tamamı ile cümle

tamamı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Dizinin tamamı DVD'de 1. Bölge, 2. Bölge ve 4. Bölge'de yayımlandı.Hela serien finns utgiven på DVD, både i region 1 och region 2.
Filmin tamamındaki konuşmaları baştan sona ezberden tekrarlayabilirdi.Det kunde vara en reklamtext alltihop, från början till slut.
Filmin tamamı Auckland, Yeni Zelanda'da çekilmiştir.Filmen spelades in på Auckland, Nya Zeeland.
Ben ayıbı almaktan tamamiyle mutluyum.Jag är lyckligare över att jag slutade med såpoperan.
Sahnelerin tamamı ana-hatlarıyla belirlenir ve bir araya getirilir.Resultatet, i form av scener, klipps ihop till en helhet.
Elyazmasının tamamı kütüphanenin Digital Collections portalinden izlenebilir.Tidskriften går att läsa i nationalbibliotekets digitala samlingar.
Üyelerinin tamamı İsviçre vatandaşlarından oluşur.Samtliga medlemmar var av svensk nationalitet.
Şirketin tamamı aileye aittir.Företaget är alltjämt familjeägt.
35 kişinin tamamı ölmüştür.Totalt fick 35 personer vara kvar.
Neredeyse hayatının tamamını ağaç üstünde geçirir.Arten vistas nästan hela livet i träd.
Köyün tamamı Pomak ’tır.Gården utgör ett helt hemman."
Kıbrıs adasının tamamından izlenebilmektedir.Antagligen lever arten på hela ön.
Büyük Britanya'nın tamamına yakınında yayılım gösterir.Företaget erbjuder postdistribution över hela Storbritannien.
Dokunan motiflerin tamamının bir anlamı vardır.Alla känslostämningar är riktade mot något.
Sanatçının eserlerinin tamamına yakını Enstalasyon sanatı formundadır.Syskonens konstverk är alla närbesläktade i stil.
Eserin tamamı 484 dizeden oluşur.Hon nämns senast 484.
Aynı periyotta bulunan elementlerin tamamı aynı sayıda elektron kabuğuna sahiptir.De ensamma elektronerna har alltid samma spinn.
Albümdeki şarkıların tamamını White kendisi besteledi, kaydetti ve yapımcılığını yaptı.White skrev alla låtar på skivan och producerade den dessutom.
Des Grieux Manon'u tamamiyle kaybetmek durumda olması umutsuzluğu ile Manon'un yanına gelir.Des Grieux insisterar på att Manon skall fly tillsammans med honom.
Serinin tamamı genel bütçenin otuz katını kazandı.I världscupen har han vunnit totalt 36 deltävlingar.
Arado Ar 96, Alman yapımı tek motorlu, alçak tek kanatlı ve tamamı metal ile kaplı uçaktır.Junkers W 33 är ett tyskt lågvingat enmotorigt flygplan byggt helt i metall.
Şah’ın otobiyografisinin başka unsurları tamamiyle kurgu gibi görünüyordu.Andra delar av Shahs självbiografi framstod som ren fiktion.
Bu yüzden EPDK tamamiyle uzmanlık gerektiren bir görevi yerine getirir.Klart är att Svipdag ställs inför en omöjlig uppgift.
Ancak ordunun tamamı sol bir darbeye yandaş değildi.Detta var inte armén utan hemmafronten.
Ekosistemse canlı ve cansız çevrenin tamamıdır.Planeten är nu en främmande och fientlig miljö.
Mezraların tamamı aynı güzergah üzerindedir.Hållplatserna måste vara på samma sida över hela nätet.
Ülke sınırlarının tamamı Avrupa'da olan ülkeler içinde yüzölçümü en büyük olan ülke Ukrayna'dır.Handeln är överlägset störst, fortfarande, med EU-länderna.
En son 2001 yılında yapılan sayıma göre nüfusu 643 kişidir ve tamamı Türktür.Enligt den senaste folkräkningen år 2011 fanns det 643 invånare. ^
1821 yazına gelindiğinde onların neredeyse tamamı öldürülmüş veya kaçmak zorunda bırakılmışlardı.Den absoluta merparten hade dock vid krigsslutet 1842 redan dödats eller tillfångatagits och deporterats.
Özellikle I. Perde ve bale parçası tamamıyla dışarıda bırakıldı.Terrängen runt Caer y Bont är huvudsakligen kuperad.
Protonların tamamı çekirdekteydi.Bromsarna var skivor runt om.
Takip eden yirmi yıl içerisinde üyelerin tamamı birer birer bağımsızlıklarını kazandılar.Under de följande 20 åren lyckades man rädda ett enda par.
Üyeliğe alınma tamamıyla, üyelerin yeni üyeleri teklif etmesine dayanır.Alla sittande ledamöter skall vara eniga om invalet av en ny ledamot.
11,000 biletin tamamı 20 dakikada satıldı.De första 3000 exemplaren såldes på 18 minuter i Japan.
Araçların tamamı teslim edilmiştir.Varje bil är numrerad.
Yapılan sayıma göre yaşayanların tamamının Müslüman olduğu belirtilmiştir.Dessutom har domaren att pröva om alla männen är troende muslimer.
Kanıtların tamamını düzenlemek umulandan daha uzun sürdü.Att sätta ihop alla element kommer att ta längre tid än vi trodde.
Ayrıca tasfiyecilerin taslak kararlarının tamamı reddedildi.Alla Ampíes beslut ogiltigförklarades.
2007 yılında alınan araçların tamamı teslim alınmıştır.Hur religionen förgiftar allt som utgavs 2007.
Sınavın tamamı, 180 dakika sürmektedir.Examen omfattar 180 poäng.
1964 yılındaki sel felaketinde tamamı Aşağı Köy'den parçalanarak 1969'da yeni yerleşim yerine yerleşmiştir.Vid en olycklig renovering 1969 byttes dock fönstren ut i kvarteret.
Ve daha sonra tamamıyla farklı astarsız bir ceket kesimine sahip oldu.Så småningom användes den utan jacka över.
Yaklaşık 400 bin kişi, neredeyse bölge nüfusunun tamamı, yerlerinden oldu ve Finlandiya içerisine dağıldı.Större delen av befolkningen, omkring 400.000 personer, evakuerades till andra delar av Finland.
Bunların tamamı Afrika'da yaşamaktadır.Dessa levde huvudsakligen i Afrika.
Hedef olarak belirlenen formu oluşturabilmek için, yedi parçanın tamamını kullanmak gerekir.Det är inte nödvändigt att använda alla de sju bitarna för att skapa figurer.
Fakat Bulgaristan yaptığı barajlarla yazın suyun tamamına yakınını kullanmaktadır.I omgivningarna runt Sommers Lake växer i huvudsak blandskog.
Avlanan kerevitlerin tamamı yurtdışına ihraç edilmektedir.Hundar som alltså blivit smittade utomlands.
Yaşayan beş türün tamamı Fregata cinsinde yer alır.Upp till 5 individer övervintrar i samma bo.
Bu tamamıyla yardımcı olmuyor, zıt olan doğrudur.Detta faktum hindrar dock inte härledningen från att vara korrekt.
WikiLeaks, birkaç ay içinde aşamalı olarak belgelerin tamamını yayımlamayı planlamaktadır.За планами Wikileaks поступове оприлюднення всіх документів триватиме декілька місяців.
Araç Ocak 1979'dan Mart 1982'ye kadar üretildi ve tamamıyla 380 araçtır.Танки випускалися з жовтня 1979 до березня 1982, всього 380 машин.
Filmin tamamı hand-held kameraları ile çekildi.Майже весь фільм був знятий ручною камерою.
Bu orijinal bir yatırımın bir kısmının ya da tamamının kaybedilme olasılığını içerir.Відхилення включає можливість втрати деяких або всіх первинних інвестицій.
Akşamın ilerleyen saatlerinde yaklaşımımız tamamiyle değişti.У другій половині вечора наше ставлення до нього цілком змінилось.
Profesyonel kariyerinin tamamını Torpedo Moskova kulübünde geçirmiştir.Усю професіональну кар'єру провів у «Торпедо» (Москва).
Uçaktaki 27 kişinin tamamı kurtulmuştur.Усі 27 людей на борту вижили.
2006 yılında, Neandertal'lerin gen haritasının tamamını yeniden inşa edilmesi planını açıkladı.У 2006 році оголосив про план повної розшифровки генома неандертальця.
Girit'in işgalini takiben, Yunanistan'ın tamamı Haziran 1941'de işgal edildi.Після завоювання Криту вся Греція до червня 1941 виявилася окупованою.
Şehir, adanın tamamını kaplar.Територія села займає весь острів.
Anıtta yer alan heykellerin tamamı İtalyan sanatçı Enrique Alciati tarafından yapıldı.Всі скульптури для монументу виготовив італієць Enrique Alciati.
İlgili Sayfalar