olaya tanık oldu.W tym okresie miasto było świadkiem wielu istotnych wydarzeń.
Tanık bir yalan makinesiyle sorguya çekilip onun her şeyi doğru söylediği tespit edilir.Wykrywacz kłamstw – jak sprawdzić czy ktoś kłamie?.
Gandalf'ın balrog ile karşılaşmasına tanık oldu.Stąd też Gandalf strącił Balroga.
Görgü tanıklarının ifadelerine göre çatışmalar yaklaşık yarım saat sürdü.Świadkowie donieśli, iż atak trwał 30 minut.
Savaştan sonra Nisan 1946'da Nürnberg Uluslararası Askerî Ceza Mahkemesi'nde tanık oldu.W 1946 roku Paulus zeznawał jako świadek w Międzynarodowym Trybunale Wojskowym w Norymberdze.
Olay sırasında birçok tanık şüpheliyi duymuştur ancak hangi dili konuştuğunu anlayamamıştır.Flertalet vittnen berättar att de hört en misstänkt, men ingen är överens om vilket språk som talats.
Himmler ile 1941 yılında Minsk'teki Yahudi esirleri arasında bir infaza tanık olduğunu söyledi.I augusti 1941 bevittnade Himmler en massarkebusering av judar i Minsk.
Tarihe Tanıklık.Falskt vittnesbörd.
Fakat o da iyi tanıklık yapamaz.Hon lyckades dock inte utverka någon audiens.
Savaş sonrası Japonya büyük bir ekonomik mucizeye tanıklık etti.Efter ockupationens avslutande genomförde Japan en anmärkningsvärd ekonomisk återhämtning.
Bu savaş kıta üzerinde ilk süpersonik hava muharebesine tanık olmuştur.Det är natten före den första atombombstestet.
Bazı askerler silahsız mahkûmların infaz edildiğine tanık olduklarını belirttiler.Vittnen sade, att han var obeväpnad.
Tanıklar doğruyu söyleyeceklerine yemin ederler.Svor svaranden inte eden ansågs skulden vara bevisad.
Bununla birlikte, onun için tanıklık etmesine yardımcı olanların çoğu serbest bırakıldılar.Många av vittnena var beredda att ge sina liv för sitt vittnesbörd.
Daniel Nugent: Cinayet davasında Victor'a karşı bir tanık.Var sakkunnigt vittne som vittnade för Phil Spector vid hans mordrättegång.
Magda ve Joseph 1931 yılında Adolf Hitler'in tanıklığında evlenmişlerdi.Paret gifte sig 1931 med Adolf Hitler som bröllopsvittne.
"Bu yıl bir dizi korkunç olaya tanık oldu.Flera spännande saker skedde det här året.
Büyükbabası 1906 San Francisco depremine tanık olmuştur.1906 - Jordbävningen i San Francisco 1906 inträffar.
Kendi katilini bulmaya çalışıyor Joy Foster (seslendiren Cassidy Lehrman) Ronan'ın cinayetine tanık kız .Han är på jakt efter sin fru Catherines (Jorja Fox) mördare.
1998-2006 dönemi Somali sınırları içinde birkaç özerk yönetimin ortaya çıkmasına tanıklık etmiştir.Under perioden 1998–2006 utropades flera autonoma områden inom Somalia.
Livorno, 1921'de İtalyan Komünist Partisi'nin (PCI) doğuşuna da tanıklık etti.Antonio Gramsci deltog 1921 i bildandet av Italienska kommunistpartiet (Partito Comunista Italiano, PCI).
Tanıklar doğruyu söyleyeceklerine yemin ederler.Водою клянуться, її закликають в свідки.
Görgü tanıklarının birçoğu 182 ve 257 arasında Texianın hayatını kaybettiğini bildirdi.Інші очевидці вважали, що загинули від 182 до 257 техасців.
Kilise çok sayıda tarihî olaylara tanık oldu.Церква була свідком багатьох подій.
Görgü tanıklarının ifadelerine göre çatışmalar yaklaşık yarım saat sürdü.Згідно свідчення місцевих жителів, атака тривала 12 годин.
Bu görgü tanıklarının geminin su üzerinde ikiye ayrıldığı ifadelerini doğruluyordu.Екіпаж спробував приховати реальні факти того, що відбувається на борту.
Arşiv ve Tanık) IV.1.Досліди і матеріали (серія 1, ч.
Çılgın olayın sonunda tanık köyüne geri döner.Перечекавши черговий напад, мешканці поверталися додому.
Amerikan Karşıtı Faaliyetleri İzleme Komitesi'nce tanıklığına başvuruldu.Там він давав свідчення на засіданні Американського слідчого комітету.
Ancak 1945'te Müttefikler tarafından yakalanarak Nürnberg Mahkemesi'nde tanık olmaya zorlandı.У 1946 році заочно засуджений до страти Нюрнберзьким трибуналом.
Tom bir tanıktı.Том був свідком.
Görgü tanıklarına göre sivillere ateş açmayı reddeden askerler Suriye Ordusu tarafından infâz edilmiştir.Několik vojáků, kteří odmítli střílet do civilistů bylo syrskou armádou popraveno.
Örnek: İncil'de açıkça "yanlış tanıklık yapmamalısın" der.Ještě zřetelněji to vyjadřuje Bible: Nepřidáš se k většině, když páchá zlo.
Erkeklerinizden iki kişiyi de tanık tutun.Ty dva z vás, kteří se toho dopustí, potrestejte!
İşte ikilinin bu sohbetlerine gizlice tanıklık edenler doktorun da hasta olduğu düşüncesine kapılır.Těmito zpaměti kreslenými díly chtěl i přesvědčit lékaře o navracejícím se zdraví.
Büyük jüri, belgelerin mahkemeye ibraz edilmesini ve tanıkların yeminli ifade vermelerini zorunlu kılabilir.Přísaha měla proběhnout před očima smírčího soudce podepsáním dokumentu o spojenectví.
2 Eylül 1945 tarihinde, Japonyanın teslim olmasına tanık oldu.2. září 1945 kapitulovalo Japonsko.
Yani bu durumda 8.çocuğun da bu savaşa tanık olduğunu söylemek doğru olur muydu?Jak vysvětlit osmiletému klukovi, že má tátu nenávidět?
Büyükbabası 1906 San Francisco depremine tanık olmuştur.1906 – San Francisco bylo zničeno zemětřesením.
Ve aynı zamanda çok zırvalıklar ve çok kötü şeylere de tanık oldum.Současně také přišla spousta nových lepidel a tmelů.
Çoğu zaman yeminli tanıkların ifadeleri de kanıt sayılır.Někdy mluvíme také o ilokuční síle dané výpovědi.
Fakat burada bir büyücünün safkan bir iblise yükselmesine tanık olur.Existují zde samozřejmě kouzla určená k přivolávání příznivého větru.
Sıklıkla gözlemleri, olaylara kendi tanıklığı olarak deneyimlerine dayanır.Adeseori, observațiile sale s-au baza pe propria experiență ca martor ocular al evenimentelor.
Örnek: İncil'de açıkça "yanlış tanıklık yapmamalısın" der.Un alt exemplu: Biblia afirmă că este fără erori.
İlgili Sayfalar