tamamı ile cümle
tamamı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
Bengal topraklarının tamâmını ele geçirdi.그는 히바 주위의 땅을 점령하였다.
Uzun bir metni sıkılmadan tamamını okuyabilmektedirler .이때, 보이지 않는 항까지 모두 써야 한다.
Engels’in konuşmasıyla cenaze töreninin programının tamamı oluşturulmuştu.엥겔스의 연설과 함께 장례식 절차는 이와 같았다.
Yanına gidip kendisine Kur’ân’ı tamamıyla okudum.당 태종이 그것을 읽었을 때 그는 무척 슬퍼했다.
O, atardamarların tamamıyla hava dolu olduğuna ve hayvansal ruhu (pneuma) taşıdığına inanmıştır.덧붙여 난쟁이는 사후, 구조주마할(아우레)에 의해서, 전용의 만도스의 관에 데리고 가지는 것이라고 믿고 있다.
Hemen neredeyse tamamı Asya'da yer alır ama ufak bir bölümü Avrupa'ya uzanır.러시아의 거의 대부분의 영토는 아시아에 속해 있지만 인구의 거의 대부분은 유럽에 집중되어 있다.
Yaz kuraklıından dolayı yazın (Ağustos) tamamıyla kurur.시년(是年) 가을 8월에 양촌 권근이 기록하노라.
Çalışmanın tamamında yalnızca 2 kişi dört aşamanın tamamında tepki vermiştir.그러나 단 2명만이 네 가지 도전과제에 모두 반응하였다.
Bu saldırıların tamamı savaş suçu olarak değerlendirilmektedir.이러한 법칙에 대한 위반은 전쟁 범죄로 고려될 수 있다.
Dokunan motiflerin tamamının bir anlamı vardır.모든 연결 성분은 하나의 꼭짓점을 갖는다.
Ayrıca ona göre Kuzey Hindistan'ın tamamı sarı ırktan oluşuyordu.그리고 이 수계에 의해서 섬의 남쪽 전체가 초록이 넘치는 토지가 되었다.
Tamamiyle karmaşıktır.너무 복잡하기 때문이다.
Okinawa hariç Japonya'nın tamamında görülür.일본에서는 오키나와를 제외하고 유통되지 않는다.
Bu sure tamamıyla Medine devrinde indirildiğine inanılmaktadır ve 8 ayettir.이 해탈에의 도는 중도(中道)이며 그것은 구체적으로는 8정도(八正道)의 수행이라고 한다.
İslâm geleneğinde Kur'an-ı Kerim'in tamamını ezbere bilen kişiye hâfız denir.자신이 모든 권법을 마스터할 수 있는 천재라고 자부하며, '나는 천재다'(俺は天才だ)라는 대사로 알려져 있다.
Uçak tamamiyle metalden ve çift kumandalı yapıldı.항공기는 거의 금속 동체로 만들어졌다.
Yolun tamamı, bölünmüş yoldur.또한, 이 때 선분 AE의 길이는 선분 AB의 길이의 두 배이다.
Ayrıca Erzurum taraflarında ne kadar yeniçeri ve topçu bulduysa onların da tamamını öldürdü.아둔의 성채와 아둔의 창 모두 그의 이름을 땄다.
Ancak karaciğerin tamamı bağışlanamaz.그러나 모든 주성분들이 유지되어야 하는 것은 아니다.
Miras şirketine dava açılacaksa, mirasçıların tamamı davalı olarak gösterilmelidir.그렇기 때문에 위반자가 명예위원회의 재판에 회부될 경우, 피고인은 항소할 수 있는 권리가 있다.
Adanın tamamı çim ile kaplıdır.섬 전체는 열대 우림으로 뒤덮여 있다.
Bu yangınlar her defasında kentin tamamına yakını tahrip etti.그동안 세미놀은 주 전체에 타격을 가했다.
İyilik ve kötülük yapan ruhların tamamıdır.착하지도 악하지도 않은 사는 무기사(不善思)의 다른 말이다.
Son senelerde yaşanan göç sebebiyle nüfusun tamamı denecek kısmı yaşlılardan oluşmaktadır.중동분에서 모든 행의 상속이 변이하는 것을 가립하여 늙는 것이라 한다.
Fakat, hastalığının tamamında sürekli eşi ile yaşadı ve ölene dek beraber kaldı.그녀의 남편은 아내가 병을 앓는 동안 줄곧 그녀의 옆을 지켰으며, 아내가 죽자 비탄에 잠겼다.
M2 aslında tamamiyle top traktörü olarak düşünülmüştü.M2 카빈은 완전자동 사격기능이 있는 변형이다.
Çiçekler çok çabuk solduğu için tamamını bir kerede yapmak gerekiyor."주로 바람에 날려 수분되기 때문에 한꺼번에 많은 꽃가루를 일시에 날려보낸다.
Bugüne kadar yapılan araçların tamamı deneyseldir.현재 사용되는 차량은 모두 전동차이다.
Burada verilen bilgiler tamamiyle güvenilir değildir.하지만 이러한 주장은 별로 신빙성이 없는 것으로 밝혀졌다.
Tamamı erkek olsaydı hiçbir anlamı olmazdı, bu yüzden onlar için daha gerçekçi bir ortam yaratmak istedim.이를테면 모든 지어감이 본래 없었지만 지금 있게 됨으로 그 성품이 되는 것이다.
Bu yüzden Saidar tamamıyla temiz kalmıştır.이로써 성은 무사히 완공되었다.
Bu da bulmacayı tamamıyla önemsizleştirmiş olur, zira artık dilediğimiz soruya doğru yanıt alabiliriz.알고자 하는 노력도 있을 까닭이 없게 되었습니다.… 그러나 백두산을 우리가 이렇게 알아야 옳으며, 또 이렇게 알아도 그만이리까?
Bu tamamıyla yardımcı olmuyor, zıt olan doğrudur.원인은 명확하지 않으나 자가면역설이 유력하다.
Tamamı, bölünmüş yoldur.두예(杜叡) : 제갈량의 부장.
Çitleme süreci 16. yüzyıl boyunca İngiltere'nin tamamına yayıldı.잉글랜드는 1600년대 초반에 북아메리카 본토의 전체를 주장하였다.
Bu tura katılan takımların tamamı ve oynanan maçların sonuçları bilinmemektedir.이 외의 참가 선수단과 경기 결과 등은 알려져 있지 않은 상태이다.
Çoğu dans ya pistin yarısını ya da tamamını katederek yapılır.대부분의 춤 중 하나의 패턴은 스케이트장에서 절반 또는 하나의 전체 회로를 다룬다.
Ekranın tamamını yakalayın. ^ (yazılım)봉수제는 기록상으로 고려 중기(12.
Tamamıyla dostçuldur.결국 친중인사.
Grubun tamamı öldürülür.암살단은 모두 사살된다.
Belgeselin neredeyse tamamını Hayri Küçükdeniz seslendirmiştir.음반은 거의 모든 평론가로부터 호의적인 평가를 얻었다.
Uçaktaki dört mürettebatın tamamı ve yerdeki otuz üç kişi öldü.이 사고로 4명의 승무원 전부와 지상에 있던 33명이 사망하였다.
İnhibisyon sürecinin tamamı tersinirdir.인터페이스 문제 전체적으로 조잡하다.
Ben ayıbı almaktan tamamiyle mutluyum.서기는 황송하게 잘 받아 먹었다.
Suikast girişiminden sağ kurtulan Zakhaev, sol kolunun tamamını kaybeder.과거 범죄조직의 암살자인 우다이 탁심을 체포하는 과정에서 왼팔을 잃어버려 의수를 달고 다닌다.
Köyün tamamı Yörüktür.동네 전체가 개그로 흘러넘치고 있다.
Köy altyapı hizmetlerinin tamamından yararlanmaktadır.우리는 우리 인민들의 완전 고용을 원한다.
Fakat, Doğu Ortaklığı üyelerinin tamamı gelecekte olası bir AB üyeliğiyle ilgili olduklarını gösterdi.그러나 조약 지지 세력은 조약을 미래에 있을 완전독립의 발판으로 삼아야된다고 주장했다.
Johnson programının hemen hemen tamamını gerçekleştirmiştir.출연하는 프로그램 거의 전부에 라는 단어가 들어 있다.
Tamamı erkeklerde altı kategoride madalya mücadelesi yapıldı.캐나다에는 남녀 선수 6명씩 총 12명 선수의 출전권 전부가 배정됐다.
Hamurun tamamı bitene kadar işleme devam edilir.점이 끝날 때까지 평행한 선을 계속 그린다.
35 kişinin tamamı ölmüştür.이렇게 무고히 죽은 자가 35명이었다.
23. sezonun tamamını kapsayan The Trial of a Time Lord'un üçüncü öyküsüdür.엄밀히 말하면 23번째 시즌이지만, 부제인 The Trial of a Time Lord로 알려졌다.
Ne var ki, folklor esasında halk kültürünün tamamını kapsar.그렇지만, 보스니아인이 대부분 문화의 중심을 잡고 있다.
Albümün tamamının 17 Haziran'da yayınlanacaktı.앨범은 11월 17일에 발매되었다.
Bu örneklerin tamamı binik akarsulardır.이 명제들은 모두 모순된 명제들이다.
Neredeyse şehrin tamamında insanlar koşuşturmaya başladı.כמעט בכל רחבי העיר, החלו התושבים לברוח.
Şehir, adanın tamamını kaplar.העיר תופסת את כל שטחו של האי.
Endüstriyel gelişime yatırım yapabilmek için Polonya, ürettiği modern teçhizatın tamamını satıyordu.כדי לגייס כספים לפיתוח תעשייתי, פולין מכרה את רוב הציוד המודרני שייצרה.
Oyun tamamıyla ücretsizdir.המשחק הוא בחינם.
İlgili Sayfalar