Ana içeriğe geç
Sözlük

tamir ile cümle

tamir kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
1841 senesinde Mevlevîhâne tekrar tamir görmüştür.1840—41-ben újfent Győrbe került.
Özel yetenekleri tamirdir.Specifikus képességeket fejlesztenek.
Danielle kırık bir müzik kutusunu Sayid'e gösterir ve Sayid de onu tamir edebileceğini söyler.Miután odaadja Danielle-nek az immáron működő zenélő dobozt, Sayid engedélyt kér a távozásra.
Rusçuk Valiliği sırasında, Demir Hasan Pehlivan Tekkesi'ni tamir ettirmiştir.Az orosz fennhatóság időszakában a Besszarábiai kormányzóság Izmaili járásához tartozott.
Temmuz 1828'de tamir ettirilmiştir.Ezt 1882. július 17-én nyitották meg.
Savaşlarda harap olan kanalları ve çiftlikleri tamir etti.Hän rakennutti kanavia ja kunnosti sotien tuhoamia maatiloja.
Tamir için Wilhelmshaven'e gönderildi.Alus siirrettiin Wilhelmshaveniin korjattavaksi.
İtfaiye binası Olle Qvarnström tarafından tasarlanan yoğun genişletme, onarım ve tamirata maruz kaldı.Paloasemalle tehtiin laaja uudelleenrakentaminen ja laajentaminen, jotka suunnitteli Olle Qvarnström.
Otomotiv üreticisi DKW'de tamirci olarak çalıştı.Hän työskenteli mekaanikkona autojen valmistajana toimineelle DKW:lle.
Marangozluk ve ayakkabı tamirciliği gibi işlerde çalıştı.Hän teki myös suutarin ja puusepän töitä.
Kule, pek çok kez tamir ve restorasyona uğradı.Tornia on huollettu ja korjattu useasti.
Ashe ve kardeşi, tamirat işleri yapan babaları tarafından büyütüldü.Ashe ja hänen poikansa murhataan huumepomon käskystä.
İki uzay yürüyüşü gerçekleştirerek istasyonu tamir ettiler ve yörüngesini düzelttiler.Satelliitin järjestelmät korjattiin kahdella avaruuskävelyllä ja se palautettiin kiertoradalleen.
Kırılan, yarılan, dekore edilmesi gereken her şeyi tamir edebilir.Kaikki puulattiat, jotka voitiin korjata, korjattiin.
Araçları tamir edebilme yeteneğinin yanı sıra mühendis istediği yere patlayıcı yerleştirebilir.Jotta siltoja voi käyttää uudelleen pelaajan täytyy viedä insinööri sillan vieressä olevaan korjauskoppiin.
Kadınlar ayrıca balıkçılık yapan erkeklere ağları tamir ederek yardımcı olurlardı.Kalastusalueet voivat saada hoitaakseen myös kalavesien omistajille kuuluvia tehtäviä.
1960-1961 yıllarında da tamir görmüştür.Sitä laajennettiin vuosina 1960–1961.
Bunun dışında serfler, soyluların şato tamiri gibi işlerinde işçi olarak da çalışırlardı.Heidän oli oltava aatelismiesten tavoin valmiit ratsupalvelukseen verovapaiden tilojensa edestä.
Müteaddit zamanlarda tamir görmüştür.Se on korjattu muinaisina aikoina.
Mervan döneminden sonra yapılan en büyük tamirat olduğu belirtilir.Hondan moottorilla parhain tulos sitten sen paluun jälkeen.
Ve kısmen tamir edildi.Se on osittain suojeltu.
Kaleleri tekrar tamir ve inşa ettirdi.Säätiö on ylläpitänyt ja kunnostanut rakennusta.
Arabam şu an tamir ediliyor.Autoani korjataan juuri.
Ve kısmen tamir edildi.Έχει εν μέρει αποκατασταθεί.
Roma Panteonunun tanrılarına olan ilgisini gösterebilmek için 82 farklı tapınağı tamir ettirdi.Αναστήλωσε 82 ναούς για να αποδείξει έμπρακτα την ευσέβειά του στο ρωμαϊκό πάνθεον.
Daha sonra üçü birlikte uçağı tamir ederler.Έτσι, την επόμενη μέρα φεύγουν και οι τέσσερις με το αεροπλάνο.
Ofisindeki bozuk bir saati tamir etmiştir.Συντόνιζε όλα τα ρολόγια στο διαμέρισμα.
Savaştan sonra, şehrin sakinleri hızla bombalamadan kaynaklanan hasarları tamir etti.Μετά το τέλος του πολέμου επισκευάστηκαν οι ζημιές που προκλήθηκαν από τους βομβαρδισμούς της παλιάς πόλης.
Meteor S.p.A başlangıçta Amerikan Hava Kuvvetleri'nden artakalan uçakların tamiriyle başladı.Ως MQ σε αρχικά διαφόρων μη επανδρωμένων αεροσκάφων στρατιωτικής χρήσης της αμερικανικής αεροπορίας.
TJ: Araba tamircisi.Με όχημα τους T.
Sonraki yıllar yine birçok kez tamir ve bakım görmüştür.Στη διάρκεια των αιώνων πολλές φορές συχνά υπέστη ζημιές και επισκευάσθηκε.
1841 senesinde Mevlevîhâne tekrar tamir görmüştür.Τελικά το 1813 αποκαταστάθηκε στο αξίωμά του πλήρως.
Sadece gerekli tamiratları yapın lütfen.Κάντε παρακαλώ μόνο τις απαραίτητες επιδιορθώσεις!
Bisikletimin tamire ihtiyacı var.Το ποδήλατό μου χρειάζεται επισκευή.
Sayid ona inanmaz ve müzik kutusunu tamire devam eder.Sayid tror hende ikke, og fortsætter med at reparere boksen.
Danielle kırık bir müzik kutusunu Sayid'e gösterir ve Sayid de onu tamir edebileceğini söyler.Danielle viser Sayid en ødelagt musikboks, og han fortæller hende, at han vil reparere den.
Ayrıca DNA tamiri ve genetik rekombinasyonda kullanılırlar.De bruges også i DNA-reparation og genetisk rekombination.
Savaşlarda harap olan kanalları ve çiftlikleri tamir etti.Han genopbyggede kanalsystemet og skaffede såsæd og avlsdyr til de gårde, der var blevet ødelagt i krigene.
Tamir için Wilhelmshaven'e gönderildi.Wilhelmshafen var stærkt befæstet.
TJ: Araba tamircisi.21: Automekaniker.
Eskiden tamircilik yapıyordu.Tidligere arbejdede han som mekaniker.
Tamirci getirip tamir ettirilir.Her sælges og repareres magisk udstyr.
Tamir teknesi Vestal Arizona patladığı zaman onu çekiyordu ve ağır hasar aldı ve kıyıya çekildi.Værkstedsskibet Vestal, fortøjret langs Arizona, blev svært beskadiget og stødte på grund.
Ayrıca bir saat tamircisi ve saat koleksiyoncusudur.Øverst er der et ur og et klokkespil.
Nisan 2011'de yeni bir tamir süreci için kapatıldı.I 2011 blev en ny DNA-test afsluttet.
Eski okul binası tamir ettirilmiş ve çeşitli toplantılar için kullanılmaktadır.Nu er skolen solgt, og ombygget til lejligheder.
Tamir etmeye çalıştıkları soba ara sıra sorun çıkarmaya devam eder.Den sumpede byggegrund havde altid givet problemer, og nu er det igen nødvendigt at rette gulvet op.
Hatta tamir için eşya gerekiyorsa, bu eşyalar bulunup yerleştirilmelidir.Hvis dette er tilfældet, vil det også være nødvendigt at få denne fjernet, i forbindelse med retableringen.
Tamirci Manny'nin 7 tane aleti vardır.Megagametofytten har kun syv celler.
Savaşlarda harap olan kanalları ve çiftlikleri tamir etti.Han gjenoppbygde kanaler og gårder som var blitt ødelagt i krigene.
2007 yılından bu yana havaalanı tamir edildi ve genişletildi.Etter 2007 har flyplassen har blitt reparert og utvidet.
Sayid ona inanmaz ve müzik kutusunu tamire devam eder.Sayid tror ikke på henne, og fortsetter å reparer spilledåsen.
1990 yılı başlarında su sistemi yeniden tamir edilmiş, şimdi ise her evde su akmaktadır.Tidlig på 1990-tallet ble vannsystemet ombygget, og i dag har alle husholdningene innlagt vann.
Sayid telsizi tamir etmeyi başarır fakat yeterli bataryası yoktur ve sinyal alamamaktadırlar.Sayid tar radioen og fikser den, men den har hverken signal eller mye batteri igjen.
Tamir etmeye çalıştığı şeylerden pek bir hayır gelmez.Det hjelper ikke hva han gjør for å reparere skaden.
Roma Panteonunun tanrılarına olan ilgisini gösterebilmek için 82 farklı tapınağı tamir ettirdi.Han pusset også opp 82 forskjellige templer som viste hans omsorg for romersk religion.
Babası buzdolabı tamircisiydi.Isskap er forløperen til kjøleskapet.
Temmuz 1828'de tamir ettirilmiştir.Det ble opprettet i oktober 1828.
MÖ 165'te çıkan yangında hasar görmüş ve tamir edilmiştir.Den ble ødelagt av en brann en gang rundt 165 f.Kr., men reparert.
Fitch, silah tamirinde uzman birisidir.Helmatch er en disiplin i sporten skyting.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod