tamamı ile cümle

tamamı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
Los Angeles 1932 Yaz Olimpiyatları'nda halter mücadeleleri, tamamı erkeklerde beş klasman içermekteydi.In Los Angeles 1932 stellten die Japaner fünf Olympiasieger, alles Männer.
Ancak karaciğerin tamamı bağışlanamaz.Nur die Leber wurde nicht verspeist.
Yürütmeyle ilgili kararların tamamı Cumhurbaşkanının kontrolündedir.Die Aufgabe des Gouverneurs ist die Leitung der gesamten Regierungsgeschäfte.
İyilik ve kötülük yapan ruhların tamamıdır.Es gibt demnach nur gute Menschen, die Gutes tun und böse Menschen, die Böses tun.
Avustralya'nın tamamına yakınında bulunur.Der Vogel kommt in fast ganz Australien vor.
Büyük Kuzey Savaşı boyunca Valmiera yıkıldı ve 1702 yılında tamamiyle yandı.Während des Großen Nordischen Kriegs wurde sie 1702 zerstört.
Üyelerinin tamamı İsviçre vatandaşlarından oluşur.Sie sind allesamt Schweizer Konvertiten.
Kent ahalisinin tamamı Fars ve Şii'dir.Die meistgelesenen Zeitungen Albaniens sind Shqip und Shekulli.
Her şey tamamıyla böyle yaşanmadı.Ça ne s'est pas du tout passé comme ça.
Tamamıyla bir yeniden oluşturma elbette mümkün değildir.Mais il ne lui est pas possible de restaurer complètement.
Gandi ve Kongre Çalışma Komitesinin tamamı Britanyalılar tarafından 9 Ağustos 1942'de Bombay'da tutuklandı.Gandhi et tout le comité dirigeant du Congrès sont arrêtés à Bombay par les Britanniques le 9 août 1942.
Ancak şimdi onun içindeyim ve tamamını izleyeceğim" dedi.Et Regarde-moi aujourd'hui telle que je suis ».
Peace TV programlarının tamamı İngilizce dilindedir ve ücretsiz yayın yapar.Les programmes de Peace TV sont en langue anglaise et diffusés en clair.
Bu, özellikle ülkenin tamamında bulunan eski nehirlerin kalıntıları tarafından kanıtlanmaktadır.Ceci est particulièrement mis en évidence par les vestiges d'anciennes rivières trouvées dans tout le pays.
Oyun tamamıyla ücretsizdir.Le jeu est entièrement gratuit.
Rus İmparatorluğu çöktüğünde, ADR Rus Hazar filosunun tamamını miras aldı.Lorsque l'Empire russe s'est effondré, ADR a hérité de toute la flottille russe de la mer Caspienne.
Ancak bu ışınımın tamamı insan gözüyle algılanamaz.Toutes les fréquences de ce rayonnement ne sont pas visibles par l'œil humain.
On ressamın tamamı New York ya da Boston'da aktifti.Les Dix furent actifs à New York et Boston.
Ülke elektrik enerjisi ihtiyacının tamamını kendi üretir.Il produit lui-même la totalité de l'énergie dont il a besoin.
Ailenin tamamı büyücüdür.Son père est magicien.
Ekranın tamamını yakalayın. ^ (yazılım)Screen (Instrumental) (スクリーン...?)
Tamamı kendi el yazısıydı.Il est entièrement écrit de sa main.
Burada verilen bilgiler tamamiyle güvenilir değildir.L'information qui y est rangée n'est pas digne de confiance.
19. yüzyılda şiirin tamamı Lehçe, Almanca ve Rusçaya çevrildi.Le XIXe siècle voit encore des traductions intégrales en polonais, en allemand et en russe.
Bu partikülün tamamı virion olarak adlandırılır.Cette particule est appelée virion.
Albümün tamamı, grubun MySpace sayfasında yayınlanmadan birkaç gün öncesine kadar dinlenebiliyordu.L'album pouvait être écouté en entier sur la page myspace du groupe quelques jours avant la sortie.
Ovalar tamamıyla açıktır.Les vannes sont entièrement ouvertes.
Dijital reklam panosu 47. ve 7. köşede yer aldı ve Ağustos ayının tamamı boyunca izlenebilir oldu.Le panneau digital était placé au coin de 47th et 7th et était visible pour un mois.
Çalışmanın tamamında yalnızca 2 kişi dört aşamanın tamamında tepki vermiştir.Seuls deux individus dans toute l’étude ont répondu aux quatre éléments.
4 uçağın tamamının 2010 yılında hizmete girmesi beklenmektedir.La mise en service complète des 4 voies a été réalisée en 2010.
Bu, Boemondo'nun Makedonya ve Teselya'nın tamamına yakınını ele geçirmesine yol açtı.Ceci donnait à Bohémond le contrôle de la Macédoine et de presque toute la Thessalie,,.
Çalışma büyük ölçekli olup mihrabın arkasındaki duvarın tamamını kaplayacak şekilde tasarlandı.Tout ce matériel était consciencieusement caché derrière le mur de la cellule.
Arajs Kommando üyelerinin tamamı gönüllüydü ve herhangi bir zamanda özgürce ayrılabilirlerdi.Tous, sans exception, étaient volontaires, et libres de quitter Arājs à tout moment.
Ancak yine de kalıtım konusu tamamıyla bir gizemdi.Quoi qu’il fasse, elle reste totalement un mystère pour lui.
Tamamı erkek olsaydı hiçbir anlamı olmazdı, bu yüzden onlar için daha gerçekçi bir ortam yaratmak istedim.Cela n'aurait aucun sens s'ils avaient tous été des mâles, et j'ai voulu créer un contexte réaliste.
Akşamın ilerleyen saatlerinde yaklaşımımız tamamiyle değişti.Au milieu de la soirée, notre attitude avait complètement changée.
Amsterdan konserinin tamamı 1998 yılında "The Night Watch" ismiyle yayınlanmıştır.L'intégralité de ce concert est parue en CD en 1997 sous le titre The Night Watch.
17. yüzyılda tamamı renove edilmiştir.Au cours du XVIIIe siècle tout l’ensemble est complètement restauré.
Bununla birlikte, Zen kutsal metinleri tamamıyla boşlamış da değildir.Il trouva le saint des saints totalement vide.
Şehir, adanın tamamını kaplar.Le territoire de la commune recouvre toute l'île.
Şarkının tamamı will.i.am tarafından seslendirildi.Toutes les musiques sont composées par will.i.am.
Yahudi mahallasinin tamamı talan edildi, 12 Yahudi öldü ve yaklaşık 50 Yahudi yaralandı.Tout le quartier juif est pillé et le pogrom fait 12 morts et plus de 50 blessés parmi la population juive.
Ancak sonuçlar tamamiyle hayal kırıklığı olmuştur.Les résultats sont assez décevants.
Halkın tamamı ulusal hastalık sigortası ile sigortalanmaktadır.Certains traitements sont pris en charge par la Caisse nationale d'assurance-maladie.
Sayfanın tamamını kullanabilmek için genişletebililr.Permettant ainsi l'exploitation de la totalité de la ligne.
Albümün tamamı 31 Ağustos 2009'da internete sızdırıldı.L'album a filtré sur Internet dans son intégralité le 16 août 2008.
Yer ve su ruhlarını da içeren doğal varlıkların tamamından oluşan bir külttür.L'eau douce appartient à la Terre ainsi qu'à tous les êtres vivants.
Araçların tamamı teslim edilmiştir.Tous les véhicules sont réquisitionnés.
2005 yılında yapılan koltuk çalışmasıyla stadın tamamı koltukla donatılmıştır.À la suite de la rénovation en 2005, l’ensemble du stade est équipé de sièges.
Büyükçe pencerelerin tamamı, ayrı bir dönemde küçültülmüştür.Toutes ces fenêtres sont réparties d'une manière déséquilibrée.
1 yufkanın tamamını tepsiye yayın.Produit par Everybody On Deck.
Tamamiyle karmaşıktır.Très complexe.
Avustralya'nın tamamına yakınında bulunur.On le trouve dans presque toute l'Australie.
Tamamı ile Yeni Güney Galler'in içindedir.Il est remporté par la Nouvelle-Galles du Sud.
İyilik ve kötülük yapan ruhların tamamıdır.Chez les esprits, il y a des esprits bons et mauvais, des esprits bénéfiques et maléfiques.
Tamamı Stranda Belediyesinde bulunmaktadır.Tous les députés de la Plaine sont présents.
Kadınların tamamı köle de değil Gorda.Ces femmes ne sont pas des esclaves sexuelles, ce sont des esclaves tout court.
Orkestra tamamıyla seyircinin görüş alanındadır.Au centre de toutes les actions de l'orchestre trouve le public.
Herhangi bir giysinin tamamında ya da bir bölüminde kullanılamaz.Pas n'importe quand ni sous n'importe quel masque.
Kilisenin tamamı tuğla ile örülmüştür.L'ensemble de l'église est voûtée d'ogives.
İlgili Sayfalar