tamamı ile cümle
tamamı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Polimerler tamamıyla elastik değildir; onları bükmek enerji ister.Polymeren zijn niet volledig flexibel; ze buigen vereist energie.
Bu, özellikle ülkenin tamamında bulunan eski nehirlerin kalıntıları tarafından kanıtlanmaktadır.Dit blijkt met name uit restanten van oude rivieren die door het hele land gevonden zijn.
Ve köyün tamamı Asiyan (Asî) aşiretindendir.Het behoort tot de stad (bashkia) Vorë.
İsrail ise Kudüs'ün tamamını (hem batı hem doğu) ebedi başkent ilan etmiştir.Al-Yasa riep de Israëlieten tot het ware pad en herinnerde zijn volk aan de boodschap van God.
Bugün halkın tamamı, hayvancılık ve ziraati beraber yürütmektedir.Op deze Dag des oordeels worden alle doden gewekt en gewogen.
Tamamıyla bir yeniden oluşturma elbette mümkün değildir.Volledig herstel is niet mogelijk.
Kanalın tamamının geçiş süresi gemiler için yaklaşık 12 saattir.Een bootreis langs het hele kanaal duurt minstens 12 uur.
Severa'nın, ilişkilerinin tamamı hakkındaki düşünceleri çok iyi kaydedilmemiştir.Severa's eigen visie op de hele affaire is slecht gekend.
Kabartayların tamama yakını ve Balkarların tamamı ise Hanefi/Müslümandır.Voorbeelden zijn er te over en van (bijna) alle tijden.
Bu yapıların tamamı 30'dan fazla sayıda bahçenin veya terasın ortasında yer alır.Deze gebouwen staan te midden van meer dan 30 verschillende tuinen of individuele terrassen.
Oyun tamamıyla ücretsizdir.Het spel is volledig gratis.
Fakat türün tamamı tehdit altında olarak kabul edilmez.De gehele soort wordt als niet bedreigd beschouwd.
Her nasılsa, bunu tamamiyle reddediyorum.Niettemin verwerpt hij het niet totaal.
Anketlerin tamamı 2015 yılına aittir.Alle cijfers hebben betrekking op het jaar 2015.
Belli bir hücre veya hücre tipinde bulunan proteinlerin tamamı onun proteomu olarak adlandırılır.De verzameling van alle eiwitten van een organisme of van een cel noemt men het proteoom.
Mahalle halkının tamamı Kuman Türküdür.Al te goed is buurmans gek.
M3 aslında M2 Yarı paletli aracın tamamiyle geniş bir kopyasıydı.De M3 was een modernere versie van de M2 Half-Track Car.
Quincey Morris ve Arthur Holmwood ise tamamıyla oyun dışında bırakıldı.Quincey Morris en Arthur Holmwood ontbreken.
Lipanların hemen hemen tamamı öldürülmüş ya da yakalnmışlardır.Bijna alle Vlamingen werden gedood of gevangengenomen.
Toscanelli hayatının neredeyse tamamını Floransa’da geçirmiş, zaman zaman Roma’ya seyahat etmiştir.Toscanelli woonde het grootste deel van zijn leven in Florence, met af en toe uitstapjes naar Todi en Rome.
"Roma tatili" tamamı İtalya'da çekilen ilk ABD filmidir.La presa di Roma was de eerste Italiaanse film die openbaar in Italië getoond werd.
Tamamı geminin içinde öldü.Bevindt zich helemaal onder in het schip.
Köy halkının tamamı Hristiyandır.De gehele christelijke bevolking wordt omgebracht.
Günümüzde neredeyse tamamı yok olmuştur.Tegenwoordig zijn ze vrijwel allemaal verdwenen.
Serinin tamamı genel bütçenin otuz katını kazandı.In totaal werd 30 keer de landstitel gewonnen.
Tamamıyla Mekke'de indirildiğine inanılmaktadır.Dit genoom is volledig in kaart (gesequenced) gebracht.
Yedi dış plakanın tamamının merkezine bir büst resmedilmiştir ki muhtemelen her biri bir tanrıya aittir.Elk van de zeven buitenplaten vertoont centraal een buste, waarschijnlijk van een godheid.
Resim Van Gogh'un ilk tamamı bitirilmiş eserlerinden biridir.Het is de laatste voltooide film van Theo van Gogh.
Yaz kuraklıından dolayı yazın (Ağustos) tamamıyla kurur.De vassa duurt van de volle maan van (meestal) juli tot de volle maan van (meestal) oktober.
Beden tamamiyle kirden, bedensi sıvılar ve deri üzerinde bulunan katı nesnelerden temizlenir.De mensen worden met ronde, rechtstreeks op het lichaam geplaatste hoofden afgebeeld.
Gösteri müziğinin tamamı Jeremy Zuckerman ve Benjamin Wynn'den oluşan "The Track Team" tarafından bestelendi.De muziek in de serie is geheel gecomponeerd door Jeremy Zuckerman en Benjamin Wynn.
Madalyaların tamamı atletizmde elde edildi.Deze medaille werd in de atletiek behaald.
Buna karşılık Çin Halk Cumhuriyeti dağın tamamı üzerinde hak iddia etmektedir.De Volksrepubliek China claimt zelfs het hele gebied.
VDSL2 tamamiyle karışık bir protokoldür.Profielen: VDSL2 is een complex protocol.
Sovyet pasaportlarının tamamının süresi 2008 yılında dolduğundan yeni bir pasaport ihtiyacı oluştu.De meeste inwoners van Zuid-Ossetië verkregen in de jaren vanaf 1991 een Russisch paspoort.
Grubun şarkı sözlerinin tamamı İngilizce bestelenmiştir.Het lyrics van de band zijn geheel gezongen in het Engels.
Tamamı koltuklu olmak üzere 60.000 seyirci kapasiteli olup, ülkedeki en büyük üçüncü stadyumudur.Er kunnen 60.000 toeschouwers en daarmee is dit het grootste stadion van Tanzania.
Onlar fakir olanlara tamamını verdiler."Ze behoorden aldus tot de zogenaamde minores gentes (jongere gentes).
Köy halkının tamamı Kafkas göçmenidir.Alle besmette inwoners worden gek.
1979 yılından bu yana, bu iki paramiliter örgütün tamamı yeniden yapılanmaya uğramıştır.Vanaf 1979 werkten de broers weer volledig met elkaar samen.
Parçaların tamamını Henry Mancini bestelemişti.Zo werd hij met Henry Mancini bekend.
Kariyerinin tamamını AFC Ajax takımında geçirmiştir.Swart speelde zijn hele professionele carrière voor AFC Ajax.
Klip şarkının tamamını içermektedir.Hieronder volgt de volledige tekst van het lied.
Albümün tamamı Rusça şarkılardan oluşmaktaydı.Dit album werd helemaal in het Russisch gezongen.
Köyde yaşayan halk tamamı değişik etnik kökene sahip insanlardan oluşmaktadır.Zo wordt Centrum bewoond door mensen met allerlei nationaliteiten.
2015 yılından beri yolun tamamı bölünmüş yoldur.Sinds 2015 ligt het volledige parcours in het centrum.
Programlama dillerinin neredeyse tamamında var olan, yaygın kullanılan bir döngüdür.Alle veelgebruikte programmeertalen zijn turingvolledig.
Ertesi yıl Sicilya'nın tamamını ele geçirerek Müslüman Sicilya Emirliği'ne son verdi.Het volgende jaar veroverden ze heel Sicilië, wat een einde maakte aan het islamitische Emiraat Sicilië.
Üstelik bu taburun tamamı kızlardan oluşmaktadır.Bovendien bestaat deze categorie vooral uit meisjes.
Burada verilen bilgiler tamamiyle güvenilir değildir.De overvloed aan informatie die hierdoor is ontstaan, is niet altijd even betrouwbaar.
Johnson programının hemen hemen tamamını gerçekleştirmiştir.Zij presenteerden het programma bijna volledig in rijm.
Şehir, adanın tamamını kaplar.Deze nieuwe gemeente omvat het volledige eiland.
Avustralya modern Yaz Olimpiyat Oyunları'nın tamamına katılım göstermişti.Australië is een van de landen die aan alle Olympische Zomerspelen hebben deelgenomen.
2016 yılı itibarıyla yolun tamamına yakını duble yoldur.De straat was tot 2016 over de gehele lengte geschikt voor tweerichtingverkeer per auto.
Bu taktik tamamıyla Berohan Yasaları ile bütünleşmişti.Dit strenge optreden heeft alles te maken met het aangescherpte asielbeleid.
Tamamiyle ahşap bir yapıdır.Het heeft een hoofdgebouw dat geheel van hout is.
Tamamında 73 yatak vardır.Het ziekenhuis heeft 76 bedden.
Bu işlemlerin tamamına ise sinema endüstrisi adı verilmektedir.Het geheel van deze organisaties wordt de milieubeweging genoemd.
Tamamı Alevilik inancına sahiptir.Hij belijdt de alevitische godsdienst.
İyilik ve kötülük yapan ruhların tamamıdır.Ze geloven in geesten van overledenen, goede en kwade.
İlgili Sayfalar