tamamı ile cümle
tamamı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
1994'te kulüp tamamiyle profesyonelliğe geçti.In 1994 werd de club een profclub.
Şirketin tamamı aileye aittir.Het landgoed is nog steeds van de familie.
Kilisenin tamamı tuğla ile örülmüştür.De gehele kerk is in steen overwelfd.
Ama onların aşk ilişkileri tamamına ermedi.Niets kon hun liefde voor elkaar in de weg staan.
Köyün tamamı Müslüman ve Türk'tür.De rest van het land is cultureel Perzisch en Turks.
Okul Festivali ise okulun son haftalarına doğru okulun tamamı kullanılarak yapılmaktadır.Het festival wordt de laatste week van het schooljaar op verschillende locaties georganiseerd.
Bu hof içinde bulunan evlerin tamamında Avusturya vatandaşları ya da zengi aileler oturmaktadır.In elke gemeente die zich toen heeft opgegeven, staan een of meer Oostenrijkse woningen.
Anlatmak istediğim hikayenin tamamını anlatabilmek için kitabı ikiye bölmek zorunda kalacaktım.Dit zijn de enige twee albums die samen gelezen moeten worden om het verhaal vol te maken.
Köyün ekonomisinin tamamına yakını tarıma dayanmaktadır.De economie van het oostelijke deel van de stad is dan ook volledig gericht op deze basis.
Tamamı ile Yeni Güney Galler'in içindedir.Hij is aangesloten bij New South Wales.
11,000 biletin tamamı 20 dakikada satıldı.De 120.000 kaarten waren in slecht enkele uren uitverkocht.
2005 yılında, STS-144’ teli köpük dökülmesi problemi tamamiyle çözülememişti.In 2009 werd de missie STS-144 geannuleerd.
Ancak o tamamiyle karamsar değil."Maar daarna voel je je alleen maar slecht."
Aşağıdaki eserlerin tamamını Margaret Weis ile yazmıştır.Dit onder haar geboortenaam, Margaret Webb.
Yangın çıkmazken, yolcu ve mürettebatın tamamı kurtuldu.Tegen deze tijd stond het gehele vliegtuig in brand en waren de passagiers en bemanning bewusteloos geraakt.
Üç kardeşlerin tamamı azlettikleri babalarıyla savaştı.Drie broers worstelen met de eigenschappen van hun overleden vader.
Belirsizlik: Tamamıyla belirli olma eksikliği, yani, bir olasılığının birden fazla olma durumu.Absolute schaarste: als er te weinig van een bepaald goed is.
Köy halkının tamamı Kürtçe konuşmaktadır.Nagenoeg de hele bevolking spreekt Tuvaluaans.
Profesyonel kariyerinin tamamını Athletic Bilbao kulübünde geçirdi.Hij speelde z'n ganse carrière bij Athletic Bilbao.
55 UEFA üyesinin tamamının elemelere katılımı beklenmektedir.Alle 55 landen die zijn aangesloten bij de UEFA mogen deelnemen aan dit toernooi.
Tamamıyla 3D teknolojisi üzerine geliştirilmiştir.De film werd gemaakt met stereoscopische 3-D technologie.
Bu belki de binanın tamamının yanmasına yol açabilmektedir.Dit zal alles dermate doen opwarmen dat de hele stad zal afbranden.
Envanterinde tamamı CFM56-2 motoruyla donatılmış 5 adet uçak bulunmaktadır.In totaal zijn er reeds rond de 25.000 CFM56-motoren gebouwd.
İrlanda tamamıyla bir kır ülkesidir.Het is een duidelijk Rijnlands gebruik.
Bu oranın neredeyse tamamını katolik mezhebine mensup hristiyanlar oluşturmaktadır.Deze geldt voor vrijwel alle christelijke kerken tot op de dag van vandaag.
1987 yılında ise öğretim görevini bırakarak, hayatının tamamını oyunculuğa verdi.In 1987 gaf hij het lesgeven op, om zich volledig op het acteren te storten.
Bu yangınlar her defasında kentin tamamına yakını tahrip etti.Door de daaropvolgende branden werd de stad nagenoeg geheel verwoest.
Bu dönemde Partların etkisi tamamıyla ortadan kalkmış ve onların yerini Sasaniler almıştır.Dit pand zal te zijner tijd worden gesloopt en plaatsmaken voor woningen (appartementen).
On yaşıma geldiğimde Kur’ân’ı tamamıyla ezberlemiştim.Toen hij twintig jaar was werd zijn dichtbundel Terugkeer gepubliceerd.
Bu saldırıların tamamı savaş suçu olarak değerlendirilmektedir.Bovendien worden deze methoden gezien als oorlogsmisdaad.
Profesyonel kariyerinin tamamını Dinamo Kyiv kulübünde geçirmiştir.Hij beëindigde zijn carrière bij Dinamo Kirov.
Maçın tamamında oynadı.Hij speelde de gehele wedstrijd.
Giorgione'nin hayatına dair kısıtlı bilgilerin tamamı, Giorgio Vasari'nin Vite adlı eserinden elde edilmiştir.Zijn leven werd beschreven in de Vite van Giorgio Vasari.
Günümüz modern savaş uçaklarının neredeyse tamamı bu sistemi kullanır.De meeste moderne oorlogsschepen zijn met dergelijk systeem uitgerust.
Köyün tamamı gürcüdür.Het hele gebied is de dupe.
Gerçekten de Papa Gregarious da bu gelişmeden tamamiyle memnunsuz değildi.En Gregor zelf voelt zich toch ook niet zo lekker meer.
Sonuç olarak, şarkıların bir kısmını veya tamamını İngilizce olarak söyleyen ülkeler de oldu.Als gevolg worden elk jaar veel liedjes geheel of gedeeltelijk in het Engels gezongen.
Brueghel İkarus öyküsünü tamamıyla kendi çağına taşımıştır.Diego Gelmírez schrijft hier zelf vrij onomwonden over in zijn Historia Compostellana.
Üyelerinin tamamı İsviçre vatandaşlarından oluşur.De Zwitsers vormen de bevolking van de staat Zwitserland.
Parkurun tamamı işaretlenmiş olup sponsor kuruluşlar ve gönüllüler tarafından bakımı yapılmaktadır.De tuin wordt volledig onderhouden en verzorgd door vrijwilligers van het Bredevoorts Belang.
Mezraların tamamı aynı güzergah üzerindedir.Al deze lochs liggen op hetzelfde riviertje.
Dokunan motiflerin tamamının bir anlamı vardır.Sommige terugkerende motieven hebben symbolische betekenis.
Yolun tamamı E E99 Uluslararası yolunun bir parçasıdır.De gehele weg maakt deel uit van de E19.
Ve tüm bu dönemlerde tamamı Müslüman Türk olarak kaydedilmiştir.Sinds die tijd is iedere ziel moslim.
Doğal şartlarda DNA'nın hemen hemen tamamı sağ ellidir.Grote delen van het DNA zijn nagenoeg identiek.
Bibliyografya veya bibliyografi, bir konu hakkındaki yayınların tamamı.De volledige biografie en de bibliografie Het vierkant gewijd aan hem
Stadyum tamamı koltuklu 46.000 seyirci kapasitesine sahip.Bij de WK had het een capaciteit van ruim 46.000 toeschouwers.
Öykünün ses kayıtları bulunmasına rağmen bölümlerin tamamı kayıptır.Als je naar mijn verhalen luistert, zullen al je ziekten verdwijnen.
Tamamı halterde altı madalya kazanan ülke, madalya sıralamasının 13. basamağında yer aldı.De zes medailles waren goed voor de dertiende plaats in het medailleklassement.
Bu tura katılan takımların tamamı ve oynanan maçların sonuçları bilinmemektedir.Al die regels die daar gelden, het officiële van de wedstrijden spreekt mij niet aan.
Bu, özellikle ülkenin tamamında bulunan eski nehirlerin kalıntıları tarafından kanıtlanmaktadır.Świadczą o tym zwłaszcza pozostałości starożytnych rzek znalezionych w całym kraju.
Akşamın ilerleyen saatlerinde yaklaşımımız tamamiyle değişti.W połowie wieczoru, nasze nastawienie kompletnie się zmieniło.
Gandi ve Kongre Çalışma Komitesinin tamamı Britanyalılar tarafından 9 Ağustos 1942'de Bombay'da tutuklandı.Gandhi, jak cały Komitet Wykonawczy Kongresu, został aresztowany 9 sierpnia 1942 roku w Bombaju.
Andorra bu organizasyonda oynadığı on maçın tamamını da kaybetti.Andora przegrała wszystkie dziesięć pojedynków w tych rozgrywkach.
Yaz kuraklıından dolayı yazın (Ağustos) tamamıyla kurur.Қайсар-Hurricane Қызылордау) od 2001: Kajsar Kyzyłorda (kaz.
Tip II bir uygarlık yıldızsaldır, yıldızının yaydığı enerjinin tamamını ya da 1027 Watt'ını kullanabilir.Typ II – cywilizacja zdolna do wykorzystania całej energii dostępnej od swojej gwiazdy.
Sınavın tamamı, 180 dakika sürmektedir.Egzamin jest jednoczęściowy i trwa 180 min.
Tamamiyle ahşap bir yapıdır.Konstrukcja całkowicie drewniana.
Avustralya'nın tamamına yakınında bulunur.Występuje na terenie prawie całej Australii.
2010-2011 sezonu öncesi tribünlerin tamamı koltuklu hale getirildi. ^Przed sezonem 2010/2011 wymieniono prawie cały skład.
İlgili Sayfalar