tanışmak ile cümle
tanışmak kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
Bu normal denilen sıkıcı kişiler var olsalardı, siz onlarla tanışmak ister miydiniz? kahkahalar(Laughter) I don't think so.
Ben böyle bir adamla tanışmak isterdim.I wish I could meet a guy like that.
Mahallenizdeki komşularınızla tanışmak için bir sebep.It's a reason to meet your neighbors throughout your community.
Sonra onun babası ve kardeşi ile tanışmak için gittim, ve "Bu parayı size vereceğiz.So I went and met with his brother and father and said, "We're going to give you this money.
Ama aynı zaman buraya taşındı çünkü kendi yaptığı işi yapan insanlarla tanışmak istiyordu.But he also moved here to meet other people doing what he's doing.
Herkes birbiriyle gerçek hayatta mı tanışmak zorunda?Got to know each other IRL? What is that?
Tony'yle tanışmak için seni Broadmoor'a sokmayı denememizi ister misin?" dedi.Do you want us to try and get you into Broadmoor to meet Tony?"
Seninle tanışmak büyük bir ayrıcalık, onur duydum.Well, it's an honor and a privilege to meet you.
Ve Orta Doğu'da filmi gösterdiğimde insanlar dedi ki -- onlar Josh'la tanışmak istedi.And when I showed the film in the Middle East, people wanted to meet Josh.
Sizinle tanışmak çok güzeldi... ...Doktor.Well, it sure was nice to meet you...Doctor.
Frederick Douglass' la tanışmak nasıl olurduWhat would it be like to meet Frederick Douglass?"
Avukatımla tanışmak ister misin?Do you want to meet my lawyer?
Bende Başbakanımla tanışmak zorundaydım.I had to meet my Prime Minister.
Yoga vücudunuzu tanımada ve çevrenizdeki kadınlarla tanışmak için iyi bir fırsat.It can be a really great way to get to know your body and meet other women in your community.
Eğer benimle tanışmak isterseniz, bahçeye gelin küreğinizle beraber, böylece birşeyler dikebiliriz.If you want to meet with me, come to the garden with your shovel so we can plant some shit.
Sizlerle bu şekilde tanışmak için çok uzaktan geldim.I have come from so far to meet you like this.
Beyaz atlı prensimizle tanışmak hepimizin dileği Bunda utanacak ne var? Haklısın !It's just normal to want to meet our Prince Charming what's so funny? that's right!
Onunla tanışmak istiyorsan, işte tuvalet.If you want to meet him, there's the john.
Seninle tanışmak bir şereftir.It's an honor to meet you.
Seninle tanışmak isteyen biri var getirinThere're a few people who'd like to meet you Come out
Ve sizinle tanışmaktan onur duyuyorum, Birleşik Krallığın ve bu dünyanın yarınki liderleriyle.And I'm honored to meet you, the future leaders of Great Britain and this world.
Varsayalım. insanlarla tanışmak için seviyorum.Suppose to meet people they love. It just happened to us.
"Ben, eşim, Sayın Wooster tanışmak istiyorum."I want you to meet my husband, Mr. Wooster.
"Bu durumda ben arkadaşlarınızın tanışmak için memnun olacaktır.""In that case I shall be glad to make the acquaintance of your friends."
Doğrusu ben de sizinle tanışmak istiyordum.Actually, I wanted to meet with you, too.
Yeryüzünden bizim arkadaşımız olan kişiler, sizinle tanışmak istiyor.Our friend on Earth would very much like to meet you.
Sizinle tanışmak istiyorduk.He wants to meet with you
Ben bir eşkıya ile tanışmak istemiyorum.I don't want to befriend a bandit
Hep sizinle tanışmak istemişimdir.I've always wanted to meet you
Seninle daha iyi şartlarda tanışmak isterdim.There's a person you might want to meet
Sizinle tanışmak isteyen biri var.There is somebody who wants to meet you, President.
Yeni bir kültürle tanışmak da bana karşılaştırmalı okuma alışkanlığını kazandırdı.Encountering a new culture also started my habit of comparative reading.
Belgrad'ın son filozoflarıyla tanışmak için bir taksi çevirinTo find Belgrade's last philosophers, hail a taxi
Yine de, farkındayken tanışmak isteyeceğiniz en tatlı, en parlak gözlü adamdı.Yet, when he was cognizant, he was the sweetest, bright-eyed guy you'd ever want to meet.
Başlangıçta onunla tanışmak istemiyordu ama 1997'de kabul etti.Initially, she was not willing to meet him, but in 1997 she agreed.
Ayrıca şarkının sonu, Sophie'nin babasıyla ne kadar tanışmak istediğini yansıtıyor.Also, the end of song reflects on how much Sophie wants to meet her father.
Wiedemann ile tanışmak için Kiel'e gitti, Kiel'de Heinrich Boie ile de tanıştı.He went on to Kiel to meet Wiedemann, He also met Heinrich Boie in Kiel.
Hep seninle tanışmak istemiştim.Ich wollte dich immer treffen.
Her zaman seninle tanışmak istemiştim.Ich wollte dich immer treffen.
Bu kızla tanışmak için sabırsızlanıyorum.Ich kann es gar nicht erwarten, dieses Mädchen kennenzulernen.
Onunla tanışmak isterim.Ihnen möchte ich begegnen.
Ardından gerillalarıyla tanışmak için dağdaki eğitim kampına doğru yol alır.Später besucht er die Bergschule, um selbst Steiger zu werden.
Gerçekten olgun bir bayanla tanışmak isterdim.Je voulais rencontrer une femme vraiment mature.
Kızlarla tanışmak zordur.Rencontrer des filles est difficile.
Diğer yolcularla tanışmak amacıyla yolculuk yapıyor.Il voyage dans le but de rencontrer d'autres voyageurs.
Tom kütüphanede seninle tanışmak istedi.Tom voulait te rencontrer à la bibliothèque.
Onunla tanışmak isterim.Il veut la rencontrer.
İnsanlar müzikle erken yaşlarda tanışmaktadırlar.Les enfants sont initiés très tôt à la musique.
Onunla tanışmak istiyorum.Quiero conocerla.
Küçük erkek kardeşinle her zaman tanışmak istedim.Siempre he querido conocer a tu hermano menor.
Erkek çocuklarla tanışmak zordur.Es difícil conocer chicos.
Her zaman Tom'la tanışmak istedim.Siempre quise conocer a Tom.
Tom'la tanışmak istediğini düşündüm.Pensé que querías conocer a Tom.
Onunla tanışmak istiyor musun?¿Quieres conocerla?
Neden Tom'la tanışmak istiyorsun?¿Por qué quieres conocer a Tom?
Sanırım Tom'la tanışmak istiyorum.Creo que quiero conocer a Tom.
Tanışmak için atılan ideal mesaj sence nasıl olmalı?¿Cuál crees que debería ser el mensaje ideal para conocer a alguien?
İzlemek değil tanışmak için".«Visitar para conocer.
Onunla tanışmak isterim.Encantada de conocerte.
Tanışmak istediğim kişi sensin.Sei tu la persona che volevo incontrare.