tamamı ile cümle
tamamı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Bir başka dalgıçta bu olayın tamamını video ile kaydetmiştir.Klipp fra den ble vist gjennom hele videoen.
Ayrıca filmlerinin tamamına yakanı günümüzde televizyon kanallarında gösterilmektedir.Bare noen få av hennes filmer vises på TV i dag.
Taliban rejiminin tamamıyle göçmesinin eli kulağında görünüyordu.Det så ut som om talibanstyret var ved å kollapse.
20 Nisan'da satışa çıkarılan turnenin ilk konserinin biletlerinin tamamı 47 dakikada tükendi.20. april ble nesten 40 000 billetter til den første turneen solgt på 47 minutter.
10 sezonluk SG1'in tamamında yer alır.I tillegg til 10 plasser i SFO.
Üstnovalar o kadar parlaktır ki kısa süre içinde bulunduğu gökadanın tamamından daha parlaktır.Supernovaer er så kraftige at de for en kort periode kan lyse sterkere enn hele galaksen de befinner seg i.
Kazada uçakta bulunan 89 yolcu ve 7 kişilik mürettebatın tamamı yaşamını yitirdi.Alle de 89 passasjerer om bord og de syv besetningsmedlemmene ble drept i ulykken.
Neredeyse tamamı sıvı haldedir.Nesten hele strekningen er opphøyd.
Bu tamamıyla yardımcı olmuyor, zıt olan doğrudur.Det skjedde ikke, og kollisjonen var et faktum.
1930 yılında sermayenin tamamı ödenmiş durumdaydı.Men alt i februar var kapitalen brukt opp.
Ayrıca, inançsal bakımdan da yine tamamı Alevi inancına mensuptur.Det skiller seg også på apostasi, som er et fullstendig frafall fra troen.
Tevrat sözcüğü bazen Tanah'ın tamamı için de kullanılır.Navnet Velmunden blir ofte også brukt for hele området.
Ülke elektrik enerjisi ihtiyacının tamamını kendi üretir.Dette skyldes virksomhetens eget behov for energiproduksjon.
Japonya'nın tamamında olduğu gibi dağlar burada da büyük yer kaplar.I likhet med i de øvrige nordlige delstatene finnes det store fjellområder.
Envanterinde tamamı CFM56-2 motoruyla donatılmış 5 adet uçak bulunmaktadır.Disse variantene er utstyrt med CFM56-7 motorer.
1944 yılında Sovyet topraklarının tamamı Alman işgalinden kurtarılmıştı.I 1944 ble alt ødelagt av tyskerne under tvangsevakueringen.
Bunların neredeyse tamamı sonradan renklendirilerek yeniden yayımlandı.Dette ble senere for det meste reversert.
Ömrünün neredeyse tamamını Oostende'de geçirmiştir.Han levde i Oostende i Belgia nesten hele sitt liv.
Sözleri grubun tamamına aittir.Bladet eies av Allergruppen.
Köy halkının tamamı Balkanlardan göç gelmiştir.Studentene kommer fra en rekke land på Balkan.
Bunların tamamı film yapma pratiğinde önemli rol almıştır.Dette blir en viktig handling for hele filmen.
Giorgione'nin hayatına dair kısıtlı bilgilerin tamamı, Giorgio Vasari'nin Vite adlı eserinden elde edilmiştir.Mye av Rafaels liv blir omtalt i Giorgio Vasaris Vite.
2015 yılından beri yolun tamamı bölünmüş yoldur.President fra 2015 er Tom Tvedt.
Bu yüzden Saidar tamamıyla temiz kalmıştır.I tillegg har vannet blitt grundig renset.
Görüntüsü tamamıyla bilgisayar tabanlı olarak oluşturulmuş bir karakterdir.Figuren er nesten helt datamaskingenerert.
Albümün tamamı İspanyolca'dır.All dokumentasjon i Ututo er på spansk.
Eskiden mevcut olan köy odaları ne yazık ki artık kullanılmamakta hatta tamamı yıkılmıştır.Landsbyene er i dag enten ubebodde eller ødelagte.
İlk cep telefonları modellerinin tamamı bu şekildedir.Samtlige nyere mobiltelefoner har slik kompatibilitet.
Bu kitapların tamamı satıldı.Bare Varden av disse avisene måtte selges.
Filmin tamamı Tarsus'ta çekilmiştir.Filmen finnes på You Tube.
Yaz sonunda ise adanın tamamı Fransızların eline geçti.Ved utgangen av året var hele Egypt besatt av arabere.
Köyün tamamı 4. babadan birleşmektedir.Vestlandet består av fire av landets nitten fylker.
Ancak sonuçlar tamamiyle hayal kırıklığı olmuştur.Resultatene var imidlertid skuffende.
B grubu elementlerinin tamamı metaldir.Alle grunnstoffene i gruppen er metaller.
Ancak yine de kalıtım konusu tamamıyla bir gizemdi.Akkurat hvorfor og når er fremdeles et mysterium.
Roma'da yapılan 1960 Yaz Olimpiyatları'nda halter yarışmaları, tamamı erkeklerde yedi kategori içermekteydi.Frankrike deltok under Paralympiske sommerleker 1960 i Roma med seks deltakere.
Üyelerinin tamamı İsviçre vatandaşlarından oluşur.Medlemmene må være svenske statsborgere.
Cinse ait türlerin tamamı Afrika'da bulunur.Unntak finnes fortsatt, blant annet i Afrika.
Albümün tamamının 17 Haziran'da yayınlanacaktı.Albumet ble utgitt 17. juni 2003.
Profesyonel kariyerinin neredeyse tamamını Serie A'da geçirmiştir.Kjær ble også tatt ut på «rundens lag i Serie A».
3 Mart2007 tarihinde Shibuya, Tokyo daki Cinema Rise'da filmin tamamı gösterilerek premieri yapıldı.Den hadde premiere i mars 2007 på Cinema Rise i Shibuya, Tokyo.
Melbourne'da yapılan 1956 Yaz Olimpiyatları'nda halter yarışmaları, tamamı erkeklerde yedi klasman içeriyordu.I Sommer-OL 1956 i Melbourne var det sju skyteøvelser på programmet.
"Üç Silahşörler" in çoğu projeksiyonlar için tamamı siyah beyaz kopyalarının da basılmış olduğu bilinmektedir.Hva er da sannsynligheten for at vi trekker ut akkurat 3 hvite kuler?
Suşi çiğ balık demek değildir ve suşi'nin tamamı çiğ balıktan oluşmaz.Sushi artinya bukan "ikan mentah", dan tidak semua sushi meliputi ikan mentah.
Ancak Avatar dört elementin tamamını yönetmeye ve bununla beraber ruhlarla bağlantı kurmaya yetkindir.Namun, Avatar dapat menguasai seluruh empat elemen serta berkomunikasi dengan para arwah.
Birçok getto tamamıyla boşaltılmıştı.Banyak ghetto lainnya yang dikosongkan setelahnya.
Daha eski eserlerde cinsin tamamı genellikle Pithecellobium içine katılmaktadır.Dalam karya-karya yang lebih tua, genus keseluruhan biasanya termasuk ke dalam Pithecellobium.
Yolun tamamı, bölünmüş yoldur.Padahal, arah melencengnya masing-masing ban berbeda-beda.
Ancak şimdi onun içindeyim ve tamamını izleyeceğim" dedi.Maka aku melihat diriku dimurnikan dalam semua hal".
Hemen neredeyse tamamı Asya'da yer alır ama ufak bir bölümü Avrupa'ya uzanır.Hampir seluruh wilayahnya berada di Asia, namun sebagian kecilnya berada di Eropa.
Stone roketlerin tamamının beyaz olup olmadığı ile ilgili olarak hiçbir fikrinin olmadığını ifade etti.Stone mengatakan bahwa ia tidak tahu dan semua roketnya putih.
Tatarların tamamına yakını Müslüman’dır.Oleh sebab itu hukum zakat adalah wajib fardhu atas setiap muslim yang telah memenuhi syarat-syarat tertentu.
Dizinin tamamı DVD'de 1. Bölge, 2. Bölge ve 4. Bölge'de yayımlandı.Seluruh serial tersebut telah diluncurkan dalam bentuk DVD di wilayah ke-1, wilayah ke-2 dan wilayah ke-4.
Şarkının tamamı will.i.am tarafından seslendirildi.Lagu ini diproduksi oleh will.i.am.
II. Demetrius imparatorluğun tamamını kontrol edemedi.Namun demikian Demetrios II terbukti tidak mampu mengendalikan seluruh kerajaan.
Dünya haritası, Dünya yüzeyinin tamamını herhangi bir harita projeksiyonu kullanarak gösteren haritadır.Peta dunia adalah peta permukaan Bumi yang dapat dibuat menggunakan berbagai proyeksi peta.
Adaların neredeyse tamamı Solovetsky'de yaşamaktadı.Mereka menyebar hampir ke seluruh dataran Solok.
Fakat diğer bakanların tamamı yakalandı.Para dayang keseluruhannya ditangkap.
Alanın tamamı 270 km2'yi (100 mi2) kapsamakta ve 70'in üzerinde şeker fabrikası içermektedir.Seluruh kawasannya seluas 270 km2 (100 sq mi) dan meliputi situs dari lebih dari 70 bekas pabrik gula.
Fakat bu güçleri tamamıyla kişisel çıkarları için kullanmaktadır.Akan tetapi hal ini tentu saja bisa menjadi daya tarik tersendiri.
İlgili Sayfalar