tanık ile cümle

tanık kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
İbrahim Sadri bu dönemin kuşağına ve yaşadıklarına tanıklık etmek istediğini sık sık belirtmiştir.Sheppard lui rétorqua qu'il repensait souvent à ce qui s'était passé ce jour-là.
2 Eylül 1945 tarihinde, Japonyanın teslim olmasına tanık oldu.Le 2 septembre 1945, le Japon signe officiellement sa capitulation.
Görgü tanıklarına göre yanan uçaktan kaçabilmek için ölümüne atlamışlardır.Des témoins ont signalé avoir vu des flammes s'échapper des moteurs de l'avion lors du décollage.
Büyükbabası 1906 San Francisco depremine tanık olmuştur.San Francisco à la suite du tremblement de terre de 1906.
Hiç tanık yok.No hay ningún testigo.
Çünkü uyandıkları zaman kendilerine verilen bazı mesajların gerçekleşmesine tanık olduklarını iddia ederler.Y después de enumerar los versos remataban con el pregón: «¡Los versos!, ¡Los versos!»
Duruşmalarda tanıklık yapması için Nürnberg'e getirildi ve Kasım 1946'da serbest bırakıldı.Fueron llevadas a Núremberg para testificar en los juicios, siendo liberadas en noviembre de 1946.
Bellick gardiyanların odasının altındaki tünelde tuzağa düşmüştür ve kaçışa tanık olur.Bellick queda atrapado en el túnel bajo la caseta de los guardias y es testigo de excepción de la fuga.
Carnero işlerini biran önce bitirmek istemektedir ve Czipra'yı bir bilgili tanık olarak çağırır.El comisionado le sugiere que siga adelante con el trabajo y llame a Czipra como testigo.
Amacı o tanıklığını romanıyla yansıtmaktır.Dicho rito tiene como objetivo la resurrección de su señor.
Ben sizi böyle görüyorum ve size böyle tanıklık ediyorum, siz de bana böyle tanıklık ediyorsunuz.Veníos con toda brevedad: de mí seréis bien mirados, y aprovechados.
George Orwell bunlara tanık olanlardan biriydi.George Eliot fue una de ellas.
Sıklıkla gözlemleri, olaylara kendi tanıklığı olarak deneyimlerine dayanır.A menudo, sus observaciones se basaron en sus experiencias como un testigo ocular de los hechos en cuestión.
Allah yüceliğini ebedi kılsın; güzel huyları, olgunluğuna tanıktır.Alá me ha otorgado el bien y me honró, seguramente hay un gran bien con Alá.
Görgü tanıklarının ifadelerine göre çatışmalar yaklaşık yarım saat sürdü.Según contó la prensa la matanza ocurrió durante por lo menos una media hora.
İdama tanıklık eden Lilly, Meghan ile birlikte hapishaneye ulaşır.Lilly, que es testigo de la ejecución, llega a la prisión con el cuerpo inerte de Meghan.
Mahkeme aşamasında beş tanık katili teşhis etti.Hay que recordar que durante la instrucción solo cinco testigos habían declarado por este caso.
Gandalf'ın balrog ile karşılaşmasına tanık oldu.Allí se unen a Gandalf mientras se enfrenta al Balrog.
Görgü tanıklarına göre sivillere ateş açmayı reddeden askerler Suriye Ordusu tarafından infâz edilmiştir.Muchos soldados que se negaron a disparar contra civiles fueron ejecutados por el ejército.
Yoldaşlarının kaderine tanık olan diğer birimler derhal kaçmaya başladı.Al ver el destino de sus compañeros, las siguientes unidades inmediatamente escaparon.
Görgü tanıklarınca kurtulmayı denemediği ve can yeleğini de giymediği belirtilmiştir.También están autorizados a descubrirse, es decir a no utilizar su gorra.
Kültün coğrafi genişlemesine tanıklık eden bu yapılardan bazıları günümüzde halen görülebilir durumdadır.Algunas de las diferencias dialectales que aparecen en esta obra todavía se pueden observar en la actualidad.
Kelime-i Şehadet bu tanıklığın dille açıklanması anlamına gelmektedir.Fuele dicho que diga en particular lo que dizen los testigos.
Boşnak soykırımına tanık oldu.Véase Comisión por omisión.
Tanıklar doğruyu söyleyeceklerine yemin ederler.Leo entonces juró que lucharía para descubrir la verdad.
Görgü tanıklarına göre yanan uçaktan kaçabilmek için ölümüne atlamışlardır.Los testigos relataron que un ala se desprendió del avión en vuelo.
Bu devir aynı zamanda metalürjik üretimde bir artışa da tanıklık etti.Así mismo, esta edición presentó un avance histórico en la metatrama.
Tanık ya da şahit, gördüğünü veya bildiğini anlatan kimse.¿Quién vio, oyó y entendió?
Hiç tanık yok.Non ci sono testimoni.
Dal (12 Eylül'ün İşkence Merkezi) adlı kitapta dönemin tanıklıklarına yer verilmiştir.Sono riprese le vicende narrate nel libro La nave della magia, a distanza di qualche settimana.
Bununla birlikte, onun için tanıklık etmesine yardımcı olanların çoğu serbest bırakıldılar.In ogni caso, molti di coloro che aveva aiutato testimoniarono in suo favore e venne rilasciato.
Temmuz 1947 yılında suçlanan eski Devlet Bakanı Franz Schlegelberger için bir tanık olarak ortaya çıktı.Nel luglio 1947 testimonia nel procedimento contro l'ex Segretario di Stato Franz Schlegelberger.
Sabalom Glitz ve Mel Doktor'un savunma tanıkları olur ve Konsey'in eylemlerini Doktor'a bildirirler.Sabalom Glitz e Mel vengono chiamati come testimoni della difesa per il Dottore.
Benjamin Radford'a göre hikâye, görgü tanıkları, incelemeler ve adlî delillerle çürütülmüştür.Secondo Benjamin Radford, la vicenda è stata «smentita dai testimoni, dalle indagini e dalle prove forensi.».
İşe başladığı ilk gün hastalardan birinin intiharına tanıklık eder.Nel suo primo giorno di servizio si trova a lavorare all'omicidio di un bambino.
Tanıklar doğruyu söyleyeceklerine yemin ederler.Non giurano: la parola è sufficiente.
Bu devir aynı zamanda metalürjik üretimde bir artışa da tanıklık etti.In tempi più recenti tale processo si è esteso anche nel settore dei materiali metallici.
Sabi Dönemi’nde Baekje kültürü Budizm’in büyüdüğüne tanık oldu.Il periodo Sabi testimoniò il fiorire della cultura Baekje, di pari passo con la crescita del Buddhismo.
On ikinci yüzyılda, saf filozofinin baş tacı edilişine tanıklık eder.Il XII secolo vide l'apoteosi della filosofia pura.
Kendi vatandaşlarının Fransız askerlerine boyun eğdiğine tanık oluyordu.La loro sicurezza venne garantita dai militari francesi.
Gerekli görürse duruşma yapar, tanık dinler, soruşturma ve araştırma yapar.Questo comitato può chiamare e udire testimoni, condurre ricerche e prendere visione di documenti.
Otto Fibonacci Abruzzi aleyhinde tanıklık etti.Prime informazioni su Fibonacci a John Abruzzi.
Sandeep'in annesi buna tanık olmuştur.Anche la matrigna di Sandra viene uccisa.
Polis tanıkları korudu.Полицейский защищал свидетеля.
Tanıklar doğruyu söyleyeceklerine yemin ederler.Они поклялись ему в том, что сдержат данное слово.
Tanıklar Jones'un öldüğü gün göğüs ağrısı şikayeti olduğunu belirtmişlerdir.Свидетели говорят, что в день смерти Джонс жаловался на боль в груди.
Görgü tanıklarının birçoğu 182 ve 257 arasında Texianın hayatını kaybettiğini bildirdi.Другие очевидцы считали, что погибли от 182 до 257 техасцев.
Sandeep'in annesi buna tanık olmuştur.Мать Сандипы была свидетелем аварии.
Duruşmalarda tanıklık yapması için Nürnberg'e getirildi ve Kasım 1946'da serbest bırakıldı.Они были доставлены в Нюрнберг для дачи показаний, и в ноябре 1946 года наконец отпущены.
Meymûn dedi ki: Ömer'e hançerlediği sırada tanık oldum.Он ответил: «Я не видел никого более знающего, чем аз-Зухри».
Ödüllü dizi Band of Brothers'ta bu sefer bu zor duruma tanık olacağız.На сей раз в записи примет участие Пражский симфонический оркестр.
Bu durumda işkencenin kanıtlanması için şahitlerin tanıklık etmesi gerekmektedir.При этом для осуждения человека требовались свидетельство очевидца.
Louvre'u ziyaret etmek için Paris'e geldiğinde, pek çok ressamın eski ustaları taklit ettiğine tanık oldu.В Париже посещал Лувр с целью копирования картин старых мастеров.
Ancak görgü tanıkları çok büyük sayı aktarmaktadırlar.Другие учёные дают большие числа.
Tanık olarak verdiği ifadede görgüye dayalı tanıklık değil, bilirkişi gibi konuşmuştur.Свои слова он расценил не как оскорбление, а констатацию факта.
Muhtemelen bu olaya tanıklık etmişti.Вероятно, тогда же была сослана.
Olaylar geliştikçe gerçek baba üvey babanın eski bir arkadaşını öldürmesine tanık olur.Там они становятся свидетелями самоубийства старого офицера.
Arşiv ve Tanık) IV.1.История (IV, 13).
Tanıklık: Tanıklıklar alakalı veya alakasız alıntılardır.Тест состоит из утверждений, с которыми надо либо согласиться, либо нет.
Barok dönemi ayrıca müzik teorisinin öneminin artışına tanıklık etmiştir.В эпоху барокко наблюдался подъём интереса к теории музыки.
İlgili Sayfalar