tamamı ile cümle

tamamı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Çete Doğu Los Santos'un tamamı ve Kuzey Los Santos'un bir kısmına hakimdir.Park chroni jezioro Todos los Santos oraz dużą część jego zlewni.
Tamamı koltuklu olmak üzere 60.000 seyirci kapasiteli olup, ülkedeki en büyük üçüncü stadyumudur.Pojemność stadionu wynosi 60 000 widzów, co czyni go największym tego typu obiektem w kraju.
Köy tamamıyla bir orman içi köyü olup güzel bir tatil köyü niteliği taşımaktadır.Wieś, dookoła otoczona lasami, jest doskonałym miejscem do wypoczynku.
İnsanlar iktisada dayalı olarak yaşadıklarından, tamamı, kendi evlerini yapmış ve işlerini kurmuşlardır.Wbrew obietnicom większość z nich musiała wybudować sobie domy.
Ekonomik ve siyasi kapitülasyonlar ise tamamıyla kaldırıldı.Czy wszystkie dyplomatyczne metody prowadzenia polityki zostały wyczerpane?
1944 yılında tamamiyle iş göremez oldu.W 1974 roku nie znalazł stałego zatrudnienia.
"When Love Takes Over" Fransız DJ David Guetta'nın, tamamı Kelly Rowland tarafından seslendirilen bir şarkısı.Piosenka mogłaby by być wersją „When Love Takes Over” Davida Guetty i Kelly Rowland.
Bu fetihle beraber bugünkü Peru’nun tamamı ele geçirilmiştir.Obszar obejmował południową część dzisiejszego Peru.
Savaştan sonra şehrin neredeyse tamamı yıkıldı.Po wojnie niemal całkowicie zapomniany.
II. Viyana Kuşatması hemen hemen tamamı yıkılmıştır.Całkowicie zniszczona została węgierska 2.
2015 yılından beri yolun tamamı bölünmüş yoldur.Do roku 2015 trasa była nieciągła.
Serinin tamamı genel bütçenin otuz katını kazandı.Odniósł łącznie 30 zwycięstw powietrznych.
The Blueprint albümünün tamamı Jay-Z tarafından iki günde yazıldı.The Blueprint, jak przyznał Jay-Z, powstał w zaledwie dwa dni.
Tarımın ise neredeyse tamamı kayısıcılığa dayanmaktadır. ^ YerelNeTTomasz Zwijacz-Kozica: Na co gwiżdżą? czyli prawie wszystko o świstakach.
Tamamıyla 3D teknolojisi üzerine geliştirilmiştir.Film został stworzony całkowicie w technologii 3D.
Profesyonel kariyerinin tamamını Dinamo Kyiv kulübünde geçirmiştir.Całą sportową karierę spędził w stołecznym klubie Dinamo.
Cirit atmada tüm zamanların en iyi beş performansının tamamı kendisine aittir.Po meczu powiedział, że jest to najbardziej satysfakcjonujący z jego wszystkich pięciu tytułów.
Işığın tamamının gözümüz tarafından algılanması mümkün değildir.Nie świeci w oczy światłem widocznym.
Güneşten gelen enerjinin tamamı yeryüzünü ısıtmaz.Słońce, którego była tylko połowa, nie ogrzewało dobrze ziemi.
Adanın hemen hemen tamamı dağlık olup, buzul vadiler ve göllerle kaplıdır.Wyspa jest owalna, prawie w całości pokryta lodem.
Yeğeni ve annesi ile Rouen yakınlarındaki Croisset'ye yerleşti, hayatının tamamını burada geçirdi.Powrócił do Croisset w pobliżu Rouen i zamieszkał w domu matki spędzając tam resztę życia.
25 Kasım da ise albümün tamamı yayınlandı.25 listopada została ujawniona data wydania albumu.
Üstelik bu taburun tamamı kızlardan oluşmaktadır.Zdarza się też, że utwór ten wykonują młode dziewczęta.
Kilisenin tamamı tuğla ile örülmüştür.Cały kościół zdobiony jest stiukami.
Jackson, Amsterdam ve Sidney konserlerinin ilkinde Beat It şarkısını tamamıyla canlı sergiledi.Podczas występów w Sztokholmie, Amsterdamie i Dublinie, Grande wykonała utwór "Quit".
Tamamıyla Pleistosen döneme tarihlenen eserler bulunmaktadır.W przygotowywanym Parsifalu spodziewano się niewygodnych nawiązań historycznych.
Toplam yirmi bir kitaptan oluşan serinin tamamı Türkçeye çevrilmiştir.Jeszcze przed zakazem literatura biblijna została porozdzielana do 20 składów rozrzuconych po całej Rumunii.
Bugün halkın tamamı, hayvancılık ve ziraati beraber yürütmektedir.I dag är vargar (köttätare) och björnar (allätare) hotade.
WikiLeaks, birkaç ay içinde aşamalı olarak belgelerin tamamını yayımlamayı planlamaktadır.WikiLeaks planerar att publicera hela samlingen dokument i perioder över flera månader.
Gandi ve Kongre Çalışma Komitesinin tamamı Britanyalılar tarafından 9 Ağustos 1942'de Bombay'da tutuklandı.Gandhi och hela Kongresspartiets arbetsutskott arresterades i Bombay av britterna den 9 augusti 1942.
Jason, filmlerin tamamında katil ya da cinayetlerin sebebi olarak yer alır.Jason är med i alla filmerna, antingen som mördare eller som motivation till morden.
Sri Lanka'nın medya faaliyetlerinin neredeyse tamamı Kolombo'da gerçekleştirilir.Nästan all media i Sri Lanka sköts från Colombo.
Ancak bu ışınımın tamamı insan gözüyle algılanamaz.Det är inte människor förunnat att se hela nätet.
Oyun tamamıyla ücretsizdir.Spelet är helt gratis.
Tamamı 33 ciltten oluşmaktadır.Det består av totalt 33 gravrösen.
Yolun hemen hemen tamamı tamamlanmış ve kullanılabilir durumdadır.Delar av motorvägen är redan färdigställda och i bruk.
Bu, Spears'ın tamamıyla siyah beyaz çekilen ilk videosudur.Det var Britneys första video som är helt svartvit.
Kasaba halkının tamamı çalışmaktadır.Hela folket i arbete.
Akşamın ilerleyen saatlerinde yaklaşımımız tamamiyle değişti.Halvvägs under kvällens lopp hade vår attityd helt och hållet ändrats.
Tamamı olağan şeyler.Allt som i vanligt tal.
Ve Täby'nin tamamına kendi başına sahip olmuştur.Han ägde ensam hela Täby.
Apollo uçuşlarının tamamında bilimsel ölçüm aletleri, Ay yüzeyine yerleştirildi.Vetenskapliga instrument placerades ut på månens yta vid alla Apollo-missionerna.
Tamamı geniş bir tepsiye yayılır.Den flyttar på bred front.
Tamamıyla Mekke'de indirildiğine inanılmaktadır.Det tecknas i IPA som (ett långt s).
Kosova, Makedonya ve Türkiye'deki Arnavutların tamamına yakını Müslümandır.Kulturellt är albanerna i Nordmakedonien nära kopplade till albanerna i Kosovo och Albanien.
Filmin tamamı (Rusça)Information om filmen (på ryska)
Orkestra tamamıyla seyircinin görüş alanındadır.Orkestern gör entré genom publiken.
Kabartayların tamama yakını ve Balkarların tamamı ise Hanefi/Müslümandır.Bland hans mer kända verk finns Muil Houwe (med MC Ruffian) och Alles Kapot (med Evil Activities).
Üstnovalar o kadar parlaktır ki kısa süre içinde bulunduğu gökadanın tamamından daha parlaktır.Supernovor är så kraftfulla att de för en kort period kan lysa starkare än hela galaxen de befinner sig i.
Stringler Unicode’u tamamiyle destekler.Förbättrat stöd för Unicode.
Eylül 1870'te ise, ablukadan tamamiyle vazgeçildi.Särskilt sommaren 1879 var han djupt nere.
Bu bölgede buzun tamamı bir arada hareket eder.Då rör sig isen åt olika håll på de olika sidorna.
Yunanlar ise Güney Makedonya'nın tamamını ele geçirmiştir.Under tiden besatte ryssarna hela södra Finland.
Alanın tamamı 270 km2'yi (100 mi2) kapsamakta ve 70'in üzerinde şeker fabrikası içermektedir.Hela området täcker 270 km² och omfattar platser för mer än 70 sockerbruk.
O tamamiyle göz kamaştırıcıydı.”Hon kunde ha blivit permanent blind..."
Ancak yine de kalıtım konusu tamamıyla bir gizemdi.Den exakta dödsorsaken är fortfarande ett mysterium.
Bir canlı hücredeki tepkimelerin neredeyse tamamı yeterince hızlı olabilmek için enzimlere gerek duyar.Nästan alla processer inom den biologiska cellen behöver enzymer för att fortgå med tillräckliga hastigheter.
Gerekirse tamamında da ilan edilebilir.Det kan vid behov förlängas.
Çekimlerin tamamı Aralık 2014'te tamamlandı.Alla avsnitt fanns tillgängliga under december 2014.
Bu kitapların tamamı satıldı.Alla hennes tavlor såldes.
İlgili Sayfalar