Bermek Emevilerle iyi geçinmiş Belh'teki Nevbahar Tapınağı'nın tamiri kendisine verilmiştir.والتي بنيت في دار الخلافة للخليفة المقتدر بالله.
Çeşitli tamirler görmüştür.ووجد الباحثون "حاجة ملحة" لمزيد من التجارب العشوائية.
23 Ocak günü ise tamiratlar bitirildi ve yol açıldı.و في يوم 23 يناير أنتهت أعمال الصيانة، و أُفتتح مرة أخرى.
Ve kısmen tamir edildi.وقد تم ترميم الضرر جزءيا.
Saatçi, mekanik sistemle çalışan saatlerin montaj, tamir ve ayarını yapan kişidir.صانع الساعات هو الحرفي الماهر الذي يقوم بصناعة وإصلاح الساعات.
Sovyet üretim tesisleri 6 hafta içinde tamir edildi.وتم نقل مصانع السجائر بالكامل الي مصانع السادس من أكتوبر .
Oto tamirhanesi olmamakla birlikte, araç lastiği tamiri yapan bir dükkanı bulunmaktadır.حيث لا يمكنك شراء سيارة أودي تعمل بجر الديوك.
1960-1961 yıllarında da tamir görmüştür.انطلق في سنة 1960-1961.
TJ: Araba tamircisi.سيارة جاكوار XE..
Kaleleri tekrar tamir ve inşa ettirdi.حيث سيتم هدم المبنيين وانشائهما من جديد.
20. yüzyılın başlarında bazı bölümleri tekrar tamir edilip öğretime açıldı.وبدأ التنقيب عنها أوائل القرن العشرين، وأعيد ترميم بعض أقسامها.
Arabam tamir ediliyor.يتم اصلاح سيارتي الآن
Tamir edilen köprü, Japon kuvvetlerinin ve zırhlı trenlerinin ilerlemesine imkân sağladı.A ponte reparada possibilitou o avanço das forças japonesas e seus trens blindados.
Tamiri Aminta ile evlenmek istememektedir.Tamiri não quer se casar com Aminta.
MÖ 165'te çıkan yangında hasar görmüş ve tamir edilmiştir.Danificada pelo fogo em 165 a.C., foi restaurada.
Tamiri Agenore'nin kendini hala sevdiğini öğrendiği için çok teselli bulmuştur.Tamiri é confortado para ainda aprender aquele Agenore a ama.
Ayrıca DNA tamiri ve genetik rekombinasyonda kullanılırlar.Também se utilizam no reparo de ADN e na recombinação genética.
Roma Panteonunun tanrılarına olan ilgisini gösterebilmek için 82 farklı tapınağı tamir ettirdi.Ele também restaurou 82 templos diferentes para demonstrar seu cuidado com o panteão de deidades romanas.
Birkaç ay sonra yelkenlisi tamir edilemeyecek düzeyde zarar gördü.Após alguns meses, o barco ficou avariado demais para ser reparado.
Otomotiv üreticisi DKW'de tamirci olarak çalıştı.Kempka trabalhou como mecânico na fábrica de automóveis DKW.
Chewbacca ile gemiyi tamir etmeye çalışır.Ele está usando a defesa Chewbacca!
Bu yapılan hataların tamir edilmesini engeller.No entanto, não permite corrigir esses erros.
Bu sırada Agenore Stratone'nin kızı olan ve sevdiği Tamiri ile karşılaşır.Entretanto, Agenore encontra o Tamiri o amado dele, filha de Stratone.
Engineer: Düşman araçlarını yok eder, dost araçları tamir eder.Engineer (engenheiro): Os engenheiros são encarregados de consertar os veículos e as construções.
Ve kısmen tamir edildi.Esta estrutura também foi parcialmente recuperada.
1997 - Uzay mekiği Discovery'nin astronotları, Hubble teleskopu'nu tamir etmeye başladılar.1997 — Ônibus espacial Discovery é lançado em uma missão para atender ao telescópio espacial Hubble.
Keith tamirhaneyi satar ve Tree Hill'de hiçbir şeyinin kalmadığı gerekçesi ile Charleston'a taşınır.Enquanto isso, Lucas resolve sair de Tree Hill e ir morar em Charleston com seu tio Keith.
Personel gemiyi tamir ederek tekrar yüzebilir hale getirir.Assim as navegações podem pousar para serem reparadas.
Ev tamirat ve yenileme işleri için kapalı durumda iken Brian, aileyi havalı bir otele yerleştirir.Brian coloca toda a família em um belo hotel enquanto a casa está fechada para reparos e renovação.
Tamiri Alessandro'ya gider ve ona kendisinin Agenore'yi sevdiğini söyler.Tamiri conta a Alessandro que ela e Agenore estão apaixonados.
Ayni zamanda Aminta'nın Tamiri ile evlenmesine kesin karar almıştır.Ele também decide que Tamiri se case com Aminta.
Daha sonra bir plaja inen Tolga aracı bir tamirciye götürür.Por fim aparece um modelo dirigindo uma caminhonete.
Yemek yapmak, tamirat hobileridir.Seu hobby é cozinhar.
Bilgisayarların bozulması yüzünden kayıt, tamirat yapılana dek ertelenmek zorunda kaldı.Os computadores poderiam se quebrar, e a gravação teria de ser adiada até que os aparelhos fossem reparados.
Zırhlı araç tamir ederek, takım arkadaşları iyileştirilerek ve mühimmat sağlayarak puan kazanılabilmektedir.Podem consertar veículos, robôs, e recarregar a vida e munição dos aliados.
Malın arızalanması durumunda, tamirde geçen süre garanti süresine eklenir.Caso não aconteça, leva para casa o acumulado ao longo do concurso.
Ömer Uçar, bir tamirhanede çırak olarak çalışmakta ve ailesiyle birlikte mütevazi bir hayat sürdürmektedir.Nessa atividade trabalha a vida toda, tendo uma modesta vida pública.
Evi tamir edin .Reparo a casa.
Belki ben onu tamir edebilirim.Se calhar consigo repará-lo.
En yakın didgeridoo tamircisi nerede?Onde fica a loja de reparo de didgeridoo mais próxima?
Saat tamircisi ve kuyumcu olan babası Earnshaw doğmadan ölmüştür.Zijn vader, horlogemaker en juwelier, stierf voordat hij werd geboren.
Gemi Kiel'e geri döndü ve Ocak 1942sine kadar tamirata maruz kaldı.Het schip keerde terug naar Kiel en onderging reparaties tot januari 1942.
Tamir için Wilhelmshaven'e gönderildi.Wilhelmshaven wordt gebombardeerd.
İnsomnia doğal uyuma dengesini bozar ve tamiri oldukça zor olabilir.Slapeloosheid verstoort het natuurlijke slaapritme, dat moeilijk te herstellen is.
Ve kısmen tamir edildi.Deze zijn gedeeltelijk gerestaureerd.
Bozulmuş radyoları tamir etmekten de zevk alırdı.Er werd verwoed aan reparatie van het radiotoestel gewerkt.
Ofisindeki bozuk bir saati tamir etmiştir.In het kuipje was een klokje aangebracht.
Mart 2011'de anıtın tamir edilmesi gerektiği bildirilmiştir.In maart 2012 werd bekendgemaakt dat het klooster ging sluiten.
Hasar çok geniş kapsamlıdır, reaktörun tamir için ayrılması gerekir.Het toestel is te zwaar beschadigd om gerepareerd te worden en wordt ontdaan van zijn onderdelen.
CIA, Amerikalı radyo kulesi tamircisi Nick Berg'in Irak'ta kafasını kesen kişinin Zerkavi olduğunu açıkladı.De onthoofdingsvideo van de Amerikaanse zakenman Nick Berg deed de wereld schokken.
2007 yılından bu yana havaalanı tamir edildi ve genişletildi.In 2005 werd het vliegveld gerenoveerd en uitgebreid.
Çok yaratıcı olmakla beraber her şeyi tamir edebilirler.Ze kunnen zo gemakkelijk worden verzameld met een schepnet.
Guido, Bir motor tamircisi olan Guido onun yardımcısıdır ve karısının ölümünü bir türlü kabullenememiştir.Gérard, een werkloze ingenieur, is in de steek gelaten door zijn vrouw.
Depremden sonra esaslı bir tamir gördü.Ook is er na de aardbeving veel geplunderd.
Bu yapılan hataların tamir edilmesini engeller.Om zijn gemaakte fouten van de crisis te herstellen.
Depremde hasar görmüş ve tamir edilmiştir.De schade valt mee en wordt gerepareerd.
Gerçekten brick hale gelmiş cihazlarda tamir çok zordur ya da imkansızdır.Kraken en herkraken kon door antikraak moeilijk of praktisch onmogelijk gemaakt worden.
Hatta tamir için eşya gerekiyorsa, bu eşyalar bulunup yerleştirilmelidir.Om dit gerecht te maken moeten de ingrediënten worden geroosterd.
1997 - Uzay mekiği Discovery'nin astronotları, Hubble teleskopu'nu tamir etmeye başladılar.Parachutekoord is gebruikt door astronauten om de ruimtetelescoop Hubble te repareren.
En son 1981–1984 yılları arasında geniş bir tamirattan ve restorasyondan geçmiştir.In 1980 en 1981 werd een ingrijpende restauratie uitgevoerd.