tamamı ile cümle

tamamı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Her şeye rağmen Kalfat topraklarının tamamı tarıma elverişlidir.Toda a Terra está cheia da sua glória.
Stockton kariyerinin 19 yılını bir başka deyişle tamamını Utah Jazz'de geçirdi.16ª escolha geral do draft da NBA de 1984, Stockton passou os 19 anos de sua carreira no Utah Jazz.
Savaştan sonra şehrin neredeyse tamamı yıkıldı.A cidade estava quase completamente destruída ao final da guerra.
Yaklaşık 13.000 türü vardır ve tamamı karada yaşarlar.Assim, 1000 Vivos começa a tocar em todo o país.
İnsanlar iktisada dayalı olarak yaşadıklarından, tamamı, kendi evlerini yapmış ve işlerini kurmuşlardır.Agora os personagens são quase adultos, têm sua própria casa e cuidam da própria vida.
Albümün tamamı 31 Ağustos 2009'da internete sızdırıldı.O álbum inteiro vazou em 31 de Agosto de 2009.
Şah’ın otobiyografisinin başka unsurları tamamiyle kurgu gibi görünüyordu.Outros elementos da autobiografia de Shah pareciam ter sido pura ficção.
Bundan sonra Kral ve kraliyet ailesinin tamamı devrim'in düşmanı ilan edildi.Por outro lado, a destruição completa do rei e do povo será o resultado de sua iniquidade.
Tamamında 73 yatak vardır.Ao todo são 76 carros.
Tespit edilen metinlerin söz varlığının neredeyse tamamına yakını Türkçe kökenli sözleri içerir.Ele é o único orador romano cujos discursos chegaram até nós praticamente na íntegra.
Midili ilk ayaklanmaya kalkışandı ve tamamıyla başarısızdı.Sua tentativa inicial de reagrupar o KAU fracassou.
Sonuç olarak, şarkıların bir kısmını veya tamamını İngilizce olarak söyleyen ülkelerde oldu.Como resultado, muitas das canções são cantadas completa ou parcialmente em Inglês.
2006 yılında yayınlanan ikinci sezonda Siberler tamamıyla yenilendi.A temporada de 2006 introduziu uma variação totalmente nova de Cybermen.
Hastanenin giderlerinin neredeyse tamamı bağışlarla karşılanmaktadır.Os arquivos são adquiridos na sua quase totalidade a partir de doações.
Uçaktaki 27 kişinin tamamı kurtulmuştur.Todos os dezessete empregados do estacionamento se salvaram.
Maçın tamamında oynadı.Jogou a partida toda.
Yaz sonunda ise adanın tamamı Fransızların eline geçti.No principio de Junho, toda a ilha estava nas mãos dos alemães.
Tamamıyla dostçuldur.E é óbvio que ela é amigável.
Mezraların tamamı aynı güzergah üzerindedir.Todos estes templos estão situados na mesma região.
Müzik videosu ve ‘Let’s Fly’ albümünün tamamı ise 21 Nisan'da yayınlandı.O vídeo da música completo, bem como o seu mini-álbum de debut Let's Fly, foi lançado no 21 de abril.
Kasaba halkının tamamı çalışmaktadır.Opera todos os sistemas de segurança da cidade.
Tamamı erkek olsaydı hiçbir anlamı olmazdı, bu yüzden onlar için daha gerçekçi bir ortam yaratmak istedim.Um ser que não carecesse de nada não desejaria nada, seria um ser perfeito, um deus.
Tamamı koltuklu olan stad olimpik faaliyetler için de elverişlidir.Esta vila é destinada a ser uma casa auto-suficiente para todos os participantes olímpicos.
Grup elemanlarının tamamı filmde rol aldı.Cada um contribuiu com um filme.
Ancak yine de kalıtım konusu tamamıyla bir gizemdi.Para todos os demais, tais procedimentos ainda são um completo mistério.
3 Mart2007 tarihinde Shibuya, Tokyo daki Cinema Rise'da filmin tamamı gösterilerek premieri yapıldı.Em 3 de março de 2007, o filme completo foi exibido no Cinema Rise em Shibuya, Tóquio.
Şirket tamamıyla yas tutmuştur.A empresa fica bem.
Profesyonel kariyerinin tamamını İstiklal kulübünde geçirdi.Toda sua carreira literária foi conquistada no exílio.
1944 yılında ise ciltlerin tamamı bir kütüphanede bulunur.A partir de 1901 foi bibliotecário em diversas outras bibliotecas.
1971'de üç konuşmacının bu dili konuştuğu bilinmekteydi; ancak 1981'de tamamıyla yok olduğu belirtilmektedir.Em 2000, esta língua ainda era falada por 24 falantes, mas considerava como em iminência de extinção.
Ancak ahalisi sırf Hristiyan olan yerlerde üyelerin tamamı Hristiyan olacaktı.Tudo isso já ocorria numa época em que os cristãos eram somente uma minoria marginalizada.
İslâm geleneğinde Kur'an-ı Kerim'in tamamını ezbere bilen kişiye hâfız denir.Indica àquele que sabe por inteiro e de cor o Alcorão.
Bu bölgede buzun tamamı bir arada hareket eder.Há gelo rápido ao longo de toda a frente.
Filmin tamamı (Rusça)Sinopse do filme (em português)
Ömrünün neredeyse tamamını Oostende'de geçirmiştir.Jogou praticamente toda sua carreira no Valencia.
Nüfusun tamamı alevi inancına sahiptir.O Wikcionário tem o verbete Fé.
Neredeyse hayatının tamamını ağaç üstünde geçirir.Passa a maior parte de sua vida no subsolo.
Filmin tamamı Tarsus'ta çekilmiştir.O filme foi gravado em Goiás.
Bu oyuncuların tamamı maç kadrosunda bulunabilirken aynı anda altı tanesi sahada yer alabilecekti.Até 6 jogadores podem se combater ao mesmo tempo.
Q kodları; tamamı Q ile başlayan, 3 harfli mesajlardır.Cada código começa com KZ-, seguido de três letras.
Şirketin tamamı aileye aittir.É possível que a região toda fosse propriedade da família.
Bu banknotların tamamı Türkiye'de basılmıştır.Todos esses charutos são produzidos em Honduras.
Önceleri Kenya Dağı'na verilen bu isim daha sonraları ülkenin tamamı için kullanılmıştır.O nome da província mais conhecida dos Países Baixos, a Holanda, foi usada para se referir a todo o país.
Arazilerin tamamında başta buğday, ayçiçeği olmak üzere her çeşit tarım ürünü yetiştirilmektedir.Foi ele o primeiro a produzir em grande escala farinha de trigo inteiramente nacional.
Bu konuşmada tamamı ile yeni olan, uzayı kuantumlaştırma yaklaşımını ilk kez ortaya atmıştır.Foi ali que, pela primeira vez, começou a explorar o novo campo da meteorologia.
Günümüzde kasaba nüfusunun tamamına yakını Kürtçe konuşmaktadır.É falado virtualmente por toda a população.
Edebiyatçı Namık Kemal, birkaçı dışında eserlerinin tamamını bu dönemde Kıbrıs'ta vermişti.Steve Howe admitiu que o grupo como um todo estava inseguro musicalmente naquela época.
Onun görüşleri tamamiyle pratik yarar sağlayan, mantıklı, güvenilir bilgiler ortaya koyar.Confiam mais em coisas palpáveis, concretas, informações sensoriais.
Modern işlemcilerin tamamına yakını İkiye Tümleyen gösterimini kullanmaktadır.Quase todos os produtores, atualmente, utilizam-se do segundo método.
Mal kavramı bunların tamamını kapsar.Então é isso que abrange em todo o Fortune.
1994'te kulüp tamamiyle profesyonelliğe geçti.De 1996 até os dias de hoje, a orquestra manteve-se totalmente profissional.
Tamamı koltuklu olan stadyumda kapalı devre kamera sistemi de mevcuttur.Além disso, o estádio têm um moderno e completo equipamento de câmeras de segurança.
Kasti bir şekilde, yazılanları tamamıyla farklı bir şekilde yorumlamak.Veja como em cada som o perfil é diferente.
Belediyelerin tamamının isimleri, belediye merkezinin olduğu kent ile aynıdır.Cada departamento recebeu o mesmo nome da sua cidade-sede.
500 kopyası üretilen tekli, 2 günde tamamiyle satıldı.Duplo de platina, com 500 mil cópias vendidas em dois meses.
Tamamlanmış çalışmayla tamamıyla aynı olması yönünde herhangi bir çalışma yapılmamıştır.Não há maneira de trabalhar com um projeto inteiro.
Ertesi yıl Sicilya'nın tamamını ele geçirerek Müslüman Sicilya Emirliği'ne son verdi.No ano seguinte, eles conquistaram também a Sicília, destruindo o emirado muçulmano da Sicília.
Yüzeyde ele geçen yontmataş endüstrisi ürünlerinin hemen hemen tamamı çakmaktaşından yapılmış parçalardır.A principal fonte de economia é a industria formada em quase sua totalidade por fábricas de calcário.
Modern e-posta sunucularının neredeyse tamamı tarafından desteklenir.A relação dos beneficiados era quase sempre enviada por email.
On ressamın tamamı New York ya da Boston'da aktifti.Alle tien waren actief in New York of Boston.
İlgili Sayfalar