tamamı ile cümle
tamamı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Filmin tamamı Sovyetler Birliği'nde çekilmiştir.Filmen fik meget opmærksomhed i Sovjetunionen.
Arapların tamamına yakını Arapça konuşur ve çoğunluğu da İslam'a inanır.De talte alle arabisk ligesom også de fleste kristne.
Hemen hemen kütlenin tamamının toplandığı merkezin sıcaklığı, etrafındaki diske göre giderek daha da arttı.Centeret, hvor størstedelen af massen samledes, blev stadigt varmere end den omgivende skive.
Cromwell IVw Meteor motorlu ve tamamı kaynaklı tareti bulunuyordu.Cromwell IVw Meteormotor og skroget udelukkende svejset.
Warner Home Video 12 Kasım 2012'de dizinin tamamını Blu-ray olarak yayımladı.Warner Home Video frigav et komplet Blu-ray bokssæt den 13. november 2012.
1931 yılında ise geri kalan kısmınıda satın alarak Opel'in tamamına sahip oldu.2 år senere, i 1931, bliver de resterende aktier opkøbt.
Temel olaylar gerçek vakalara dayanıyor ama karakterler tamamıyla kurgulandı.Filmen er baseret på historiske begivenheder, men personerne er fiktive.
Bazı sözlü çocuk oyunlarının tamamı tekerleme söyleyerek oynanır.Vi så Verbal Abuse spille der.
Üstelik bu taburun tamamı kızlardan oluşmaktadır.Gruppen består udelukkende af piger.
Şirketin tamamı aileye aittir.Virksomheden er familieejet.
Yolun hemen hemen tamamı tamamlanmış ve kullanılabilir durumdadır.Det meste af strækningen blev også bygget færdig og kom i drift.
Okul Festivali ise okulun son haftalarına doğru okulun tamamı kullanılarak yapılmaktadır.Og at det altid er fuldmåne i skolernes påskeferie.
Özellikle 1852'deki yangın şehrin tamamına yakınını yok etmiştir.Byen blev stort set brændt ned til grunden i 1852.
Pars kedisinin tamamı tehdit altında değilken yine de bölgesel olarak çok seyrekleşmiştir.Selvom øresvinet mange steder er lokalt truet, betragtes arten som helhed ikke som truet.
Tamamiyle ahşap bir yapıdır.Egen er et meget hårdført træ.
İstemciler gerek duydukları verinin pek çoğunu ya da tamamını uygulama sunucusundan isterlerler.Fodreren skal betale størstedelen eller hele gevinsten til vinderen.
Des Grieux Manon'u tamamiyle kaybetmek durumda olması umutsuzluğu ile Manon'un yanına gelir.Des Grieux går i fortvivlelse ved tanken om at skulle skilles fra Manon for altid hen til Manon.
Taliban rejiminin tamamıyle göçmesinin eli kulağında görünüyordu.Det så ud, som om Talibanstyret var ved at kollapse.
Dokunan motiflerin tamamının bir anlamı vardır.Alle de forskellige vidundere har en bestemt effekt.
EP'nin tamamı 26 Haziran tarihinde yayımlanmıştır.Den blev udgivet verden over i engelsk 21. juni 2003.
Kıbrıs adasının tamamından izlenebilmektedir.Den skal nogenlunde dække hele isbanens bredde.
Oyun tamamıyla ücretsizdir.Eventet er helt gratis.
Düzenlemelerin tamamı ise Fettah Can tarafından yapıldı.Hele empennagen var bygget af krydsfiner.
Tek bir çekimin tamamlanması, yönetmen çekimden tamamıyla memnun olana kadar, dört gün sürdü.Det tog dem fire dage at passere dette sted, ifølge forfatteren.
Günümüzde neredeyse tamamı yok olmuştur.Disse erhverv er idag stort set helt forsvundet.
Dizinin tamamı 16 mm filmlerle çekilmektedir.Filmen er optaget på én rulle 16 mm-film.
Şehir, adanın tamamını kaplar.Bjerge opfylder hele øen.
Fakat köyde yeni nesilin hemen hemen tamamı asimlasyonun etkisi altında kalmıştır.Den nye storkommune Ny Assens Kommune dækker stort set hele Vestfyn.
Bu yangınlar her defasında kentin tamamına yakını tahrip etti.Svære brande har ofte hærget byen.
Fakat bu tamamıyla yanlış bir ifadedir.Det er dog en ret misforstået betegnelse.
Güneşten gelen enerjinin tamamı yeryüzünü ısıtmaz.Termik udløses af solens opvarmning af jorden.
2010-2011 sezonu öncesi tribünlerin tamamı koltuklu hale getirildi. ^En statistik, man meget gerne vil fastholde i hele 2010/11 sæsonen.
Kadınların tamamı köle de değil Gorda.Vi er ikke sexister, bitch!.
Kanıtların tamamını düzenlemek umulandan daha uzun sürdü.Valget af kaliber tog nogen tid at få afklaret.
Organizasyonda tamamı erkekler pist bisikletinde olmak üzere yedi kategoride mücadele yapıldı.I roekampagnerne blev der ansat ca. 70 arbejdere til treholdsdriften på hver saftstation.
Neredeyse hayatının tamamını ağaç üstünde geçirir.De lever hele deres liv i træerne.
Anketlerin tamamı 2015 yılına aittir.Han har været med på alle bandets udgivelser frem til 2015.
Tamamı ile Yeni Güney Galler'in içindedir.Overordnet styring ligger hos New South Wales' regering.
Stadın tamamı koltuklandırılmıştır.Hele rum fyldt.
2006 yılı sonu itibarıyla Almanya'da kurulu kapasitenin tamamı 4.7 GW idi.I slutningen af 2014, var Danmarks vindmøllekapacitet på 4,8 GW.
Ülkenin tamamı zaman zaman Pannonias (Pannoniae) olarak adlandırılmıştır.Hele landet ble tidvis kalt for Pannonias (Pannoniæ).
Al-Bakri yaşamının tamamını Cordoba'da geçirdi ve yazdığı yerlere hiç seyahat etmedi.Al-Bakri bodde hele sitt liv i Spania, bodde i Cordoba, og reiste aldri til de stedene han skrev om.
Ovalar tamamıyla açıktır.Helt akter er det åpent.
Midili ilk ayaklanmaya kalkışandı ve tamamıyla başarısızdı.Lesbos forsøkte å gjøre opprør først og mislyktes fullstendig.
Kanalın tamamı BBC Worldwide'e aittir.Kanalen er eid av BBC Worldwide.
Bunlar tamamıyla Dolby Digital Live'ı destekliyordu.Den ble innspilt i DTS og Dolby Digital.
1987 yılında ise öğretim görevini bırakarak, hayatının tamamını oyunculuğa verdi.Han sluttet å undervise i 1987 for å satse fulltid på skuespilleryrket.
Gemi tamamıyla savunmasız kalmıştı.Dermed var skipet helt forsvunnet.
Tamamiyle hasar kelimesinden kasıt araç hiçbir zaman Lamborghini veya MTIye geri gönderilmemiştir.De ødelagte restene ble aldri returnert til Lamborghini eller MTI.
Suşi çiğ balık demek değildir ve suşi'nin tamamı çiğ balıktan oluşmaz.Det er en vanlig misoppfattelse at all sushi inneholder eller består av rå fisk.
Düzgün altıyüzlü olarak da anılır ve tamamı 5 tane olan Platonik cisimlerden biridir.Kuben kan også bli kalt et regulært heksaeder og er en av de fem platonske legemene.
Planları tamamiyle gizlilik içinde gerçekleşmiştir.I en av dem ble det senere avdekket skriftruller.
Üstelik bu taburun tamamı kızlardan oluşmaktadır.All female-laget er et lag som kun bestående av jenter.
Adanın tamamı çim ile kaplıdır.Øya er helt dekket av krattskog.
Günümüzde nüfusun tamamına yakınını Şii Müslümanlar oluşturur.I dag er nesten samtlige nubiere muslimere.
Ve köyün tamamı Asiyan (Asî) aşiretindendir.Alle disse byene sender ennå (pr.
İsviçre'de tamamında İtalyanca konuşulan tek kanton olan Ticino'dadır.Ticino er den sørligste kantonen i Sveits, og den eneste som er overveiende italienskspråklig.
Grubun tamamı öldürülür.Hele familien ble drept.
Üyeliğe alınma tamamıyla, üyelerin yeni üyeleri teklif etmesine dayanır.I tillegg må alle medlemmene være enige om at det nye medlemmet skal tas opp.
Savaştan sonra şehrin neredeyse tamamı yıkıldı.Etter krigen var byen temmelig rasert.
İlgili Sayfalar