Küçük çapta motorbisiklet tamircisi mevcuttur.У маленькє американське місто приїжджає банда мотоциклістів.
Otomobil tamirini ve servisini bile bisiklet tüccarları yapmaktaydı.Особливо успішними були їхні таксі та торгові автомобілі.
Bu arada elinde çantayla tamirhanenin kapısında beliren Eşkıya Cumaliyi kurtarır.Цим ключем він завжди замикає у своєму депозитному сейфі банка щось дуже цінне для нього.
Services: Tamir ve tır geliştirme yeridir.І.Пулюя), його становлення і розвиток.
Bir kere kendisi kemanıyla düştüğünde kemanı kırıldı ve sonra yine tamir edildi.Одного разу він навіть зламав руку, але відразу ж вправив кістку, і перелом зник.
Bu elbise kendi kendini tamir edebilir ve şekil değiştirebilir.Форма сама по собі може бути змінена або модифікована.
Ağa Kapısı binası Yeniçeri Ocağı'nın kaldırılmasından sonra yeniden yapılırcasına tamir edildi.Крім того, було розбито вікна кафе після того, як їх відремонтували.
Çok emek ister, kolay zedelenir ama gene kolay tamir edilebilir.Збереглись вони погано, але цілком можуть бути реконструйовані.
Musluğu koparılmış iken tamir edilmiştir.Після реформації бічні вівтарі було прибрано.
1706 yılında Kethüda Gülnuş Hatun tarafından tamir ettirilmiştir.У 1708 році був заснований козачий хутір Калач.
Bu saat tamir edilmeli.Цей годинник треба відремонтувати.
Bunu tamir etmek imkansız.Це неможливо полагодити.
Bunun tamir edilebileceğinden eminim.Я певен, що це можна виправити.
Çiti tamir ettim.Я поремонтував паркан.
Sovyet üretim tesisleri 6 hafta içinde tamir edildi.Sovětské výrobní zařízení byly přestavěny nebo opraveny v průběhu šesti týdnů.
2000-2007 yıllarında yapılan çalışma ile köprü tamir edilerek koruma altına alınmıştır.V letech 1992–1993 došlo k opravě mostu.
Tamirci getirip tamir ettirilir.Stroj byl vyloven a opraven.
Kentte demiryolu tamir atölyeleri vardır.Ve městě byla zřízena opravna kolejových vozidel.
Sağlık evinin tamir edilmesi gerekmektedir.Vila se snad dočká opravy.
İsabet neredeyse geminin kıç tarafını kopartmıştı ve tamiratı 1942 baharına kadar tamamlanamadı.Zásah torpéda téměř odlomil celou záď lodi a opravy trvaly až do jara 1941.
18. yüzyılın ilk yarısında yapılmış ve 1865 yılında tamir edilmiştir.Postavena v 18. století, opravena v roce 1995.
Kamu işleri tamamlandı, tapınaklar inşa edildi ve duvarlar tamir edildi.V chrámech se opět začaly sloužit bohoslužby, cely byly opraveny.
Mihrabın iki tarafında bulunan bakır şamdanlar tamir senesinde konmuş olup üzerlerinde tarihleri vardır.Sídlo Březí (Žinkovy) leží na dvou katastrálních územích, a to Březí u Žinkov a Kokořov.
1960-1961 yıllarında da tamir görmüştür.Do provozu byla uvedena v letech 1960–1961.
Fitch, silah tamirinde uzman birisidir.Clark - Odborník na brokovnice.
Geary 24 saat içinde tamir edileceğini garanti eder.Potěr se líhne za 24 hodin.
Chewbacca ile gemiyi tamir etmeye çalışır.Loď vypravovala společnost Čechofracht.
Ve kısmen tamir edildi.Este parțial reconstruit.
Marangozluk ve ayakkabı tamirciliği gibi işlerde çalıştı.A lucrat pentru o vreme ca pantofar și frizer.
MÖ 165'te çıkan yangında hasar görmüş ve tamir edilmiştir.În 1635 a fost grav avariată de un incendiu și reconstruită.
Tersane gemilerin inşa ve tamir edildiği tesise verilen addır.Aici se realizează construcții și reparații de nave.
Hatta tamir için eşya gerekiyorsa, bu eşyalar bulunup yerleştirilmelidir.Și dacă zicem de casă, să știi că trebuie reparată.
Bilgisayarların bozulması yüzünden kayıt, tamirat yapılana dek ertelenmek zorunda kaldı.Calculatorul s-a stricat, înregistrările fiind amânate până când acesta s-ar fi putut repara.
Antika saatlerin tamiri üzerine ustalaştı.A perfecționat construcția orologiilor.
Ayrıca bir saat tamircisi ve saat koleksiyoncusudur.Are o aplicație de convertor și World Clock.
Silahların tamiri kolay ve ucuzdur.Procesul de fabricație este simplu și ieftin.
Arızalandıklarında, tamir edilmesi çok zahmetlidir.Dacă ceva este terminat greșit, ea repară foarte rapid.
Araba tamircisi olarak iş bulması bir yılını aldı.A întrerupt după un an cursul de calificare ca muncitor metalurgist.
Annesi bir hastanede hizmetli, üvey babası da televizyon tamircisiydi.Mama ei a fost asistentă la Urgențe în spitalul local.
Bu yapılan hataların tamir edilmesini engeller.Corecția erorii nu este posibilă.
18. yüzyılın ilk yarısında yapılmış ve 1865 yılında tamir edilmiştir.Ea a fost construită în secolul al XIX-lea, fiind finalizată în anul 1865.
Bu arabanın tamire ihtiyacı var.Această mașină are nevoie de reparație.
Bisikleti tamir etmem istendi.Am fost rugat să repar bicicleta.
Bisikleti tamir etmem istendi.Mi s-a cerut să repar bicicleta.
Bu kamerayı tamir edemeyeceğimizden emin misin?Ești sigur că nu putem repara acest aparat foto?
Bu kamerayı tamir edemeyeceğimizden emin misin?Ești sigur că nu putem repara această cameră foto?
Savaşlarda harap olan kanalları ve çiftlikleri tamir etti.Újjáépítette a csatornákat és háborúk során elpusztult vidéki birtokközpontokat.
Bu elbise kendi kendini tamir edebilir ve şekil değiştirebilir.Kérdés: önmagát megborotválhatja-e?
Kentte demiryolu tamir atölyeleri vardır.A városban jelentős vasúti javítóműhely működik.
Bozulmuş radyoları tamir etmekten de zevk alırdı.Ezt is hivatottak kiküszöbölni a légiszállítású rádiólokátorok.
Birimlerinizi tamir etmenin birçok yolu vardır ki bu yollardan biri Crawler'dır.Ennek feloldására több eljárás is létezik, az egyik ilyen megvalósítás a LORETA.
Makineyi tamir edip geri dönerler.Együtt megjavítják a gépet.
Eskiden tamircilik yapıyordu.Régen műkorcsolyázó volt.
Personel gemiyi tamir ederek tekrar yüzebilir hale getirir.Végül a legénységnek sikerül az űrhajót megjavítani.
Dünyanın en eski gemi tamir havuzu da bu şehirdedir ve bu havuz hala kullanımdadır.Itt üzemel a város legjelentősebb vállalata, a hajógyár, és itt található a flotta kiszolgáló bázisa is.
Marangozluk ve ayakkabı tamirciliği gibi işlerde çalıştı.Női fodrászként és maszkosként dolgozott.
Ayni donemde yanmış olan bazı mescitleri de tamir ettirmiştir.Égettek azonban mázas kiöntőcsöves korsókat is.
Sonrasında tamir edildi ve ordu topçu desteğini geliştirmek için kullanılıd.A hajót később megjavították, így folytathatta a tüzérségi támogatás biztosítását.
Tersane gemilerin inşa ve tamir edildiği tesise verilen addır.Ez volt az utolsó hely, ahol hadihajókat építettek és javítottak.
DNA tamir edilemeyecek kadar zarar gördüğünde "apoptoz"u (programlanmış hücre ölümü) başlatır.Ha nem javíthatóak, „sejt-öngyilkosságot” követnek el (apoptózis).